
Veri analizinin çevikliği olur mu? Data Science ekibimizden Özkan ve Kaan, Agile’ın veri analistinin işine nasıl dokunduğunu, sprintlerde nasıl çalıştıklarını ve “test etmek” kavramını veri dünyasında nasıl yeniden tanımladıklarını paylaşıyor.
👉 Bizi sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma: Tıklayın
Transkript
Merhaba FİBER SOS'lu sohbetlere hoş geldiniz.
Yepyeni bir bölümle karşınızdayız.
Bendeniz Elif efendim. Bugün çok güzel bir konuyla birlikte sizleri karşılıyoruz.
Agile dünyasında bir veri analisti dedik.
İki tane çok değerli konuğum var.
Teknoloji ekibimizden Özkan ve Kaan bizlerle.
Arkadaşlar hoş geldiniz. Özkan önce sana veriyorum sözü.
Bir kısaca sizi tanıyalım. Teşekkürler Elif.
Selamlar. Ben Özkan Yiğit Baykan.
Yaklaşık olarak 4 sene önce TürkNet'e adımı attım.
Stajyerliğimi de sayarsak yaklaşık 4 senedir data ile uğraşıyorum.
Veri analisti olarak çalışıyorum şu anda.
Benden bu şekilde kısaca Kaan'a paslayayım ben.
Merhaba Elif. Ben TürkNet'e başlayalı bir 6-7 ay kadar oldu.
Ben aslında yeni sayılırım. Ruskan'la beraber veri ekibinde veri analisti olarak görev yapıyorum.
Bugünkü podcast'ta da konuyu söylemedik ama agile'dan bahsediyor olacağız.
Aslında girişte minik bir başlığını söyledim ama derine dalacağız.
Güzel konular, ekipçe sevdiğimiz konular, agile konuları.
Yani iki tane data ekibinden arkadaşla birlikteyim aslında bugün.
Güzel sorularım var onlara.
Sohbet süremiz kısıtlı ama sonraki podcastlerde ayrı ayrı da sizleri ağırlamak isterim efendim.
Şimdiden onun sözünü de almış olayım.
Tabii ki. Şimdi ilk olarak biz hep böyle bir konsept açılış sorusuyla başlıyoruz arkadaşlar.
O yüzden onu soracağım size adettendir.
Bugünkü fiber sosu sohbetimizin içinde neler var?
Önce Kaan sana vereceğim sözü.
Sonra Özkan senden alalım.
Bugün biz podcastta genel olarak Ecail'den bahsediyor olacağız.
Ecail'e bir veri ekibi nasıl kullanıyor?
Artıları, eksileri bizim hayatımızı nasıl kolaylaştırıyor?
Ve üzerine ne gibi iyileştirmeler yapabiliriz düşünüyoruz.
Bunları paylaşıyor olacağız. Peki sence bir fiber sos, şimdi bizim adımız da fiber sos sohbetler ya.
Sos da böyle tat veren bir şey.
Bir fiber sos sence içinde neyi barındırır?
3 kelimeyle ifade edecek olsam.
Podcast için mi soruyorum?
Evet yani genel olarak soruyorum.
Fiber sos deyince aklına ilk gelen 3 şey.
Nane diyen oldu. Yani tamamen hayal gücüne bırakıyorum.
Fiber sos deyince 3 tane şey.
Öncelikle inovasyon.
Çünkü fiber hayatımıza yeni yeni giriyor.
Türkiye'de özellikle. O yüzden inovatif bir konu.
Aynı zamanda bir gelişme. O yüzden kelimelerden bir tanesinin inovasyon olması gerektiğini düşünüyorum.
Üçünü de ben mi söyleyeyim yoksa diğerlerini Özkan'a mı bırakayım?
Özkan diğerlerini senden alalım.
Ben de bir kelimeyle ekleme yapayım.
Ben de stabilite derdim.
Muhtemelen bence fiberin hız dışında en önemli şey bence stabil olması.
Ben de öyle bir eklem yapayım. Üçüncüyü de senden alalım Elif istersen.
Üçüncüyü de o zaman ben söyleyeyim.
Bence fiber soslu sohbette bir de merak var.
Çünkü her bir konuda aslında merak ederek ben buradaki konuklarımı ağırlıyorum.
Hepsi bir merak barındırıyor.
Sizin de bugünkü anlatacaklarınızı da aynı şekilde merak ediyorum efendim.
