Zaman Felsefesi: Zaman Nedir? Zaman Gerçek mi, Yoksa Sadece Bir İllüzyon mu?
29 Mart 2020 · 31 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Zaman felsefesi.
Zaman nedir? Zaman gerçek mi yoksa sadece bir ilüzyon mu?
Zamanın A ve B teorisi.
Zaman gerçekten akıyor mu?
Peki o halde zaman ne?
Hiç kimse bana sormasa bilmiyorum da, biri sorup da ona açıklama yapmam gerektiğini de bilmiyorum.
Buna rağmen bildiğimden eminim diyeceğim bir şey varsa o da şudur.
Hiçbir şeye geçip gitmemiş olsa, geçmiş zaman olmaz.
Zaman felsefesi, diğer felsefe disiplinleriyle farklı türlü ilişkiler kuran bir çalışma alanıdır.
Dil-zaman ilişkisi, fenomenoloji, din felsefesi ve fizik felsefesi gibi alanlardaki zaman tartışmaları, tarihsel olarak güncellendiği bir şekilde kurmaya devam etmektedir.
Ancak biz çağdaş tartışmaları tanıtarak, analitik zaman felsefesindeki A ve B serisi yaklaşımlarını kısaca tanıtmaya başlıyoruz.
Zaman felsefesinin hem diğer alanlarla ilişkisine dair en güzel örneklerinden biri, hem de felsefe tarihindeki konumu Augustinus'un idrak etmeyi şimdiki zaman, hatırlamaya geçmiş zaman
ve beklentiye gelecek zamanla ilişkilendirmesi olabilir.
Bilişsel süreçler ile zaman arasında böylesi bir ilişki kurmak, dönemin şartlarına göre bir hayli heyecan verici.
Bu ilişki kurma tarzı farklı biçimlerde modern dönemde de devam edecektir.
Ancak yazımız içerisinde bu tarz zaman felsefesi çalışmalarından söz etmeyeceğiz.
Bu nedenle profesyonel felsefeyle ilgilenmeyen Türk okuyucular, Heidegger, Bergson, Husserl ya da Paul Rico gibi filozofların olmadığı bir zaman felsefesi çalışmasının nasıl mümkün
olacağını merak edebilir. Özellikle McTaggart ile başlayan analitik zaman felsefesi hakkında bir giriş yazısı yazmayı amaçlanmamız notuna özellikle düşelim.
Zaman üzerine düşünmeye başladığımız an ele almamız gereken ilk kavram değişim olmalıdır.
Olaylar arasında ve olayların bizzat kendisinde gerçekleşen ve zamanın varlığına yönelik ilk izlenimlerimizin büyük bir kısmını barındıran değişim, felsefe tarihi boyunca oluş,
akış veya devinim gibi kavramlarla da beraber düşünülmüştür.
Öyle ki Antik Yunan'da Permanides ile başlayan ontoloji tartışmalarının bir kısmı, zaman ve değişimi anlamak üzerine şekillenmiştir.
Diğer yandan modern dönemde değişim ve zaman ilişkisine yönelik farklı yaklaşımlar söz konusudur.
Örneğin değişim ile zamanı birlikte ele alan indirgemeci yaklaşıma ters olarak platonizm, değişim olmaksızın zamanı mümkün olacağını iddia etmektedir.
Her ne kadar modern dönemde Sidney Shoemaker'ın Değişim Olmaksızın Zaman adlı metniyle tekrar hararetli tartışmalar yaşansa da zaman ile değişim arasında belirleyici
bir ilişki olduğu Herakleitos ve Aristoteles'e kadar giden bir tartışmaya dayanır.
Her şeyin sürekli bir devinim içerisinde olduğunu söyleyen Herakleitos'un yorumcuları da zamanın devinimi indirgeme konusunda cesur davranmıştır.
