
Bir Staj Filmi: Ben Burada Sadece Stajyer Değilim!
15 Ocak 2026 · 22 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Turknet’te stajyer olmak nasıl bir deneyim? Kültürü içeriden yaşayan genç bir gözden ilk izlenimleri, keyifli anları ve gerçekleri duyacaksınız.
*
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
Hoş geldiniz, selamlar.
Bugün çok farklı bir bölümle karşınızdayız.
Genciz, dinamiyiz ve bugün TürkNet'e dair gençlik anlamında nasıl bir deneyim var bunu konuşuyoruz.
Karşımda İlayda var. İlayda hoş geldin.
Hoş bulduk. Nasılsın?
İyiyim, teşekkürler. Sen nasılsın?
İyiyim ben de. Seni tanıyalım mı?
Olur. Buraya gençlik ateşimi yaymaya geldim.
Merhabalar, ismim İlayda.
İhsan Doğuramacı Bilkent Üniversitesi'nde dördüncü sınıf bilgisayar mühendisliği öğrenciyim aslında.
TürkNet'te ise DevOps biriminde uzun dönem stajyeri olarak dördüncü ayımı bitirmek üzereyim.
Bugün fiber soslu sohbetin içine ne var?
Bugün sohbetimizde öğrencilerin korkulu rüyası olan staj bulma süreci ve stajyerlik dönemi var.
Biraz senin stajyerlik dönemini ineceğiz o zaman.
Aynen öyle olacak. Nasıl geçiyor?
Şu an mutlu musun? Şu an çok mutluyum.
Zaten mutsuz olsam böyle. Aynen öyle.
Çok mutluyum.
Süper tamam. O zaman başlayalım.
Hadi başlayalım. Ankaralılar toplanın.
Bu bölümde biraz Ankaralılıktan bahsedeceğiz.
Ben de ODTÜ mezunuyum.
Öyle mi? Hemen yan okul aynen ODTÜ Bilkent.
Evet kardeş. Kime göre kardeş?
Bana göre kardeş. Ya ODTÜ'ye karşı böyle hep bir şey var.
İTÜ düşman, Bilkent düşman.
Yok ya artık Bilkent'le kardeş sayılırlar.
Evet artık. Biz severiz. Ankara'lılar toplanın bugün hep beraber TürkNet'te stajı konuşacağız.
Nasıl gidiyor? İlayda nasıl başladı?
Bunlardan bahsedeceğiz.
Ankara İstanbul'dan biraz bahsedeceğiz.
Düşünüldüğünde TÜKNET biraz İstanbul merkezli bir şirket gibi gözüküyor ama Ankara'da mesela bir stajyerimiz var.
Evet aynen öyle. Biraz bunlardan bahsedeceğiz.
Hazırsanız başlıyoruz.
Sen hazır mısın? Hazırım.
O zaman Kızılay'a giden bir metro gibi hızlıca başlayalım.
İlayda yolun TÜKNET'te nasıl kesişti?
Hikaye nasıl başladı senin için?
Şöyle açıkçası staj bulma süreci her ne kadar okulunuz veya bölümünüz kaliteli olsa bile çok stresli oluyor.
Çünkü malum bu kadar rekabetin ve torpilin döndüğü dünyamızda staj bulmak gerçekten kabus gibi.
Hani ciddi anlamda kabus.
Hatta geçen sene tam bu zamanlar zorunlu stajı bulmak için resmen kıvranıyordum.
Gece rüyama mı girmedi dersiniz, kaç kere reddedildim de staj dersinden kalıp okulum mu uzamadı dersiniz.
Neler neler gördüm rüyamda o derece.
İşte bu süreçte kendimi staj ile alanın arasında kaybolmuş buldum.
Derken bir baktım, TÜRKNET'in TN Generation Staj Programı'na denk geldim.
Başvururken kafamda tabii ki çok soru var.
Hangi departman bana uygun?
Acaba doğru seçimi yapabilir miyim?
Acaba ekibe yeterli olabilecek miyim?