Başlayalım o zaman ilk sorumla.
Şimdi agile dedik.
Birçok insanın bildiğine eminim ama yine de agile deyince ilk akla gelen kelime ne?
Sizce senin için ne ifade ediyor?
Özkan önce senle başlayalım.
Şöyle biz şu an ecail uzmanları olarak karşınızda değiliz.
Sadece normal çalışma hayatında ecail tecrübe eden kişiler olarak, uygulayan kişiler olarak buradayız.
Ben ecail düşündüğümde böyle net bir tanım olarak aklıma bir şey gelmiyor ama kafamda bir zincir canlanıyor benim.
Burada her zincirin işte bir...
Bir zincirin her halkası güçlü olmak zorunda ve birbirine yakın olmak zorunda.
Ecail de aynı bu şekilde değerlendiriyorum ben.
Her bir sprinti zincirin her bir halkası olarak düşünürsek her bir halkanın güçlü ve birbirine benzer şekilde olmasını bekleriz.
Ve bu aslında zinciri sağlamlaştıran şeydir.
Güzel bir ifade oldu bence zincir benzetmesini.
Sevdim. Sen ne dersin Kaan?
Sabah aslında biz bu konuyu Özkan'la da...
Bir üzerinde düşündük. Yani Ecail deyince bizim aklımıza ne geliyor?
Ben Özkan'a şey dedim. Ecail aslında bir metot.
Bir çalışma metodu.
Özkan dedi ki abi tam olarak metot olarak geçmiyor.
Çünkü metotta adımlar belli, sıra sıra stepler belli.
Ve onu tamamıyla uygulamak gerekiyor.
Ecail biraz daha bize bir çerçeve çizip içindeki hareket alanı bize biraz bırakıyor.
O yüzden aslında bir iş yapma biçimi.
O yüzden metodolojiyle kelime anlamı olarak yakın.
Ama metodoloji gibi böyle adım adım her şeyi belirli bir sistem değil, bir iş yapma biçimi değil.
Dolayısıyla bir çerçeveyi çizdikten sonra içindeki hareket alanını bize bırakan bir, tekrar diyeceğim ama yine bir iş yapma biçimi diyebilirim.
Büyük bir oyun alanı hem de değil mi?
Evet. Herkes kendine göre yorumlayabiliyor o yeri geldiğinde.
Peki, ecel çeviklik diyoruz ama veri analizi aslında yavaş bir iş olarak.
Bu ikisi nasıl yani bu birleştirdiğimizde ecal çeviklik veri analizi nasıl oluyor?
O konuda bir yorumunuz var mı?
Yine istersen senden alalım.
Tamam ben başlayayım. Ben aslında sektöre girdikten sonra özellikle işleri yaptıktan sonra analizleri gerçekleştirdikten sonra veri analizinin biraz dedektifteki gibi.
Çünkü aslında biz de yazılım süreçleri içinde yer alıyoruz.
Biz de kodlamabiliyoruz. Ama bizim olayımız tam bir yazılımcı gibi.
Tamamıyla yazılım üzerine değil, kodlama üzerine değil.
Biz biraz daha o olay mahallini inceleyen biraz dedektif gibi.
Her yerden delilleri toplayıp olayın...
nasıl gerçekleştiğini yani kaba tabiriyle suçlunun kim olduğunu bulmaya çalışıyoruz.
Yani burada suçludan kastım bu arada polisiye benzetmeden dolayı yani şirketteki hatayı kim yaptı anlamında değil.
O yüzden biraz veri analizini bu süreçte ona benzetebiliyorum.
Dolayısıyla başta bahsettiğimiz gibi ECEA aslında çeyrek bir yöntem.
Yani aslında sprint planının içinde sprintinde ne olduğunu bahsederiz ilerleyen sorularda.
Sprint planının içinde ne yaptığımızın belli olması gerekiyor.
Ama veri analizinde verileri toplamak, verileri yorumlamak, farklı verileri...
içine katmak gibi durumlar olduğu zaman süreç biraz uzayabiliyor.
O yüzden bu konuda Ecail'in yardımı olduğu gibi Ecail'in dezavantajlı olduğu noktalar da var veri analizi için.
Anladım. Sen ne düşünürsün bu konuda?
Ben de ufak bir ekleme yapayım.
Burada hani metaforlardan çıkıp biraz daha iş nasıl ilerliyor normal çalışma hayatında bundan bahsedecek olursak.
