
Turknet’te geribildirim bir refleks! İnsan & Kültür ekibimizden Atahan’la birlikte, Kim Scott’ın “Radical Candor” yaklaşımını, bizdeki karşılığını ve bu kültürün neden yalnızca cesaret değil, samimiyet gerektirdiğini konuşuyoruz.
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
Merhabalar, hoş geldiniz.
Ben TÜKNET ekibinden Ceyhun.
Bugün benim için çok özel bir podcast ile karşınızdayım.
Bugün misafirim aynı şekilde ekip arkadaşım olan insan kültürü ekibinden Atahan.
Atahan'la beraberiz. Atahan hoş geldin.
Hoş bulduk Ceyhun. Şimdi bu podcast ile ben bazen Atahan diyeceğim.
Bazen atacım da diyebilirim.
Hiç belli olmaz. Çünkü Atahan benim 9 senelik arkadaşım.
Üniversite senelerinden beri arkadaşız ve aynı şirkette çalışma nasibi bize kısmet oldu.
Onunla beraber çalışıyor olmaktan çok mutluyum ve seneler sonra da böyle bir projede karşılıklı olmak ve beraber neler yaptığımızı konuşmak benim için cidden çok heyecan ve mutluluk verici.
Yaşanmış senelerimizin hatırı var.
Evet. Çok duygulu, çok heyecanlı bir podcast olacak benim için de Ceyhun.
Biraz tıkandın konuşurken.
Heyecanlandım gerçekten. Birbirimizi çok iyi tanıyoruz.
Gözlerimizle bakışarak anlaşırız şimdi bu podcast'e.
Eğlenceli ve keyifli bir podcast olacağına eminim.
Aynı zamanda biraz bilimsel bir podcast da olacaktır.
İkimiz de psikoloji mezunuyuz.
Farklı alanlarda yüksek lisans yapıyoruz.
Ben endüstri örgüt psikolojisinde yüksek lisans yapıyorum.
Ata sen nerede yüksek lisans yapıyorsun?
Ben senin adına da konuşmuş olmayayım devamlı.
Evet ben de travma ve afet alanında yüksek lisans yapıyorum.
Aynen birbirimizi bu noktalarda tamamlamaya özen ve değer veriyoruz.
Ata birazcık daha kişisel, bireysel psikolojik değerler üstüne çalışmalarını sürdürürken ben de daha çok iş hayatına yönelik çalışmalarla beraber kendi kariyerlerimize ve
hayatlarımıza devam ediyoruz.
Hoş geldin tekrardan. Hoş bulduk.
O zaman başlayalım Ata.
Haydi başlayalım. Fiber soslu sohbetin içinde bugün ne var?
Bugün fiber soslu sohbetimizin içinde samimiyet var, açık iletişim var, baharatımda da ekip olmak var.
Daha ne olsun? Aynen. Valla daha ne olsun?
Tamamıyla bizi çok iyi anlatan bir gündem, bir konu bizi bekliyor.
Peki Ata, bunları ne karşılıyor?
Biz bugün neyi konuşacağız? Bugün aslında Turknet'teki geri bildirim modelimizi, radikal samimiyet modelini konuşacağız.
Ben buna hakimim.
Radikal samimiyet nedir?
Biz bu geri bildirim modelini, diğer modeller yerine neden bunu seçtik?
Bunlara hakimim. Ama peki buna hakim olmayan biri için radikal samimiyet nedir?
Ve ilk kez duyan biri için bunu nasıl tanımlarsın?
Radikal samimiyet ilk bakışta iki zıt gibi görünen yaklaşım bir araya getiriyor aslında Ceyhun.
Hem insanlara gerçekten önem vermek hem de onlara dürüst, doğrudan ve net bir şekilde geri bildirimler verebilmek.
Yani bir yandan yargılamadan, aşağılamadan ama bir yandan da lafı dolandırmadan direkt olarak iletişim kurabilmek.
Kim Scott bu yaklaşımı geliştirirken şunu fark etmiş.
Pek çoğumuz ya çok yumuşak kalıyoruz çünkü bu karşımızdakini kırmak istemiyoruz ki sen de biliyorsun bizim şirkette de çokça yaşamış.
Ya da tam tersi çok sert oluyoruz ve ilişkilerimiz zedelenebiliyor.
Radikal samimiyet de bu iki kutup arasında kalmadan sevgiyle, açıklıkla ve saygıyla konuşmanın yolunu sunuyor aslında bize.
