
Bu bölümde mikrofonu, Product ekibimizde ilk yıllarını tamamlayan Ece ve Nisa’ya uzatıyoruz.
Ece’nin yolu TN Product Bootcamp’ten, Nisa’nın yolu ise TN Generation’dan geçti. Bugün ikisi de kariyerlerinin ilk işinde, aynı ekipte ürün geliştirmeye devam ediyor.
Peki üniversiteden çalışma hayatına geçiş nasıl bir deneyim? İlk işe başlarken neler değişiyor? Z kuşağı iş hayatından ne bekliyor ve ürün ekiplerinde çalışmak gerçekten nasıl hissettiriyor?
Genç yetenek programlarından Product dünyasına uzanan bu samimi sohbet sizi bekliyor.
*
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
Fiber Soslu Sohbetler'e hoş geldiniz.
Bugün Fiber Soslu Sohbetler'de bir 2000'li heyecanı ve dinamizmi var.
Nisa'dan çok memnun oldum.
Nisa'nın heyecanından ve kendinden çok belli olmasa da.
Arkadaşlar hoş geldiniz. Hoş bulduk.
Nasılsınız? Mutlu.
Ben mutluyum. Bir de kameraya bakarak.
Ben mutluyum. Teşekkür ederim.
Yani belli olmuyor olabilir ama. Belli olmuyor olabilir ama çok içten çok mutlu.
İsteyerek buradayız hepimiz.
Tabii buraya yani koltuğa zaten birini zorla oturtacak bir olayız.
İlla gelip konuşmak lazım diye.
Nasıl bir his oturuyor olmak?
Çok heyecanlı. Kendimi şimdiden ünlü hissediyorum.
İmza vermek isteyen varsa verebilirim.
Hiçbir sıkıntı yok. Daha demin masaya otururken Ece şöyle yaptı.
Ben birileri oldum dedi ya.
Şu mikrofonun başına geçecek.
Ben dedi ben birileriyim artık dedi yani.
Biz de birileriyiz. Nisa öyle oturdu.
Ben direkt. O alışık ışıklara.
Bugün Eddie ve Murphy.
Onlar da böyle iki ayrı. Loren'le Hardy'le beraber gibi bir halimiz var yani.
Size özel böyle renkli bir gömlek tercih ettim ben de bugün.
Genzi'ye uygun. Aynen.
Ben de çok Genzi'den çok uzak olmasam da bir tık da gene şey olarak matematik hesabından da biraz uzakta kaçıyorum.
Olsun. Yani yakaladığımı düşünüyorum ben.
Belli noktalarda. Biraz.
Tamam. Sen de ona yazdıysak okeydi.
Arkadaşlar masamızı nasıl buldunuz?
Her şey çok güzel, düşünülmüş, müthiş bir prodüksiyon.
Gerçekten herkesin eline sağlık.
Peki bugün fiber sosu sohbetleriniz içerisinde ne var?
Ne konuşuyoruz? Ben bunun içinde ne var diye sordunuz sandım.
Su olduğuna herkes yani şöyle masada birimizin eli çarpıp vurmasın.
Evet içleri suyla dolu.
Öncelikle biraz tanıyalım.
Ece. Evet, merhaba.
Ben Ece Sude Yılmaz.
Bahçeşehir Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum.
Geçen sene mezun oldum ve mezun olduktan yaklaşık 3 hafta sonra da Tian Bootcamp süreciyle birlikte Çüknet'te işe başladım.
Ve yaklaşık birkaç hafta sonra da bir yılımı doldurmuş olacağım.
Senin Product Bootcamp'ten beri esasında biz tanıyoruz.
Nisa. Prenses selam.
Selam. Ben Nisa Özdemir.
İTÜ'den mezunum. Ben stajyerlik programıyla dahil oldum aslında.
TN Generation'la. Mezun olmadan evvel zaten stajyerdim.
Sonra mezun oldum ve kadroya dahil oldum.
Benim bir yıldan fazla oldu bu arada.
