
Bu Aslında Yoktu İçimizden Geldi: Turknet Kültürüne Dair, Nası Ya?!
27 Kasım 2025 · 25 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Merhaba ben Ceyhun. Bu podcast'i rastgele çektik Elif'le. Turknet'e dair merak edebileceğiniz her deneyimimizi konuştuk. Birbirimizi de anlattık. Keyifle, gülerek dinleyeceğinize emin olmasak asla paylaşmazdık. Nasıl ya mı? Dinleyince siz de bize hak verirsiniz.
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
Merhabalar, biz bir şey yaptık.
Şu an podcast çekiminde Elif'le tekrardan mikrofonun başına gelip dedik ki Elif ya biz birbirimize podcast yapmayı özledik.
Hadi gel birkaç soru yazalım.
TÜKNET'e dair, TÜKNET'teki hayatımıza dair keyifli sorular.
Gel bunları cevaplayalım dedik.
Doğru muyum? Doğrusun.
Senin başının altından çıktı tabii ki de.
Herkese merhaba. Bugün biz varız mikrofonda sadece.
Yani başkalarını moder etmekten hiç beraber sohbet edemedik.
Doğru. O yüzden de...
Bu podcastta beraberiz.
Bizi modere edecek kimse olmadığı için de çekimimize destek olan ekipten Ertuğrul bize soruları iletecek.
Selam Ertuğrul. Biz de Elif'le cevaplayacağız.
Ertuğrul selamlar. Merhabalar, hoş buldum.
Seni burada mikrofonun başına görmek çok güzel.
Benim de planlarımda bugün böyle bir durum yoktu ama güzel oldu.
Ben de mutluyum şu an bulunduğum yerden.
Doğaçlama bizim işimiz. Bizim hayatımız böyle biraz.
Canımız istedi ve şu an bunu çekelim dedik.
Ortaya nasıl bir bölüm çıkacak çok merak ediyorum Ceyhun.
Tamamen bize dair bir bölüm çıkacağı konusuna %100 teminat veririm.
Hayatımız nasılsa o şekilde bir bölüm olacaktır.
Bizi yansıtacak. Aynen öyle. O zaman ben sorulara başlayayım.
Hadi bakalım. Şimdi ilk olarak Türknet'teki ilk gününüzü hatırlamanız gereksin.
O güne geri dönseniz.
Hissettiğiniz ve unutamadığınız an neydi sizin için?
Sen ve ben. Ben başlayabilirim.
Sen başla. Ben şu an hatırlamıyorum.
Hatırlamaya çalışacağım. 2022 Şubat ayı.
Ankara'dan İstanbul'a geldim ofise.
Şimdi çok da bir şey de bilmiyorum.
İlk iş deneyimim. Saat 8'de mesai başlıyor gibi düşündüm ben.
Saat 8'de geldim ofise.
Ya kimse yok ofiste.
Yani bir ben varım.
Ondan sonra bir de idari işler.
Kimseyi de tanımıyorum yani. O dönem çalıştığım kişi de geç geliyormuş yani o gün.
Ofisin içine geldim.
Ondan sonra orta kalan bu YouTube'larda ya da herhangi bir çekimde gördüğü zaman nereye oturacağımı bilemedim.
Yani birilerinin yeri var mı yok mu?
O dönemlerde pre-boarding, onboarding hiçbir şey yoktu bir de.
Bilgilendirme hiçbir şey yoktu. Nereye oturacağımı bilemedim.
Sağıma bakıyorum, soluma bakıyorum.
Tepede masa var. Amfinin üstünde.
Çekimlerde falan da görüyorsunuz. Masaya çöktüm.
Dedim ya buraya oturan zaten yoktur.
Gittim oraya oturdum. Kartal gibi konuşlandım yukarı.
Karanlığın içindeyim. Işıkları da açmadım.
Gözlem mi yaptın? Ne oluyor ne bitiyor.
Gözlem gibi de gibi.
Bir yandan da böyle bir hani gelen de bir şey de sormasın hani o mantıkta.
Orada bekledim. Ondan sonra işte o dönem çalıştığım kişiyle haber açtım.
İşte geliyorum falan diye. Sonra gelmeye başladı işte.
Anılı hatırlıyorum. Anılı yaparım falan geldiğini hatırlıyorum.
İşte böyle. poğaçalar falan yenmeye başlandı.
Ben böyle uzaktan bakıyorum. Onlar da büyük ihtimalle bana bakıyorlardır bu kim diye.
İlk günümde de bana futbol takımıyla ilgili görev vermişlerdi orada.
Futbol takımıyla tanışmıştım.
İlk günden görev mi aldın?
İlk günden futbol takımının birkaç ihtiyacı varmış.
