
LinkedIn tarafından showcase olarak gösterilmek bizim için yalnızca bir takdir değil; yıllardır kültürümüze, çalışan deneyimine ve işveren markamıza yaptığımız yatırımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteren önemli bir kilometre taşı.
Bu bölümde bu başarının perde arkasını konuşuyoruz. LinkedIn'in dikkatini çeken yaklaşımımız neydi, hangi projeler öne çıktı, işveren markasını oluştururken neleri farklı yaptık ve bu unvan aslında ne ifade ediyor? Eğer güçlü bir işveren markası nasıl inşa edilir diye merak ediyorsanız, tüm hikâyesi bu bölümde.
*
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
LinkedIn, LinkedIn, LinkedIn, LinkedIn.
Çak, şovkez olduk. LinkedIn şovkeziz.
Merhabalar. Bugün Fiber Sosa Sohbetler'de nasıl LinkedIn şovkez olduk onu konuşuyoruz.
LinkedIn şovkez ne demek?
Biz bunu nasıl başardık?
Ve LinkedIn'da neyi farklı yapmak istiyoruz?
Tamamıyla gündemimiz bundan ibaret.
Hande burada. Hande'yi zaten tanıyorsunuzdur.
Kameraya bir selam ver. Burada. Selam.
Ve benim nam-ı değer Ceco'cum burada.
Kübra hoş geldin. Hoş buldum Ceco'cum.
Nasılsın? İyiyim.
Biraz heyecanlıyım sadece. Ama LinkedIn'i anlatacağız diye de çok mutluyum.
Şimdi kafa karışmasın.
Biz çok yakın çalışan iki ekip arkadaşız.
Ceco kurumsal iletişim tarafında görev yapıyor.
Ben de daha çok insan kültür tarafında kültür dönüşüm tasarımcılığı yapıyorum.
LinkedIn'ı biz beraber yönetiyoruz.
Ben ona ceco diyorum o bana ceco diyor.
O bana ceco demeye başlamıştı ben de ona ceco diyorum.
Böyle birbirimiz arasında bir iletişimimiz var.
Aynı kelime üstünden birbirimize hitap ediyoruz.
Değil mi cecocuğum? Vallahi öyle yani biz ilk başladığımız zaman hatta nasıl olacak ne yapacağız falan derken.
Ceco ile birlikte çok güzel bir uyum yakaladık.
LinkedIn'in bugün gerçekten iyi bir başarı yakalamasında da bence bu uyumun çok büyük bir etkisi var.
Aynen öyle. Katılıyor musun?
Kesinlikle katılıyorum. Atışmalarınızı çok seviyorum.
Bu sayede de bence inanılmaz samimi, güzel içerikler LinkedIn'e de yansıyor.
Harikasınız. Yani bayağı arka tarafını falan da konuşacağız.
Burada artık gerçeklerimizi falan da açıklayacağız.
Yani bir LinkedIn gönderimiz nasıl ortaya çıkıyor?
Birbirimizden nasıl izin alıyoruz?
Onlar da mı konuşacağız? Onlar da konuşacağız.
Kan tergözlüsü onlarla konuşuyorsun.
Başka bir şey konuşacağız gibi düşünüyoruz da.
Bir LinkedIn Showcase'de olurken bu işbirliği nasıl sağlayalım?
LinkedIn Showcase nedir? Biz LinkedIn'den bu örnek nasıl gösterildiği konuşurken tabii ki bunun arka planı konuşmayacak mıyız sen de?
Konuşalım. Yani. Asıl eğlenceli kısmı da odası bence.
Asıl eğlenceli kısmı. Ceco'cum ben gönderi yayınlayabilir miyim?
Bugün içeriğin var mı?
Şöyle sabah Ceco'yla birlikte gözümü açıyorum.
Ceco günaydın ne yapıyorsun falan diye.
Akşama kadar birlikteyiz. Aynen yani.
Hayır benim içeriğim çıkacak.
Hayır benim içeriğim çıkacak.
Arada böyle bir paslaşmalar.
Onu ben yapıyorum. Onu ben yapıyorum.
Onun hiç şeyi yok.
Benim içeriğim çıksın şeyi hiç yok.
Ama benim var. Sen için içeriğin zamanlaması önemli.
Onu biliyoruz. Aynen benim işlerim genelde en önemlisi.
Ne zaman saat kaçta çıkacak?
Neden önce benimki çıkmadı?
Aynen öyle. Özeniyoruz yani burada şeyde.
Evet. Herkes görebilsin, takip edebilsin diye özeniyoruz.
Evet Ceco. Buyurun efendim.
Namıder Kübra Demir.
Evet. Bizim LinkedIn sayfamızın diğer LinkedIn sayfalarından farkı ne sence?
Ya aslında şöyle Biz TürkNet olarak bu yıl 30 yaşındayız.
Ve bizim 30 yaşında çok kullandığımız bir cümle var.
30 yıldır kalıplara sığmayan internet TürkNet.