Gerçekten bir veri analizi projesinin tek bir sprint içinde bitmesi zor gerçekten.
Veri analizinin projenin tamamlanması Ecal'in kendisine göre biraz yavaş bir iş olabiliyor.
Burada da ne yapıyoruz? Adapte olmaya çalışıyoruz, uyum sağlamaya çalışıyoruz.
İşimizi ve kendimizi bu...
yönteme adapte etmeye çalışıyoruz.
Zaten ecail birazcık da budur.
Adapte olabilmektir.
Zaten ecail manifestonunda dördüncü değeri de şunu söylüyor.
Bir planı izlemektense değişime yanıt vermek daha değerlidir.
Güzel oldu bu örnekle.
Doğru söyledin. Peki bir şey mi söyleyecekler?
Yok tebrik ediyorum. Güzel bir açıklamaydı.
Direkt manifestodan dördüncü madde.
Tam bir hukukçu gibi.
Bilimsel. Konuştun.
Teşekkür ederiz Özkan.
Peki o zaman Kaan tekrar sana dönüyorum.
Sence ecail analist için bir nimet mi yoksa kısıt mı?
Şöyle bizim ecail sisteminde bir oyuncu olarak yer almamız aslında önemli.
Burası benim beşinci...
iş yerim bu arada. Beş yılda beşinci iş yeri.
O biraz fazla geliyor ama ilk iş yerim dışında diğer çalıştığım yerlerde de Ecail metodunu kullanmaya çalışıyorduk.
Ama en verimli olarak kullandığımız yer burası.
Dolayısıyla bunun faydalarını da görebiliyoruz.
Şimdi bir iş yapan kişi olarak çeyreklik, haftalık ve aylık yapılacağın hedefler belli olduğu zaman, aylık yapacağın işler belli olduğu zaman stres yöntemi de daha kolay oluyor.
Zaman yöntemi de daha kolay oluyor.
Tabii ki veri analizi için bazen zaman belirsiz olabiliyor ama takımlar için de.
Biz burada Squad ve Çepre olarak çalışıyoruz.
Ondan da bahsederiz ilerleyen durumlarda.
Onunla ilgili güzel bir planımız da var.
Ayrı bir podcast çekimi.
O zaman biz çok kısa değiniriz.
Yani Squad'lardaki diğer paydaşlar da zaten verinin, veri analizinin...
Yazılımdan biraz daha farklı olduğunun farkında.
O yüzden ecaili kullanırken avantajlar olduğu gibi dezavantajları da var.
İkisi de diyorsun yani aslında soruma.
Sen ne diyorsun Özkan? Ben şundan bahsedeyim.
Bir önceki soruda Sprint'ten bahsedeceğimizi söylemiştik.
Sprint aslında bizim işlerimizi yaptığımız, daha öncesinden planlamasını hazırladığımız, neyi nasıl yapacağımızı netleştirdiğimiz iki haftalık çalışma süreçleri.
Burada sprint'i belirledikten sonra agile'ın şartlarından biri de bu sprint'in sprint içindeyken bozulmamasıdır.
Ne karar verildiyse, ne planlandıysa sprint içinde sadece bunların yapılması kararlaştırılır.
Ecael bence bu noktada analist için bir nimet çünkü iki haftalık çalışma periyodun belirlendikten sonra ne yapacağın, nasıl çalışacağın belirlendikten sonra sonrasında sprinte dışarıdan bir şey eklenmeye yapılmaması, başka şekilde bölünmemen
ve sonraki sprintte de aşağı yukarı senin bir sprinte yaptığın iş, ne işi, ne kadar sürede yapabildiğin olduğu için bu aynı zamanda senin eforunu tahmin edilebilir, ürettiğin çıktığı ölçeklendirilebilir kılıyor.
Bence bu noktada analist için bence nimet başka işlerle bölünmemek.
Acil denilerek başka işlerle böyle gelinmemesi için bence bir nimet.
Sonuçta bunu şirket olarak uyguladığımız için Ecail'e de bizim bu şekilde çalıştığımızı genel olarak şirketin neredeyse hepsi biliyor.
Bu yüzden de işte dışarıdan iş alınması, başka şekilde önceliklendirme, önceliklendirmenin değişmesi gibi şeyler söz konusu olmuyor Ecail düzgün uygulandığında.