Şirket nasıl? Ekibim beni beğenmez mi?
Gibi gibi gibi bir sürü sorular.
Çünkü bildiğiniz gibi teknoloji dünyası gerçekten uçsuz bucaksız, deniz gibi.
Ve bir öğrenci olarak da bu dünyada savrulup duruyorsunuz.
Neyi seçeceğinizi bilmiyorsunuz açıkçası.
Bu noktada sağ olsun hocalımdan biri bana yardımcı oldu ve dedi ki DevOps'u bir araştırmanı öneririm.
Açıkçası ilk başta bildiğim ve öğrendiğim konulardan uzak bir birim olduğu için gözümde korkma da değil.
Ama inceledikçe belki de yazılımcı olmaktan daha çok sevebileceğim, hatta ileride yapabileceğim bir meslek olabileceğini düşündüm.
Derken bir bakmışım, İstanbul'da Torun Center'ın önünde duruyor ve ofise TurkNet DevOps stajyeri olarak giriyorum.
Ve işte yolculuğum böyle başladı diyebilirim.
Arkadaşlar tamamen stajyerlerimizi ne kadar doğru seçtiğimize dair siz de hissedebilmişsinizdir diye düşünüyorum.
Yani mo gibi başladın resmen.
Fişek gibi attın direkt cevabı.
Vallahi tebrikler. Evet staj bulmak çok zor oluyor.
Ben de kendi öğrencilik zamanlarımdan düşünüyorum.
Gene aynı şekilde yani. Ortada psikoloji okurken bir yandan da sınıf arkadaşlarımla farklı bir şekilde kariyer hayalim vardı.
Hani bir klinik psikolog gibi bir hayalim olmadığı için.
Bir tık daha... Sample'ın örneğin dışındaydım ama gene bulmak çok zor olmuştu yani benim için de.
Ki bir yandan topluluklarda da görev alıyorum.
İşte Türkiye'de psikoloji aracılığıyla birleştiren bir topluluk vardı.
Onun başkanını falan yapıyorum aslında.
Ama olmuyor yani bir şekilde.
Olmayan gitmeyen şeyler olabiliyor senin dediğin gibi.
O dönemde bana kariyer planlama merkezi yardımcı olmuştu.
İlerleme sürecimde.
Ama süper olmuş. Gerçekten çok iyi denk geldi benim için.
Ama bizim de iyi denk getirmemiz diyebilir miyiz buna?
Kesinlikle diyebilirim. Yani o benim karşıma çıkmasaydı belki burada oturmaya olabilirdim.
İşte böyle bu podcastta bugün gençlik var gençlik.
Peki kapıya geldin kapıdan içeri de girdin.
Evet. Şimdi yolculuk başladı.
Stajyer olmak nasıl bir deneyim? Yani özellikle burada stajyer olmak eğer öğrenmeye hevesliyseniz kendinizi geliştirmeye açıksanız TürkNet gerçekten size çok iyi bir deneyim sunuyor.
Çünkü burada sadece stajyer gibi değil, ekibin bir parçası olduğunuzu görüyorsunuz ve hissediyorsunuz.
Bu gerçekten çok önemli.
Çünkü benim birçok arkadaşım var ki stajına sadece çay kahve hizmetimi vermeyen, yeni dizilerimi bitirmeyen ya da yararlı olmayacak birçok şey yapıp gününü geçiren.
TürkNet ise böyle değil.
Hatta stajımın ilk günü DevOps'un menajeri Murat abiyle tanıştığımda çok gergindim.
Şimdi bilemiyorsunuz ki karşınızda kişinin nasıl çıkacağını.
Buradan da Murat Oğuz'a selamlar söylüyorum.
Kendisi sevgilerimizi iletiyoruz.
Yani karşımızdaki insan sert de olabilir, sizi kâile de almayabilir ya da çok farklı bir de çıkabilir bilemiyorsunuz.
Çok şükür hiçbiri olmadı.
