
Operasyonun görünmeyen yüzünde çok şapkalı rollerin nasıl yaşandığını, fırsatlarını, risklerini ve en komik anlarını DevOps perspektifiyle dinliyoruz.
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
Herkese merhaba. Ben Elif.
Fiber Soslu Sohbetler'e hoş geldiniz efendim.
Yepyeni bir bölümle karşınızdayız.
Bugün karşımda çok enerjik, çok dinamik ve ses tonunu şahsen çok beğendiğim bir arkadaşım var.
Yamaç hoş geldin. Hoş bulduk.
Tabii kimse görmüyor ama fazlasıyla kızardım.
Birazcık utanç, birazcık şey.
Gayet hak ediyorsun bu yorumları.
Bence dinleyenler de şu anda benimle aynı fikirde.
Efendim bugün çok şapkalı roller, operasyonun görünmeyen yüzü başlığıyla sizlerleyiz.
Ben de heyecanla bekliyorum Yamaç'ın cevaplarını.
Bilhassa böyle ona özel sorular hazırladık.
Onları soracağım. Bakalım nasıl cevaplar alacağız Yamaç'tan.
Önce minik bir Yamaç seni tanıyalım.
Sonra her konuma sorduğum açılış ve kapanış sorularım var.
Onlardan açılışla başlayacağım.
Önce seni tanıyalım. Sırasıyla gideyim.
Nartizane kendimi tanıtayım. İsim Yamaç'tan.
Biber soslu sohbetlerde en son Serdar abinin podcast'ini dinledim.
O böyle 14 yıldır falan TürkNet'teydi.
Ben de son rakamı düşürmemiz gerekiyor.
Benim daha bir yılım önümüzdeki ayın sonunda da olacak.
Elektrik, elektronik mühendisliği lisans, bilgisayar mühendisliği yüksek lisans.
Akademiyle kariyer birazcık paralel ilerledi bende.
TürkNet'te bir yıldır DevOps ekibinde çalışıyorum.
Bu şekilde akademide birazcık daha yapay zeka üzerine çalışmaları oluyor.
Orada birazcık daha bilimsel araştırmacı sıfatıyla çalışırken sektörde özellikle biraz daha telko, telekomünikasyon firmalarında DevOps mühendisi olarak çalışmalarını sürdürüyoruz.
Süper, harika. O zaman belki bir gün seni bu podcast kanalında yapay zeka şapkanla...
Onunla ilgili bir konuda da ağırlayabiliriz.
Onur diyor. Oradan da onu aldım.
Onur diyor. Süper, harika.
Yamaç, ilk sorumu soruyorum sana her konuma sorduğum açılış sorum.
Bugünkü fiber sosumuzun içinde ne var?
Ne konuşacağız? Bugünkü fiber sosumuzun içinde ne var?
Şapkalarımız var, bolca anımız var ve bir DevOps'cunun aslında çok şapkalı rollerden edindiği tecrübeler var.
Süper, harika. Bizi dinleyen DevOps'cu arkadaşlarımıza da buradan selam olsun.
Şimdi ilk sorumla başlıyorum o halde.
Şimdi çok şapkalı rol kavramını sen nasıl tanımlıyorsun?
Yani herkesin kafasında bir şey canlanıyor eminim ki.
Senin tanımını merak ediyorum. Bir insana birden fazla şapka giydirmek neden bu kadar yaygın hale geldi?
Çok duyduğumuz da bir şey çünkü son zamanlarda.
Doğru. Bunlara parça parça bakmak, parça parça değerlendirmek lazım aslında.
Çok şapkalı rol kavramı bazı mesleklerin doğasında olan bir şey.
Mesela DevOps mühendisliğinden bahsettik ya.
Şimdi kitap üzerinde, kağıt üzerinde tanımı olan bazı meslekler vardır.
DevOps mühendisliği böyle bir meslek değil.
Hatta bazı tartışmalarda hala günümüzde DevOps dendiğinde ya DevOps bir meslek midir yoksa kültür müdür üzerine çok fazla tartışma var.
Bazı meslekler doğası gereği bir titrin altında, bir unvanın altında birden fazla şapka takabilmeyi ve her şapkanın altını doldurabilmeyi gerektirir aslında.
Çok şapkalı rol tanımı benim için bu.
Tek bir titriniz var ama birden fazla noktaya dokunmanız, birden fazla yerde aksiyon almanız ve müdahalelerde bulunmanız gerekiyor.
Her bir şapkanın kendine özgü, spesifik.
özellikleri var, spesifik rolleri var.
Tek bir titre bağlı.
Neden birden fazla şapka giydirmek bu kadar yaygın hale geldi?
Bunun aslında birkaç tane faktörü var.
Bir tanesi artık günümüzdeki yazılım dünyasında, teknoloji dünyasında çevik, agile dediğimiz yöntemlere geçilmiş olması.
Yani herkesin her şeyden birazcık anlayabilmesi gerekiyor.
Fakat çok şapkalı rol tanımı bundan birazcık daha derin.
Yani her şey olurken hiçbir şey olmamayı...
Bir şekilde onun üstesinden gelebilmek gerekiyor.
O da bir problem çünkü. Evet, hepsinden biraz biraz bu sefer hiçbirinde tam olamamak gibi oldu değil mi?
Kesinlikle, kesinlikle. Onun bir şekilde üstesinden gelebilmek gerekiyor.
Neden bu kadar yaygın hale geldi?
Teknolojinin çok hızlı gelişmesi, tek bir alanda uzmanlığın bazen bir şeylere yetemiyor olması, farklı alanlarda müdahale için farklı uzmanlıkların gerekmesi, özellikle günümüzdeki start-up kültürü, girişimcilik kültürü diyeyim, bir
tık daha bunları besleyen sebepler arasında.