Bana bunları verdiler. Tamam işte bu kramponlar, eşofmanlar falan diye.
Ben anlarım diye.
Ki bildiğim de bir sektördür yani.
Ondan sonra onunla ilgilendim ama futbol takımı da bir yazmış ama yani Maç sonu havlusuna kadar yazmışlar.
Ya bir strateji gitmişler.
Demişler ki yani biz çok talepte bulunalım.
Aralarından elesinler diye bir strateji.
Havlu mavlu ondan sonra diğer şirketlerle benchmark falan yapmışlar.
Bunlar da oluyor mu olmuyor mu diye.
İlk günde ondan sonra futbol takımıyla muhabbette olunca akşam antrenman varmış.
Benim o dönem Ozan abi vardı kaptan.
Ozan abi dedi ki sen de maça gelmek ister misin diye.
Vay sen ilk günden maça mı gittin?
Aynen ben tüm ekiple halı sahada tanıştım.
İnanılmaz. Senin ilk günün ya.
Hatırlıyor musun? Hatırlıyorum senin ilk gününü.
Gerçekten mi? Bana biraz anekdot verir misin?
Çiçekler falan geliyordu.
Çiçekler mi? Aa evet çiçek seven dostlarımdan.
Çiçek geldi falan. Eşimden evet çiçekler gelmiştim mutlu olmuştum.
Ama benim daha net hafızamda kalan kısım kedi alerjim.
Benim peşimi bırakmayan kedi alerjim.
Ofisimizde de TürkNet çalışan arkadaşlarımız bilir.
Fazlaca kedi var. Ve yine böyle girdim ofise bilmiyorum tabii ofisin içinde kedi beklemiyorum haliyle.
Çok fazla kedi tüyü ve kedi olduğu için hapşurmaya başladım.
Ve gelir gelmez çok özendiğim işte o makyajım bilmem ne falan.
Kıpkırmızı bir burunla güne devam etmiştim.
Elif mahvolmuştu ilk gününde. Mahvolmuştum gerçekten.
İnsanlar bana acıyordu yani. Halbuki hiç öyle bir izlenim yaratmak istememiştim ama.
Öyle bir anım var evet. Ama çok sıcak karşılamıştılar ya.
Şeydi yani hiç yabancılık çekmemiştim.
Güzel bir hissiyat. Elif'in ilk zamanları hızlıydı bu arada yani.
Onu da yapalım bunu da yapalım falan.
Evet çok çok heyecanlı ve hızlı dalmıştım.
Bazılarının antipatisi şey yapmış olabilir.
Ceyhun başta olmak üzere.
Biz bu konuda geri bildirimleştik o dönem.
Aynen. Ama sonra durulduk.
O zaman ikinci soruya geçeyim.
Gönder abi. Şimdi TürkNet deyince herkesin aklında bir şey canlanır ve TürkNet gibi kurumsal ve büyük bir yapının bir...
İş kültürü olması çok normal ama ben bu ekibin dışarısından biriyim.
Bu kültürü bana nasıl tanımlarsınız?
Bana nasıl anlatırdınız?
Ki şunu da ekleyeyim bu podcast'i de sadece TürkNet içinden değil herkes dinleyeceği için onlara da güzel bir anekdot olur bu.
Valla ben şahsına münhasır olarak yorumluyorum.
Gerçekten yani her şirketin bir şeyi var işte şunlar değerlerimiz diye yazdığı şeyler var ama bizimkiler böyle hakikaten çok şahsına münhasır.
Yani gerçekten TürkNet'in... Böyle hikayesinden oluşuyor bence.
İşte neden ezber bozarız diyoruz.
Çünkü şunu yapmışız, taahhütü kaldırmışız vesaire gibi.
Hepsinin arkasında açıklanabilirlikler var.
O yüzden ben çok şey buluyorum yani.
Türk neti özel buluyorum. Ve benim için tek kelimeyle mi özetlememizi istemiştin?
Tek kelime. Çok zor tek kelime söylemek ya.
Düşüneyim bir. Gerçekçi diyeceğim ben.
Hepsi gerçekçi. Çünkü bazen Ceyhun daha iyi bilir kültür dönüşüm ekibimizde olduğu için kendisi.
Yani kültürü söylemek, bizim kültürümüz böyle demek kolaydır.
Ama altını doldurabilmek kolay değildir.
O yüzden ben gerçekçi diyorum sonuna kadar.
Neyi vaat ediyorsak onu yaşatmaya çalışılan bir kültürün içerisindeyiz.
Hem içeride hem dışarıda. Ben şunu derdim.
Özellikle böyle Tüknet'ten uzaklaştığım, başka yerlerde olduğum dönemlerde.
Kelime olarak iki kelime gibi olacak ama tamamlıca.