Ancak Aristoteles, sistematik bir filozof olmanın da getirdiği beceriyle zamanın nun adını verdiği ve Türkçe'ye an olarak çevrilebilecek kavram ile el almayı tercih etmiştir.
O böylece zamanın ölçütünü iki an arasında meydana gelen hareket olarak nitelendirmiş, ek öncülerle beraber zamanı tanımlamaya çalışırken hareketi merkezi bir konumda görmüştür.
Onun, zamanı öncesi ve sonrasına göre hareketin sayısı gibi tanımlamalı dili ele alması, bu görüşümüzün en büyük dayanaklarından biridir.
Bu anlayış ile zaman, Sanki harekete bağımlı halde olup hareket eden varlıkların birbirleriyle kurdukları öncelik ve sonralık ilişkisine odaklanıyor gibi görünmektedir.
Peki değişimi nasıl elde ederiz?
Değişimi gelecekten şimdiye, şimdiden geçmişe doğru elde ettiğimiz düşünülebilir.
Veya şimdiden ileriye doğru bir tasavvur da mümkündür.
Değişim aynı anda hem gelecek, hem şimdi, hem de geçmişte var olabilir mi?
Kimi yorumcular için geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kipleri birbirleriyle uyumsuzluk gösterir.
Eğer bir olay geçmişte yer alıyorsa artık şimdi ve gelecekte yer almaz.
Aynı şekilde şimdi de yer alıyorsa geçmiş ve gelecekte yer almıyordur.
Yok eğer gelecekte yer alıyorsa şimdi ve geçmişte yer almıyordur.
Şu önerme ilk bakışta sezgilerimizle uyumlu gibi görünüyor.
Hiçbir olay aynı anda hem geçmiş, hem şimdi, hem de gelecekte var olamaz.
Eğer bu önerme doğruysa, zamanın var olması için değişim de var olmalıdır.
Demek de makul olabilir.
MacTaggart'ın geçen 100 yılın başında kaleme aldığı Zamanın Gerçek Dışılığı adlı çalışması, zaman felsefesi hakkında oluşacak geniş bir literatürün köşe taşlarından biri olacaktır.
1. Gelecek, şimdi ve geçmiş.
birbirleriyle bağdaşmayan niteliklerdir.
2. Zamanın içindeki her olay, bu niteliklerin hepsine sahipmiş gibi görünür.
3. Yukarıdaki iki önerme, olayların birbirleriyle bağdaşmayan nitelikler içermesi çelişkisini zorunlu kılar.
Yukarıda bahsedilen ilk iki önerme, aynı anda birbirleriyle doğru olamazmış gibi görünüyor.
O halde çelişki tam olarak nerededir?
Tam bu noktada, Çelişkiyi de görmek için önemli bir not düşmeliyiz.
MacTaggart'ın zaman hakkında yazdıkları, onun ontoloji kavrayışından bağımsız olamaz.
Diğer bir dille onun zaman anlayışı, ontolojisine bağlıdır.
Ve daha iyi bir kavrayış için ontoloji anlayışı üzerine yoğunlaşmamız gerekir.
MacTaggart'ın ontoloji anlayışına göz atalım.
MacTaggart Varlığın doğası adlı metninde a priori olarak gerçeğin ve var olanın doğasının ontolojisinden söz etmektedir ve bazı argümanlar sunmaktadır.
Bu ontoloji, gerçekliği oluşturan tözler, nitelikler ve ilişkiler gibi şeylerin doğalarını içerir.
MacTaggerton ontolojisi, salt bir a priori ilikeden hareket etmekle kalmaz, aynı zaman ontolojisinin ampirik konulardaki teorik ve pratik sonuçlarını da değerlendirir.
ve deneysel gözlemleri ele alır.
Bahsettiğimiz ontolojide ana ilkelerden birini şöyle ifade edebiliriz.
Nitelikler ve ilişkilerin gerçekliği o niteliklere sahip olan ve o ilişkilere giren tözlerin varlığına bağlıdır.