Anladım, süper. Peki bu çok şapkalı roller ekipler için sence bir fırsat mı yoksa uzun vadede bir risk olarak mı görüyorsun?
İşte bu soru aslında çok şapkalı rollerin varlığıyla beraber bir de nasıl yönetildiğiyle alakalı bir konu.
Çok şapkalı rolleri eğer doğru şekilde yönetebilirsiniz kendi ekipleriniz içerisinde ki bu bahsettiğimiz roller yani ben bugün bir DevOps mühendisi gözüyle, ben bugün bir teknoloji ekibi üyesi gözüyle bunları anlatıyorum ama farklı ekiplerde,
farklı disiplinlerde ya da Buraya bir antır parantez açayım.
Disiplinler arası çalışmalarda farklı çok şapkalı roller edinebiliyorsunuz.
Bunlar doğru yönetebildiğiniz sürece sizin için çok büyük fırsatlar.
Çünkü bir şekilde ekibinizin bir konuda ya da birden fazla işte çok daha fazla aksiyon alabilmesini, ekip üyelerinizin kendilerini çok farklı alanlarda geliştirebilmesini ve o teknik açıdan tırnak içerisinde
tatmin olabilmeyi sağladığı için ekip üyelerinin motivasyonunu çok başka bir yere taşıyor.
Tabii bu benim kendi gözlemim. Fakat yanlış yönetilirse...
fazla yüke yol açarsa bizim ya İngilizce terimleri kullanmayı çok çok sevmem ama overdose burn out bu şekilde şeylere sebep olursa bu aslında ekiplerin uzun vadede aldığı bir
risk haline geliyor. Bir şey sıkıştırmak istiyorum.
Sen söylerken farklı ekiplerde de olabilirdiniz.
Sen şu anda TürkNet'te DevOps ekibinde çalışıyorsun.
Çok şapkalı rollerin olduğunu biliyorum.
Kendinle ilgili böyle bunu Özetle sen dinleyicilerimize nasıl söylersin?
Bunu mesela nasıl özetlemek lazım?
Bu birazcık kurumsal yapılarda da değişiyor.
Mesela TürkNet DevOps ekibinde benim rolüm ne?
DevOps mühendisliği yapıyorum fakat benim DevOps mühendisliğinin altında birden fazla şapkam var.
Örnek veriyorum çalıştığım ekiplerde mikro servis dönüşümü adı altında geçen proseslerin de yönetilmesini sağlıyorum.
DevOps standartizasyon süreçlerini yürütüyorum.
Onun haricinde DevOps'un ana süreçlerini yürütüyorum.
Yani standartizasyon süreçleri beraber çalıştığım ekipler kapsamında.
DevOps süreçleri kendi DevOps ekibim kapsamında yürüttüğüm şeyler.
Bunun dışında mesela yeni açık kaynak çözümleri ki TürkNet'te çok fazla destekliyoruz bildiğin gibi.
Biraz daha böyle çözüm mimarı gözüyle baktığımız, çözüm mimarı gözüyle aldığımız aksiyonlar da var.
Bunlar sadece aklıma gelen birkaç tanesi.
Yani gün içerisinde çok farklı...
durumlarla, çok fazla case'lerle karşılaştığımız için her biri aslında günün sonunda başka bir şapkayı takmayı gerektiriyor.
Örnek veriyorum, ekiplere çalıştığınız bir teknolojinin detaylarını anlatmak, ekiplere çalıştığınız bir case üzerinde, bir sorun üzerinde aldığınız aksiyonların detaylarını anlatmak bile bizdeki iç eğitmenlik kavramıyla birleşirse
ya da ayırırsak, nereden baktığımıza bağlı.
O da bir şapka. Yani bu tamamen günden güne, dinamik bir ortamda değişiklik gösteriyor diyebilirim.
Evet, peki. Yamaç senin deneyiminde bir insan aynı anda hem teknik hem süreç hem de insan yönetimi tarafında olunca en büyük zorluk ne oluyor sence?
Bizim aslında bu hem DevOps mühendisliği tarafından bakabildiğimiz bir şey çünkü çok fazla böyle ekipler arası ya da interdisiplinler dediğimiz disiplinler arası çalışmalar yürütmek zorunda kalıyoruz.
Ama DevOps mühendisliğinden çıkıp buna birazcık daha genel mühendislik disiplini altında bakmakta fayda var.
Burada iletişim yeteneklerinizin güçlü olması çok önemli.
Çünkü mühendislik sadece teknik yetenek değil.
Mühendislik sadece bir süreci doğru yönetebilmek, o management dediğimiz süreci yönetebilmek, bir life cycle yönetebilmek değil.
Aslında çok fazla insanla iletişime geçiyorsunuz ve bu iletişimi bir şekilde efektif sağlamanız gerekiyor.
Burada aslında şunu kastediyorum.
Örnek veriyorum ben gidip ekibimdeki bir DevOps üyesiyle yaptığım süreçleri, yaptığım işleri, işte bugün aldığım aksiyonları, tamamladığım, planladığımız çalışmaları...
Konuşabilirim bir sıkıntı yok çünkü benzer teknik yeterlilik seviyelerindeyiz ama yaptığınız çalışmalarda bir hani çok şapkalı role sahip olsanız dahi iletişime geçtiğiniz, etkileşime geçtiğiniz kişilerde aynı
teknik yeterliliği beklememeniz gerekiyor.
Yani örnek veriyorum benim bir arkadaşım backend yazılım teknolojisinde uzmanken ben de onun kullandığı teknolojileri bilemiyorum ve anlatırken lütfen biraz daha basitleştirerek anlatır mısın diyorum bazen.