Nasıl ya? Derdim yani nasıl ya?
Mesela LinkedIn'daki postlarımızı falan gösteriyordum oralarda.
Şort mu giyiyorsunuz?
Nasıl ya? Ondan sonra böyle eğlenceli videolar işte kalpler marpler hani böyle nasıl ya?
Bunu nasıl onaylattınız? Nasıl ya?
Bunu onay nasıl aldınız? Beyhanım demiyor musunuz?
Nasıl ya? Aynen ya nasıl ya derdim yani nasıl ya?
Ondan sonra hani böyle mesela biz de atıyorum yani çok katı bir mesai.
İşte biz yedi buçukta başlarız.
Biz beşte bitiririz gibi bir durum yok yani burada.
Herkesin en verimli olduğu düzeni içerisinde.
Beraber çalışıyoruz. Nasıl ya?
Nasıl ya? Sen Teams'den kalkıyorsun ve ekranın kapanıyor ve hiçbir şey olmuyor mu?
Bir de şey mesela Teams'in şey tarafını da boşver.
Giga chatten haberleşiyoruz.
Mail link yok içeride falan. Nasıl ya?
Nasıl? Teams'den nasıl iletişim kuruyorsunuz?
Falan oluyorlardı. Mesela bir etkinlik öncesi hadi gelin falan iletişim kuruluyor ya.
Başka yerlerde de.
Hadi mail çıkalım falan oldu.
Dedim ki mail çıkmıyor mu? Team site zaten herkes yani daveti zaten buradan attık.
Bizi inanılmaz hızlandırıyor bu ya.
Çok memnunum ben bundan. Hemen tagleyelim everyone, herkes.
Hadi gelin. Nasıl ya?
Falan oluyor diyen böyle.
Benim için bu nasıl ya'dır ya?
Güzel. Sevdim bu tanımını.
Bu soruya verilen cevaptan sonra iş başvurularına da dikkat etmek lazım bence.
Nasıl ya? Peki şimdi şu kapıdan ekip arkadaşlarınız girse sizi nasıl tanımlardı?
Ve bu tanımlamaya neden olacak ne yaşandı da sizi böyle tanımlıyorlar.
Elif'in neden güldüğünü anlayabiliyorum.
İstersen sen başla.
Kendimiz mi cevaplıyoruz nasıl tanınandığımızı?
Evet. O zaman tamam.
Şöyle yani kendim için söyleyeceğim değil mi bunu?
Ceyhun için de söyleyebilirim çünkü arzu ederseniz.
O zaman şöyle yapalım.
İlk önce kendiniz için söyleyin sonra birbiriniz için söylersiniz.
Beni herhalde şey derler.
Heyecanlı. Hani çok heyecanlı bir tipim Ceyhun'un da söylediği gibi.
Heyecanlı. İnanılmaz düzenli ve planlı derler muhtemelen.
Bazen böyle insanları darlayacak kadar çünkü.
Bir de neşeli ve enerjik derler muhtemelen.
Kötü bir şey söylemeyince böyle kendimi ölmüşüm gibi oldu.
Rahatsız oldum. Bir tane kötü bir şey söyleyeyim.
Benden korktu şu an. Bir şey söyledin diye benden korktum.
Ben bunları sevdim. Ceyhun tam tersi başka şeyler söyleyecek.
Rezil olacağım diye korktum. Ne olabilir?
Sabırsız derler belki.
Sabırsız olabilirim. Heyecanlıyla beraber meçledi o dayı.
Onu söyleyebilirim.
Ceyhun için. Önce ben cevaplayayım.
Tamam sen cevap ver. Bana zor derler.
Cidden çalışılması zor olabilecek noktalarım var.
Çünkü bazen ben bile ne dediğimi böyle bir yaratıcılık geliyor, bir şey geliyor.
Böyle yapalım, şöyle yapalım falan diye.
İletişimde şeyi fark edemediğim zamanlar oluyor.
Herkes aynı bilgi seviyesindeymiş ve aynı noktadaymışız gibi.
Nasıl ya? Bu şekilde işte falan.
Nasıl ya? Bu şekilde dediğim zamanlar oluyor.
Zor derler, ondan sonra yaratıcı derler.
Böyle çok deli deli hareketlerim vardır ya.
Böyle komik, ya kimin için komik, kimisi için de böyle çok farklı görünebilecek.
Ya böyle bir anda yaka kartımı atıveririm yani böyle.
Şarkı söylerek girerim içeri.
Bir anda oynamaya başlarım falan.
Bir anda atıyorum böyle Elif'in sandalyesini, şu an yapmayayım şimdi mikrofonlar falan.
Şu Elif'in sandalyesini sarsarım bir anda çalışırken.