Biz aslında hem TürkNet hem de TürkNetlileri olarak hiçbir mecrada kalıplara sığmıyoruz.
LinkedIn'de de bu bakış açısıyla biz başladık Ceco'yla.
Kalıplara sığmak istemedik çünkü LinkedIn'de biraz sektörde şöyle bir algı var.
Sadece kutlama mesajlarının olduğu, sadece ödül içeriklerinin olduğu bir mecra olarak görülüyordu.
Biraz daha ciddi gözüküyordu.
Ama biz TürkNet olarak dedik ki kalıplara sığmıyoruz ama...
kalplere sığabiliriz dedik ve çalışanlarımızı merkeze aldık.
Çocuk öncelikle teşekkürler cevabın için.
Kendisi böyle çok kameranın önüne çıkmayı çok tercih etmeyen biri bu arada.
Bunun öncesinde de bayağı bir vakit geçirdi.
Size özel saçlarımı mavi yaptım.
Aynen öyle. Ve şunu da fark ediyorum.
Diğer podcastlerde falan da kişiler hep bana doğru anlatıyor.
Ama sen seyirciye doğru anlatmayı tercih ediyorsun.
Bir noktada bildiğimi falan düşünüyor da olabilirsin.
Ondan sonra onu fark ettim sende de.
Güzel bir şey bu. Bence güzel bir şey bu arada.
Kamerayı hiç yoktan alıştığın gibi hissettim hemen sahnesinde.
Performansı iyi. Senden iyi.
Ben evet yani gelişiyoruz.
Sorun yok. Olacak bir sonraki podcastta daha iyi bir performans sergileyeceğiz.
Bence sence bizim LinkedIn sayfamızın diğer sayfalardan farkı ne?
Ben en çok samimiyeti seviyorum ve gerçekleri göstermesini.
Yani orada böyle sadece dışarıya hoş görünmek için işte bazı reklam ya da işte rakamlar vesaire yok.
Gerçekten bir yaşantı var.
Burada hani hem sizin tarafta Kübra'yla böyle şirketin içinden bulduğunuz böyle işte Ayın Starı gibi uygulamalarımızla böyle hani gerçek hikayeleri olması bence çok kıymetli.
Sen de diğer tarafta bu çalışan deneyimiyle ilgili hani ofisi çok açık bir şekilde göstermemiş.
En şeffaf şekilde göstereceğim doğrudan.
Evet yani çok gerçek bir hikaye var orada yani.
İnsanlar çok gerçek, anlatılanlar çok gerçek.
Bence en güçlü yanı bu kadar samimi bir şekilde tüm gerçekleri şeffafça ortaya koymak.
Çünkü biz hep böyle şey dedik.
Eğer biz eğlenirsek herkes eğlenir.
Yani sırf yapmış olmak için değil.
Hakikaten bugün Türknet'in LinkedIn sayfasına girdiğiniz zaman inanın orada o kadar büyük bir emek var ki ve çok eğleniyoruz.
Yani eğlendiğimiz için büyük ihtimalle o karşı tarafa yansıyor.
Hani en son ödül kısmından falan bahsedeceğiz zaten ama çalışanları merkeze koyduğumuz zaman, eğlendiğimiz zaman biraz başarı...
da kaçınılmaz oluyor açıkçası.
Zaten LinkedIn yüzümüz direkt karşımda.
Ben şey diyorum Ceyhun'a bazen.
Yeni bir meslek dalı yarattın.
LinkedIn influencerı. Şirket influencerı.
Şirket içeriklerini çekildi.
Evet. Yaptığımız görüşmelerde falan böyle şirket dışındaki arkadaşlarla da herkes seni tanıyor.
Ceyhun diyoruz bizim ekipte falan.
Ha evet ben onu tanıyorum. LinkedIn'de videolarda izlemiştim falan.
Yeni onboarding'e gelenler falan şey diyor.
Abi senden imza alabilir miyim?
Videolarını izledim. Öyle bir şey değil bu.
Yani seninle de çekineceğiz yani.
Bir süre sonra yani sen de şu onboardingin tamamına aşağı indiğinde sen de artık videolarda yer alan kişilerden biri olacaksın.
Çünkü benim... Yani çektiğim bir şey yok yani esasında.
Öyle bir profesyonel kamera değil.
Hepiniz biliyorsunuz yani burada. Bir tane telefonum var.
Bu telefonla beraber çekiyoruz.
Bir mikrofon aldık. Bu mikrofonu aldıktan sonra zaten iyice coştuk.
Yani bir kamera ve bir mikrofonla beraber çekiyoruz.
Ama işin güzelliği de o aslında. Doğallığı da o.
Yani böyle elimizde şeyle dolaşmıyoruz.
Elimde telefonla beraber şurada ofiste içerisine gidiyorum.
Bir soru belirleyip videolarımızı çekiyoruz.
O güzel. Yani şöyle bence bizim LinkedIn sayfasının diğer sayfalardan farkı bir noktada şu.