Bu noktada olmak gerekiyor.
En büyük zorluk aslında bir yerde dengeyi sağlayabilmek.
Bu iletişime dayanarak tabii.
İletişim bu işin altın kuralı.
Teknik yaptığınız işlerde de iletişiminizi kullanmanız gerekiyor.
Bir şekilde bu şapkaların hepsinin altını doldurabilmeniz gerekiyor.
O da çok önemli. Girişte şey söylemiştim ya.
Her şey olmaya çalışırken hiçbir şey olamamak gibi bir risk var.
Onu bir şekilde ortadan kaldırmanız gerekiyor.
Bu birazcık şeye benziyor.
Benim hani başıma gelen konulardan bir tanesi.
Lise sonlarında böyle üniversiteye girdiğimiz zamanlarda bu özgeçmiş hazırlamaya birazcık merak salmıştım.
Çünkü önemli bir şey olduğunu düşünüyordum.
Gittiğimiz seminerler vardı. İşte Ankara'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin vesairesini düzenlediğim.
Orada bir tık böyle bir şey olunca arkadaşlarım mesela bana şeyle gelmeye başladı.
Ya Yamaç bir özgeçmiş hazırladık.
Sen de bir fikrini söyler misin?
Hani fikrin kıymetli vesaire. Orada gördüğüm bazı şeylerde bir arkadaşım vardı mesela.
Teknik yeterlikler diye, teknik işte kullanılabilen teknolojiler diye bir kısım var özgeçmişinde.
95 yılından o zamana kadar ki bahsettiğim yıllar 2010-2015 falan belki 2017 civarı.
95 yılından itibaren Microsoft'un bütün teknolojilerini yazmış.
Ama biliyorum ki bunların çoğunu bilmiyor.
Beraber okuduk, beraber iş yapıyoruz.
Ya onu da yapmamak gerekiyor.
Ya ben bütün rolleri takınacağım derken altını dolduramayacağınız şeyleri omuzlamamak gerekiyor.
Bir yükün altına girmemek gerekiyor.
Çünkü bu kişisel olarak sizi çok yıpratır.
Günün sonunda beyan edeceğiniz uzmanlık...
Ortada olmadığı bir şekilde fark edilecek.
Bu sizi yıpratır, çalıştığınız organizasyonu yıpratır, beraber çalıştığınız takımın motivasyonu düşürür gibi gibi olumsuz etkiler olur.
Çok şapkalı bir role sahip olmanın ya da çok şapkalı rolleri sahiplenmenin aslında beraberine getirdiği çok fazla sorumluluk var.
Evet bunun altından kalkabilecek sen aslında o topa girmen gerekiyor şeye katıldım.
İlla da bu arada çok şapkalı rol eşittir.
En iyisi, the best gibi bir şey de düşünmüyorum bu arada.
Bazen de bir alanda uzmanlaşmak o kişinin tercihine kalmıştır.
Kişinin yapısına da uymuyorsa mesela dediğin gibi.
Onun altını dolduramayacaksa aslında hiç de o riski almaya da gerek yok dediğin gibi.
Çok katıldım son söylediğine.
Eve gidince CV'mi bir inceleyeceğim.
Bu arada ne yazdım altını doldurabiliyor muyum?
Nedir, ne değildir şu anda? Şöyle bir ışık çaktın bende.
Şimdi bir sonraki sorumda şunu sormak istiyorum sana.
Sen de bir DevOps ekibi üyesi olarak biliyorum ki çok şapkalı rollerin var.
Kariyerinde kendini aynı gün içinde farklı roller üstlenirken bulduğun anlardan örnek vermeni istiyorum.
Ki şu anda burada da çok şapkalı rollerin var.
Onları da örnekleyerek de bunu anlatabilirsin.
Onu senin perspektifinden dinlemek istiyorum.
Burada şeyden bahsedebilirim.
Bahsetmiştim daha doğrusu. Bir DevOps mühendisinin bir günü bir gününe asla uymuyor.
Yani planlanan bir akışınız var.
Evet örnek veriyorum. Benim önümüzdeki hafta yapacağım işlerin çoğu takvimimde belli.
Fakat çok ani, çok dinamik olarak adapte olmamız gereken işler oluyor.
Mesela bizim tarafta işte major incident deriz.
Bir kesinti olur, herhangi bir sıkıntı olur ve DevOps ekibinin oraya müdahalesi gerekir.
O durumda müşteri etkisini, son kullanıcı etkisini ortadan kaldırmak için bütün takvimi silerek oraya gideriz mesela.
Burada takındığım bir destek mühendisi, işte biraz daha global firmalarda, Big Tech dediğimiz firmalarda support mühendisi, support engineer olarak geçen bir şapkan var.
Kendi ekibimin içerisinde...
MLOps dediğimiz, Machine Learning Operations dediğimiz ve Kaos Mühendisliği dediğimiz bir kavramı yürüttüğüm, bir takım çalışmaları yürüttüğüm bir şapkam var.
Bu benim DevOps ekibi içindeki spesifik rollerimden bir tanesi.
Biraz daha yapay zeka adaptasyonu üzerine.
Bunun dışında DevOps ekibinde yürüttüğüm günlük, yani direkt DevOps ekibine ait olan bizim platformlarımızın yönetimi, uygulamalarımızın yönetimi, süreçlerimizin yönetimi gibi takındığım şapkalar var.
Kendi ekiplerime geliyorum.
Tamamen bunların hepsi bu arada aynı gün içerisinde oluyor.
Daha gün aşırı değil, daha bir gün geçmedik.
Kendi ekiplerime sağladığım bir destek var.
Support mühendisliği kapsamında zaten en başta söylediğim yere gidiyor.