Nimet olarak görüyorum diyorsun yani.
Tabii. Şöyle böyle çok dışarıdan bakınca inanılmaz odaklanarak yapılan bir iş gibi görüyorum sizin işinizi.
Çok bilgim. olmamakla birlikte inanılmaz odak gerektiren bir şey.
O yüzden ben de bana da sorsalar bu kısıtlı bilgimle galiba ben de güzel bir şey gibi görürdüm herhalde.
Ama mutlaka avantajı olduğu gibi dezavantajı da vardır yer yer.
Pekala diğer soruma geçiyorum o halde.
Şimdi sprintten bahsettik açıkladık da sprint planning toplantılarınız var.
Ondan da belki biraz bahsedersiniz.
Sorum onunla ilgili çünkü şimdi.
Bu sprint planning'e girdiğinizde genelde böyle elin boş mu dolu mu gidiyorsun?
Normalde ekipler bildiğim kadarıyla sprint planning...
Training toplantılarına bir hazırlıkla geliyorlar.
Bu konuda sizin tarafı duymak isterim Özkan.
Sana vereyim sözü. Tabii.
Normalde agile ritüellerinden bazıları bu konuya direkt hit ediyor.
İşte refinement olabilir, retro olabilir veya planning de bir agile ritüellidir.
Bu toplantılarda şu an elimizde hangi iş var, hangi işler geliyor, hangi işleri yapacağız gibi hazırlık yapılıyor genel olarak planning'e.
Sonrasında biz planning'de hangi işleri konuşacağımızı bildiğimiz için bunun planlamasını daha düzgün bir şekilde yapabiliyoruz.
Evet bu işi biliyoruz, bu işin planlaması şöyle olur şeklinde planlamayı yapabiliyoruz.
Ama şöyle bir konu...
var ki normalde bahsettik işte agile yazılım ekipleri için geliştirilen bir iş yapma metodu ama biz veri analistiyiz.
Burada işte Bazı ritüeller tam olarak veri analistine uygun olmayabiliyor.
Örneğin refinement'ta bir yazılımcının veya işte bir sağlıyorum tamamen DevOps mühendisinin veya bir DBA'nin kendi taskları hakkında edinebildiği fikirle refinement toplantılarında bir veri analistinin kendi taskıyla
ilgili edinebildiği fikir aynı olmayabiliyor.
Yani veri analisti olarak biraz daha kurcalamak gerekiyor.
İsterleri, talepleri neye hit ediyor, benden ne bekleniyor, yaptığım iş sonucunda ne insightler çıkaracağım.
Bunun için de refinement veya işte...
Planlama gibi toplantılar yeterli olmayabiliyor.
Burada da en önemli silahımız bence analiz taskları.
Bu planning'e gelmeden önceki sprintlerde almış olduğumuz bu işle ilgili yaptığımız analizler.
Ne kadar fazla ve dolu olarak analiz taskı yaptıysak sonrasında bu işe dair fikirlerimiz o kadar fazla oluyor.
Planlamayı daha düzgün bir şekilde yapabiliyoruz.
Burada ne kadar çok ne kadar iyi analiz taskı yapıldıysa elimiz o kadar doludur sprint planning için diyebilirim.
Anladım. Süper. Peki sen ne düşünüyorsun?
Farklı bir yorum var mı Kaan? Şöyle bir önceki sorularda da bahsettiğim gibi Squat ve Chapter mantığından bahsetmiştim çalışma ekipleri olarak.
Çok ufak ona gireyim. Lütfen.
Squat aslında diğer tüm iş birimlerinin toplanıp beraber iş yaptığı bir kısım.
Chapter ise atıyorum biz şu an veri bilimi olarak buradayız.
Veriyle ilgili insanların ortak çalıştığı bir nokta.
Biz iş yapma biçimi olarak Chapter'da bir aylık sprintler koşuyoruz.
Squat'ta ise iki haftalık sprintler koşuyoruz.
Dolayısıyla ikisinin de planlaması biraz farklı oluyor açıkçası.
Squat'ta bazen bir önceki sprintten elde ettiğimiz analizler ışığında ki hareket alanını bir sonraki sprintte yapmamız gerekebiliyor.
Chapter'da öyle değil. Chapter'da biraz daha planlı programlı yapacağımız işler belli olarak ilerliyoruz.
Ama genel olarak bir hazırlık gerekiyor.