Ben artık yıllandım.
Kıdemlisi. Evet ben kıdemlisi stajyerim.
Bu şekilde. Şu an stajyer değilsin.
Değilim. Şu an yok. Yanlış anlaşılmıyor.
Evet. Bu bir şakaydı.
Aynen. Şu an Junior Product Manager olarak görev yapıyorsunuz.
Hangi ekranlar sizde? Hangi projeler diyeyim ya da?
Eski adıyla nakil, yeni adıyla abonelerin yeni evlerine taşınma süreçlerine destek olmaya çalışıyorum.
Onun dışında abonelerimize fiber altyapısından 1000 megabit ek hız hizmeti sunuyoruz.
Bu ürüne de destek vermeye çalışıyorum.
Sende neler var? Bende hizmet dondurma, kampanyalar ve faturalama.
Seninki şeymiş böyle en hot topikler sende.
Evet. Öncelikle tekrardan tebrikler.
Bununla beraber de şunu da görmüş olduk esasında.
Yani TürkNet'te ekibe işte senin internet sürecinden dahil oluşun, senin bootcamp sürecinden dahil oluşun.
böyle daha hot topic konular ya da böyle en merkezimizde olan konularda herhangi bir hiyerarşik ya da daha kıdemli, daha yaşlanmış birilerinin değil, cidden bu konuyu kafasından takmış, mücadele etmeyi seven ve
bunlarla alakadar olan kişilerle çalışmayı tercih ettiğimizi, gösterdiğimizi düşünüyorum.
Pixel 2.net yolcu nasıl başladı?
Biraz onlardan bahsedeyim. Yani senle TN Generation'dan, stasyonajdan bahsedeyim, senle de Bootcamp'dan.
Az önce söylediğine bir örnek vermek istiyorum aslında.
TürkNet'te çalışmak demek bence inisiyatif almak demek.
Ve burada hiyerarşi önemli olmaksızın bu prosedürü bence kesinlikle işletebiliyoruz.
Yaklaşık bir ay olmuştu ben işe başlayalı ve TürkNet'te bir landing page yapmak istiyoruz.
Nasıl müşteriyle bu konuda bilgilendirebiliriz diye çok detaylıca.
Ve yaklaşık bir ay olmuştu ben işe başlayalı dediğim gibi.
Ve içerikleri hazırladım.
Ve direkt onaylandı ve ben dedim ki nasıl yani?
Kimse bunu okumayacak mı?
Bir lider, bir müdür okuyup revize verip saatlerce bu iş için uğraşmayacak mıyız?
Eminim ki okumuştur biri.
Ama kimse bana hayır bu hatalı, bunu değişti.
Yani %100 güven sen yaptıysan doğrudur dedi ve proses öyle işledi.
Ve şu anda canlıda olan bir landing page'imiz var.
Ellerine sağlık. İş hayatına yeni başlamış, yeni mezun olmuş, bir aydır sadece çalışan bir kişi.
Ya da erkende yani böyle şeyin vardı.
Evet. İşte hemen CEO'ya sunum yaptık falan gibi bir noktam vardı.
Evet yaklaşık iki buçuk aydır çalışıyordum orada.
Hatta böyle üçe yuvarladık ki sayı yüksek olsun diye.
İki buçuk aydır çalışırken işte ben abonelerin neler yaşadığını, nasıl pain pointlerle karşılaştığıyla alakalı bir sunum yaptım CPO'ya.
O da bunu çok beğendi ve dedi ki bunu yükse...
CPO dediniz Erçin abi.
Aynen Erçin. Dedi ki biz bunu sunalım.
Sonrasında iki buçuk... aylıkken Cem'le böyle karşılıklı brainstorming yapma gibi böyle bir lüks elde etmiştim.
Bizim için lüks değil de başka şirketler içerken iki buçuk ayda show'yu görmem bile anca böyle asansörde falan karşılaşılabiliyor.
Aynen. Hep duyduğum hikayeler öyleydi.