Kendi ekiplerimde DevOps süreçlerinin dönüşümünü yaptığım bir şapkam var.
Biraz daha böyle açık kaynak teknolojileri TürkNet'te çok destekliyoruz bildiğin gibi.
Bu teknolojilerin ekiplere yeni süreçlerimiz adaptasyonu için böyle biraz daha solution, architect, çözüm mimarı mantalitesiyle takındığımız bir şapkam var.
Yani şu an aklıma gelenler bunlar o şekilde söyleyebilirim.
Süper daha ne olsun bir gün içinde bu kadar şapka bence yeterli.
Tabii bunları sürekli hem aynı günde hem farklı günlerde çıkarıp çıkarıp yenisini taktığım bir düzen var.
Süper ama çok geliştirici geliyor kulağa bu arada.
Ya beni hani ben bunu şimdi sarf edeceğim cümleyi bir DevOps mühendisi gözünden değil bir DevOps mühendisi olan Yamaç Tan gözünden söylersem benim gelişimi çok olumlu etkiliyor.
Çünkü ben hani monotonluğa gelebilen biri değilim.
Monotonluk ya da teknik...
teknik gelişimin durduğu yerler beni çalışmaya çok fazla motive etmiyor.
Yani benim her gün yeni bir challenge ile karşılaşmam gerekiyor.
Her gün çözebileceğim yeni bir sorunu görmem gerekiyor.
Çok fazla şeyi tecrübe etmem gerekiyor.
Bu senin yapınla da alakalı tamamen.
Yani birazcık tabii. Mesleğine nasıl baktığına alakalı.
Herkesin çalışma şekli farklı.
Herkesin motivasyon kaynakları farklı.
Benimki de birazcık böyle. O yüzden mesela şu anda bulunduğum meslek benim için ideal mesleklerden biri diyebilirim.
Süper harika. Ne mutlu bize.
Peki. Tam az önce söylediğin bir cümle vardı ona istenen bir sorun var yine.
Aslında biraz cevap verdiğin gibi de oldu buna sanki.
Farklı şapkalar arasında geçiş yapmak kişisel gelişimine nasıl katkı sağlıyor diyecektim.
Birazını cevapladın sanki değil mi?
Aslında evet. Kendimi geliştirmemi sağlıyor dedin.
Bir tık, bir tık aynen bir tık cevaplamış oldum.
Yani kendimi geliştirmeme sürekli olanak sağlıyor.
Çünkü duran bir sektörde çalışmıyoruz.
Sektörde her gün yeni bir teknoloji geliyor.
Bunun yanında var olan teknolojilere de sürekli yeni özellikler ekleniyor.
Sürekli versiyon güncellemeleri, sürekli yeni eklenen bizim feature dediğimiz yapılar.
Bu yüzden yani birazcık amiyane bir tabir ama treni kaçırmamanız gerekiyor.
Tren kaçtığı zaman kaçmış oluyor çünkü.
O treni yakalayanların gerisine düşüyorsunuz.
Yani fazla idealist düşünmemek lazım bir yerde.
Fazla idealist düşünmemekten de kastım şu.
Ya tren nasıl olsa yakalanır.
İnsan istedikten sonra yapar.
Çalışınca yapılır. Ya evet çalışınca yapılıyor.
Orada bir sıkıntı yok. Birisi aynı süre içerisinde 5 adım atarken siz 3 adım atmakla yetiniyorsanız aradaki 2 adım her zaman sizin aranızdaki fark oluyor.
Ve bir şekilde siz o ivmeyi arttırmazsanız, hızı arttırmazsanız o aradaki fark kapanmıyor.
Fizik kanundur. Yani sabit hızla giden araçları düşün bir şekilde arasını kapatamazsın.
Hızlanman lazım, ivmelenmen lazım ki aradaki farkı kapatabilir.
O teknoloji trenini yakalayabilir.
Bu benim için gerçekten kişisel gelişime katkıda bulunan bir şey.
Süper. Senin motivasyonla da çok doğru orantılı olduğunu düşünüyorum.
Biz şu anda burada konuşuyoruz.
Belki bir hafta sonra bir bölüm daha çeksek senin şapkalarına bir yenisi daha eklenmiş bile olabilir değil mi?
Olabilir. Dolaylı bir davetse çok memnun olurum bu arada.
Valla çok iyi olur. Ben isterim yani bir sonraki konumuzda yine farklı böyle gündemlerle seni ağırlamayı.
Ama bir gün seni tekrar buraya aldığımda o gün tekrar soracağım.
Yavaş o günden farklı olarak eklenen bir şapkan var mı?
Ben de diyeceğim ki bir tanem sadece.
Birden fazla olabilir doğru.
Peki bu çok şapkalı olmanın...
Böyle bir rolde çalışmanın bazen dedik ya overdose işte durumları olabiliyor vesaire gibi.
Orada böyle overdose durumlarında ya da tükenmişlikten diyeyim nasıl koruyabilir böyle bir bu rollerde çalışan birisi kendini?
Bu çok aslında case spesifik bir konu.
Yani bu işi yapıyorsanız çok şapkalı bir rolünüz varsa bir şekilde bu riski alıyorsunuz demek.
Konu birazcık daha en başta hani demiştim ya çok şapkalı roller takımlar için bir risk midir sorusunda.
Bu nasıl yönetildiğine bağlı.
Buradaki tükenmişlikten korunma konusu da sizin kendinizi nasıl yönetebildiğinize bağlı.
Ya bu mesleğin bazı kaideleri var.
Bazı böyle klişe kaidelerden bahsediyorum.
Yani bizim mesleklerde benim gözlemlediğim, arkadaşların çoğu bilmiyorum demekten korkuyor.