İlk kez duyan biri için de şöyle özetleyebilirim.
İnsanlara önem verdiğini gösterirken gelişmeleri için de dürüstlükten kaçınmamak.
Bu bir teknik değil, bir iletişim ve ilişki biçimi.
Çok güzel özetledin. Baya tatlı bir özet oldu.
cidden de yani insanlarla normal gündelik hayatımızda da iş hayatı haricinde de çok yaşadığımız bir problem bu bizim.
Yani çok fazla değer vermekten dolayı yüzleşememek, bir şey söyleyememek ya da yüzleşmekten de kaçınmak bir noktada daha da sert gidebilmek belki yani içimizdeki niyeti gösteremeden daha da
sert gidebilmek de günümüz iletişimlerinde cidden de bir problem.
Kesinlikle. Nilgün'le de bir podcast bölümünde de empati de konuştuk.
Yani buna da çok değinebilecek anahtar kelimeleri seçebileceğimiz noktalar oldu.
Çok güzel bir özet oldu.
Peki biz bu yaklaşımı neden benimsettik?
Hatta doluca geri bildirim modeli vardı.
Biz bu Kim Scott'ın radikal samimiyetini neden seçtik?
Şöyle bu podcast serisinde de aslında çok fazla üzerinde duracağımız tüm kültürel değerlerimize uygun olan neler var ona bir baktık.
TürkNet olarak samimiyiz, biz bir ekibiz, odamız insan iyiliğidir değerlerimizle açık, şeffaf ve güvene dayalı bir iletişim kültürü oluşturmak da en baştaki amacımız.
Radikal samimiyet metodu o yüzden tam bize göreydi aslında.
TürkNet'te iletişim dili bizim için çok kıymetli.
Sen de bunun farkında olan ve bu konuda titiz davranan birisin.
Aynen yani iletişime o kadar değer veriyoruz ki esasında kendi aramızda ve burada hiyerarşik bir nokta da hiç yok.
Hepimiz birbirimize çok temas halindeyiz ve tüm ekibin yapı taşı da bu.
Birbirimize verdiğimiz değer ve kurduğumuz bu düzen.
Evet kesinlikle. Çünkü biz sadece teknoloji üreten bir şirket değiliz.
İnsanlarla birlikte onlar için çalışan bir ekibiz.
Geri bildirim bizim için bir yöntem ya da yönetim aracı değil bir gelişim aracı.
Ve bu gelişim tek yönlü de değil.
Hem bireyin hem de şirketin büyümesini kapsıyor aslında.
Ve radikal samimiyet yaklaşımı diğer yöntemlerin çoğunda eksik olan bir şeyi sağlıyor.
Sence? Bilemiyorum nedir?
Duygu. Beni mahvedersin.
Diğer birçok geri bildirim modeli daha mekanik geliyor aslında senelerce sen de bahsettin girişte hani beraber de birçok eğitim verdik o zamanlar kullandığımız yöntemler işte önce olumluyu söyle sonra geliştirici
söyle sonra tekrar olumluyu söyle bitir gibi ama yani bu şeyler değil mi?
Yani bildiğimiz beslenme araçlarıyla modellenmişler.
Hamburgerler, sandviçler.
Hem biraz lezzetli olsun gibi hani geri bildirim.
Önce güzel söyle, ekmeği yap.
Sonra olumsuz söyle. Sonra tekrar olumluyu söyle ki biraz...
Nabza göre şerbetçilik gibiydi ya bu modeller biraz.
Evet artık bunlar geçmişte kaldı.
Çünkü insanlar böyle işlemiyor.
Hani psikoloji literatüründe de aynı şekilde.
Hani insan odaklıyız ve duyguya yer vermemiz gerekiyor ve robot değiliz.
Bu biraz daha mekanik modeller olarak tarihe geçti diyebiliriz.
Radikal samimiyet de bizi şunu öğretti Ceyhun.
İnsanlarla bağ kurarak da açık olunabilir.
Yani cesaretli bir geri bildirim ancak samimi bir niyetle buluştuğunda etkili oluyor gerçekten.
Ve bu da bizim kültürümüzle değerimize çok iyi oturdu.
O yüzden bu yaklaşımı benimsedik.
Ya bu cümlenin de tekrardan bir...
Şimdi bahsedeceğim üstünde biraz durmak istiyorum.
Yani cesaretli bir gebelim ancak samimi bir niyetle buluştuğun etkili olur kısmından.
Sen benim 9 senelik arkadaşımsın.