Bazen hazırlık yapsak bile elde ettiğimiz öngörülerden sonra veya elde ettiğimiz insight'lar sonrası bir sonraki sprint'e yapacağımız şey de biraz ona göre belirlediğimiz oluyor açıkçası.
Bu arada siz konuşurken aklıma şey geldi.
Sorulara minik bir ara veriyorum.
Normalde böyle veri analisti dediği zaman birisi dendiği zaman insanların kafasını daha böyle sıkıcı, belki böyle biraz daha durağan ve şey insanlar, standart böyle işte ekrana gömülü insanlar
gelir ama benim tanıdığım tüm veri analistleri aslında çok eğlenceli, çok komik.
Sizler de aynı şekilde. Hatta bir önceki bölümde Mert'i ağırladık burada yine veri ekibimizden.
O da son derece komik. Mert de çok tatlıdır.
İnanılmaz yani beni çok güldürebilir.
Buradan Mert'e selamlar. Selamlar buradan.
Ekipsiniz. O yüzden ben bu kanıyı bence podcastımızda sizleri ağırlayarak kırdığımızı düşünüyorum.
Böyle bir algı varsa da efendim bence olmasın.
Veri analistlerimiz gayet eğlenceli.
Biraz yazılımcılara saldırıyor gibi olacak.
Biz yazılımcı gibi değiliz.
Buraya yazılımcılarımızı da inşallah bir gün ağırlayıp ezberleri bozmaya devam edeceğiz efendim diyelim.
Hemen bir sonraki soruma geçiyorum o halde.
Şimdi yine Sprint'teki farklılıklardan biraz konuşalım.
Normalde teknoloji ekiplerimiz Sprint biterken testler yapıyorlar.
Sizler yani veri analizinde de test kısmı nasıl oluyor orası?
Özkan önce sana mı? Edeyim sözü.
Tabii teşekkürler Elif.
Şimdi şöyle normalde yazılım geliştirme süreçlerinde birazcık daha test acaba hani yaptım ama oldu mu şeklinde ilerliyor gördüğüm kadarıyla.
Ne bir yazılımcıyım ne de böyle bilgisayar bilimleri tarzında bir şey okudum.
Ama bizim tarafta daha çok böyle veriyle uğraşmaya başladığım andan itibaren test sürekli o geliştirme sürecinin bir parçası.
Veriyi okumaktan itibaren yani açıp bu veride ne varmış dediğin andan itibaren test aslında başlıyor.
Her adımda bir test yapılması gerekiyor burada.
Çünkü işin sonuna geldiğinde her şey için çok geç olmuş olabilir.
Yani açıp veriyi bakmadan işte elimize bir veri geldi.
Buradan bir insight isteniyor.
Acaba bu veri bize bu insight'ı sağlayabilir mi gibisinden daha en başından testi yapmak gerekiyor zaten.
Test o yüzden geliştirme süreçlerinde sürekli devamlı olan bir şey burada.
O yüzden sona bırakamayacağımız bir şey.
Sona bırakırsak ne olur? En sonunda baktığımızda aslında bizim istediğimiz insight'la bu veri uyuşmuyor.
Geriden ne yaparsak yapalım bu insight'ı çıkartamazmışız ki diyebiliriz.
Veya direkt veri yanlış olur.
Farklı insight'lar çıkartırız.
O da boşa gitmiş bir e-form olur.
Tabii ki öyle aynen. Alınan kararları farklı yönlendirmiş oluruz.
O yüzden test devamlı olan bir süreç.
Burada daha böyle önemli olan bir kısım da UAT dediğimiz kısım.
Testin bir üstü diyelim buna da kullanıcı kabul testi.
Bu da bazen biz işte her zaman insight'i biz çıkartmayabiliyoruz böyle.
Insight'i çıkartması için bazı karar alıcı kişilere böyle araçlar sağlayabiliyoruz.
İşte veri lazımsa veriyi sağlayabiliyoruz.
İstediği veriyi. modelleyip, şekilleyip veriyi sağlayabiliyoruz veya insight çıkartmasına yardımcı olacak raporlar, dashboardlar hazırlayabiliyoruz.
Burada da UAT dediğimiz kullanıcı kabul testi önemli oluyor.
Benden bu raporu veya veriyi kim talep etmişse talep ettiği şey isteklerine hit ediyor mu?
Kullanıcı gerçekten bunu kabul ediyor mu?