İlk gün Murat abi bana aynen şunları dedi.
Ben karşımda beni söylediklerimi yapan birinden ziyade karşımda yeni fikirlerle gelen, hayalperest ve başarı odaklı birini istiyorum.
Ve ekibimi de bu şekilde seçip kuruyorum.
Samsunlu bir kahraman Murat Oğuz.
Yani bizim ekipte title'ın gücünden ziyade kim daha başarıya götürecek fikirlerle geliyorsa onu dinliyorlar.
Beni bir stajyeri bile dinliyorlar diyebilirim.
Bu insana çok büyük bir özgüven isteği sağlıyor.
Tabii bu isteğe karşılaması çok kolay değil.
Sonuçta yeni fikirler gökyüzünden yağmıyor bize.
Ama en azından insan böyle bir ekipte olduğu sürece motivasyonunu asla kaybetmiyor.
Sürekli motive oluyor. Aynı şekilde o gün tanıştığım ekip liderim Mehmet abinin de bana hem sıcak hem anlayışlı yaklaşıp yapacaklarımızı anlatması da beni etkileyip kendime güvenimi de arttırmadı değil.
Ekibimdeki herkesin birbirinden kaliteli ve başarılı insanlar oluşunu da bir yana bırakırsak.
Hemen araya gireceğim bir saniye.
Mehmet'ten bahsetmişken.
Gizem'e selam söyleyecek misin?
Tabii ki de. Çekim öncesi Gizem dedi ki bana selam söylemeyi unutma dedi.
Evet mentorum Gizem'e de buradan çok selam söylüyorum.
Ben söylememeni tercih ederdim ama.
Olsun. Biz gerçekten de Gizem'le birlikte çok güzel birebir eğitimlerimiz oldu.
Onun sayesinde aslında DevOps'un ne olduğunu.
Ve nasıl gelecekte belki de seçebileceğimi onun sayesinde öğrendim.
Bana çok destek oldu. Teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletiyorum.
O ekibin iyi bir badisi ya.
Ekibe gelen herkesi orantı ediyorum.
Evet sendeyim. Onun dışında TÜRKUNET'in tabii ki çalışanlar sahada birçok olanağı da var.
Ve evet bir stajyer olarak da tüm bu avantajlardan yararlanabiliyorum.
Bu çok önemli bir şey. Yani bu bir öğrenci için çok lüks ve değerli bir olay.
Mesela dün gece... Ankara'dan İstanbul'a podcast çekimi için geldim ve hani yemek kartı ve ücretli stajyeri bir kenara bırakıyorum.
Şimdi ulaşım ücretimi, konaklamamı sağlayıp üstüne üstlük size bir birey, bir tam zamanlı çalışan olarak görmesi bence stajyerlerde şöyle bir etki yaratıyor.
Ya bu şirket bana bu kadar olmak sağlıyor, beni gerçekten önemli buluyor.
O zaman ben de çalıştığım süre boyunca hakkını vererek çalışmalı, sorumluluklarımı tamamlayabilmeliyim.
Stajyerden tutun, çalışana kadar nasıl bir motivasyon oluşturduğuna bir bakın yani.
Tabii bunların yanında şunu da eklemek isterim ki şirket ortamı çok samimi.
Bunu daha ilk günden fark etmiştim.
Herkes birbirine çok sıcak, çok samimi.
Sanki iş arkadaşı değil de normal arkadaş gibiler.
Ama aralarındaki resmitiyet ve saygı da asla bozulmuyor.
Yani bir sınırı var onun. Ben birinden yardım istediğimde kimse yargılamıyor.
Hatta üstüne üstlük daha da yardım etmek istiyordu.
İşte böyle samimi bir ortamda ve gerçekten başarılı mühendislerin yanında stajyer olmak beni çok...
Şanslı hissettiriyor. Seni durduramıyorum şu an var ya.
Sen anlatırken seni asla durduramıyorum.
Ben biraz konuşkan bir insanımdır.
Ya hangisinden tekrar böyle derinleştirsem diye düşünüyorum.