Bu ilike MacTaggart'ın bazı temel önermeleriyle ilişkilidir.
Var olmayan hiçbir şey gerçek olamaz.
Gerçeklik varlıkla örtüşür.
Varoluştaki, böylelikle gerçeklikteki her şey niteliklere sahip olan ve ilişkilere giren tözlerden oluşur.
Var olmadığı halde gerçek olan soyut önermeler veya olgular gibi şeyler yoktur.
Bu önermelerden anladığımız kadarıyla, MacTaggart için zamanın gerçekliği, zamanın var olan bir töz, var olan töze bağlı bir nitelik veya var olan tözler arasındaki ilişkiye
bağlıdır. Diğer bir deyişle, zamanın gerçekliğinin bir şartı, zamanın var olmasıdır.
Eğer varlık ve gerçeklik örtüşürse zaman var olanın ötesinde ve üzerinde bir şey olamaz.
Eğer zamanın gerçekliği bahsettiğimiz türden bir yapıdaysa zamanın kipleri yani geçmiş şimdi ve gelecek zaman var mıdır?
Örneğin bir zamanlar var olmuş ama artık olmayan veya şimdi var olmayan ama var olacak olan gibi kipler yani sırasıyla geçmiş ve gelecek zaman var olabilir mi?
Sanki MacTaggart şöyle cümleler kurmamızı istiyor gibidir.
Vardır. Öyleyse gerçektir.
Eğer bu onun ontolojik anlayışının uygun bir yorumuysa, geçmiş zaman şu an var değildir ve gerçek olmamalıdır.
Veya gelecek zaman şu an var değildir.
Öyleyse o da gerçek olmamalıdır.
Peki şimdiki zaman? Şimdi gerçekten var mıdır?
MacTaggart... var olmayan şeylerin gerçekliğini kabul etmemek konusunda ısrarcı gibi görünüyor.
Erdem, şöylesi bir yorumda bulunmaktadır.
Bu yaklaşımda, var olan hiçbir şeyin zamansal olmayacağını, bu sebeple zamanın da gerçek dışı olması gerektiğini ileri sürer MacTaggart.
Bu notları ve yorumları ele aldıktan sonra, şimdi A ve B serisinden söz edebiliriz.
MacTaggart, olayların zamansal açıdan iki biçimde sınıflandırılacağını ifade eder.
A serisinde olaylar arasında geçmiş, şimdi ve gelecek gibi kipler var.
Bu kipler sabit değil, değişkendir ve dinamik bir yapı sergiler.
Örneğin olayların dinamik hareketiyle gelecek zaman, şimdiki zaman, sonra ise geçmiş zaman kipinde değişim var olur.
Veya uzak olan, bir gelecek olan bir olay, şimdinin ilerlemesiyle sırasıyla yakın gelecek, şimdi, yakın geçmiş ve uzak geçmiş olur.
Bahsettiğimiz iki yapıda kipli zaman anlayışını varsaymaktadır ve A serisine dahildir.
Dinamik, kipli parçalı zaman anlayışı oldukça temeldir.
B serisinde ise olaylar arasında kipli bir yapı değil, öncelik ve sonralık ve eş zamanlık ilişkisi vardır ve bu ilişkiler sabittir.
1917 Bolşevik devrimi, 1883 Marx'ın ölümünden sonradır.
İkinci Dünya Savaşı'ndan öncedir.
Bu yaklaşımda A teorisindeki gibi bir değişim söz konusu değildir.
Bu nedenle bu teoriye statik zaman teorisi veya kipsiz zaman teorisi de denir.
MacTaggart, A ve B serisinden söz ettikten sonra hangisinin zamanın doğası açısından daha temel olduğunu sorar ve kendi ontoloji anlayışıyla tutarlı olarak iki serinin
de gerçek dışı olduğu sonucuna varır.