Senin söylediğin her şeyi ben bunu samimiyetle kabul eder ve buna yönelik aksiyon almaya çalışıyorum.
Sen desen de demesen de ben sana gelmiş olurum zaten.
Ama daha iş ortamında daha yeni...
tanışan kişiler olduğunda bunu biraz oturtabilmek ve bu niyeti biraz sağlayabilmek gerekiyor.
Dediğimiz gibi yönetilen ve bahsedilen şey esasında buradaki duygu ve biz buradaki duyguya da çok değer veriyoruz.
Bir duygular şeması vardı.
Jung'un duygular şeması.
Buradaki her duyguyu, çeşitlenmiş her duyguyu biz burada düşünüp üstüne aksiyon alıyoruz aslında.
Burada kişi hangi duyguları yaşayabilir, bu duyguları yaşadığında üstünden nasıl davranışlar sergileyebilir, üzülebilir mi, motivasyonu kırılabilir mi ya da onu daha mutlu edebilecek
ne olabilir dediğimiz noktada benzersiz kişiler olduğu için buna yönelik davranmaya çalışıyoruz.
Niyeti sağlamlaştırmaya çalışıyoruz.
Çok güzel özetledin. Cümle çok güzel.
cümleydi. Peki ya bunu konuştuk yani teoriler kitaplarda da yazıyor efendime söyleyeyim.
Derslerde de işledik.
Ondan sonra YouTube'da da izliyoruz.
Ama bir noktada teoriyi gerçek hayata geçirmek gerekiyor.
Bunu tutundurmak gerekiyor.
Bu yaklaşım şirkette nasıl hayata geçirdik?
Yani neler yaptık? Eğitim vermekte kalmadığımızı ben biliyorum.
Ama herkes de duysun istiyorum.
Bu günlük iletişimlik bir nokta.
Çünkü her daim hayatımızın her noktasında var bu radikal samimiyet.
Bu günlüğümüze bizim günlük iletişimimize nasıl yansıdı?
Şöyle aslında başlangıcında uzun bir çalışma tempomuz vardı.
Çok iyi hazırlanmıştık henüz lansmanını yapmadan.
Sonrasında bir Town Hall formatında biz bize etkinliğimizde çok büyük bir lansman yaptık.
Benim için de çok heyecanlı bir anda o anı hatırladım şu an çok heyecanlıydım.
Önce 6 haftalık dijital bir eğitim süreci tasarladık.
Her hafta yeni bir bölümünü yayınladığımız The Feedback Loop serisiyle serüvenimize başladık aslında.
Her bir bölümü de destekleyici çalışma...
ve ipucu kitapçıkları geldi.
Aynı Netflix dizisi gibiydi içeriklerimiz.
Keyifle takip edilmişti.
O zamanları hatırlarsın sen de.
Hatırlıyorum yani daha böyle betimleyecek olursam her hafta sevdiğin kanalın favori dizisi paylaşılıyor gibiydi.
Birinci bölümümüz geldi.
Herkes bölümü izliyor sonra bunun üstüne sorular soruyoruz, takip ediyoruz işte bu bölümde ne olmuştu, kim kime ne geri bildirim vermişti, kim neyden kaçınmıştı, kim...
Daha sert niyetini belli etmemişti gibi sorular sormuştuk.
Keyifli bir 6 haftaydı diye hatırlıyorum.
6 bölümdü değil mi?
6 bölüm. Aynen çok keyifli bir 6 haftaydı.
En sevdiğimiz diziyi takip ettiğimiz zamanlardı.
Teşekkürler tekrardan bu içerik için.
Keyifle izlemiştik. Ne demek.
Ardından da bu bölümleri yayınladıktan sonra...
43 farklı grupla toplam 172 saatlik pratik oturumları yaptık.
Gerçek senaryolar üzerinden rol canlandırmalarıyla aslında uygulamaya geçtik.
Bu şeyleri sadece dediğin gibi senin de teoride kalmadı.
Şirket iletişiminde hem de bu uygulama oturumlarıyla da biraz daha kalıcı hale getirdik.
Kültürün kalıcı olması için dijitalden, pratikten işe entegre edilen bir yapı kurduk aslında böylece.
Teams mesajlarında, birebir görüşmelerinde, hatta performans döngülerinde bu dile yer verdik her zaman.
Bununla beraber aylık geri bildirim döngünlerinde sadece yukarıdan aşağıya değil, ekipten ekibe, ekip arkadaşı ekip arkadaşına uzanan bir geri bildirim yolculuğu aslında.