Çok konuşuyorum. Üzgünüm ama.
Kişenebilir. Ben bu şirkete başlamadan önce üniversite öğrencisiyken hep şöyle laflar söylerdim.
İşte bir tane şirkette oturup TikTok çekemiyorsak.
Hiç kimseye bence bey abi ya da işte bey hanım böyle hitaplar kullanmaya devam edelim derdim yani.
Çünkü ne anlamı var ki?
Zaten burası iş hayatı. Şirkette TikTok çekebilse ne anlamı var ki?
Yani diyorum bu kadar yenilikçi değilsek yani.
Hani her şey yoksa bu şirketin içerisinde.
E burası iş hayatı devam edelim yani.
Bey hanım evet falan. Ama sonrasında fark edersin.
Gerçekten bir noktada oturup TikTok çekiyorum.
O yüzden hani bu hitaplarda da hani bu kadar kolay bir şekilde elçin diyebiliyoruz bence yani.
Tamam okey. Sen kendi soru hakkını kaybettin.
Soru soruyor aslında cevap vermedi.
TN Bro'dan Putu Camp'tan şimdi bahsediyoruz.
Sen de biraz TN Generation hakkında konuşalım.
Şimdi bizim TN Generation'da biraz daha okuldan mezun olmadan evvel başlamıştı.
Yani aynı zamanda hem okulla gidiyordum hem de işte boş zamanlarda buraya geliyordum.
Ve tam da mezun olacağım zaman bitirme dönemi ve bitirme projem patladı bu arada.
Ve ben de böyle ağlaya ağlaya Selim'in yanına gidip Selim.
Kodlarım çalışmıyor. Ben hani çıkabilir miyim demeden tamam hadi sen git bitirmeni yap falan.
Akşam Nisa ne yaptın yapabildin mi?
O süreci çok iyi handle etmiştik.
Aynı zamanda ben yüksek lisansa yapmadım.
Çünkü burası aslında okul gibiydi.
Yani özellikle product departmanı.
Gerçekten okul gibi. Herkes öğretmeye çok istekli, özverili ve destekleyici.
Bununla birlikte herkesle erişilebilir.
Aslında bunda önemli bir etkisi var.
Dolayısıyla zaten kendimi geliştirebildiğim bir ortam ve her şeyi sıfırdan öğreniyorum.
Çünkü ürün yöneticiliği ile ilgili bir bölüm okumadım.
Çok da... Yani şu an dezavantajını görmüyorum.
Dediğim gibi ekibimdeki herkes beni destekliyor ve öğretmek için hevesli.
Sen bu arada internede benim hatırladığım kadarıyla ilk prodağa gelmedin.
Hayır. İlk prodakta geldim.
Fakat beni GIS'e istemişlerdi.
Aynen öyle. GIS'le beraber başladın.
Hayır GIS'le de başlamadım.
Şöyle oldu. Aleyna ile konuşurken işte hangi departmanları istersin?
Ben de... Ürün departmanının istediğimi söylemiştim.
İşte CV'me bakmış, neden CIS'i istemiyorsun?
İstemiyordum CIS'i çünkü zaten öncesinde bir background'um vardı bununla ilgili ve yeteri kadar istediğim noktaya geldiğimi fark edip daha farklı şeyler ve daha fazla sorumluluk alanını genişletmek istediğim için bu alana geldim.
Dolayısıyla hani pek de bir aşinalığım yoktu ama eksikliğini başlarda hissettim yalnızca.
O bir iki aylık bir süreçte sonrasında arayı kapattım.
Süper. Senin staj dönemi ne kadar sürdü?
11 ay. 11 ay. Sonra da hemen kadroya geçtin zaten.
Evet. TN Generation'ın 2025, değil mi geçen sene?
Evet, doğru geçen sene. 2025 geçişlerinden.
Senle biraz Product Bootcamp konuşalım.
Başka bir konuya sapmadan sen.
Tamam mı? Zor. Deneyeceğim.