Ulaşılan bu sonuca MacTaggart paradoksu ismi de verilmiştir.
Ancak zaman felsefesi tartışmalarında zamanın gerçek dışılığı argümanı görece pek taraftar bulmamış, felsefecilerin büyük bir kısmı A serisinin mi yoksa B serisinin
mi daha makul olduğunu tartışmışlardır.
MacTaggart paradoksu özet olarak olayları A ve B serisi olarak ayırır.
A serisinin B serisine göre daha temel olduğunu ekler ve daha sonra A serisinin gerçek dışılığı sonucuna ulaşır.
Böylece zaman gerçek dışıları sonucuna ulaşılmış olur.
Ancak tekrar belirtmek istiyoruz ki, persefeciler zamanın gerçek dışılığından ziyade A ve B serisi ayrımının kendisiyle ilgilenmeyi tercih etmiştir.
Zamanın A serisi, dinamik kipli zaman teorisi.
McTaggart, A serisinin geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kiplerine dayandığını, insan algısı ve tecrübesine dayanmadığını ifade eder.
Ancak varlığın gerçek doğasını yansıttığı için insan zihninde bir karşılığı olduğu notunda düşer.
Bu zaman teorisini savunanlara göre zamansal kiplerin varlığının en büyük kanıtlarından biri zamanın belirli bir yönde akıyor olmasıdır.
Metafizik ve din persepti çalışmalarından tanıdığımız Robin Le Podwin de bu görüşe katılmaktadır.
Ona göre zamanın iki temel özelliği bulunur.
İlk olarak zaman akar geçer.
İkinci olarak ise şimdiki zaman, biricik ve eşsizdir.
Böylece zamanın akıyor olması, şimdenin sürekli değişmesidir.
Öyle ki Podwin, hiçbir insan, dilsel ifade ve düşünceler mevcut olmasa dahi, şimdenin var olacağını ifade eder.
O, değişim ve akış olmaksızın zamanın var olamayacağını iddia ederek, A serisine daha yakın görünür.
Bu dinamik zaman teorisinde, zamanın östel olarak önceden sonraya, geçmişten geleceğe doğru hareket ettiği ifade edilir.
Bu teoride olaylar birbirinden sonra meydana gelmektedir.
Örneğin geçmiş zamanla ait olan dün tekrar yaşanmaz, bugünden önce meydana gelmiştir.
Kabaca söylersek bu teoriye göre geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kipleri varlığa ait gerçek durumları ifade ederler.
Zamanın akıyor olduğuna yönelik insanların büyük bir çoğunluğunda bir sezgi mevcuttur.
A serisinin dinamik yapısı bu sezgilerimizle de bir hale uyuşmaktadır.
A serisini savunanlar çoğunlukla bunu bir argüman olarak savunur ve B serisinin yani statik zaman anlayışımızın değişimi açıklayamadığını ve sezgilerimizle
uyumlu olmadığını öne sürerek bir dizi eleştiri geliştirirler.
Bazı felsefeciler B serisinin zamansal kipleri kabul etmeyişini en temel eleştiri noktalarından biri olarak görür.
Eğer gerçekten zamanın kipleri yoksa, akış ve değişimle uyumlu olan bu kiplerin varlığına yönelik insanlardaki sezgilerin kaynağı nedir?
Veya kipler yoksa, akış ve değişim nasıl açıklanır?
MacTaggerton'da zamanın var olması için değişimin varlığının zorunlu olduğu şeklindeki önermeyi kabul ettiğini hatırlatmakta fayda var.
Yaygın bir yaklaşıma göre değişim, bir olayın yok olmasıyla, veya başka bir olaya dönüşmesiyle değil olayın A serisi açısından niteliklerinde meydana gelen farklılaşmalarla
gerçekleşir. Örneğin Fatih Sultan Mehmet'in ölümü bir zamanlar uzak bir gelecekken sonra sırayla yakın gelecek şimdi ve geçmiş daha sonra da uzak
geçmiş olmuştur. Bu örnekte de olduğu gibi değişim olacak buna en uygun olan teori A serisiymiş gibi görünüyor.