Halbuki bilmiyorum demek bir sıkıntı değil.
Yani bilmiyorsundur ama nereye bakacağını biliyorsundur.
Nasıl öğreneceğini biliyorsun ki bu çok daha büyük bir özellik.
Çünkü bir yerden sonra kafanda külkleşmiş o bilinci kırabilmeni, kendini geliştirebilmeni de sağlar.
Yani bu çok güzel bir şey. Bu yüzden kendini biraz yönetebilmen gerekiyor.
Bir şeyden %100 emin olmayabilirsin, bilmiyorum diyebilirsin.
Burada bir sıkıntı yok. Zaman yönetimini çok iyi yapman gerekiyor.
Çünkü dediğim gibi spesifik bir takvime bağlı kalamıyoruz.
O takvim sürekli değişiyor.
Ve zaman zaman bizim aciliyeti olan tasklarımızı sürekli öne çektiğimiz için bitmesi gereken, yani kendi içimizde bir aciliyeti çok yüksek seviye olmasa da bitmesi gereken çok fazla taskı
bu bahsettiğimiz ecel sistemde bir sonraki...
İşte sprintler olabilir, iterasyonlar olabilir.
Bir sonraki önümüzdeki dönemdeki takvime atmak zorunda kaldığımız noktalar oluyor.
Hani bu şekilde kendini yönetebilmen lazım.
Önceliklerini iyi belirlemen lazım.
Bilmiyorum demekten korkmayacaksın.
İş paylaşımından da korkmaman lazım.
Yani bilmiyorum demekten korkmamak, destek istemekten de korkmamak lazım.
Çünkü sen çok şapkalı bir rol takınıyorsan, DevOps mühendisliği kısmından konuşuyorum misal.
Senin ekibindeki arkadaşların da o şapkalardan takıyor.
Takmak zorundalar ve böyle çalışıyorlar.
Sen de bunu biliyorsan... Destek istemekten korkmamak lazım.
Arkadaşlar şurada bir işim var, birisinin bana destek olması lazım.
Burada bir deadline, hadi yine İngilizce bir tabir kullanalım.
Deadline yaklaşıyor, burada bir desteğe ihtiyacım var.
Burada ekstra kaynak isteyebilir miyiz ekiplerden?
Ekstra bir süre talep edebilir miyiz gibi?
Yani bu tarz taleplerden de çekinmemek lazım.
Bu birazcık tamamen kendini yönetmekle alakalı.
Katılıyorum. Bu arada bu çapkalı rol için değil, her şey için geçerli.
Tek bir rolün varsa da yani bir şeyi...
Biliyor olman hani evet biliyorsan bile destek isteyebilirsin de hani bilmiyorsan da bunu belirtmen ve destek istemen zaten bizim kültürde de hep söylediğimiz hani o ekip ruhunu çok önemsediğimiz için bence çok gerekli bir şey ki bizim şirkette
de açıkçası bunu böyle benimsediğimizi ben düşünüyorum yüksek oranda.
Bizim kültürümüz öyle. Kültürümüz öyle.
Türklet'teki kültürümüz öyle. Her yerde öyle olmayabilir ama evet biz yaşatıyoruz.
Her yerde öyle değil. Değil. Tecrübe ederek söyledin.
Evet her yerde öyle değil. Süper ne mutlu bize o zaman tekrar öyle söyleyeyim.
Peki son sorularıma yaklaştım Yamaç.
Bir tane de böyle komik bir şey soracağım sana.
Vardır diye düşünüyorum çünkü.
Bu çok şapkalı olmanın absürt ya da komik bir anı var mı hatırladığın?
Böyle kaça bölündün? Kafamda şey müfettiş gadget vardı hatırlar mısın?
Böyle bir sürü kolu çıkardı böyle şeyden pardesünün içinden.
Öyle bir şey geldi aklıma.
Sen de böyle çok parçaya bölündüğünde.
komik gelen böyle anıların var mı?
Yani aslında birden fazla anım var.
Böyle çok parçaya bölündüğüm anılar da var ama en taze olan hani en taze dediğime bakma üzerinden de çok fazla zaman geçti.
Ben o zamanlar daha TürkNet'te çalışmıyordum.
Bundan bir iki yıl oluyor mu?
Hani iki yıl kadar önce zannediyorum.
Şirketin ismini vermeyeyim.
Bir şirket bana ulaştı ama şirket gerçekten dünya devlerinden biri.
İşte Türkiye'de yeni bir yapılanmaya gidiyorlardı.
Bir şekilde özgeçmişime ulaşmışlar.
İşte LinkedIn'den görmüşler. İşte ulaştılar.
Yamaç Bey yeni fırsatlara açık mısınız gibi.
Ya ben de bir işin detayını dinlemek istedim o dönemde.
Yeni bir pozisyon arayışımız var dedi.
Bir DevOps mühendisi arıyoruz dedi.
Dedim harika. Zaten hani özgeçmişimi incelemişler, tecrübelerimin farkındalar vs.
Dedim ki pozisyonun iş tanımı nedir?
Çünkü bana gönderdiğiniz ilanda pozisyonun iş tanımı yok.
Tam olarak burada ne arıyorsunuz?
Anlattı ama ben şok için dedim.
İlk başta şöyle başladı çünkü konuşma.
Yamaç Bey bu pozisyon çok şapkalı bir iş tanımı.
Birden fazla şapkayı giymeye hedefliyor.
Dedim harika ben zaten böyle çalışmayı seviyorum.
Yani benim mesleki ilkem bu.
Ama konu şuna yaklaşık 6-7 dakikalık hanımefendinin insan kaynakları uzmanının konuşması sonucunda ben şöyle bir soru sordum.