2015'te Product Bootcamp gerçekleştirdik.
Bu Product Bootcamp'te de yaklaşık 40 tane yeni mezun ya da mezun olmak üzere olan ürün yönetimine ilgili olan kişileri bir araya getiririz ve onları bir eğitim sürecinden geçirdiğimiz bir programdı.
En sonunda da bu eğitim süreci bittikten sonra aralarından böyle hem program devamlılığı fazla olan hem işte üstüne paylaştığımız orada bir değerlendirme sınavı gibi bir şey vardı diye hatırlıyorum.
Pardon proje vardı. Vaka analizi.
Vaka analizi. Vaka analizden yük...
...yüksek puanlar almış. Sonrasında da...
...mülakata girip buradan da beş arkadaşımızla...
...beraber, beş mi dört müydü?
Beş arkadaşımızla beraber de onları...
...geçebilirsin Özkan. Bazen böyle...
...ofistekiler çekinebiliyor biz burada şey yaparken.
Ama mesela bağdaşım hiç çekinmedi.
Sana helal olsun ya. Bu başka böyle...
...YouTube çekimleri falan yaptığımızda böyle bir tık...
...daha böyle sessizlik, kimse arkadan geçmedi...
...bir kurgu oluyor ama. Fiber sos sohbetler öyle değil.
Bir beş kişiyi de sonra kadromuzu almıştık.
Sen de onlardan da birisin. Nasıl geçti Product Bootcamp süresi senin için?
Geçen sene Nisan aylarında başladı.
Ve sonrasında çok yoğun bir dönem oldu benim için.
Çünkü hem mezun olmaya çalışıyordum.
Hem bitirme projelerim vardı Nisa gibi.
Hem de proje sunumlarım.
Bir yandan da eğitimler vardı.
Hatta bana sordu ekip.
Gerçekten bunu yapabilecek misin?
Çünkü eğitim normalde bizim planladığımız yeni mezun olmuş insanlara.
Bunu gerçekten yapabilecek misin?
Ben böyle gerçekten... uyku saatlerime kadar planlayarak çok yoğun bir buçuk ay geçirdim.
Sonrasında kep attım ve kep attıktan sonra haberi beklemeye başladım.
Çok inanılmaz yoğun ve aşırı eğitici bir gerçekten eğitimdi.
Ben böyle bayağı oturup notlarla falan çalışıyordum.
Buna emek harcıyordum. Ve çok şeyler kattığına inanıyorum bana.
Şu anda hala oradaki öğrendiklerimi şu an iş hayatında kullanabiliyorum.
Zaten akreditasyonu olan da bir eğitimdi.
Ben senin vakan analizindeki halini hatırlıyorum bu arada.
Çok heyecanlıyım.
Sonrasında dediğim gibi mezun olduktan yaklaşık 3 hafta sonra da işe başladık.
Çok hızlı bir süreç oldu benim için.
Çok dop dolu, çok böyle istediğim, çok böyle akışta her şeyi çok istediğim gibi.
Ve birkaç ay önce Nisa'yla oturuyoruz.
İşte ona fotoğraf gösterdim.
Bak dedim geçen sene bugün Product Bootcamp'e çalışıyormuşum.
Şimdi bak seninle birlikte burada oturuyorum.
Yani çok güzel bir his. Hatta dedim o gün giydiğimi mi giysem falan.
Ve bakanlar yüzüne giydiğimi mi giysem falan yapıyorum.
Orada emek edip...
O kadar süre çabaladığın bir şeyin bir sene sonra böyle bakış açısı olan insanlarla birlikte onlarla oturma şansını elde edebilmek bence çok büyük bir hem keyif hem şans ama şans da değil bence.
Çünkü gerçekten çok çabaladın. Çok çabaladın aynen.
Onu hatırlıyorum şeyde.
Vakanlarınızı günden falan hatırlıyorum yani.
Arkadaki sistem kurgu, çalışmaların, nasıl aktaracaksın cümle cümle çalıştığın şeyleri, o kağıtlarını falan hatırlıyorum.