Hani böyle. Nasıl söylesem?
Deli diye özetleyelim.
Meczup. Zıpır daha güzel olurdu sanki ama.
Fırlama. Evet.
Ofisin yaramaz çocuğu Ceyhun.
Ben öyle özetlerdim.
Ama aynı zamanda da enerjisi ve eğlencesi yani.
Hakikaten. Bir yere eğlence müdürü diyorduk sana hatırlıyor musun?
Aynen. Teşekkür ederim.
Yeni bir pozisyon eğlence müdürü olarak.
Aynen öyle. Yani renk geliyorsa onun sayesinde çoğu zaman.
Zorla kesinlikle katılıyorum.
Zor birisi çalışması zor.
Bir de bence bir tane Ceyhun yok.
Bir sürü Ceyhun var. Haleti rüyasına göre değişen çeşitli kişilikleri var.
Ve biz hepsini tanıyor ve benimsiyor ve kabulleniyoruz.
Kabulleniyorlar sağ olsunlar. Biz de ona göre ayak uyduruyoruz.
Sen ne derdin bana? Yani öncelikle teşekkürler.
Ben de bunları kabul ediyorum.
Herkesin modu değişiyor ama ben bunu çok fazla gösteren taraftan bir tık daha duygusal tarafta oluyorum.
Elif çok sistematiktir.
Yani bir tane dosya atıldıysa...
Ben bunu bir anda kendi dosyalarım arasında görebilirim ve saniyesinde halleder bunu ve bu çok kolaylaştırıcıdır.
Elif için zor bir şey söyleyemem ya.
Elif'le ben bile isteği sürtüşüyorum çünkü sürtüşmek çok keyifli.
Elif sürtüşmekten keyif alır çünkü.
Yani böyle ortaya çok saçma sapan bir soru atarım ve Elif'in düşüncelerisiyle beraber çarpıştırırım falan böyle.
Sürtüşmekten keyif alır ama bunu da yani inadına yapmaz.
O şeyden nasıl söylesem bunu?
Ben de zevk alıyorum bundan ya seninle çalışmakla.
Aynen yani. Allar verler falan filan laflar gitler geller bunlar keyifli.
O zaman yeni bir soruya geçiyorum.
Buyurunuz efendim. Yine deneyimle ilgili bir soru aslında.
Türknet'te çalışmasaydım şunu asla deneyimleyemezdim dediğiniz bir şey var mı?
Tabii ki var. Ceyhun önce sen söyle isterim bunu.
Senin daha çok var bence. Çok dilere getiriyorsun sen çünkü.
Aynen aynen. Şeyi deneyimleyemezdim ya.
Yani bunu deneyimleyebilmek için çok fazla bir yaş ya da kıdem geçiyor olması lazım.
Hadi bunu yapalım.
dediğimde kendi kafama göre çekip, kendi kafama göre kurgulatıp ve kendi kafama göre bunu paylaşamazdım.
Yani atıyorum 14 Şubat'ta sevgililer günü paylaşımı yaptık biz LinkedIn'da.
Ben ofistekileri çektim işte.
Bugün hediyesini unutan falan.
Ofistekileri çekiyorum. Hediye arayan, akşama rezervasyon yapan, günü unutan falan diye.
Kendimi çektim bir anda da.
Koydum kamerayı. Böyle üzgün üzgün bir de böyle yalnız gibi 3 nokta falan arkada Another Love çalıyor falan.
Öyle koydum. O an aklıma geldi, o an koydum, kurguda güzel işledi ve bunu LinkedIn'da paylaştık.
Bunu asla deneyimleyemezdim başka yerde olsam yani.
Ki olmadı da yani bunu şey yaptım, bu ekstra hem yaratıcılığı şey yapıyor.
Çünkü o an aklıma gelen bir şey olduğu için kabul, onay falan süreçlerine girmeden o esnekliği deneyimleyemezdim.
Evet, çok kıymetli.
Empowered team deniyor zaten buna yani.
Kendiliğinden güçlenmiş takımlar, biz kendiliğinden güçlenmiş takımlarız.
Kendi yetkimizi, onayımızı ve fikrimizi de...
Alıp yürütüp finalize edebiliyoruz yani bu noktada.
Kesinlikle. Bunu denden koyuyorum.
Çünkü ben de aynı şeyi deneyimleyemeyeceğimi düşünüyorum başka türlü.
Bir de şeyi söyleyeceğim ben.
Başka bir yerde olsaydım şeyi deneyimleyemezdim.
Ben mesela bugünkü bölümlerimizde de çektik biliyorsunuz.
İşte kurucu ortaklarımızdan Yunus'la yine aynı şekilde çekim yaptık.