İşveren tarafının iletişimi var hem kurumsal tarafının iletişimi var.
Bu zaten bizim iş birliğimizle beraber gelen bir şey.
Bunun yanında işveren tarafı ve kurumsal taraf bizim şirketimiz içerisinde çok bütünsel.
Yani bir kurumsal iletişimin vardır mesela tamam böyle çok...
Kurum kurumsundur ondan sonra.
Ama işveren markası tarafın vardır.
Mesela daha eğlencelidir ve birbiriyle bütünleşmiyor.
Ama bizim ekibimiz ve kurumsal taraf yani markanın söylediği ve zaten bizim içeride yaşadığımız hayat da aynı olduğu için bütünleşik duruyor.
Bu esasında bizim iletişimimize de yansıyor bunu yaparken.
Çünkü konuştuğumuz dil de aynı.
Bunun yanında biz zaten tüm iletişimimizi şeffaf olarak yaptığımız için ve ekipteki herkes de artık buna alıştığı için güzel iletişimler çıktığını düşünüyorum.
Yani LinkedIn'da bunu bu noktada, çok özür dilerim.
Bunu bu noktada showcase olarak da kullanmak istedi.
Yani örnek bir LinkedIn sayfası kullanımı.
İşveren tarafının örnek bir LinkedIn sayfası olarak kullanmak istedi.
Çünkü hem iş ilanları tarafı daha anlaşılabilir, hızlı, kolay.
Hem live tarafını çok güzel kullanıyoruz.
Ondan sonra bültenleri falan geleceğim zaten diğer işbirlikten.
Ayın starları dedik. Yani burada hayat nasıl akıyorsa ya da ekip de şu an burada.
Bu podcastı şu an burada çekiyoruz ve normal hayatımızdan da ayrı bir şey olduğunu düşünüyor musunuz?
Yani bu kamera karşısında çok farklı davrandık da kamera kapanınca ofiste farklı bir şey olduğunu düşünüyor musunuz?
Aynısını LinkedIn'da da yapıyoruz mesela.
Teşekkürler bu arada. Kamera arkasında görüşmeyeceğimize rağmen yine de böyle yapıyoruz.
Teşekkür ederim ya. Harika bir beş insanla beraber.
Şu an burada. Etkisi bu.
Bir değil birlikteyiz ve buradaki herkes tüm TürkNet'ler sadece bizim içine geçerli değil.
Hakikaten herkes çok iyi insanlar, yaratıcı insanlar ve daha fazla ne yapabilir diye.
Yani hani TürkNet'in kuruluşları daha iyisi mümkün mü?
Evet. LinkedIn'de bunu o kadar fazla gösterdik ki en son ödül aldık zaten onu konuşacağız.
Peki farklı hangi işlerle beraber ödül aldık?
Neler yaptınız? Mesela bir tanesi ki benim en çok sevdiğim ki başka firmada görmedim.
Umarım var diye de yorumlar falan gelmez.
Şöyle biz LinkedIn'e girdiğiniz zaman bir firmanın ana sayfası vardır.
tarafta cover alanı vardır. Biz bir arkadaşımızı her ay ayın starı olarak seçiyoruz.
Yani bir ayda dört hafta içerisinde bir haftayı cover alanımızda arkadaşımızı ayırıyoruz.
Orayı kapatıyoruz. Peki biz neye göre ayın starı seçiyoruz?
Ayın personeli gibi bir şey değil çünkü yani.
Evet yani burada çok önemli işiyle ilgili yapmış olduğu bir başarıdan dolayı değil çünkü onu da anlatıyoruz kariyer röportajımızda.
İnsana dair, hayvana dair yani atıyor olaya dair.
Yani yapmış olduğu bir iyilik.
Dedik ki biz bu iyiliği kutlamamız lazım.
Nasıl kutlayabiliriz? İlk önce kendisiyle röportaj yapıyoruz.
Ligitim bültenimize yayınlıyoruz.
Sonrasında da kendisinin bu iyiliğini kutlamak için cover alanımızda bir hafta boyunca fotoğrafına yer veriyoruz.
Bu çok güzel bir şey. Hepimize ilham veriyor.
Evet bence de bu arada. Mutlu ediyor ya.
Ayın starı seçilmek de çok güzel bir şey.
Yani sen de söyleyebilirsin, ben de söyleyebilirim.
Biz ben arkadaşlığımızla beraber, Atahan'la beraber arkadaşlığımızdan dolayı ayın starı seçilmiştik.
Yani 10 yıldır bir arkadaşlığımız var, yakın arkadaşlığımız var.
Şu anda aynı şirkette çalışma deneyimine sahibiz.
Ve bunun nasıl bir şey olduğunu ayın starları olarak dostluğumuzla beraber gelmiştik.
Sen yoga öğretmenin. Ben evet yoga ve koro ile ilgili yaptığımız çalışmalar ile ilgili.
Bir de ben en önemlisi bu ayın starında bir ekip arkadaşının hiç bilmediğim bir özelliğini öğreniyorsun.