Yani burada işte öğrenme süreçlerin ilk samimiyet, sıcaklıklar falan onlardan bahsettik.
Böyle daha da derinlemesine inmek istiyorum yani şeyde.
Mesela yani kültürü nasıl tanımlarsın burada?
Ara ara bana boşluklar bırak bak seni durduramıyorum ben burada.
Bırakacağım merak etme. Ya aslında şirket kültürü hakkında fikrim ilk kez TürkNet'i araştırırken kendi sayfasında vizyonumuz bir kısmı vardı.
Oraya bakmıştım mülakattan önce.
Kısaca şunları içeriyordu.
İşte klasik ezber bozan, tutkulu, samimi, özellikle müşteri odaklı gibi gibi.
Tabii o zamanlar okuyup geçtiğim bir şey olsa da bu terimlerin her birinin canlı örneklerini bizzat deneyimleme şansım oldu.
Bir kere TürkNet sürekli bir adım ileriye hayal edip hedeflerini buna göre çizen bir şirket.
Ve bünyesinde herkes bu vizyonu öyle başlamış ki herkes...
gerek kendi ekibi, gerek kendi squadı, gerekse başkalarının bir şekilde hep ileriye taşımak için uğraşıyor.
Squad ne demek İlayda? Bilmeyenler için hemen.
Tabii şöyle yani en azından ben kendi şeyimde söylüyorum.
Biz yeni bir şeyler geliştirirken bir araya geliyoruz.
İşte bunda bir developercısı var, bir devopsçısı var, işte bir...
Testçisi var. Bunların hepsinin bir arada olduğu ve bir proje çıkardığımız squadlarımız var.
Ve bizim DevOps ekibinden her birimiz bir squada bakıyor diyebiliriz veya birden fazla.
Çok gözetilmiş. Avengers ekibi gibi ya da futbol takımı gibi düşünebiliriz.
Aynen. Her beceriden olan kişilerin bir araya gelmesi.
Doğru. Yani bu şekilde bunu da yaparken belki de görebileceğimiz ne bileyim bir primden veya title yükselmesinden daha çok gerçekten şirketin sahiplerinin bizzat duygularını kattıkları işleri yaptıkları işleri tutkuyla yapıyorlar.
Samimiyet konusunda zaten daha önce de söyledim diğer sorularımızda.
Gerçekten hani ben ilk günden şu ana kadar tek gün bile rahatsız olduğum bir ortamda bulunmadım.
İlk geldiğin günü hatırlıyorum senin.
Şeyde köşe masada oturuyordun.
Evet ben de seni hatırlıyorum.
Aynen orada. Özellikle yani böyle daha ekip liderin falan geleceğini beklediğimiz zamanlarda da olabildiğince sana bunu yani hem nasıl söylesem bir sınır demiştin ya bir sınırı geçmeden bunu yapmaya çalışıyorlar diye.
Hem yeni gelenin...
Bir tık böyle bir geride durma hem de bir adım olduğunda tekrar bir adım atabilme şeylerini, hissiyatını bildiğimiz için sana yemekte hani yemek yiyeceğiz gelmek ister misin falan diye sormuştum.
Evet çok iyi hatırlıyorum. Mesela hiç tanımadığım o zaman insanlar sende dahil hani bana diyorlar ki işte yemeğe çıkacağız işte gelecek misin falan.
Çünkü benim o zaman ekip liderim yok, takımdan kimse yok.
Ben böyle köşeye pısmış ne yapacağımı bilmeden böyle bakıyorum falan.
Ama o zaman bile o samimiyeti hissettim yani.
Çünkü gözlemci olarak da insanların birbirine karşı konuşmasını dinliyorum, davranışlarına bakıyorum.
Demek ki sessiz sessiz bunu yapıyordun köşeden.
Evet gerçekten köşeden herkesi bir gözlemledim diyebilirim.
Hani o bana böyle bir bakış açısı sundu.