Hanımefendi şimdi yanlış anlamazsanız dedim.
Siz bir DevOps mühendisi arıyorsunuz ama bu şapkalardan bir tanesi sanallaştırma uzmanlığı.
Sanallaştırma katmanı bizim Infrastructure as Code dediğimiz uzmanlık.
Bir tanesi platform uzmanlığı, bir tanesi DevOps uzmanlığı, bir tanesi database yönetimi, veritaban yönetimi uzmanlığı arıyorsunuz.
Bir de arka tarafta yedekleme, story çözümleriyle ilgilenecek bir uzman arıyorsunuz.
Doğru anlıyorum değil mi dedim. Benim o zamanlar çalıştığım organizasyonlarda da bunun beşi, bu anlattığım beş rol birbirinden farklı ekipler, tamamen farklı departmanlar, farklı uzmanlıklar ve beraber çalıştığımız arkadaşlarım.
Yani şunu anlamaya çalışıyorum dedim.
Siz bir kişiden aslında beş kişinin işini yapmasını bekliyorsunuz gibi bir şey dedim.
Yani biraz da öyle diyebiliriz evet dedi.
Bayağı da açık sözlüydü. Orada çok şey olmuştum ya.
O gün çok komiğime gitmiştim. Yani buradan şunu diyebiliriz.
Çok şapkalı rol eşittir.
Yani çok kostümlü rol demek değil.
Doğru tanımlayabilmek lazım.
Doğru tanımlayabilmek lazım. Şapka olmamış o çünkü bayağı.
Yani bir kişinin takacağı şapkalar değil.
Siz beş kişinin yapacağı işi bir kişiye yaptırmaya çalışıyorsunuz gibi bir şeyle gittim.
Hani o da birazcık utana sıkıla.
Evet yani öyle bir niyetimiz vara getirdi konuyu.
O zamanlar hatta çok açık şekilde şeye de sormuştum.
Maaş benim hiç birinci planda olan bir şeyim değil de.
O zaman beş kişilik maaş mı vereceksiniz?
Tek kişilikten mi şey yapıyorsunuz?
Yok tek şapka tek maaş diyor.
O da hatta esprili bir cevap verdi.
Teşekkürler deyip görüşmeyi sonlandırmıştım.
Güzel bir anı olmuş ama. Fazlasıyla.
Acaba birini bulabilirler mi?
Süpermen gibi bir şey aslında.
Bir tık dediğim gibi o tanımı yanlış yapmakla alakalı.
Çok şapkalı rol tanımını, birden fazla şapka takmayı yanlış anlamakla alakalı.
Evet ama böyle bir durumda da aslında altına...
Sığdırabileceğin bir terim yani.
Çok şapkalı rol. Tabii tabii yapılabilir.
Deyip onu oradan kaçabilirsin yani.
Yapılabilir tabii. Yani sistem açığı gibi de düşünebiliriz bunu.
Süpermiş. Çok sağ ol Yamaç.
Peki son soruma geldim. Bu her konuma sorduğum sorumdan önceki son sorum.
Çok şapkalı roller bazen işte her işten biraz hiçbir işten tam değil dedik ya.
En başta söyledim. En çok bu hoşuma gitti.
Hatta orayı aldım yani cımbızla.
Bu eleştiriye de maruz kalıyorlar.
Buna cevabın senin ne oluyor?
Çok dürüst bir cevap vereyim.
Bu şekilde bu durumun yaşandığı pozisyonlar, yaşandığı kişiler de gördüm.
Ama bunu çok net yönetebilen kişiler de gördüm.
Hani ben naçizane mesela kendim için bunu çok net yönetebildiğimi düşünüyorum.
Bu dedim ya işte bu yönetimle alakalı ekip içerisinde, organizasyon içerisinde nasıl yönetiliyor?
Birinci bacak kişi bunu kendisi için nasıl yönetiyor?
İkinci bacak yani gerçekten her şey olmaya çalışırken hiçbir şey olamayan kişiler de gördüm.
Tabii bu hani haddim değil fakat yapabileceğimi biliyorum birazcık daha mesleki ve teknik yeterlilik sebebiyle.
Şapkaları takabilirsiniz.
Hiçbir sıkıntı yok ama o şapkanın altını doldurmak zorundasınız.
Çünkü siz o şapkayı taktığınızda beraber çalıştığınız ekip arkadaşlarınız size güveniyor.
Beraber çalıştığınız organizasyonunuzdaki kişiler size güveniyor.
Bir de bir söz vermiş oluyorsun o şapkanın yeterliklerini sağlayacağına dair.
Tabii ki yani işe alım sürecinin başından itibaren başlayalım.
Kendinize anlatıyorsunuz. İşte bu tarz tecrübeleriniz olduğundan bahsediyorsunuz.
Bu tarz yeterlikleriniz olduğundan bahsediyorsunuz.
Evet bir teknik mülakat süreci var.
Her zaman bir teknik ölçüm süreci vardır.
Ama günün sonunda iş pratiğe geldiğinde inanın teknik mülakatlardaki şeylerle, cevapladığınız sorularla gerçek hayatta karşılaştığınız durumlar asla birbirini tutmuyor.
Bir yerden sonra ben mesela kendi adıma şunu söyleyeyim.
Yöneticimin bana şunu sormasını istemem.
Yamaç sen bunu yapabildiğini söylemiştin.
Sen bunu yaptığını söylemiştin.
Bu beni gerçek anlamda...
Kötü bir durum. Kötü hissettirmek de değil.
Kötü bir durum ama ben böyle...
Delik olsa da girsem de yerin dibinde gerçekten öyle bir arayışa girelim yani.