O böyle inanılmaz. ya bunu mu yapıyormuştuk?
Birbirimizi daha da yakından tanıma, farklı sosyal hayatımızda yaptığımız faaliyetlerle ilgili haberdar olmak için inanılmaz güzel bir şey.
Çok gurur verici. Ben Cengo'nun Kekemeli'yi yendiğini Ayın Starı'yla öğrendim.
Ki benim kendi ekip arkadaşım yani bu arada.
Kişiyle de böyle şarkılarla falan ilgilenen, böyle müzikle ilgilenen birisi.
Cengo'nun yani o hikayesi çok güzeldi.
Bu arada Ayın Starı hikayelerimizin hepsi çok güzel zaten.
Tuğçe'nin hikayesi de çok güzeldi CRM ekibindeki.
Yani bir kedinin hayatını kurtardı.
Damank o kedişiyle birlikte hatta coverda görseline yer vermiştik.
Hatta ilk Ayın Starı'ydı kendisi.
Çok güzeldi. O zamanlar ben de böyle şey, acaba ben de bir kedi sahiplensem mi?
İlham oluyordu. Aslında oradaki hikayeler.
Buradaki her şey. Mesela bu podcast'ı çekiyor olmamızın sebebi de o.
Ben bunu her podcast'ta da söylüyorum.
Böyle yaptığımız işleri nasıl yaptık, nasıl başardık gösterirken.
Hem bir noktada benchmark olsun diye söylüyoruz.
Hem ekibimiz de duysun. Bu esasında yaptığımız dış iletişimler bizim için bir iç iletişimdi aynı zamanda.
Burada bir iç iletişimcinin de...
Bir dış iletişim olarak da bunu da bir iç iletişim olarak görüyor olması lazım.
Üçte kendi başarılarımızı kutlarız.
Esasında bu aynı starları da birebir bunun için buna değen bir şey oldu.
Yani kendilerini arkadaşlarımıza tanıdığımız bir iç iletişime döndü.
Eline emeğine sağlık. Hepimizin eline emeğine sağlık.
Peki başka ne içeriklerimiz var farklı farklı?
Şöyle kariyer röportajlarımız var.
Tabii ki mesela TürkNet'te kariyer başladığı gibi devam etmek zorunda değil.
Hepimizin hayalleri, hedefleri değişebiliyor.
O yüzden her ay bir arkadaşımızın kariyer hikayesini dinliyoruz.
Yani öyle hikayeler var.
ki işte Atıyorum 15 yıldır TürkNet'te olanlar var.
Başladığında net uzman şimdi menajer olarak çalışıyor gibi.
Yani yine hepimize hem bize hem de dışarıda TürkNet dışında çalışan insanlara aa evet o yapmış ben de yapabilirim diyecek çok güzel hikayelerimiz var.
Bence bunları dinlemek okumak da ilham veriyor.
İçerideki ekip arkadaşımız hikayesini duymak da güzel oluyor.
İzinlerimiz var, izinlerimizi paylaşıyoruz.
Bunlar bir tık daha işveren markasına kayan taraflar.
Biz bu tip izinlere sahibiz.
Bunu gösterebiliyor olmak.
Çünkü LinkedIn bir noktada bunu da istiyor.
Yani işveren olarak da kendini tanıt.
Çalışanına, ekip arkadaşına neler sunuyorsun göster.
Ve buradan da kişiler seni...
bu şekilde tanısını da istiyor.
Ve biz de buna yönelik de izinlerimizi de paylaşıyoruz.
Ama bunu yaparken de çok farklı bir şey yapıyoruz.
Mesela şeyleri yaptık. Yani izin deneyimlerini yaptık mesela seninle tamam mı?
Evet. Ama mesela bir de ilk şeyi yapmıştık.
Bizim kaç tane ezber bozan iznimiz var videosu yaptık.
O çok güzeldi. O çok güzel bir video olmuş yani.
Evet. 15 tane ezber bozan iznimiz var.
Kaç tane? 3 diyor, 1, 5 diyor falan filan.
15'e falan denk geldi.
Bu güzeldi. Yani o şeylerden.
Anlatırken de hep düz anlatıp hep statik görselle beraber anlatmayı değil farklı farklı yöntemleri konuşup şey yapıyoruz.
Mesela bir şey anlatacağımız zaman ortak bir işimiz olduğunda Ceco genelde gelir.
Tamam mı bana? Anladım. Diyor ki böyle böyle bir şey yapmamız lazım.
Sen bir düşün. Farklı ne yapabiliriz?
Önem bilgi alınca güzel oluyoruz.
Çünkü sen bayağı yaratıcı şeyler çıkarıyorsun.
Farklı ne yapabiliriz? Sen bir düşün diyor.
Bunu diyor mutfakta çekelim.
Bir de iyice bir şeyler çekmeye başladıkça derdik biz bir şova kaçtı.
Mutfakta çekelim falan filan şöyle olsun böyle olsun diye.