Süper o zaman. Müşteri odaklığa niye değinmek istiyorum?
Çünkü normalde neredeyse her şirketin bize yani müşterilere vaat ettiği bir vizyon aslında.
Daha önceki işte baktığım şirketlerde de bunu görmüştüm ama...
TürkNet'e gelmeden önce çok inandığım söylenemezdi buna.
Buraya geldiğimden beri yapılan uygulamanın nasıl müşterilerin sofrasına en yararlı ve en tatmin edici şekilde koyulabileceğini gördüm.
Her toplantıda çünkü bağıra bağıra bu konudan dillendiriliyor.
Sürekli biz müşteri odaklı bir şirketiz, biz müşteri odaklı bir şirketiz.
Hani resmen beynimize bunu işliyorlar.
O yüzden onu gerçekten öğrenmiş oldum.
Genç dimaları bu şekilde eğitiyoruz ilk geldiklerinde.
Biz müşteri odaklı bir şirketiz diye devamlı genç limanlar otomatik portakaldaki gibi gözlerini açıp.
Gerçekten öyle oluyor. Ekrana böyle müşteri resimleri falan geliyor böyle biz odaklıyız bunlar odaklıyız diye.
Bir süre sonra unutamıyorsun bunu.
Tamam şaka zamanı bitti şimdi.
Şimdi. DevOps dedin.
Hocam beni DevOps'a yönlendirdi dedin.
Bu DevOps ne demek? Ben bunu ben ilk sene öğrendim yani.
Aslında şöyle DevOps'çulara da sorduğumuzda bunu ben de bilmiyorum.
Yapıyoruz bir şeyler falan diye cevaplayanlar da oluyor açıkçası.
Ama bildiğim ve gözlemlediğim kadarıyla bir de sonuçta mülakatdan önce araştırıyoruz.
Yani biraz da onun etkisi var.
DevOps aslında development ve operation kısımlarının birleşiminden oluşuyor.
Arkadaşlar DevOps yazılırken.
Aradaki O'yu büyük yazıyorsunuz.
Beni uyardılar bu konuda.
Baya hassaslar bu konuyla ilgilenmeniz olsun.
Çünkü iki farklı kelimeden oluşuyor.
Yani yazılımcılar ile sistem yöneticileri arasında köprü görevi gören bir işbirliği modeli ve bir dizi pratik diyebiliriz aslında.
Amacımız aslında yazılım hızlı, güvenilir ve sürekli gelişebilir şekilde hayata geçmesini sağlamak.
Süper. Bir TMC'nin anlayacağı şekilde nasıl anlatırsın?
Yani şöyle daha aradaki köprüyü sağlayarak uzun iletişime engelliyor diyebilirim.
Yani biz o şeyi yapıyoruz.
Bir insanın bilgisayarında işte ne bileyim ben kodumu yazdım deyip verdiği bir şeyi sistemde çalışmıyor dendi.
Ama benim bilgisayarımda çalışıyor.
O zaman sizin sisteminiz bozuk.
Bu aslında karmaşayı çözüm buluyor diyebilirim.
Süper oldu bu. Temeciler anladık mı?
Ben anlamakta çok zorlandığım konular bunlar.
Yavaş yavaş öğreniyorum bazı şeyleri de hala.
Peki DevOps mühendisi olmanın en keyifli ve en zor yanları neler?
İşin zor kısmından bahsedecek olursak DevOps ekibini buz kütlesinin altında görünmeyen kısım veya görünmez kahramanlar gibi görebiliriz bence.
İşler yolunda giderken kimse bu kahramanları fark etmiyor.
Her şey sorunsuz, akıyor, gayet normal.
Ama en ufak bir problem çıktığında bütün gözler ekibe dönüyor.
Hatada, bir satırlık, yanlış kodda bir şeyde koca sistemi etkileyebiliyor bunlar.
Ve işte o zaman herkes ne oldu, neden sistem çöktü, ne zaman düzeldi DevOps ekibini arıyor.
Bunun gecesi gündüzü de yok açıkçası.