Yani bu istediği şey mi?
Şeklinde UAT testlerimiz oluyor.
Aslında hani işi dana çeken şey bu UAT testlerinin başarılı bir şekilde tamamlanması oluyor.
Aslında gayet de çok sayıda aslında test yapıyorsunuz siz de.
Mecburen evet. Mecburen değil mi?
Aynen. Var mı eklemen Kaan?
Ruskan çok güzel yaptı aslında.
Benim çok fazla bir eklemem yok.
Sadece yazılımdan farklı olarak testleri işte yanlış bilmiyorsam bir test mühendisleri ekiplerde yapıyor.
Bizde onlar biraz daha farklı ilerliyor.
Bizde daha çok PM'lerle ilerliyoruz.
Yani biz kendi testlerimizle ilerliyoruz.
Dediğim gibi agile. Bir iş yapma metodu yazılımcılar için genelde ama biz de kullandığımız kısımda testleri biraz daha oradan ayrıca bir nokta var.
Biz ilerletiyoruz biraz testleri.
Anladım süper. O zaman son sorumla kapanış yapıyorum.
Sohbetinize doyum olmaz ama.
Kapanış sorumdan önceki son sorum.
Bu arada yanlış anlaşıldı. Bir sorum daha var.
Süremizi de aktif kullanmak adına.
Agile'ın veri analisti için biraz konuştuk aslında ama yine böyle bir toparlama için soruyorum bunu.
Agile'ın veri analisti için artı ve eksileri nelerdir?
Böyle bir aklına gelen bir iki taneyi önce Kaan senden alayım istersen.
Özkan ben anlatıyorum. Buyur abi.
Dediğim gibi bu benim beşinci iş yerim.
Beş yılda beşinci iş yerim.
Dört yerde burası da dahil Agile yöntemini kullanıyoruz.
En verimli kullandığımız yer burası.
Çünkü bazen ecailin kullanılması küçük ekiplerde bazen hantallı korularak görülüyor.
Yani kullanıp kullanılmaması, doğru kullanıp kullanılmaması.
Özellikle ecail ritüellerinde işte dailylerde, retrolarda, refinementlerde çok doğru düzgün yapılamıyor bazen.
Ama burada özellikle TürkNet'te bunun çok sağlıklı bir şekilde uygulandığını, uygulanmadığı kısımlarda da feedbackler alınarak daha iyi, optimize hale getirmek için çalışıldığını görüyorum.
Bir veri analisti için avantajları dediğim gibi.
Aslında sadece bir veri analisti için değil.
Herhangi bir çalışan için. çeyreklik, haftalık ve aylık planların yapılıyor olması, kendisinden neyin beklendiğini biliniyor olması hem stresi azaltan bir faktör hem de nasıl bir çıktı vereceği konusunda kendisini tatmin hissedebileceği
bir konu. O yüzden Ecail'in bu konuda çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum ben.
Dediğim gibi dezavantaj olarak biz en azından veri kısmındaki dezavantajı, veride ne zaman ne karşımıza çıkacağını bilmiyoruz.
Hangi öngörüye, hangi insayta, ne zamanlaşacağımız konusunda bir fikrimiz olmuyor.
Bazen çok fazla şey yapmamız gerekiyor.
revize etmemiz gerekiyor. Bunun dezavantajını zaman zaman yaşıyoruz ama özellikle burada bizim şirkette, Turknet'te bunun bilincinde olduğunu görebiliyorum.
Herkes agile'ın bakış açısında veri analistiyle veya veriyle yazılımı bu konuda onlarda ayır edebiliyorlar.
Zaten biraz daha akademik konulardan Özkan bahsedeceği için işte downrate'i, cycle time'i falan onları Özkan'a bırakıyorum.
Şu an onlara girer herhalde. Allah Allah.
Ne cevap vereceğimi nereden biliyordun?
Bir top geldi. Sana veriyorum o zaman Özkan sözü.
Bu arada bir gün Böldüm Afedersin Agile'la ilgili bir şey de yapalım.
Sadece Agile'ı anlattığımız belki bilmeyen ve dinlemek isteyenler.
Biz nasıl uyguluyoruz? Buradaki bir sürü terim kullandın çünkü hepsini açıkladığımız güzel bir şey olabilir.
Onu Bora'ya bıraksak. Zaten Bora Scrum Master'ımız.
Onu da bir gün bu podcast'ta göreceğiz.