Ve bunların hepsinin içinde duygu var, ilişki var, öğrenme var.
Aynı hayata dair yani. Aynen öyle kesinlikle.
Tam hayatın içinden aslında.
Bu yöntem bir alışkanlığa dönüştü.
Çünkü sadece nasıl söyleyeceğim kısmını değil, neden söylemeliyim kısmını da destekliyor.
Zamanla da bir refleks haline geldi böylece.
Ve işte o zaman da bu da kültüre dönüşmüş oluyor.
Elinize sağlık. Şu an sohbetimizde bilerek çok derin bir psikolojik sohbet yapmıyoruz.
Daha teorilerle boğmak istemiyoruz.
yaşama dair olan kısımlarından bahsederek keyifle dinleyebileceğiniz bir formata dönüştürmek istiyoruz efendim.
Bunu da araya not olarak iliştireyim.
Peki geldik herkesin en çok merak edebileceği kısma.
Bu iş sanki geri bildirim hep daha böyle olumsuz gibi düşünür ya hatta yani olumsuz da demeyelim geliştirici diyelim kısımları falan da var.
Ama bir noktada da geri bildirim takdiri de teşvik ediyor olması lazım.
Pozitif geri bildirimi de teşvik ediyor olması lazım.
Takdir ve pozitif geri bildirim bu yapının neresinde?
Bizde şu an var mı hatta? Ben biliyorum.
Dinleyicilerimiz için. Ya da sadece düzeltici değil de geliştirici yanını da nasıl yaşatıyorsunuz?
Harika. Harika bir soru.
En sevdiğim. Özellikle ikimizin dostluğunu düşündüğümüzde radikal samimiyete çok uygun olan senelerce kurulmuş bir bağımız var.
Dolayısıyla sadece hatalarımızı veya eksikliklerimizi paylaştığımız gibi düşünülebilir.
Çünkü genellikle geri bildirim deyince aklı ilk hatalar ya da eksiklikler geliyor aslında senin de dediğin gibi.
Oysa radikal samimiyetin belki de en güçlü tarafı takdiri de aynı açıklık ve samimiyetle sunmayı önermesi.
Özellikle son zamanları böyle...
Böyle gözümden geçirdiğimde daha çok neyi iyi yaptığımızı birbirimizle paylaşmışız seninle.
Yani sadece neyi geliştirmen gerektiğini söylemiyoruz.
Neyi çok iyi yaptığını da net bir şekilde söylüyoruz.
Bu zaman zaman gözden kaçabiliyor çünkü.
Bunu da sadece işte Ceyhun çok iyi iş çıkarttın olarak demiyoruz.
Toplantımızda konuyu çok net özetledin.
Bu yüzden ekibin yön bulması kolaylaştı ve toplantı uzamadı.
Eline sağlık Ceyhun. Demek arasında fark var aslında.
Ki bunu da yaparım bu arada. Aynen öyle.
geçen YouTube çekimini izledim.
Senin moderasyonun ilk yapmana rağmen rahatlığın, videoya enerji ve samimiyet katmış, eline sağlık demek arasında çok büyük bir fark var.
Bunlar ciddi düşüncelerin değil mi şu an?
Kesinlikle. Aynen öyle. Teşekkür ederim.
Buradan da TÜKNET YouTube kanalındaki bir gönderme yapalım.
Aynen. Giga Doğrular video serisini izleyebilirsiniz.
Efendim orada Naçizane Growth ekibine sunuculuk anlamında destek olduğum Bir video serisi de başlattık.
Teşekkürler Atacığım geri bildirimin için.
Ben zaten öncesinde de bir sormuştum vardı Atay.
Gelişime yönelik bir geri bildirimin var mı?
En sertini bile gönderebilirsin demişim.
Çünkü bir şeyler öğrenmek istediğim bir nokta.
Oradaki kamera önü sunuculuğu da.
Teşekkürler geri bildirimin için.
Ne demek. Dolayısıyla sadece güzel sözler değil, gelişimi fark eden, davranışı görünür kılan mesajlar paylaşıyoruz.
Bunu tüm şirketin yer aldığı Giga Chat kanalımızdan da aslında sık sık gerçekleştiriyoruz.
Giga Chat'e de bir şey yapalım, bir parantez açalım.
Bunu bahsetmişizdir illaki diye düşünüyorum.
Giga Chat bizim tüm ekibin mesaj atabildiği bir iç iletişim platformu.
Herkes istediği her an...