Mesela gece 3'de telefon çalabiliyor, bir alarm düşüyor, sen de uykulu gözlerle sorununu bulmak için kalkıyorsun ayağa.
Bu da işin yorucu tarafı tabii.
İşte bu gibi kriz anları gerçekten çok stresli bence.
Ben hiç yaşamadım ama çok gözlemledim.
Belki de bu şirketin çoğu kısmından bu krizin haberi bile yok.
Ama işte DevOps'daki major instance'da toplantılarında canla başta çözmeye, işi düzeltmeye çalışıyorlar.
Ama bence en keyifli kısmı da bu.
Yani ben öyle düşünüyorum.
Tabi sürekli yeni teknolojileri öğrenmek, bunları ayak uydurmak, en modern sistemleri geçmeye çalışmak.
Yani sürekli bir öğrenim içinde olmak da çok güzel.
Ama bence bir kahraman gibi hissetmek ve gerçekten yaptığın şeylerin kritik oluşunu görmek çok tatmin edici olsa gerek.
Buradan diğer ekiplere bir mesaj mı var?
Yok canım onların da çok güzel yaptıkları şeyler var ama benim gözlemlediğim kendi ekibimde bunlar tabii ki de.
Arka şeyde gözüken kahramanlar.
Bence onlar DevOps ekibi.
Süper ya okey. Başkaları da biz daha kahraman.
Tabii canım. Onların stajyerleri de bunu söyler yani.
Bir sonra senden sonra başka bir ekibi stajyerle beraber konuşalım.
Bunu da değerlendirelim yani.
Evet. Lütfen bunu yapın.
DevOps'tan İlayda bunu dedi.
Sen ne düşünüyorsun diye.
Aramızda çatışma. Sonrasında da ikinizi buluşturup böyle bir münazara.
Küçük bir fight. Küçük bir münazara da bulunabilirsiniz.
Olur. Yapalım bunu. Bu benim yaşadığım komik bir anı olabilirdi.
Benim yaşayabileceğim.
Ama senin staj sürecinde yaşadığın komik bir anı var mı böyle aklında olan?
Tabii ki var. Yani ofis ortamında rahat olması ve herkes birbirleriyle arkadaş gibi olduğu için aslında çoğu şeye gülebiliyorsun ve illa komik bir olay yaşanıyor zaten.
Ancak başıma gelen spesifik bir şey yok değil yani.
Staja başladığım ikinci haftası bir grup sayesinde DevOps ekibinin çoğu ile yüz yüze tanışma fırsatı buldum.
Her şey iyi hoş, sohbetler ediliyor, herkes keyifli falan.
İlk defa herkesi görüyorum, tanıyorum.
Sonra tabii mizahım acıyla hadi stajyerimiz bir kahve getirsin bize diye bir fikir atıldı.
Ama yani sadece işte stajyerler sadece çay kahve getirir, şirkette fotokopi çıkarır gibi hani klişeleriyle dalga geçmek amacıyla söylendi bu.
Komik değilmiş bu arada. Ama bekleyin.
Ben yine de getirmek istedim yani.
Çünkü içimden geldi hem kendime hem kendi hekime bir koşu gidip kahve yapayım dedim.
Yani ne olabilir ki ne kadar zor olabilir bir kahve yapmak?
Sıkıntı şurada. Ofise o kadar gelmeme rağmen hiç Türk kahvesi yapmamıştım o güne kadar.
Gittim makineye klasik su kahve koyuyorum.
Çalıştırma düğmesine bastım falan.
Sonra baktım, makine de su koyuyor.
Ama ben su koymuştum zaten.
Tabii o an ne yapacağımı bilemedim.
Taşmaya başladı. Orada bir sürü insanlar var.
O zaman daha hiç kimseye tanımıyorum.
Normalde şu an olsun mesela gülerim, kendimle dalga geçerim falan.
Ama o anı hiç kimseye tanımıyorum.
Bir yandan silmeye çalışıyorum.