Bunu farklı anlatmayı da seviyoruz.
Ekip de seviyor. Biz de seviyoruz.
Bu araya küçük bir anekdot anlatmak istiyorum.
Bir gün Ceyhun geldi şey dedi. Ya ben belgesel çekeceğim falan.
Neyin belgeseli? Nasıl? Falan işte.
programımızla ilgili şöyle bir belgesel çekmek istiyorum.
Üzerine giymiş bir tane tişört.
Director yazıyor burada tişörtünde.
Bugün podcast'e bilerek bununla geldi.
Sen siviti mi söylüyorsun?
Sivit miydi o? Tişört müydü? Aynen.
Üzerine Director yazıyor.
Bu Mubi'nin sponsor olduğu sivitlerden biri.
Mubi seviyorum bu arada. Yaratıcı alanın olması çok kıymetli.
Ben önce nasıl ya falan belgesel mi falan konuşmuyorum.
Mesela çok güzel bir şey ortaya çıktı.
Yayınladık LinkedIn'de. LinkedIn'de herhalde bir belgesel yayınlayan ilk şirket.
İlk şirket olabiliriz bence de.
Hani nasıl söylesem kendi şirket belgesellerini yapan ilk şirketteyiz.
LinkedIn'da kendi şirket belgeslerini anlatan ilk şirketteyiz.
Ama harbi bir belgesel çeker gibi evet ilk günde bunu yapıyoruz, ikinci günde bunu yapıyoruz falan gibi bir telefon kamerasıyla bir onboarding'i üç gün boyunca.
Uçtan uca. Aynen. Uçtan uca kameraya çekip aynı zamanda anlatan ilk belgesel bizim belgeselimiz.
Ve bunu da severek yapmıştım.
Hatta yani burada directed...
Bay Wes Anderson var. Böyle sevdiğim bir yönetmenin tişörtü.
Bu podcast'ı da dedim konuşurken bu tişörtü giyeyim.
Çünkü ilham da veriyor esasında.
Yani şirket tarafından ikimize de verilmiş bu alan.
Hatta sen şeyde aynı beraber işin içindeyiz.
Üçümüze de verilmiş bu alan.
Bana telefonla bir belgesel çekebilme yönetmenliği alanı veriyor.
Ve bunun güvenini veriyor. Evet diyor çek.
Esra falan konuştu yani o şeyde belgeseldeki.
20 dakika çektik biz o belgeseli.
Ve sonra 15'e düşürmek zorunda kaldık.
Çünkü LinkedIn'a... Bilginiz olsun 15 dakikadan fazla video yüklenmiyormuş LinkedIn'a.
Biz bunu deneyimledik.
Deneyimleri görelim. Aynen öyle 20 dakikalık belgesel çektik 15'e düşürmek durumunda kaldık.
Ve burada bence en önemli şey bunu yapan belki şirketler vardır ama daha profesyonel ekiplerle gerçekten profesyonel işte kameralarla ya da işte profesyonel bir seslendirmeyle daha böyle o günün içinden değil de daha işte animasyonlar
geçişler vesaire falan böyle çok daha bizim yaptığımız amatör gibi bir yerden söylemiyorum ama daha böyle işin büyük boyutlarında.
Kalıç havası yani. Bizimkisi çok samimi, çok güzel böyle inanılmaz etkisi büyüktü bence.
Burada büyük prodüksiyonlar şöyle yaptık böyle yaptık ama burada da büyük bir prodüksiyonumuz var şimdi.
Sanki hep bunu da telefonla çekmiyoruz.
Ama şu oradaki bahsettiğimiz şey de ruhu yansıtabilen bir nokta oluyor olması.
Yani o onboarding belgesini ben orada ruhu yansıtan içinde ondan sonra bir video olarak çekmek istemiştim.
Buna heveslenmiştim ve yapmak da çok da keyifliydi.
Ve çok da güzel oldu. Yaptığımız işleri ben genel itibariyle seviyor ve beğeniyorum.
Yani her videomu ondan sonra paylaştığımızda işte çektiğim ya da bu kedilerle röportaj yaptım ya.
Dünya sokak hayvanları sahiplenme günü hani kedilerle röportaj yapıyor gibi.
İzliyorum ya. Arka arkaya 10 sefer falan izliyorum yani videoları böyle.
Biz zaten paylaştık. LinkedIn şeyi hani kaç beğeni aldı?
Kaç beğeni aldı? Kimlerle yorum yaptı?
Ne oluyor falan diye. Mesela iki bir şey atıyor diyorum ki ya diyorum şey likelarımız yükseldi.
Ben bazen Ceco'ya yazıyorum.
Ceco benim post çok az beğeni aldı.
Bir el at. Bir el at falan diyorum.
Ama bu güzel yani.
Çok keyifli. Güzel ya. Bir şey samimiyetimizi gerçekten yansıtıyor.
Sayfamızı çok seviyorum ondan sonra.