İşte CTO'muzla çekim yaptık.
Esra ile CHRO'muzla yine yapıyoruz her gün toplantılar, çekimler.
Yani ben istediğim her zaman...
Bütün C-Level dediğimiz işte genel üst yönetime gittiğimizde hepsiyle konuşup istediğim şeyleri sorup onlarla podcastler çekip kimseye de böyle hani yüksek büyük onaylara ihtiyaç duymadan bir sürü projede hepsiyle birebir
çalışma imkanı mesela yakalıyorum.
Bu bence çok kıymetli beni çok geliştiriyor.
Bunu deneyimleyemezdim ve iyi ki de deneyimliyorum yani çok kıymetli.
Sosyal alanda da öyle bu arada yani hemen ufacık bir örnek vereyim.
İzmir ofisin açılış partisini yaptık.
Açılışı yaparken kurdeli falan kesildi.
Gül bir anda bizim CGO'muz yani Growth'dan sorumlu genel müdür yardımcısı Gül bir anda selfie aldı.
Selfie'ye ben de girdim köşeden.
Bir selfie var ortada.
Cem var, Erçin var, Gül var, Esra var, ben varım.
Ondan sonra C-Level bir de ben.
Story'nin içerisinde. Çok hoşuma gitti.
Gül Instagram'a dağıtmış.
Gül'e Instagram'dan yazıp şey yapmıştım.
Beni de tekleyebilir misin?
Ben de paylaşayım demiştim.
Gül hemen hallettim canım yazdı.
Ondan sonra ben de paylaştım.
Yani bu. Yemin ederim başka bir yerde olmayacak bir şey.
Yani aynı asansöre dahi binemiyorsun.
Onunla görüşmek için sekreterinden şeyler falan.
Bu da işte kültürümüzdeki aslında şey.
İşte o biz bir ekibiz ve aslında hiyerarşinin olmadığını, hiyerarşi tanımadığımızın göstergesinden bir tanesi.
Ben bunu kıymetli buluyorum.
Bunu ama biz hatta ben dışarıdan bakan bir göz olarak bile farkına varabiliyorum.
Hani sizin bunu daha mutlu eden bir şey olduğu zaten ortada hani.
Yüzde yüz. Evet. Şimdi yine sorum da bu.
Aslında günün koşuşturmacası ile ilgili ki yine dışarıdan bakan bir göz olarak söylemek gerekirse hareketli ve keyifli bir çalışma temponuz var.
Bu hareketliliğin içinde size daha çok enerji veren ve itici güç olmasını sağlayan ritüel nedir?
Yani mesela bir arkadaşınıza takılmak olabilir yine bahsettiğimiz gibi.
O şey nedir sizin için?
Ceyhun bizde takılarak bunu elde etti.
Sadece bizde değil bu arada bütün ekipten.
Ceyhun herkesi tanır bu arada yani çok azdır şirketini tanımadığı.
Bize takılarak bence sen enerji buluyorsun.
Senin için onu söyleyebilirim.
Bugün gördün sen de benim halimi.
Geldim buraya çekimler, aşağı gittim onboarding sunumu, geri çıktım.
Ondan sonra bu koşturmacada hep birileriyle temasta olmaktan, ekiptekilerle olmaktan çok mutluyum.
Bugün bir yandan da mesela Big Room haftasındayız.
Teknoloji ekiplerinin hep beraber planlamalarını yaptığı.
Ofis çok kalabalık. Bayağıdır görmediğim kişiler var.
Paso'da o taraftayım. Arge tarafına gidiyorum ki onlarla beraber sohbet edebileyim.
Keyifli zaman oluyor. Benim için ekipteki kişilerdir yani bu.
Galiba benim için de öyle ya.
Ben şimdi Ceyhun dediğinden aklıma geldi.
Teknoloji ekibi ve product ekibinin eğitim gelişim partileriymiş mesela.
O tarafa geçtiğimde ofisimizde onların ofis kısmı ayrı bir tarafta.
Arge tarafı diyoruz oraya da.
Oraya geçtiğimde mesela hepsinin işte beni tanıması, selam vermesi, halime hatırımı sorması, konuşması modum düşükken bile beni yükseltiyor.
Böyle dirsek temasına çalışmamız, birbirimizin kişisel hayatlarına da ilgilenmemiz, sormaları.
işte eşimle ilgili, belki kişisel hayatımla ilgili sorular sormaları, ilgilenmeleri beni çok mutlu ediyor.
Ki bu sadece işte partner olduğum ekipler üzerinde değil, bütün ekipler yani tanıdığım herkes böyle.
Seni gördüğünde kimse böyle sadece selam verip geçmek yoluna girmiyor.
Hep böyle bir muhabbet, sohbet oluyor. Benim de itici gücüm bu galiba.