Herkese mesaj atabiliyor ve tüm iç iletişimimizi buradan sağlıyoruz.
Başarılarımızı da buradan kutluyoruz.
Destek ihtiyacımız olduğunda da buraya paylaşıyoruz.
Bizim için bir yaşam alanındır Gigacet.
Evet aslında samimiyetimize de oldukça katkı sunuyor bu kanal gerçekten.
Çünkü gelişim sadece düzeltme ya da işte bir şeyleri uyarmayla kesinlikle olmaz.
Güçlü yönleri fark etmek ve onları takdir etmek ve onları büyütmekle olur.
Aynen, Giga Chat'te biri mesela bir başarısını attığında, bir ekibin bir kutlaması olduğunda aşağıya mesajlar yağıyor.
Yani tebrik ederiz, ondan sonra ne güzel bir başarı falan gibi emojiler falan yağıyor tabii o sırada.
Çok keyif aldığımız anlardan biri.
Peki, şimdi geldik diğer sorumuza.
Tamam, çok güzel anlattın her şeyi.
Yapıyı kurduk, geliştirdik, ondan sonra teoriyi seçtik, tutundurduk.
Ama ben şirkete yeni başlayan biri olsam?
Bilmiyor olabilirim geri bildirimi.
Başka bir modelle beraber çalışmış olabilirim hayatımda.
Beni bu yapın içine nasıl alabiliyorsunuz?
Yani bana radikal samimiyeti nasıl gösteriyorsunuz?
Ben bunu kendi gündelik yaşamımda, iş yaşama nasıl dahil edebilirim?
Öncelikle aramıza hoş geldin Ceyhan.
Hoş buldum, teşekkür ederim. Yeni başlayan biri için şirketin dili, sen de bilirsin ki ilk günkü iletişimde anlaşılır aslında.
Biz de bu dili daha ilk adımda tanıtmak istedik.
Pre-boarding sürecimizde yani daha ekip arkadaşımız aramıza...
katılmadan önce paylaşım yaptığımız içeriklerle bu kültürü anlatıyoruz.
Örneğin burada geri bildirim isteriz, burada veririz, bundan besleniriz diyoruz.
Onboarding sürecinde ise bu davranışları somutlaştırdığımız bir hale evriliyor aslında.
İlk haftalarda yapılan tanışma toplantılarında geri bildirim örnekleri üzerinden sohbetler ediyoruz.
E-Eğitimler ve içerikler dışında yine aramıza yeni katılan ekip arkadaşlarımıza geri bildirim eğitimini düzenliyoruz ve belki de en önemlisi şu ilk hafta yeni gelen biri pozitif bir geri bildirim aldığında
ya da kendisinden istenildiğinde bu kültürle tanışmış oluyor.
Direkt içinde doğuyor aslında.
Kültürü anlatmak değil, yaşatmak burada belirleyici oluyor.
Aynı zamanda ilk yaşayabildiği şeylerden biri de şu.
Bunu da ben ekleyebilirim. İlk işe başladığı gün lideri onu giga chat'te tanıtıyor.
Mesela bu da hani diğer yerlerden farklı yapmaya çalıştığımız bir şeydi.
Hani düz bir iç iletişim işte aramıza...
Bu kişi katıldı, bunu seviyor demektense liderinin onu tanıtan bir mesajı olması da kişi için destekleyici olduğunu düşünüyoruz.
Hem lideri daha da mutlu oluyor, daha da sahipleniyor.
Kişi de liderinin paylaşmasından dolayı daha korumalı bir şekilde kendine merhaba deme ortamı sağlıyor.
Bundan dolayı da bunu da ekleyebilirim ben buraya.
Kesinlikle. Peki Atacığım, dinleyiciler bu bölümü kapatırken ne söylemek istersin?
Sona mı yaklaştık?
Sona yaklaştık. Şöyle diyebilirim.
Radikal samimiyet kulağa karmaşık, zor, cesaret isteyen bir şey gibi gelebilir.
Ama aslında ilk adım çok basit.
Şunu sormakla başlayabilirsiniz kendinize.
Ekibimden biriyle son bir ayda yaptığım bir konuşmada ona hem değer verdiğimi hem de gelişmesini istediğimi hissettirdim mi?
Cevabın hayırsa...
Hiç sorun değil. O zaman şimdi o alanı yaratmanın zamanı gelmiş demektir.
Kültürler sistemle kurulmaz, davranışlarla kurulur.