Ben de diyordum makineyi kim bozdu diyordum ya.
O an işte çok utanmıştım.
Neyse ki ekipten hiç kimse zaten görmedi.
Sonra yenilerini yapıp bir güzel aa yaptım bakın deyip getirdim.
Öyle olmuştu yani. O hem böyle reizlilik hem de komik bir anı benim için.
Güzelmiş. Makineye de zarar gelmedi.
Yani ben bozulduğunu görmedim.
Yok yok bozulmadı. Keşke Mehmet Şirin usanmaz yapsaydı kahveyi senin yerine.
Yok canım ben onları yaparım.
Büyüklerim sonuçta. Yok canım.
Şimdi söyleyeceğim aşağı gidince bir kahve getirsin.
Sana? Yok. Öyle bir şey isteyemem.
Tamam. Peki.
En son soruma geçtiğim ileride çok keyifli bir sohbetti.
Benim için. Çok teşekkür ederim.
En son sorum öncesi bunu söyleyeyim. İyi bir gözlemci olduğunu gördük.
Bence stajdaki en önemli şeylerden biri de bu iyi gözlemcilik.
Yani kendi dönemimden de düşündüğümde, iyi stajyerlerin de özelliklerini düşündüğümde staj dediğimiz şey birazcık daha da bir yola çıkmadan önce o yolun simülasyonunu yapmak gibi bir şey.
Çünkü yani fly simülatör gibi.
Ya da bir araba, bilgisayar başında oynadığın simülatörler gibi bir şey.
Bu cidden iyi gidiyor mu, istediğin bir şey mi diye gözlemleyebilmenin bir formülü.
Ve bunda da en mantıklı, en işe yarayan şey gözlemcilik biraz.
Yapılan işten öte, işin nasıl yapıldığını, nasıl bir ortam olduğunu gözlemlemek en önemlisi olduğunu düşünüyorum iş yapmaktansa bende.
O yüzden seni tebrik ederim. İyi bir gözlemciymişsin.
Çok teşekkür ederim. Bugün ben bunu anladım.
Evet arkadaşlar İlay'da iyi bir gözlemcidir.
Biz bugün bunu anladık. TürkNet'te damağında sıra dışı lezzeti bırakan anı bizimle paylaşır mısın?
Spesifik son sorumuz kahve döktüğün an değil.
Tamam. Şöyle bir anımı anlatayım.
Yine Big Room toplantılarından birine denk gelmiştim.
Daha ilk katıldığımda şunu gördüm.
İşte bu toplantılarda normalde neler yapıldığını anlatıyor.
İşte gelecek dönem hedeflerini falan paylaşılıyor.
Ama herkes birimlerine öyle bir sahiplenmiş ki sanki şirketin tamamı onlarınmış gibi tutkuyla gelecek dönemlerde yapmak istediklerini gözlerindeki ışıkla anlatıyorlar.
Sonra o toplantıda yanlış hatırlamıyorsam Gül Hanım sahneye çıktı.
Ve şimdiye kadar yapılanlardan gurur duydum ama aynı zamanda her zaman daha iyisini hedeflediklerini anlattı falan.
Ama öyle bir anlattı ki yani o anı unutamıyorum.
Zaten ilk sıra gelmişim falan daha önce böyle bir şey yaşamamışım.
Bu da benim ilk stajyerlik deneyimim bu arada.
Ben daha önce Gül Hanım'ı da dinlememiştim.
Ama o nasıl bir konuşma?
Daha 2-3 haftalık bir stajye olmama rağmen öyle bir konuştuk ki resmen tüylerim diken diken oldu.
Hani İstiklal Marşı'nın coşkuyla kururken tüylerim diken diken olur ya.
Hani işte tam öyle bir adrenalin yaşadım.
O an dedim ki evet yani bu aradığım şirket ruhu ve insanların çalışma ruhu bu olmalı.
Ben sıkıcı ofislerde ömrümü harcamak istemiyorum.