Eğer bu doğruysa A serisi olmaksızın B serisi olmaz.
Çünkü değişimi A serisi açıklar.
Ve değişim olmaksızın zaman olmaz.
A serisinin MacTaggart için daha temel görülmesinin sebebi budur.
MacTaggart'ın yapması gereken şey, şimdi A serisinin gerçek dışı olduğunu kanıtlamaktır.
Böylece zamanın gerçek dışılığı argümanı kurulmuş olur.
Önce zamanın öster olarak kipli olması gerektiğini savunur.
sonra ise Kipri zamanın kendisiyle çeliştiği ifade edilir.
Zamanın gerçek dışılığı argümanının temeli çok kısaca budur.
Kipri zaman anlayışı olarak A serisinin akış ve değişimle uyumlu olduğu önermesinden sonra, bu serideki zamansal niteliklerin gerçekliğe uygun olup olmadığı sorusu gündeme gelir.
Hatırlanacağı gibi MacTaggart için var olmak, gerçekliğe bağlıdır.
Eğer bu antoloji doğruysa, Var olan olayların nitelikleri olarak zamansal kipler birbirlerini dışlar mı?
Eğer bu kiplerin aynı anda var olduğu varsayımına dayanırsanız, ki McTaggart eşit ve aynı anda oldukları varsayımına dayanmaktadır, bir uyumsuzluk söz konusu olur.
Her bir olay zamansal kiplerden biri veya değeri olur.
Ancak hiçbir olay kiplerden birinden daha fazlası olamaz.
Yani aynı anda bir olayın iki kipte olması mümkün değildir.
Eğer bir olay şimdide ise gelecek ve geçmişte değildir.
Geçmişte ise gelecekte ve şimdide değildir.
Gelecekte ise geçmiş ve şimdide değildir.
İrem'in ilk çocuğu olan Doğukan'ı doğurması kiplerden aynı anda sadece birinde bulunabilir.
Eğer olaylar zaman içerisinde gelecek, şimdi ve geçmiş zaman arasında hareket ediyorsa Zaman içerisindeki her şeyin bu kiplerde bulunması gerekir.
Ancak MacTaggart için kipler, birbirini dışlayan uyumsuz niteliklerdir.
Hareket halinde olan bir şimdinin varlığı çelişki doğurmaktadır.
MacTaggart'ın geçmiş, şimdi ve geleceği eşit biçimde, gerçek olarak düşündüğünü tekrar hatırlatarak, Oklander'ın bu yaklaşımı nasıl bir argüman biçiminde ifade ettiğine bakalım.
Bu kavram gerçeklik için doğru olamaz.
Zaman... A serisini ve zamansal oluşu içine alır.
Ki bunlar ya var ya da yok olur.
Yani eğer A serisi bir çelişki içine alıyorsa, zaman da bir çelişki içine alır.
A serisinin ve zaman oluşunun gerçekliği uygulanması bir çelişki içine alır.
Öyleyse ne A serisi ne de zamansal oluş gerçeklik için doğrudur.
Dolayısıyla zaman gerçek dışıdır.
A serisinin bir farklı alt türü olan şimdicilik yani prezentizm konuya dair farklı varsayımlarla hareket etmektedir.
Bu görüşe göre geçmiş ve gelecek yoktur.
Yalnızca şimdi vardır.
Zamansal oluş olayların kiplerindeki bir değişiklik değil, nesnelerin var veya yok olmalarını ifade eder.
Yani olaylar zamansal oluşta kipler değil, varlık veya yokluk açısından değişime uğrar.
Olayların geçmiş olması bir zamanlar şimdi, gelecek olması ise ileride şimdi olacağı anlamına gelir.
Böylece çelişki ortadan kalkmış olur.