Herkesin küçük bir katkısı aslında uzun vadede çok büyük bir dönüşüm yaratabilir.
Ve siz de bu bölümü dinliyorsanız eğer kendi ilişkinizi dönüştürmek için zaten ilk adımı atmışsınız demektir.
Sadece iş yerinde de değil, özel yaşamda da aslında tüm ilişkilerinizi dönüştürmek için kullanabileceğiniz harika bir yöntem.
Dolayısıyla az önce de bahsettiğimiz gibi.
hayatımızın tam merkezinde ve her anında cesaretle, açıklıkla ve samimiyetle her şey orada başlıyor Ceyhan.
Ne güzel gülerek anlattın bunu.
Gülümseyerek anlattın vallahi ben mutlu oldum.
O zaman son sorum şudur Atacığım.
TÜKNET'te damağında en sıradışık lezzeti anı bize bırakır mısın?
Bırakabilirim. Düşündüğümde önce ilk aklıma gelen sende aslında podcast'ın açılışında bahsettiğin gibi senelerce üniversite yıllarında verdiğimiz eğitimler, verdiğimiz çalışmalardan sonra TürkNet'in çatısı altında
beraber iş yapabilmek, yapıyor olmak gerçekten benim için çok keyifliydi o zamanlar.
Hala da aynı keyfi sürdürüyorum.
Bununla beraber de bir şey daha ekleyebilirim en keyifli anılardan biri.
Biliyorsun FRC'nin iletişim sponsoruyuz.
İlk o alana gittiğimde liste...
öğrencilerinin robotik kodlamayla ilgili her sene değişen konseptle çalışmalar yapması.
O oradaki samimiyet ve ekip birliği, ekip uyumu gerçekten beni çok etkilemişti.
En lezzetli anılarımdan biri de onu söyleyebilirim.
İlki için teşekkür ederim öncelikle.
Üniversite senelerinden tanışıyoruz biz Atahan'la beraber.
Bir toplulukta iki sene yönetim kurulu üyeliği yaptık.
Farklı alanlarda çalıştık ve birbirimiz de bu anlamda geliştirerek geldi bu arkadaşlığımız aslında.
Benim için de çok anlamlı. Burada da hala birbirimizden besleniyoruz.
Beslenmeye de devam ediyoruz.
Ondan sonra geri bildirimlerimizi çok net bir şekilde veriyoruz.
Yani geri bildirim vermeyi 2017'de öğrenmişiz.
Geri bildirimlerimizi bırakmayı.
O günden itibaren de hatta yani dostlar meclisi dediğimiz bir ortamımız vardır.
Biri der ki yani dostlar meclisi zamanı mı?
Ondan sonra ya da dostlar meclisi yapalım mı?
İkimiz beraber oturup o an neye ihtiyacımız varsa, diğerinden ne duymaya ihtiyacımız varsa o konuyu açar, onu konuşuruz.
Burada da aynı şekilde devam ediyoruz.
Sırt sırta çalışarak güzel bir şeyler üretmeye hem ekibimize hem de topluma güzel bir şey bırakmaya çalışıyoruz.
Umarım bu podcast da bizim için çok bilgilendirici olmuştur.
Yani sizin için çok bilgilendirici olmuştur.
Bizim için de gayet eğlenceli bir anı olarak kaldı.
FRC'de cidden çok eğlenceli bir etkinlik.
Çocukların, lise öğrencilerin oradaki heyecanını görmek, yarışmaların koşturmacasında kendimizi yer bulmak da çok keyifli.
Ata çok teşekkür ederim. Ne demek Ceyhun?
Çok keyif aldım ben. Çok sağ ol.
Beraber böyle bir konuşmada yer almak, bilgi paylaşımı yapmak, sohbet etmek çok keyifliydi benim için de.
Bu podcast'ı yapabilmek için Elif'e yalvardım resmen.
Atan'la ben yapabileyim diye.
Umarım bu podcast çok sevildiyse.
İkincisinde de yine Ceyhun ve Atan'ı beraber görmek istiyoruz derseniz de Elif'e de bu mesajı göndermekten mutluluk duyarız.
Dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz.
Bir sonraki podcast'lerde görüşmek üzere.
Son söylemek istediğin bir şey var mı? Dinlediğiniz için çok teşekkürler benden de.
Geri bildirimde kalın, açık ve samimiyet iletişimde kalın diyeyim ben de dinleyicilerimize.
En önemli şey duygudur. Duygu.
Duygu ile kalın. Sevdi.
Görüşmek üzere. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