Peki TÜKNET Prodak ekibiyle beraber çalıştıktan sonra hayatınızda ne değişti?
Ya da Prodak ekibinde daha böyle genç yaşta çalışıyor.
olmak ne anlama geliyor sizin için?
Neler yaşıyorsunuz? Deneyimleriniz nasıl?
Öncelikle ben galiba ofisin en küçüğüyüm.
2002 doğumlu olarak.
Ve aktif internler yani kadrodaki küçüklerden biri olabilir.
Aktif internlerin haricinde.
Aynen. Nisa'da zaten yine 2000 doğumlu.
Hatta böyle şey oluyor. Abi benim ilk arabam 98 model ya.
2002 doğumu olmayı çok böyle anlamlandıramadıkları durumlar falan olabiliyor yani.
Hatta böyle Atakan'ın bir hikayesi var.
Ben 2002'de ne yapıyordum biliyor musun?
Ne yapıyordun abi?
İşte milli maç vardı yine o zamanlar.
Bu dönemlerde 2002 Dünya Kupası ve işte benim fizik 2 sınavım vardı o gün.
Böyle bir anısı var benim doğduğum dönemde.
Bizim Nisa'yla şöyle bir hikayemiz var.
Bunu hep böyle ofiste de anlatıyorlar.
Nisa'yla bir gün bütün ofisi karşımıza aldık.
Tamam. Dedik ki biz artık iletişim kuramıyoruz.
Size belli başlı şeyleri öğretmemiz lazım.
Terminoloji fark ediyor. Çünkü şöyle bir hikaye var.
Ben işte bir şey çok cringe yaptım.
Bu hikaye zaten böyle ofiste bir şey oldu.
Abi işte ben ona kriş dedim ne demek falan diye.
Sonra dediler ki bu iş böyle olmayacak gelin bize anlatın.
Bütün product'ın hepsi böyle Nisa'yla ikimizin karşısına geçti.
Ne biliyorsunuz abi falan.
İşte slick ban. Biz de araştırmamızı yaptık.
TikTok. Bir an siktopedi yani.
Tamam. Hazırlıklı gittik yani.
O toplantıya da hazırlıklı gittik.
Öyle bir şey söz konusu olamaz.
Anlattık. Sonra arkadaşlar çok özverili bir şekilde.
Hani ben bu kelimeyi bu cümlede kullandım.
Nisa doğru mu? Bize onay beklerken buluyorum onları falan.
Doğru anlamda kullandım mı?
Ekibi dönüştürdünüz yani.
Bir nevi ekibi dönüştürüyorsunuz.
Kesinlikle. Ve Özbek böyle şey yapıyor.
Bugün Nisa slick ban mı yaptı?
Öğrenmeye çalışma var yani.
Anladın mı? Ne demek o? Yani böyle saçları yapıştırıyor ya kızlar arkaya doğru.
O işte Slick Bun oldu ya da Wednesday Bun diye de geçiyor.
Şükür abi beni bilgilendirdiniz ve buradaki tüm dinleyiciler sizi bilgilendirdiğiniz için.
Ben bildiklerini düşünüyorum ya.
Yani James'i böyle konuşuyor.
Bu birazcık saç stiliyle de alakalı olduğu için belki kaçtı da.
Yok. Bu bizim jenerasyonumuz var.
Bu bilinir evet. Esasında sizin product ekibiyle beraber çalışırken yaşadığınız bir jenerasyon farkı gibi mi değerlendiriyorsunuz peki buna?
Aslında iş hayatına çok yansımıyor.
Daha çok sosyalliğimize yansımıyor.
Arada hava almaya çıktığımızda biz anlaşılmıyoruz böyle farklı kelimeler.
Hani sanırsın Almanca konuşuyoruz.
Hayır aslında aynı Türkçeyi konuşuyoruz.
Ama çalışma hayatında bu böyle değil.
Biz daha genç olduğumuzdan kaynaklı aslında.