Craig'in McTaggart'ı eleştirisi zamanı ele alırken hem ezerildik noktasından zamansız bir bakış açısıyla konuya yaklaşması hem de bu tas bir ekipleri yerleştirmesidir.
A serisini savunanlar bu yaklaşımın diğer teoriye göre daha makul olduğu yönünde bir diğer argümana daha sahiptir.
Buna göre kiplerin gerçekliği dil ile uyumludur.
Kipsiz bir dil bulunmaması görmezden gelinemez.
Kipler sadece dili değil, aynı zamanda dünyaya dair bir özelliktir.
Yani dilimiz kiplidir.
Çünkü gerçeklik kiplidir.
Dilimizin kipli olduğu, bunun da olayların ve zamansallığın kipli olduğunun bir anlamda kanıtı olduğunu öne süren A serisi savunucularına karşı bir dizi eleştiri getirilebilir.
Bunlardan ilki, öncelikle kipli cümlelerin anlamı kaybı olmaksızın, kipsiz cümlelerle ifade edilebilecek olmasıdır.
Örneğin, Talha dün kitapçıda değildir cümlesi, Talha 17 Eylül 2019'da kitapçıda değildir şeklinde ifade edilebilir.
Değildir, kimi yorumcular için kipsiz olarak varsayılabilir.
Ancak ağ teorisi savunucuları, kipli cümlelerin kipsiz cümlelerce karşılanamayacağını iddia ederek karşı çıkabilir.
Örneğin Ezgi'nin Berat yarın akşam evden çıkıp sempozyuma gelir biçiminde bir inanca sahip olduğunu düşünelim.
Ezgi'nin böyle bir inanca sahip olması Berat'ın neden sabah ya da öğlen değil de akşam vakti de sempozyuma geldiğini açıklamaz.
A serisi savunucuları ancak kipli bir kavrayışa sahip olduğu için sabah ya da öğlen değil de akşam vaktinde olayın gerçekleşeceğinin bilindiğini iddia edebilir.
Kipli cümlelerin kipsiz karşılıkları sanki şimdiki zamanda ne olduğunu karşılamıyor ya da ifade edemiyor gibi gözükmektedir.
Çünkü bir olayın tam vaktinde gerçekleşmesi için şimdi türünden bir kipe ihtiyaç varmış gibi görünmektedir.
Bu eleştiri kiplerin indirgenemez bir gerçekliğe sahip olduğunu varsaymaktadır.
Diğer yandan eğer gerçekten zaman kipli değilse geçmişte gerçekleşen anılarımızı hatırlatıp üzülmemiz ya da gelecekte olacak şeyleri tahmin edip mesela 4 ay
sonra baba olmak gibi heyecanlanmamız neye denk düşmektedir?
Eğer B serisi doğruysa ve zaman kipli değilse bu türden duygular nasıl açıklanacaktır?
Zamanın B serisi Statik Kipsiz Zaman Teorisi Bu teoriyi savunanlar A serisine göre B serisinin daha temel olduğunu, ve kiplerin gerçek olmadığını
iddia etmektedir. Öyle ki, tezgilerimize daha çok yaslanıyormuş gibi görünen A teorisi, aslında B teorisine indirgenebilirdir.
Bu teoriye göre, öncelik-sonralık ve eş zamanlılık gibi sabit zamansal ilişkiler vardır.
Zaman kipleri dış dünyadaki gerçeklikte karşılığı olmayan ve yalnızca insan zihninde bulunan yapılardır.
Bu teori, görelilik kuramı bağlamında, Çağdaş fizik ve fizik felsefeci tartışmalarında da konu olup, Adolf Grunbaum, John J.
Casual Smart, David L.
Schmeller ve Al Nathan Oklander gibi ünlü felsefecilerce savunulmaktadır.
A teorisi, şimdinin geçmişten geleceğe doğru sürekli hareketiyle, zamansal olayların bir akış içinde olduğunu varsaymaktaydı.