Ama bunlarla maalesef şey yaptım ve bunları bazen ortaya çıkaran durumlarda da oldum.
Örnek veriyorum yabancı çalıştığım işte vendor firmalar, ISV dediğimiz işte independent software vendor firmaları, startuplar vs.
Böyle o uzmanlıklarla gelip o uzmanlıkları olduğunu deklare edip diyeyim.
Bir 20 dakikalık konuşmamızdan sonra, 10 dakikalık konuşmamızdan sonra aslında öyle bir şeyin olmadığını ve ben bir şekilde bunu bir de kendi tarafımla vicdanen şey yapmaya çalışıyorum, yönetmeye çalışıyorum.
Çünkü ben gidip yöneticime şunu diyemem ya da o arkadaşların çalıştığı yöneticiye şunu diyemem.
Arkadaşlar bakın burada bir konu var.
Bu uzun vadede bizim canımızı yakacak.
Bu uzun vadede bizim canımızı sıkacak.
Bir şey yapmamız lazım, bir aksiyon almamız lazım diyecek kişi de ben değilim.
Maalesef bunu birazcık hem içsel bir yönetimle hem dışarıdaki profesyonel yönetimle sağlamak zorunda kalıyorum.
Bunu hani cevabın ne olur kısma geleyim birazcık uzun konuştum.
Her işten biraz hiçbir işten tam değil diye bakmamak gerekiyor.
Mesela dediğim gibi global firmalarda da böyle, Türknet'te de böyle.
Şimdi bunu yönetebildiğiniz zaman örnek veriyorum çok şapkalı rol takılan bir arkadaşınız birden fazla uzmanlığı da olabiliyor ya da bir tane böyle gerçekten derin teknik uzmanlığı oluyor ve
onun yanında böyle farklı uzmanlıklara sahip olabiliyor o kadar derin olmasa dahi.
Ya da birden fazla alanda, bu biraz mesleki tecrübeyle de alakalı, gerçekten derin uzmanlığı olabiliyor.
Yani bu sektörde geçirilen tecrübe, örnek veriyorum TürkNet kapsamında konuşuyorsak, TürkNet'te geçirilen tecrübe, operasyonel hafıza dediğimiz, bunu yönetebildiğiniz zaman çok büyük bir şey bu.
Bu çok büyük bir başarı.
Çok kıymetli bence. Çok kıymetli bir şey. Yönetemediğiniz zaman maalesef şu oluyor.
Ben önceki organizasyonlarında buna çok rastladım.
Silo dediğimiz yapılar var.
Silo şu, örnek veriyorum 10 kişilik bir ekibiniz var.
İki kişi A konusunda uzman, iki kişi B konusunda, iki kişi C konusunda, iki kişi D konusunda kaç etti?
Sekiz. Bir yandan da onu sanıyorum şimdi rezil olmayalım diye.
İşte iki kişi de son konuda uzman diyelim.
Başka ekiplerden bu konularla alakalı bir talep geldiğinde A konusuyla alakalı talep gelirse direkt o iki arkadaşa gider.
Geriye kalan sekiz arkadaşa kimse o talebi göndermez.
Bu neye sebep olur? Herkesin ikişerli gruplar halinde sadece tek bir konuda uzmanlık sağlamasına.
Buradan 5 sene sonra çıktığınızda sektördeki teknolojiler o kadar hızlı ilerliyor ki kimse o arkadaşlara ya siz 5 sene boyunca örnek veriyorum herhangi bir X firmasında çok matematiksel bir denkleme döndü.
X firmasında B teknolojisiyle çalışıyordu takımınız.
Yani sektör küçük hepimiz birbirimizi tanıyoruz.
Fakat sizin niye B konusunda hiç tecrübeniz yok diye sorduklarında maalesef vereceğiniz bir cevap yok.
Çünkü o siloları kıramıyorsunuz.
Aslında DevOps mühendisliğinin mesela oraya da birazcık dem vurayım.
DevOps kültürünün parçalarından bir tanesi ekipler içerisindeki silolaşmayı kırmak.
Yani bunu takım seviyesindeki yöneticilerimiz mesela TürkNet'te çok çok başarılı ayarlıyor.
Yani bir örnek veriyorum herhangi bir X teknolojisiyle, Y teknolojisiyle alakalı konu geldiği zaman ben bunu bilmiyor olabilirim.
Yamaç bilmiyor olabilir, benim ekibimdeki stajyer arkadaşlarımız bunu bilmiyor olabilir, ekibimdeki kıdemli arkadaşım dahi bunu bilmiyor olabilir.
Yani çok fazla teknoloji var daha önce çalışmamıştır.
Ama benim yöneticim daha önce bir tecrübesi en azından...
pratikteki tecrübesi tırnak içerisinde olmadığını bilmesine rağmen kendisinin geliştirmesi için o taskı ona gönderebiliyor.
Bu çok kıymetli bir şey. Büyük organizasyonlarda maalesef, yani büyükden kastım tam böyle silolaşan yapılarda, daha böyle her komponentin farklı ekipler, farklı kişiler üzerinde yönetildiği yapılarda maalesef
kişiler böyle bir fırsat elde edemiyor.
Bu da teknik yeterliliği, teknik.
Gelişimi tamamen kısıtlıyor.
Şimdi onu söyleyecektim. Gelişimi çok kısıtlayan bir şey.
Ben de o gözle baktığım için sen anlatırken bunu yorumladın.
Mutlaka artıları vardır.
Hani mesela daha hızlı dönülebiliyordur konulara belki.
Tabii ki. O öyle bölümlendirdiğinde.
Ama o kişiler özelinde geliştirme kısıtlayan bir şey olduğunu düşündüm benden.