İşe girmeyi düşünen birinin içinde de hani TürkNet nasıl bir iş yeridir görmek isteyen biri için muazzam bir kaynak.
Oyun alanı ya. Bizim için bir oyun alanı.
Daha farklı nereye kullanabiliriz?
Ne yapabiliriz? Ne edebiliriz? Mesela LinkedIn bültende öyle çıktı Ceco biliyorsun.
Yani o LinkedIn bültende.
Biraz ondan bahsedebilirsin. Evet yani şöyle.
Geçen sene başladık.
Normalde iki haftada bir yayınlıyoruz ama o kadar fazla içeriğimiz var ki her hafta.
Hafta bir kere de yayınladığımız bülten oluyor.
Orada sadece arkadaşlarımızın hikayelerine yer vermiyoruz.
Arkadaşlarımızın atıyorum prof oldukları alanlarla ilgili sektöre dair bilgilerine de yer veriyorlar.
Ya da atıyorum sektöre, komünikasyon sektörüyle ilgili bir araştırma raporu yayınlandı.
Bu raporla ilgili biz kendi bilgi ve deneyimlerimizi bu yazıda anlatıyoruz.
Herkes TürkNet kullanıcıları için.
Özellikle yapay zekanın olduğu bir dönemde bir yazı oluşturmak ya da bir şey okumak, etmek daha zor.
Ama 20 bin takipçimiz var yani.
20 binden fazla. Yazıyla anlattığımız bir şey de 20 binden fazla değil mi?
Evet. 20 binden fazla takipçimiz var.
Bu bence gurur duyulası bir şey.
İnanılmaz. Yani yaptığımız işlerde sevdiğim şeylerden biri benim.
Benim de. Yani 44 içerik olmuştu en son.
20 binden fazla takipçi.
Ki biz ilk açtığımızda şöyle bir istatistik vardı.
Belirli bir sürede işte abone sayısının %20'sine ulaşan nadir firmalardan biri olduk yine.
Aynen. Yani rakamlar çok güzel.
Aynen rakamlar şey arada analiz tarafına girip bakalım.
Peki LinkedIn Showcase nasıl oldu?
Bizim niye bu? değerde gördüler.
Yani evet siz bir örnek sayfasınız dediler bize.
Ben o kadar mutluyum ki ben yani bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
LinkedIn Global tarafından case study olarak yani case study demek şu demek aslında.
Türkiye'de LinkedIn'i kullanan örnek firmalardan biri seçildik.
Ben bunu ilk öğrendiğim zaman.
Güzel kullanan. Evet güzel en iyi şekilde kullanan.
En farklı şekilde kullanan.
Bu arada Bizim yaptığımız işler rakamlara olumlu bir şekilde yansımayabilirdi.
Bence bu mümkün değildi ama hadi diyelim ki yansımadı.
Bu sefer yine seçilmezdi.
Baktığınız zaman hem farklı içerikler hem de rakamların da çok güzel olması LinkedIn Global tarafından fark edildi ve bize örnek olarak gösterdiler.
Seçildiğimiz gün bana 10 tane ses kaydatmıştı.
Hiç unutmuyorum yani böyle. Ceco bir tanesi böyle.
Ceco seçildik.
Ceco çok mutluyum.
İtiraf ediyorum ben o gün mutlulukta ağladım.
Gerçekten ağladım yemin ederim ya.
Ben böyle şey çok falan diye.
Yani daha da güzel ödüllerimiz ve başarılarımız olacak.
Yani LinkedIn'da beraber de konuşuyoruz LinkedIn tarafıyla.
Hani seninle birlikte. Hem işveren tarafında özellikle.
İş ilanlarıdır, hayatta.
Yani LinkedIn şeye çok fazla değer veriyor.
Hani buradan da neye dikkat ettiklerinden de bahsedelim.
LinkedIn özellikle bir kişinin çalışan deneyiminin nasıl olduğunu dışarıdan izleyen birinin görebilmesine çok değer veriyor.
Ondan sonra iletişim kısmına çok değer veriyor.
Yani özellikle yani. I'm interested butonu yani ilgileniyorum butonuna özellikle dikkat ediyorlar.
Bu butona gelen şeylere, reaksiyonlara işte hani şirkete geliyor.
Evet ben bu şirkette ilgileniyorum diyenlere iletişim yapıyor musun?
Buna dikkat ediyorlar. Sayfana gelen mesajlarla iletişim yapıyor musun?
Buna dikkat ediyorlar. Çünkü biz her gelen mesajı cevap veriyoruz.
Yani bu kariyer anlamında da buna geri dönüş yapıyoruz.
Diğerlerine de geri dönüş yapıyoruz.
Yorumlarda sayfanı şey yapabiliyor musun?
Hani bir ekibimizden biri bir şey paylaşsın.
İşte doğum gündür, yıl dönümüdür, bebek baksı gelmiştir, geçmiş olsun baksı gelmiştir ya da envai çeşitli şey tarifçisidir.
Ona her zaman yapacağımız bir yorum var mesela bizim.