Kıymetli buluyorum. Biz gülen bir ekibiz ya.
Hatta burada ya ben şeyi de eklerim kendi ritüeller kısmına.
Yaptığım işi eğlenerek yapıyorum burada.
Yani özellikle hani işin başka bir partında bu LinkedIn videoları.
Çekimi mesela. Geçen onboarding belgeseli çektik.
Ondan sonra eğlenceli videolar çekiyoruz.
Burada kamerayı doğrulttuğumda herkes bir anda pozlanmaya gülmeye başlıyor.
Bu çok keyifli bir şey. Aynı zamanda farklı bir şeyler yapabilme fırsatı sunuyor.
Hadi bugün şunu yaptığımız gibi.
Hadi podcast'i çekelim.
Hadi Elif'le beraber konuşalım.
Hep beraber burada bir şey yaptık yani burada.
Sistemi kurduk. Soruları belirledik.
Ve bunu yapma özgürlüğümüz var.
Açığız ve konuşmaktan, anlatmaktan keyif de alıyoruz.
Ya benim anladığım kadarıyla da zaten TürkNet çalışanları birbiriyle vakit geçirmekten keyif alıyor ve bununla motive oluyor yani.
Şimdiki sorum da çok keyifli bir soru.
Eğer TürkNet bir dizi veya film olsaydı hangi dizi veya film olurdu?
Siz de o dizi veya filmdeki hangi karakterler olurdunuz?
Benim çok net ya. Ben dizi ve filmlerle çok alakadar biri olduğum için hep düşünürüm yani bunu.
Brooklyn Nine-Nine'deki Jack Peralta benim ya bu ekip içerisindeki.
Bir anda beklenmeyeni yap, bir anda beklenmeyeni çöz.
Ama böyle hep... Ben de emiyim ya.
Meczup gibi takıl. Değil miyim sence?
Eminen daha komik ve sosyalsin.
Öyle mi? O da böyle çok hani işte sistematik, çalışkan.
Ama o kadar sıkıcı değilim ya ben doğru söylüyorsun.
Tamam düşündüm. Düşünmüşüm.
Ama sen benim dizimi çaldın.
Ne kadar hızlı düşündün ya. Öyle benim aklıma bir anda gelir bu arada.
Vallahi inanılmazsın yani yemin ederim.
Ben Avrupa Hikası'na benzetirdim.
Nasıl? Nasıl ya?
Aslı mı yoksa? Aynen Aslı diyeceğim.
Her şeyden biraz biraz.
Her renkten insan var bizim ofiste çünkü.
Ve çok eğlenceli bence. O yüzden Avrupa Hikası diyorum.
Kendimi de Aslı diyorum. Süper.
Şimdi burada başarıp da en çok gururlandığınız biz yaptık deyip göğsünüzün kabarmasına neden olan başarı neydi?
Başarım neydi daha doğrusu?
Benim çok taze hemen söyleyeyim.
Çok var tabii ki böyle takdir edersiniz ki bir sürü an var yani.
Ama en yenilerinden olduğu için onu söyleyeceğim.
Biz bir onboarding programı işte tasarladık birlikte ekiple ve herkesin bir payı var.
Yani daha öncesinde ayrılmış olan arkadaşlarımın da olacak şekilde hepsinin payı var.
Dolayısıyla... Herkesin böyle biraz çorbada tuzu olan bir proje bu Onboarding projesi ve çok emek verilen bir proje.
Onunla birlikte güzel bir ödül aldık.
Hatta bunun belgeselini çekti Ceyhun LinkedIn'de izleyebilirsiniz.
Ödül aldığımızı duyduğumuz an mesela ben ekiple birlikte böyle sevindik hep birlikte işte sarıldık vesaire.
Çok güzel bir andı benim için.
Çok gururlandım. Yaptığınız işin çıktısını alıyor olmak.
Zaten bu arada Onboarding'de güzel yorumlar duymak da bunun bir parçası.
İlla ödül almaya gerek yok ama hani en azından böyle ekiple birlikte o gururu da hissetmek.
Benim için çok güzel bir anda. Ben Elif için ekstra ekleyeyim.
Elif'in sadece ödülle bağlantılı değil, ekip içerisinde yaptığı çok kolaylaştırıcı şeyler var.
Bence bunlar da çok büyük başarı.
TÜKNET, Bookmax'lar falan var.
Her işimizin kolaylaştırılmış versiyonları.
Teknoloji ekibi de çok yakından çalışıyor.
Toplantı yönetimine dair bir şeyler, checklist'ler falan oluşturdu.
Bu çok iyiydi Elif'le alakalı.
Bir ortak dil oluşturmak için ortak dosya template'leri falan.