Ben gerçekten dinamik ruhlu bir şirketin parçası olmak istiyorum.
Bu şekilde şirketini sahiplenen kişilerle çalışmak istiyorum.
Aynı Gül Hanım gibi, aynı siz gibi.
Aslında bu küçük bir şeymiş görülebilir ama 22 yaşındaki biri için ve gelecekte ne yapmaya daha karar vermemiş bir insan için, bir öğrenci için bu çok önemli bir adım noktasıydı benim için.
En azından benim için çok değerli ve önemli bir andı.
O yüzden ben biraz da o an anladım o dinamikliğin ne demek olduğunu ve insana nasıl bir enerji verdiğini o şekilde söyleyebilirim.
Evet o tutku ortamı biraz böyle girdap gibi şey gibi hortum gibi içine alabiliyor.
Gül'ün sunumları da harbi bu anlamda çok da iyi yani böyle mikrofon kullanmıyor zaten bu kendi aramızdaki esprilerden biri.
Evet evet hatırlıyorum. Mikrofon kullananlar Gül'den özür falan.
Vallahi süper oldu. Güzel bir örnekti bu arada.
Aramıza tekrardan hoş geldin.
Hoş bulduk. Seninle beraber çalıştığımız için çok şanslıyız biz.
Ben de öyleyim. Gerçekten tanıdığım için tüm yani TürkNet'teki çalışan ve tanıştığım herkesi tanıdığım için çok şanslıyım.
Ve hepsini de çok seviyorum açıkçası yani.
Şöyle ben de bazen böyle kendi ekibimdeki staj görüşmelerine giriyorum.
Ondan sonra staj aralım için.
Hep merak ettiğim şey yaptığım şey şu oluyor görüşmelerde.
Bir hayali var mı? Bir isteği var mı?
Bir merağı var mı? Bu alana dair bunu görmeye çalışıyorum.
Evet yani şu an staj bulmak, stajla beraber ilerlemek her öğrencinin ihtiyacı.
Ama bu ihtiyacın içerisinde hayal ya da mera olmadığı bir alana gelsin istemem.
Yani yaptığım işlere dair şeyler soruyorum.
Merak ediyor musun, etmiyor musun?
Bazen şeyi görebiliyorum bu arada.
Aslında merak da ediyorum gibi ama 2-3 sorudan sonra olmadığını anlayınca ben de çalışırken benle beraber hayal eden birini...
ihtiyacım oluyor. Staj yerde olsa, normal ekip arkadaşı da olsa.
Çünkü beraberdirsek tam aslında.
Bulup beraber bir şeyler yapmaya çalışıyorsun.
Beraber bir şeyler üretmeye çalışıyorsun.
O yüzden de hep böyle hayali olan birinin arayışında olduğum oldu.
Burada yaptığım işlere dair hayal.
Öğrenci arkadaşlarım varsa bana ulaşabilirler.
Çok güzel. Çok güzel anlattın.
Çok keyif aldım. Ondan sonra durduramadım da seni.
Tekrardan seni Podcast'ı bekleriz.
Eğer bahsetmek istediğin şeyler olursa.
Son söylemek istediğin bir şey var mı?
Buradan herkese başarılar diliyorum.
Diğer bütün stajyerlere umarım böyle bir şirket bulmalarını diliyorum.
Yani arkadaşlar gerçekten kendinizi iyi hissettiğiniz ve sabah kalkarken of yine mi bugün staj var işte ne zaman bitecek diye kalkmadığınız gerçekten o ekibin parçası gibi hissedeceğiniz bir staj serüveni
diliyorum herkese. Ben de bu iyi niyeti...
Aynı İlayda'nın kötü kabuslarında staj gören arkadaşlarım için diliyorum.
Umarım en kısa sürede bulurlar.
Bir ihtiyacınız olursa bize LinkedIn üzerinden ulaşmaktan çekinmeyin diyorum.
Ve kendinize iyi bakın diyorum.
Bir sonraki podcastlerde görüşmek üzere.
Bye bye. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