Ve bunu biz 4 senedir yapıyoruz.
Evet ve düzenli olarak sürülebilir.
4 senedir şey yapıyoruz mesela.
Çok organik ilerliyor değil mi?
Aynen öyle. Yani şu zamana kadar bir sponsorlu bir iş yapmadık.
Ondan sonra LinkedIn'da.
Hep kendi kendimize gittiğimiz bir kurgu oldu.
Samimiyet de oradan geliyor bence.
Hayatımız bu yani. Kesinlikle.
Var olan şeyi yani ekstra bir şey göstermek için öyle yapmıyoruz.
Mevcut şeyi. Aynen. Hani bunları dikkat ettiklerini biliyoruz.
Buradan da onu da bahsedelim.
Bir LinkedIn Showcase nasıl oluyor?
Hani senin de ekleyeceklerin varsa ekle.
Hani o konuşmalardan ve kriterlerden şeyde.
Einstein'ı mesela çok sevmişler.
Bir ekip arkadaşını bu şekilde promote ediyor olmanı değerli bulmuşlardı.
Şöyle LinkedIn mülteni başka firmalara örnek olarak gösteriyorlar.
Sadece Türkiye'deki değil globaldeki pek çok firmaya da örnek olarak gösterdiklerini biliyoruz.
Ya onun dışında tamamen aslında şey gerçekten çok büyük bir yanlış bir algı var.
LinkedIn'le ilgili. Yani hani çok ciddi olması lazım, çok kurumsal olması lazım.
Pek çok firma da böyle ilerliyor aslında.
Oradaki bence doğallığı, samimiyeti görünce kestede olmak da biraz kaçınılmaz oluyor.
Başka türlü de olabileceğini gösterdiğimiz bir örnek oldu aslında.
Kurumsal ama o kurumsallığın içinde samimiyet ve gerçek hayatın olduğunu da çok görüyoruz.
Evet. Çok iyi bence.
Şöyle yapıyorduk ya LinkedIn'de en fazla ne olabilir ki?
Aynen yani bir ödül başvurusunda bulunduk biz.
Ondan sonra Ceceo'yla beraber bir videomuz var.
Gene benzer şekilde çektiğimiz.
Ondan sonra şey videoları var ya bu işte hani nereye gitsek yani pizzamı yesek falan filan.
Biz Ceceo'yla beraber şey diye çekmiştik.
LinkedIn'de en fazla ne olabilir ki?
Ondan sonra tekrar tıkın içeriklerimiz falan geliyordu.
Bu başarının altında aslında Ceyhun şunu eklemek istiyorum.
Hani sen dedin ya takip ediyoruz falan diye.
Gerçekten çok ciddi bir takip olması da bence bu başarıyı getiriyor.
Hangi post ne kadar like aldı?
Bu neden like almadı? Bir sonraki postta daha beğenilir şekilde olması için neler yapabiliriz falan.
Gündemi falan da takip ediyoruz yani.
Gerçekten ona da çok kafa yorarak. Gündemi ve akışı da takip ediyoruz.
Aynı şekilde Growth tarafı da işte Tayfun ve Onur'la beraber yaptığımız podcast da yayınlanacak.
Onlardan da besleniyoruz.
Onlar da bizden besleniyor.
Hem LinkedIn içeriklerimizi Instagram tarafına atıyoruz.
Instagram tarafındaki içerikler...
İçeriklerden LinkedIn'a şey yapmak istediklerimizi oraya aktarıyoruz.
Böyle bir şeyimiz var. Dirsek temasımız ve işleyen bir çarkımız var diyebilirim.
Seneye bizi neler bekliyor gelecekte?
Yani seneye o kadar çok şey bekliyor ki.
Yani düşünebiliyor musunuz? Bu ekipten tabii ki bambaşka şeyler çıkacak yani.
O yüzden ben hani sürpriz değilim ama sadece şöyle bir şey yapabilirim.
Küçük bir not verebilirim.
Daha fazla ödül alacağız.
Aynen. Evet. Şeyimiz o.
Artık biraz yönümüzü o taraflara doğru da çevirdik yani.
LinkedIn'ımızın da böyle bir branding ödülü alması için şeyimiz var.
Ki hani şey bekliyoruz.
Başvurularımızı yapıyoruz.
Diğer taraflarda da hedefimiz daha fazla belgesel.
Benim hayalimde var hala.
Yeni belgeseli. Bigroom belgeseli.
Evet. Bigroom belgeseli çekmek var.
Ondan sonra ekibi daha fazla.
Burada herkesi gösteriyorum ben neredeyse ama hala görünmeyen kişiler var.
İşte İzmir ofise falan gittiğimde de video çekmiştim.
Bu videoların hala devam edebiliyor olması hedef.
Şunu istiyoruz yani hala.
Şu zamana kadar gelen tüm adaylar ya LinkedIn sayfanızı gördük demeye devam etsin.