Biz de bunların hepsini Bora'dan öğrendik.
Bora'ya da selamlar. Bora ve Hakan Çelebi'ye teşekkürler.
selam verme şeyi oldu.
Evet neyse Özkan sana veriyorum sözü.
Güzel olur öyle bir yayın. Artılarından epeyce bir bahsettik.
Genel olarak agile ile çalışmaktan mutluyuz.
Eksilerinden bahsedecek olursak aslında bu yine ilk bir önceki soruda değindiğim agile'ın temelde yazılım geliştirme süreçleri için ortaya çıkmasından kaynaklanan bir olay.
Şimdi agile nasıl ilerliyor, bu sprintler nasıl gidiyor, durumumuz ne gibisinden kontroller yapmak için takip edilen bazı metrikler var.
Bunlar işte cycle time, down rate, velocity gibi metrikler.
Bu terimler... genel olarak sprint uygulayan ekiplerin işleri hakkında bunları nasıl kapatıyorlar, nasıl ilerletiyorlar gibi bize fikir veren metrikler.
Bu metrikler genel olarak yazılım geliştirme süreçleri için hazırlandığı için tüm metrikler böyle veri analistinin yaptığı iş için birebir uyumlu olmayabiliyor.
Örneğin Cycle Time metriği bir işin To do'dan alınıp done'a çekilme süresi.
Örneğin bu yazılımcılar için daha düşük olabilecekken veri analisti için belli belirsiz olabiliyor.
Örneğin bir analist taskı bir günde de kapanabilir, beş günde de kapanabilir.
Burada işte... Daha değişken bir yapı var ve her türlü metrik yazılımcılarla veya işte diğer ekip arkadaşlarımızla uyumlu olmayabiliyor.
Biraz daha değişken bir yapı var veri analistinin tasklarında.
O yüzden burada sprint ölçülürken işte ekibi böyle aşağı çektiğimiz veya yukarı taşıdığımız, ekstra yukarı taşıdığımız konular olabiliyor.
Biraz daha değişken olduğu için bu metriklerle...
Tam uyuştuğumuz işler de oluyor, tam uyuşamadığımız zamanlar da oluyor.
Eksilerinden birini bu olarak gösterebilirim.
Ben burada örneğin yaptığımız iş aslında çok iyi bir noktaya gelmiş olabilir.
Fakat burada metrikleri aşağıya düşürmüş de olabiliriz işin yapısı gereği.
Aslında sizden duyduğum kadarıyla artısı bir tık daha fazla.
Tabii tabii. Ama mutlaka dezavantajı da var her şeyde olduğu gibi.
Çok teşekkür ederim. Şimdi sohbetin sonuna geldik.
Kapanış sorumuzu sormadan önce bir şey merak ediyorum.
Kişisel olarak bunu merak ettiğim için sormak istiyorum.
Şimdi siz ikiniz de veri analistisiniz.
Böyle kişisel hayatlarınızda veriyi kenara atıp davranışı sergilerinizi düşünmüyorum.
Yani hep böyle veri kişisel hayatınızda da bir noktada sizinle var mı?
Mesela şöyle örnek vereceğim size.
Ben eski şirketimde çok fazla işte böyle bir Excel standartlarımız, işte rengine kadar böyle takıldığımız bazı kurallarımız vardı aslında.
Onu o kadar beş sene... boyunca çalışmıştım orada.
O kadar aslında benimsemiştim ki ev bakma sürecinde işte pros kons çıkartıp aynı Excel şablonunda eşimle birlikte oturup böyle şeyleri yorumlamıştık.
Böyle mekanları yorumlamıştık.
Yani benim hayatıma bile aslında böyle artık sızmıştı.
Veri analisti olarak sizi de merak ediyorum.
Normal hayatımda işim olmaz. İşi işte bırakırım gibi misiniz?
Yoksa ya işte öyle olunca ister istemez Elif evet hayatımıza da yansıyor.
Ben çok severim veriyle oynamayı ve kişisel hayatımı da yansıtmayı mı dersiniz?
Kesinlikle katılıyorum buna Elif.
Bende de bu oluyor. Mesleki deformasyon mu diyelim ya da işte zaten ben böyle olduğum için bu mesleği yapıyorum bilemiyorum.
Hayatımı genel olarak çok iş statistikler üzerine yürütüyorum ben.