Çabaladık. Çabaladı bayağı bir ve şu anda da hala bununla beraber ilerliyoruz aslında.
Bir kültür dönüşümüne liderlik ettiği 2-3 tane projesi vardır ve bunlar başarı ulaştı.
Bence Elif'in başarılı gurur dolu anlarından biri de o.
Etki alanı bir ödül kısmında olmasa da TürkNet yaşamında bu 3 sene içerisinde çok farklı şeyleri de değiştirdi Elif.
Teşekkür ederim canımsın.
Senin var mı abi? Ben söyleyeyim.
Çok vardır Ceyhun.
Ödüller kısmında değil de ben LinkedIn'daki etkileşimlerden falan çok mutlu oluyorum.
Videoyu çekerken...
Ki hayalim ki birazcık da sinema diziyle de ilgilendiğim şeyler oluyor.
Mesela Sheva Sanderson tişörtüyle çekiyorum.
Yani böyle simetrik almaya çalışıyorum.
Öyle bir hayalim var yani. Böyle simetrikle beraber renkler falanlarla birlikte.
Ondan sonra LinkedIn videolarına gelen yorumlar hani güzel dediğim şeyler oluyor.
Evet ben hemen böleceğim seni. Bununla alakalı Ceyhun'un bence gururlandığını düşünüyorum orada.
Ben ofise işe ilk başladığımda Ceyhun zaten orada çalışıyordu.
Geldim ve Esra'ya şunu söyledim.
İşte Esra CHRO'muz. Dedim ki Esra beni...
Bu işte iş arama sürecimde en çok etkileyen ve kararımın aslında büyük bir kısmını kapsayan şeylerden bir tanesi LinkedIn sayfanız.
O kadar güzel ki, o kadar böyle merak uyandırıyor ekibi.
Böyle samimi bir şekilde, sıcak bir şekilde yansıtıyor ve ya ben burada olmalıyım ya.
Ne kadar eğleniyorlar, ne kadar güzel postları var.
Paylaşımları harika, düzenli paylaşım yapıyorlar.
Her konuda bir şeyler işte paylaşmaya çalışıyorlar.
Çok aktifler falan. İnanılmaz beni böyle yükseltmişti.
Bunu Esra'ya söylediğimde... Çok mutlu oldum.
Hemen ekibi hatta Ceyhun'a iletiyorum demişti.
O zaman ben Ceyhun'u tanımıyorum tabii.
Ama dedim ki selamını da söyleyin lütfen ellerine sağlık dedim.
Evet benim o kişi. Aynen bunu sana Esra ilettiğinde mutlu olmuşsundur diye düşünüyorum.
Bundan çok mutlu oldum.
Ondan sonra bir de şey yılbaşı partilerinden falan sonra büyük çaplı olanlardan.
Onlardan sonra mutlu olduğum anlar oluyor.
Evet başardık. Yani başardık hissi değil de benim için tamamlandık hissi gibi bunlar.
Hani okey bir araya geldik ve tamamlandık.
Sonra tekrardan yapacağız bunu.
Çünkü ben ekibi bir araya getiren kişiyim.
Bu şirketteki görevimde ortak değerlerde beraber.
Yüzde yüz. Bir Pulse podcast'i çektik.
Tahla abiyle beraber, Tahla Özkosif'le beraber.
Ondaki de bahsettiğim bu deneyim görüşmelerinden sonra bir başarmışlık hissi gelmişti.
Skorlar yükselince. Bunları diyebilirim ama spesifik LinkedIn'dır ya.
Yani LinkedIn'daki o videolarda cidden hem hayal ediyorum hem çekiyorum.
Kurgusu falan derken buna gelen etkileşimler çok hoşuma gidiyor.
LinkedIn kullanan sinefillerin...
favori video editörüsün diyebiliriz ama.
İnşallah ya inşallah. Ve Sanders'ın sonrası.
Şimdi son soruya geldik.
Bunda birazcık hayal kuracağız ve bugünden tam 10 yıl sonra gideceğiz.
Ve bugünden 10 yıl sonradan bugünlere baktığınızda Türknet'te hatırlayacağınız anlar neler olacak?
Hangi sahneler gözünüze gelecek?
Ve o melankoli hani olur ya böyle geçmişe baktığımızda insanı en mutlu ederek içini vuran.
Tam benim karakterime yönelik bir soru.
Melankolik. Bu podcast anı aklıma gelir.
Çektiğimiz podcast aklıma gelir.
Çünkü çok keyifle çekiyorum yani.
Her podcast anını bekliyorum.
Kaygılanmadan, herhangi bir şey olmadan.
Podcast anları gelir. Bu Giga Doğrular diye YouTube'da bir seriye başladık.