Evet ve... Yani TürkNet'teki çalışma motivasyonu ne diye sorduğumuzda görüşmelerde genelde buradaki samimiyeti ve o çalışma kültürüyle ilgili çok fazla cevap veriyoruz.
Bence bunun en büyük etkini LinkedIn'de yaptığımız çalışmalar.
O hani samimiyet gerçekten ortamı çok iyi bir şekilde aktardığımız için burayı görüp burada olmak istiyor insanlar.
Bu bence çok kıymetli bir şey.
Yani sonlarda da onu söyleyeyim.
Dikkat ettiğimiz şey şu. Bir dışarıdan iş ortamımızı gördüğünde hani böyle çok ciddi gibi durabilirdik.
Ama içeri geldi de böyleyiz.
Ondan sonra ama çok daha cıvık durabilirdik ama içeri geldi de böyleyiz.
Hani olduğumuz gibi oluyor olmak da dışarının beklentisini de her zaman normalde tutuyor.
Yani ne yüksek beklenti yaratıyoruz ne düşük beklenti yaratıyoruz.
Olduğumuz gibiyiz. Gelen kimse de bu sürprizle karşılaşmaz.
Peki son sorum şu. TÜKNET'te damağınızda kalan...
Damağınızda kalan...
Geçenki podcast'tan bir sözün var.
Güzel bir hatıra, bir anı.
Valla ben biraz önce söyledim aslında.
Ağladın mı? Ağladım çünkü hayatımda hiç öyle bir şey şey yapmamıştım.
Yaşamamıştım ve ben Ceco'yu aradım zaten.
O benim için çok güzel bir şeydi.
Hani mutluluktan...
Ağladığın zamanlar nedir diye böyle arkadaşlar arasında sorulur ya.
Ben direkt hani bu başarımı söylüyorum.
Kesinlikle hani tadı damağımla, damağımla tadında kaldı öyle bir şeyler.
Hani o yüzden yeni ağlamalara diyelim mutluluktan.
Mutluluktan evet. Sen?
Ben düşündüm. Genel, genel ama.
Genel değil bu sefer özel bir şey söyleyeceğim.
Yine de genel de olabilir ama bu arada.
Biz gerçekten başarıları da güzel kutlayan bir ekibiz.
Bu anlamda aldığımız ödülleri...
birlikte kutlamak çok kıymetli.
Geçtiğimiz yıl Onboarding'de sen de belgeselini çekmiştin ya sonra mesela ödül aldığımızda.
Onun aldığımız ödülün ilk haberini aldıktan sonra ekibe yazdığım an çok gururlu birlikte ne güzel bir şey başarmışlar.
İyi ki TürkNet'teyim. Hani güzel işler yapıyoruz diye böyle çok iyi hissettim bir anda.
Oldu mu? Oldu. Spesifik oldu.
Benim şu doluca anım var.
Ben bunu zaten çoğu podcastlerde söyledim ama senin özelinde bir şey söyleyeyim.
Şimdi beni çok sık arıyor kimse.
İletişimi çok seven bir arkadaşımız oldu.
Yani devamlı arıyor, arıyor, arıyor, arıyor.
Ben de diyorum ki bazen müsait değilim.
Yaz bana. falan diyor.
Ondan sonra ses kaydı atar devam falan.
Sonra bir gün ben aradım.
Sevinçler avı açıyor. Beni aradın.
Ondan sonra ben diyor.
Nasıl oldu ilk kez? Tamam dedim sana da bir arama hakkı veriyorum.
Ben dedim haftaya bir kez verebilirsin.
Haftaya ben çok rastgele bir an aradım.
Ceco'cum arama hakkı mı?
Bu çok güzel bir andı.
Böyle keyiflice çalışabilmek seninle çok güzel.
Ben seni çok seviyorum.
Ondan sonra seninle beraber çalışmak çok güzel.
Bu sayfanın aldığımız ödüllerde de başka bir ekip arkadaşı hayal edemezdim.
Yani birbirimizi cidden çok iyi dengeleyen bir noktadayız.
Hani benimle çalışmasının bir tık zor olduğunu Elif bir podcast'ta bahsetmişti.
Herkes bilir onu zaten. O yüzden Kübra'cığım bu konuda inanılmaz.
Gerçekten. Yok ben Ceco dışında birisini hakikaten düşünemiyorum.
Böyle çok övüyormuşum gibi falan olacak ama Ceco muhteşem bir insan.
Gerçekten öyle yani. O yüzden seninle çalışmak harika.
Podcast'ta renk kattın.
Harikasın. Seninle beraber her konuyu konuşmak çok güzel.
Seninle beraber çalıştığım için de çok mutluyum.
İyi ki böyle bir lidersin.
Oley! Uçuyorum şimdi kanatlanarak.
Tamam okey tamam yeter. Teşekkür ederim sağ ol.
Ben de size çok teşekkür ederim. Teşekkür ederiz.
Bir Fiber Soslu sohbetimizin daha sonuna geldik.
Bizi izlediğiniz veya dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz.
Bir sonraki podcastlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