Daha enerjiyiz ve şey biz araştırma yaparken klasik işte Google'dan araştıralım, Yandex'den araştıralım değil de daha çok Instagram'da ne var?
İşte TikTok'ta ne deniyor?
İşte AI'ya soralım. Çünkü ben yani refleks olarak artık Google Search kullanmıyorum.
AI'dan araştırıyorum. Burada ne var ne yok.
İşte ekibe o bakış açılarını aslında kattık biraz daha.
Araştırma tool'larının genişliği ve bizim kuşağımızdaki insanların nasıl araştırma yaptığı, nasıl kararlar aldığıyla ilgili bir görü kattığımızı düşünüyorum ekibe.
Buna yönelik de aksiyonlar alıyoruz zaten.
İşte sosyal medyayı düzenleyelim arkadaşlar.
İşte AI'da nasıl ön plana çıkarız, bununla ilgili planlamalar yapalım arkadaşlar.
Yani biz bunları götürüyoruz ve yöneticilerimiz, liderlerimizin de aklına yatıyor.
onları da ikna edebiliyoruz.
Ve sonrasında aslında bunları projeye çevirip hayata katıyoruz.
Yani AI bence şu an jenerasyonların da yakaladığı bir şey oldu.
Hani bu genci yaşlısı diyeyim hadi.
Ondan sonra ama Instagram ve TikTok search'ünü ben geçenlerde bir şey yapıldığını öğrendim.
Hani özellikle hani bir şey araştırıldığında.
Başka bir yerden bakmıyorum aslında bu arada.
Ama bu bir tık da ama şey değil mi?
Bu research dediğimiz şey. TikTok ve Instagram arası.
Birazcık daha trendler hani trendleri takip etmek gibi değerlendiremez miyiz?
Ben bilmiyorum. Daha hızlı bir şekilde bilgiyi elde ediyorsun bence.
Senin için önemli olanları zaten.
Daha işlevsel olarak yani daha nasıl söylesem gösterilebilen, izlenebilen bir formda olduğu için.
Evet. Bence bu arada iş hayatında bununla alakalı bir problem yaşamıyoruz.
İnsanın %100 dediği gibi.
Hatta ben bazen bunları şaşırıyorum yani.
Çünkü onlar gerçekten çok deneyimliler.
20 yıldır bu şirkette çalışıyorlar.
18 yıllık deneyimli insanlar.
Ve şey demiyorlar bize.
Hayır sen gençsin bunu bilmezsin.
Sen bunu yapamazsın. Sen edemezsin.
Senin zaten ne fikrin var.
Bizi dinlememezdik. Yani böyle bir şey hiç yaşamadık.
Tam tersine demek ki onlar bir şey söylüyor.
Burada bir şey var. Her zaman bizi desteklediler.
Hani burada işte genç...
Anlaşılmaz, gençtir, bilmez, uçarı kaçarıdır.
Bu anlayıştan çok uzak bir ekiple çalışıyoruz.
Onlar tam tersine bizden beslenmek istiyorlar.
Hatta geçen gün çok hoşuma giden bir cümle yazdı Özbek.
Benim çok inandığım Ben bir fikir ona söyledim.
O da böyle dedi. Benim çok inandığım bir fikir değil ama siz gençler olarak bu fikre inanıyorsanız bana bir sunum yapın.
Yani bunu söylemek bile...
Gene okey dememiş ama...
Ama destekliyor. Bu saçma ne zırh alıyorsun demiyor yani.
Siz inanıyorsanız hadi gelin konuşalım.
Bu açıklık var yani.
Bu hem şu noktada bence önemli.
Yani kültürel ve değersel olarak.
Bizim zaten içeride yaşadığımız bir hava bu.
Beraber çalıştığımız kişiler zaten herkesin fikrine kabullenici.
Bunu tartışabilen, üstüne değerlendiren ve özellikle saygıyla dinleyebilen insanlar.