O serideki ilk sunuculuk anlarım gelir.
O sunuş yapı şeylerinde.
O YouTube heyecanı, işte YouTube'a videon çıktı falan.
Babamın yorumları falan.
Onlar aklıma gelir.
Ondan sonra ekiple olan...
Şeyi aklıma gelir. Elif kızacak.
Şimdi biz bir yere gidelim deriz.
Elif genelde planı yapar.
İnanılmaz. Ondan sonra Elif planı yapar ve biz o plan dahiline gideriz.
Tam gidecekken sonra yemeğe oturduk.
Öyle oldu böyle oldu. Mırın kırınlar çıkmaya başlıyor.
Gitmesek mi? Yan çizmeler.
Yüze düşmeye başlıyor Elif'in ve...
Ya o anı unutmam yani.
Hem Elif'e böyle şirinlik yaparız.
Ya Elif ya gitmesek mi?
Elif ya kız da mı kız mı? Bu ekibin kötü yanlarından bir tanesini hemen ifşa ediyorum.
Etkinlik yapmak çok zor.
Çok spontan bir ekip çünkü.
Çok kafasına göre anı yaşayan hepimiz yani öyle karakterli insanlarız.
Ben de böyle planın dışına çıkıldığında çok rahatsız olan bir insanım.
O yüzden çok çatışıyoruz ekiple.
Ama işin şakası tabii ki yani.
Konuşmayın, sizle konuşmuyorum falan filan yapmaya başladım.
Küsmeyi severim öyle. Elif ya bir içli köfte verelim ya falan.
Çiğ köftemden versem olur mu?
Yemeğimden biraz vereyim falan.
O anlar benim için çok eğlenceli anlar.
Ekiple olan şeyler aklıma gelir yani.
Çizginin dışındaki işte podcastlar, YouTube'lar, yine LinkedIn'lar gibi anlar aklıma gelir.
Benim 10 sene dedin değil mi?
41 yaşında olmuş olacağım.
Öncelikle düşünmek biraz üzdü.
İstemiyorum düşünmek. 41 yaş çok büyük geldi şu anda.
Dönüp baktığımda böyle enerjimizi, muhtemelen 10 sene sonra o kadar enerjik olmayabiliriz.
Enerjimize böyle şey yaparım, melankolik bir şekilde bakarım muhtemelen.
Ne kadar enerjikmişiz, ne kadar güzelmiş her şey diye.
O andaki, o yaşlardaki enerjini doğru insanlarla doğru işlere harcayabilmek, analiz edebilmek çok kıymetli.
Çok şanslıymışsın derim kendime herhalde.
Ve telefonla beni ararsın.
Ve hemen Ceyhun'u arayıp ilk hayatımdasın diye.
Teşekkür ederim. 10 sene sonra.
Yani bütün işlerimiz güzel ya.
Baktığımda hepsi duygulandırabilir beni.
Ben de ilk tribünde biz town hall diyoruz.
Biz bize buluşmaları diyoruz daha doğrusu.
Orada böyle sunucu olmuştuk Ceyhun'la.
Hatta Yüksel vardı o dönem arkadaşımız.
Onunla da sunucu olmuştum. İlk böyle anlarımda daha kimseyi tanımazken büyük bir etkinlikte, herkesin katıldığı bir şirket etkinliğinde sunucu olduğum ve böyle biraz heyecanlandığım anlar gelir aklıma.
Sonra da şimdikiler. Kıyasladığımda böyle ne kadar aslında işte insan tecrübe edip insanları tanıdıkça, ekibe alıştıkça ne kadar değişiyor deneyimi diye.
Onlar gelir aklıma, onlar duygulandırır ve podcast kesinlikle benim de hatırlayacağım, seneler sonra bile anacağım güzel işlerden bir tanesi.
Teşekkürler Elif hatırladığın için.
Beni de hatırlarsınız herhalde.
Seni unutmak ne mümkün.
Teşekkür ederim, sağ olun. Bu spontane bölümümüz için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim bu arada, beni de kabul ettiğiniz için.
Benim de sorularım bitti, bu kadardı.
Süper sorulardı. Çok teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim. Sağ olun. Çok keyifliydi.
Çok spontane ve keyifli bir sohbet oldu.
Umarım dinleyenler için de çok keyifli olmuştur.
Aynen. Umarım eğlenmişsinizdir dinlerken siz de.
Bizim yaşantımız böyle. Biz hep böyleyiz.
Aramızda sizleri de görmeyi isteriz diye buradan da çağrı yapıyoruz.
Bence ama bu bölümü dinledikten sonra yine dediğim gibi işe alım başvurularına dikkat edin.
Artırıyormuşuz. Evet. Nasıl ya?
Nasıl ya?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