Örneğin hani buna bir örnek nasıl düşünebilirim?
Örneğin sürekli izlediğim bir yoldan sürekli kırmızı araba geçiyorsa bir sonraki arabanın artık kırmızı olmaz ya gibisinden bir düşünceye biniyorum.
Bu çok basit bir şey ama yani gerçekten vereceğim her kararda...
Gerçek mi bu arada? Yok hayır, yol ve araba örneği gerçek değil ama vereceğim her kanarda istatistik olarak düşünüyorum, bir analitik düşünme yürütüyorum.
İşte bir şeyler satın alıyor olsam da, bir karar veriyor olsam da, bir yere gidiyor olsam da mutlaka bir veriye dayalı daha önce neler olmuş acaba şimdi ne olur, neyin olma ihtimali daha yüksektiği bir şekilde davranıyorum.
Veya işte hani örneğin dediğin gibi ev bakma süreçleri vs.
birkaç sınıflandırmam gereken bir şey varsa bunun da tam olarak bir database tablosu şeklinde düşün.
düşünüyorum. Sütunlarını çıkarıyorum.
Ondan sonra sıralıyorum.
Satırlarını oluşturuyorum.
Çok iyi. Merak etmiştim ve istediğim hatta düşündüğüm cevap tam olarak böyle bir şeydi.
Sevindim. Kaan şimdi tam tersi bir şey mi söyleyeceksin gibi böyle baktın bana.
Ben öyle şeyler yapmıyorum.
Ben işi işe yerinde bırakıyorum.
Özel hayatımda daha böyle spontane yaşamayı seviyorum.
Diyorsun. Demek ki olabiliyor böyle de.
Böyle örneklerden. Özkan, Özkan, Özkan, Özkan.
Tam bir veri analisti diyebilir miyiz?
Tabii Özkan. Hayatının her anında veriyle beraber yaşıyor.
da yapıyor Özkan. Büyük ihtimalle ondan bahsetmeyi unuttum ama ben söyleyeyim.
O şeylerini de takip ediyordur.
İşte veri olarak ölçülerini, kilosunu, boyunu, yediği makroları, mikroları protein, mikserlerini.
Bunları da merak Takip ediyordur Özkan.
En güzel tablolarıyla tutuyorum bunları.
Özkan söylemeyi unuttu ama kırmızı araba örneğinden daha iyi bir örnekti bu.
Ama bir şey söyleyeceğim. Zaten hayatın her yerinde data var.
Yine bir önceki veri podcastımızda da konuştuk.
Her şey yani saat de bir veri ya hani zaten.
Bütün her şeyde veri var zaten data.
Yani sen de öyle hayatıma pek uygulamıyorum desen de birçok yerinde aslında var.
Normal insan gibi. Yani normal insanlar kadar.
Olması gerektiği kadar. Okey çok teşekkür ederim.
Evet kapanış sorumuzla bitiriyoruz.
Özkan sana soruyorum bunu.
Türknet'te damağında en sıra dışı lezzeti bırakan anı bizimle paylaşır mısın?
Şimdi bu an benim TürkNet'te çalıştığım zamandan değil açıkçası.
Ben çok eski bir TürkNet müşterisi olduğumu düşünüyorum.
2015 yılında evimize TürkNet'i bağlatmıştık.
Evet ve bir süre sonra bir mesaj geldi bana.
Adil kullanım kotasını kaldırdık diye.
O zamanlar gerçekten bu durumdan müzdariptim ve böyle yaşımda biraz daha küçüktü.
Çok fazla internetten içerik tüketmek istiyor insan.
YouTube videoları olsun, filmler olsun, diziler olsun.
Bu bir problemdi benim için ve bu mesaj geldiğinde baya bir sevinmiştim yani.
Ne güzel. 2015 dedin değil mi?
2015. Çok iyi. Çok güzel bir anıymış gerçekten.
Ben o kadar eski değilim ama güzel bir özellik.
Evet bu bizim taahhütüzlüğümüz gibi aslında kullandığımız özelliklerden bir tanesi.
Teşekkür ederim efendim. Çok sağ olun.
Teşekkür ederiz. Katkılarınız için, geldiğiniz için bir daha ağırlamak ümidiyle sizi diyelim.
O zaman bir sonraki podcastlerimizde görüşmek üzere.
Bir sonraki podcastlere kadar hızla kalın.
Hoşçakalın efendim. Hoşçakalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