Bir noktada da şu, bir dönem çalıştıktan sonra, özellikle konu çok böyle kritik ya da böyle çok hayati bir önem hassasiyeti derece bir kırmızı alem değilse, her zaman gençlerin bakış açısı
bir tık daha değerli olabiliyor.
Çünkü daha yakını, daha güncel bir akademik araştırma, bu research...
olarak da hani üniversitelerdeki akademik akademi olarak da değerlendirebiliriz bunu.
En güncel bilgiler esasında bu tarafta var.
Çünkü daha yeni mesleki şeyden çıktı.
Bir kişi git gidiyor. Yani ben bunu ben şu an kendimde de hissediyorum mesela.
Yani üniversiteden ve hani öğrenme zamanından ne kadar uzaklaştıkça hani şu an kendi kendime bir öğrenme oturtamadığım sürece yani farklı kaynaklar, işte kitaplar şeyler bir öğrenme zamanında oturtamadığım sürece güncelden
uzaklaştığımı, güncel bilgiden uzaklaştığımı düşünüyorum.
Artık böyle reflekse dönüyormuş gibi oluyor tüm davranışlar.
Ve geçen sene bununla Nasıl yapmıştık?
Böyle yapmıştık. Eğer bir araştırma zamanında öğrenebileceğim bir zaman yoksa okey geçmişteki gibi devam.
Ama bu... beni hissiyat ve zihinsel olarak şuraya götürüyor.
Yanlış olmaya da hani yeni günceli takip edememe bir durumum var.
En kolayı şu an eee sormak zaten.
Yani bunu şu an günceldeki durumlarla sohbet ederek konuş ve öğrenmeye çalış.
Onda sadece bilgisinin güvenilirliği tartışılır bir noktada.
Bir de şey var. Ekiptekilerde bir noktada mesleki körlük olabiliyor aslında.
Tam bunu söyleyecektim. Ve biz şimdi ekibe dışarıdan katılan insanlarız sonuç olarak ve hani Türk neti ne kadar iyi biliyorsun uygulamadan bir müşteri olarak.
Aslında biz orada onların sürekli aa Şina olduğu ama fark etmediği şeyleri fark ediyoruz.
Ekip, tüm APM'ler olarak.
Ve bunları işte eğer kişilerin backlogunda yoksa, gerekli PM'lerin backlogunda yoksa oraya ekliyoruz aslında.
Biz aynı zamanda evet hem genciyiz ama bu noktadan da farklı bir bakış açısı katmaya çalışıyoruz.
Bize ilk başta da zaten kendileri söylediği bir şeydi bu.
Biz artık kör olduk.
Bunu bu kadar açık söylemediler ama biz artık kör olduk.
Ben böyle söylemek isterdim.
Ben böyle söyledim. Emin.
Biz böyle anladık. Bize ses böyle geldi.
Bilmiyorum. Ve artık göremiyoruz.
Siz bize göz olun.
Siz bize fikir olun şeklinde bir iletişim olmuştu.
Ve ben geçen gün ufacık da olsa müşteri bakış açısına aksi bir şey söylediğimde Selim'den aldığım tepki şu oldu.
Ece dur. Ece dur. Kör oluyorsun.
Şu an burada değiliz.
Sen ben oluyorsun. Ben bunu duymak istemiyorum.
Ve gerçekten müşteri ne diyor onu söyle gibi bir yanıt aldım.
Yani çok yapmayız ama arada biz de köleşebiliyoruz.
Bizimle bir sene olacak yani.
Ama bunu yaptığımızda hemen liderlerden tatlı böyle hani burada artık durmanın zamanı cümlelerini duyabiliyoruz.
Çünkü onlar hep daha farklı bakış açıları duymak istiyorlar.
Evet arkadaşlar teşekkürler.
Özellikle geçirdiğiniz hem TN Generation süreci hem devamındaki bootcamp, product yolculuğunuz ve bir ekibin içerisine gideceğiniz...
olmanın hissiyatını aktardığınız için size son bir sorum var.