Öyle hissettirdi bana. Bir de bunun hani bu bahsettiğim konu kişilere kendini tanıma fırsatı da...
Belki B konusunda da çok iyi olacak.
Belki çok ilgi duyacak, kendini yakın hissedecek, çalışmak için bir merak uyandıracak ona verdiğiniz o task.
Biz bunu sağlayabiliyoruz TürkNet'te ama sağlayamayan çok fazla yere şahit oldum.
O zaman yine ne mutlu bize diyerek bugün böyle kapatmış olalım.
Çok teşekkürler Yamaç. Son sorumla o zaman kapanışı yapıyorum.
TürkNet'te damağında en sıra dışı lezzeti bırakan anı soruyorum her gelen konuğuma.
Bu komik bir an olabilir, duygusal bir an olabilir.
Bu zamana kadar çokça yanıt aldım bununla ilgili.
Geldiğimden beri yaşadığın böyle en sıra dışı an neydi?
Benim için çok kıymetli bir an aslında.
Şimdi komik anlarımı düşündüm ama yani bunu, bu bahsettiğim kıymetli anı söylemezsem belki o komik anlara çok haksızlık etmiş olacağım.
Ya da Türknet'teki bütün yaşamıma haksızlık etmiş olacağım.
Türknet'e girmeden önceki dönemde de birden fazla firmayla iş görüşmesi yapma fırsatım oldu.
İsimlerini vermeyeyim. Teknoloji firmaları, Türkiye'nin önünde gelen bankaları vs.
aynı pozisyon için görüşüyorum ama.
Sadece TürkNet'te yaptığım iş görüşmelerindeki bu insan kaynakları görüşmelerinde de aynı, teknik görüşmelerde de aynı.
Gerçekten bir çalışan adayı olarak, buranın özellikle altını çiziyorum, çalışan değilim daha o noktada.
Çalışan adayı olarak çok kıymetli olduğumu fark ettim.
Direkt olarak şunu söyleyebilirim.
Neyle kıyasladığımı da söyleyeyim ki çok net olsun.
Daha önce gerçekten Türkiye'nin çok büyük bir bankasıya girdiğim mülakatta teknik mülakata çağırdılar beni.
Merhabalar, işte tanışma faslı vesaire.
Yamaç Bey siz bize özgeçmişinizi göndermiş miydiniz diye sordu karşımdaki yönetici.
Evet dedim. Hangi okuldan mezundunuz dedi.
Dedim siz benim özgeçmişimi okudunuz mu?
Özür diliyorum ama. Ya bize bir özgeçmişinizi gönderebilir misiniz dediler ondan sonra.
Çünkü özgeçmişimi okumamışlar.
Ve buna rağmen bir teknik mülakata çağrıldım falan.
Felaket bir şey. Burada girdiğim teknik mülakatı daha dün gibi hatırlıyorum.
Murat abi çok...
Kıymetli müdürümüz ve Mehmet takım liderimiz.
Bir şey oldu diyorum ya bir anımız bir anımıza uymaz bizim.
Çünkü operasyonu durduramazsınız.
Operasyonda frene basılmaz. Frene bassanız da tutmaz çünkü çok hızlı gider.
Kayar ve vurursunuz bir yere yani yavaşlatmaya çalışırsanız.
Toplantı sırasında galiba bir yerde bir konu oldu ve Mehmet'in ayrılması gerekti.
Mehmet dedi ki Murat abi benim ayrılmam gerekiyor.
Sen devam edebilir misin arkadaşımızla?
Murat abi dedi ki arkadaşımız bu kadar vakit ayırdıysa burada kalmamız gerekiyor.
Merak etme 5 dakika sonra beraber geçeriz dedi.
Çünkü toplantı 5 dakika sonra bitiyordu.
O benim için yani şimdi belki bu şekilde anlattığımda böyle hani bir iki cümleyle ifade etmeye çalıştığımda ne kadar anlamlı olduğunu ifade edemiyor olabilirim ama benim için çok çok anlamlı bir şeydi.
Benim için o görüşme, benim için o görüşme ben Türknet'in bir parçası olmalıyım cümlesini bana kurdurtan andı aslında.
Hala dün gibi aklımda bundan bir sene öncesi yani bir sene ya da 11 ay kadar öncesi.
Ama TürkNet'le alakalı hala böyle damamda tadı kalan anlodur yani.
Çok mutlu oldum. Yani özellikle insan kültürü ekibinde çalışan birisi olarak bunları duymak çok güzel.
Bu arada bir önceki bölümümüzde de ilayda ilayda sanıyorum yine Murat abime selam göndermiştik.
Buradan da gönderelim ve kendisini buraya konuk olarak almak artık zaten şart oldu.
Zaten düşünüyordum, iyi oldu.
Çok güzel bunları duymak. Ben senin adına çok mutlu oldum.
Bilmiyordum bu hikayeyi.
Dinlemek çok iyi hissettirdi.
Hep söylediğim mesajı tekrar söyleyelim o zaman.
Sadece biz yani şirketler için söylüyorum.
Sadece siz işe alım yapmıyorsunuz.
Aday da sizi seçiyor aslında.
Kesinlikle. Dolayısıyla tek seçici tarafta gibi durmak doğru değil.
Ona iyi hissettirmek o anlamda önemli.
Kesinlikle. Böyle kapıyoruz işte adayları bu şekilde.
Teşekkür ederiz Yamaç. İyi ki bizimlesin.
Çok rica ederim. İyi ki geldin.
Başka bölümlerde de yine görüşmek üzere diyelim.
Umarım. Umarım. Çok mutlu olurum.
Ağzına sağlık. Başka bölümlerde görüşmek üzere efendim.
Bir sonraki bölüme kadar hızla kalın, fiber kalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