Bu yaklaşım, zamanın insan zihninden bağımsız, nesnel bir gerçekliğe sahip olduğunu varsayıyor gibi görünmektedir.
Ancak B teorisi, kiplerin dış dünyada bir gerçekliğinin olmadığını iddia etmektedir.
Geçmiş zamanı önceye, gelecek zamanı sonraya ve şimdiye eş zamanlılığa indirgenimiz mümkünse, temel olan kipler değil, öncelik sonralık ve eş zamanlılıktır.
A teorisi, kibri zaman anlayışıyla daha önce var olmayan şeylerin sürekli olarak meydana gelmesi, daha önce var olan şeylerin sürekli biçimde yok olması ve şimdinin
varlığını kararda bir şekilde sürdürememesini varsayıyor gibidir.
Ancak B teorisi, bunun yerine zamanın olaylar arasında değişmez sabit zamansal ilişkilerinin toplamı olduğunu iddia eder.
Yani bütün olaylar bahsettiğimiz zamansal ilişkiler yanında birlikte vardırlar.
Bütün olaylar ard arda olur.
Ancak aynı zamanda var değildir.
Olaylar, içinde bulundukları anda kipsiz olarak vardır.
B teorisinin bir yorumunu kitap örneğiyle ele alalım.
Kitapta 14. 25.
110. binci sayfalar aynı anda kitabın içinde vardır.
Ancak biz bu sayfalar arasında geçmiş ya da gelecek zaman kipinde değil, öncelik sonradaki ilişkisi görürüz.
Tüm bu önermeler oluşu, değişimi dışlamak zorunda değildir.
Farklı sayfalarda ve sayfalar arasında farklı olaylar meydana gelebilir.
Böylece bahsedilen sayfalardaki olaylar, birbirinin ardında meydana gelmiş olur.
Örneğin 14. sayfada Bolşevikler devrim yapmış, 25.
sayfada Stalin iktidarı ele almış ve 111.
sayfada SSCB dağılmış olabilir.
Böylece değişim, ardıl olaylar arasında nitelik değişimi olur.
B teorisinin bir yorumuna göre, Evren, içinde bütün olayların zaten sabit bir şekilde bulunduğu bir yapı değildir.
Yani, olaylar arasındaki ardıl zamansal ilişkilerin değişimiyle gerçekleşen değişim, kipli olmak zorunda değildir.
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, böylece A teorisinin gerçekliği konusunda ısrarcı olduğu zamansal kipler, B teorisine önce, sonra ve eş zamanlılık
şeklinde indirgenebilir. Eğer A teorisinin zamansal kipleri B teorisini indirgenebilirse, dili olan ve düşünemeyen canlıların olduğu bir dünyada A teorisi var
olamaz. Ancak B teorisi var olmaya devam eder.
Diğer yandan kipli ifadeler, konuşan özne ile olaylar arasındaki zamansal ilişkiyi açığa çıkarmaktan daha fazlası olmayabilir.
Böylece kipler nesnel bir gerçeklik değil.
dilsel ifadelerde anlam bulan bir yapıya indirgenir.
Bir öznenin olmadığı koşulda, olaylar ile özne arasındaki ilişkiyi açıklamaya gerek kalmayacaktır.
Örneğin, x geçmiştedir dersek, bu ifade x'in, x'in dile getirilmesinden daha önce olduğunu ifade eder.
Örneğin x, bir partinin seçimleri kazanması olsun.
Böylece x seçimleri kazanmıştır dersek, Bu X'in seçimleri kazandığı ifadesi yani bu beyanından önce olayın gerçekleştiği anlamına gelir.
Aynı şekilde X şimdidir dersek olayın kendisi ile ifadenin kendisi eş zamanlı var olmakta.
X gelecektir dersek X'in X'in ifadesinden sonra olacağı anlaşılır.