Böyle tük nette böyle damağınızda kalan çok güzel bir an.
İyi ki dediğim ve bence en önemli olan bizim hayır deme lüksümüz var ve hani daha bunu çok yakın zamanda yaşadım.
Ben hayır derken yöneticilerime çekinmiyorum veya korkmuyorum veya ne düşünürler diye hani böyle tedirgin olmuyorum.
Eğer bir fikir benim için hayırsa hayır ve hani bunu gerekçeleriyle birlikte tabii ki de söylüyorum ve onlar da tamam okey mantıklı.
Neden hayır? Orada direkt onu bir aslında beyin fırtınasına çeviriyor ve ben Bence bu çok büyük bir konfor aslında.
Çünkü aslında hiyerarşik bir yapımız yok.
Yatay bir hiyerarşi var burada.
Ve bu fikir liderlerimizden geldi diye, yöneticilerimizden geldi diye ve bize mantıksız diye bir yapmak zorunda olmuyoruz bu fikri.
Kendimize bir şeyler katıp daha da geliştirebiliyoruz ve en iyi haline getiriyoruz.
Bence iyi ki dediğim nokta bu yani.
Hayır demek büyük bir lüks ve konfor.
Süper. Onu sana hissettirebilmek bence güzel bir şey.
Aslında bir ürün yöneticisi olmak bir gün sana hadi...
Bugün bunları yapacaksın ve bugün bu senin işin denilen bir iş üçgeninden geçmiyor.
Senin her gün üretmen, her gün ürününe sahip çıkman ve ürününü geliştirmek için çaba sarf etmen gerekiyor.
Ve biz çok gerçekten müthiş bir onboarding programı aldık.
Yaklaşık iki haftalık.
Çok ciddi bir programdı gerçekten.
Ve iki haftanın sonunda home office'e geri dönecektik.
Ve şöyle bir laf söyledi Sinan.
Ne yapmayı düşünüyorsunuz pazartesi günü?
Ne yapacaksınız? Bilgisayarı açınca ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Sinan'a çok iyi bir soru oldu. Hiçbir fikrimiz yok anladın mı?
Ne yapacağız yani? Sen bana geleceksin.
Product bu demek. Ve ben şunu fark ettim ürün yönetimi yaparken.
Benim aslında hep beynim böyle çalışıyormuş.
Benim hep aslında... Beynimin çalışma şekli buymuş ve sanki bir alana yönelmiş gibi hissediyorum bu şirkette ve bu insanlara çalışarak.
Ve bir teknoloji şirketinde çalışmaktan da gerçekten her gün iyi ki diyorum.
Buranın bu ecel yapısından, her gün inisiyatif alabilmekten, yaratıcı olabilmekten ve düşündüğümüz fikirleri sesli söyleyebilmekten.
Bence Nisa'nın dediği gerçekten çok doğru.
Hayır diyebilmekten.
Onların da bize aslında hayır, hayır sen bilmezsin demek yerine her seferinde bizi desteklemesi.
Bunların bence hepsi böyle...
Total bir an yaratıyor sende.
Evet yani bir de tabii ki az önce de bahsettiğimiz gibi Cem'in karşısında bence.
İkimiz de 3-4 tane Cem'le birlikte sunumu yaptık.
Onunla brainstorming yapma fırsatı elde ettik.
Bunlar hiçbir şirkette elde edebileceğimiz bir deneyim olabileceğini düşünmüyorum.
Bunun da çok kıymetli olur. olduğunu düşünüyorum.
Arkadaşlar teşekkür ederim ikinize de podcast'a katıldığınız ve güzel anlarınızı, keyifli sohbetinizi bizimle paylaştığınız için tekrardan çok teşekkürler.
Çok sağ olun. Bugün ofisimiz biraz cıvıl cıvıl bir neşeyle kaplandı.
Hem Nisa'ya hem de Ece'ye tekrardan teşekkürler.
Bir sonraki podcast'ta görüşmek üzere.
Kendinize dikkat edin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