Böylece tüm zamansal kipler B teorisindeki öncelik, sonralık ve eş zamanlılığa indirgenmiş olur.
Bir insanın tecrübesi veya ifadesi özne ile olay arasındaki ilişki kiplerle ifade edilir.
Ancak insan tecrübesi ve özne olay ilişkisinin var olmadığı bir koşulda bu türden kiplere gerek yoktur.
Psikolojik olarak da cansız nesneler arasında geçmiş-şimdi-gelecek ilişkisi pek gerekli değildir gibi görünüyor.
Tüm bu yaklaşım ve tartışmaların fizik felsefesine taşınmaması imkansız gibi görünüyor.
zamanın varlığı ve niteliklerine yönelik fizikçiler arasında da uzun zamandır devam eden bir tartışma vardır.
Örneğin Einstein'ın görellilik kuramına göre, bir referans noktası ve koordinat sistemi seçilmeden, iki olay veya nokta arasında zaman aralığı ölçülemez.
Gözlemcinin referans çerçevesinden bağımsız bir zaman aralığı kabul edilemez.
Diğer yandan, bilim tarihine ilgili olanların da bildiği gibi, Newton için iki olay ya da nokta arasındaki zaman aralığının nesnel bir şekilde ve dolayısıyla gözlemciden bağımsız
olarak ölçülebileceği iddia edilir.
Bu yaklaşım zaman ve mekanı birbirinden bağımsız mutlak gerçeklikler olarak görür.
Yüzyıllık bir süreci ele alalım ve özel görevliliğin zaman anlayışını anlamak için bir örnek verelim.
Yüzyıllık bir uzay görevine çıkmış olan ve ışık hızına yakın bir hızla hareket eden bir gemi, ve içindeki mürettebatın zamanı ile dünyada 100 yıl geçiren insanlar için zaman Newton
'un iddia ettiği gibi aynı şekilde akıyormuş gibi görünse dahi bu durumun sonuçları farklıdır.
Işık hızına yakın hareket eden gemi için zaman, görellilik kuramının öngördüğü şekliyle hız arttıkça zaman yavaşlayacağı için dünyadaki 100 yılda eşit olamaz.
Gemi mürettebatı kendi referans noktalarına göre 100 yıl geçtiğini fark etmeksizin dünyaya geldiklerinde tanıdıkları çoğu insanın öldüğünü göreceklerdir.
Çünkü dünyada 400 yıl geçmiştir.
Verdiğimiz bu basit örnek zamanın nesnelliğini kabul ediyor gibi görünmemektedir.
Bu kuram, gemi mürettebatının mı yoksa dünyadaki insanların mı saatlerinin daha doğru çalıştığını sormaz.
Her iki insan grubu için de mutlak bir zaman olmadığı için.
kendi referans noktalarından zamanı algılamak ve ölçmektedirler.
Böylece görellilik kuramının bir yorumuna göre zamansal ölçülerin sahip olan koordinat sistemi veya referans noktasına göre değişiyor olması, A teorisinin ileri sürdüğü gibi şimdinin
sürekli ilerlemesiyle gerçekleşen ve insan bakış açısından bağımsız bir nesnel zamanın varlığı ve gerçekliğini kabul etmeyecektir.
Doğal olarak, belki de özel görellilik kuramı, nesnel zamanın gerçekliğini kabul etme iddiasına sahip olmayan B teorisine yakın ve ona doğruluyor olabilir.
Bu tartışmalar görellik kuramı ve kuantum fiziğinin zaman anlayışı ile A ve B serileri arasındaki ilişki ve hangi zaman felsefesi teorisinin hangi fizik kuramının uygun bir yorumla
denk düşeceği şeklinde devam etmektedir.
Ayrıca A ve B teorilerinin Growing Block Theory, Eternalism Theory, Moving Spotlight Theory gibi birçok farklı yoruma ve alt yaklaşıma vardır.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
