Transkript
Yüzümüz neden ve nasıl kızarır?
Yazar Çağrı Mert Bakırcı İnsanlar utandıklarında, heyecanlandıklarında, aşık olduklarında yüzleri kızarır ve bu son derece normal bir tepkidir.
Ancak neden yüzümüz kızarıyor?
Bunun arkasında yatan biyolojik sebepler nelerdir?
Bu soru görselde gördüğünüz Charles Darwin başta olmak üzere sayısız bilim insanını, özellikle de psikolog ile davranış bilimcileri meraklandırmıştır.
Darwin, yüz kızarması refleksini tüm insan tepkileri arasındaki en garibi olarak tanımlamıştır.
Yüzümüzün kızarmasının evrimsel sebebi, En ilkin hayvan türlerinden biridir korunmakta olan don, kaç ya da savaş tepkisi dediğimiz bir refleksten kaynaklanmaktadır.
Genellikle kaç ya da savaş olarak bilinir.
Hayvan türleri alışık olmadıkları ya da normal olmayan bir durum ile karşılaştıklarında her zaman bu üç tepkiden birini verirler.
Dona kalırlar, üzerine gelen arabayı gören geyiğin dona kalması ya da ölüm haberi alan insanın dona kalması gibi.
Kaçarlar. ani bir ses duyan tavşanların kaçması ya da korkan bir insanın korkusundan uzaklaşması gibi ya da savaşırlar, rakibini gören ayının onunla mücadele etmesi ya da gücünü ispatlamak isteyen insanların
birbiriyle savaşması gibi. Bu üç tepki beyin var olduğundan beridir var olmaktadır.
Bu tepkilerden donmak daha kolayken ve daha riskliyken kaçmak ya da savaşmak çok daha zordur, masraflıdır, enerji harcar ancak çözüm olma ihtimali vahşi doğada genellikle daha yüksektir.
Bu yüzden beyin bu yüksek enerji sarfiyatını destekleyebilmek için bazı önlemler alır.
Bunun haricinde kızarmanın varlığının evrimsel sebebinin empati olduğu düşünülmektedir.
Sosyal hayvan türlerinde özellikle utanmanın varlığı empatik bir beyne sahip olunduğunun göstergesi olarak görülmektedir.
Empati kurabilen bir beyin ise kuramayanlara göre bir adım öndedir.
İşte empatinin bir sonucu olarak yüz kızarıklığının sosyal bir davranış göstergesi olduğu bilinmektedir.
East Anglia Üniversitesi'nden Dr.
Ray Koyser'a göre. yüz kızarıklığı var olan olumsuz bir durumdaki pişmanlık ve pes etme belirtisi olarak evrimleşmiştir.
Sosyal yapı içerisinde karşı tarafa içinde bulunan durumu anlatmanın kısa ve hızlı bir yolu olarak evrimleşmiş olabilir.
İşte aşık olduğumuzda, utandığımızda, öfkelendiğimizde, korktuğumuzda yüzümüzün kızarmasının nedeni bu önlemlerdir.
Bu duyguları yaşadığımızda ya cinsel birleşme ihtimali doğduğu için ya da kaçma veya savaşma durumunun kaslara daha fazla besin göndermesi zorunluluğundan ötürü vücudumuz adrenalin isimli bir hormon
salgılar. Hepimizin adını duyduğu bu hormon kalp ritmini artırır ve kaslardaki damarları genişletirken birçok diğer damarı daraltır.
Bu sayede kaslarımıza genişleyen damarlardan daha fazla kan giderken diğer organlara giden kan azaltılmış olur.
Bu da savaşma ya da kaçma sırasında kasların ihtiyacı olan ekstra besini sağlar.
İşte adrenalin hormonunu salgılamayı emreden organ, vücudumuzun kontrolüne sahip olan beyindir.
Beynin hipotalamik hipofiz bezi adı verilen bölgesinden salgılanan adrenokortikotropik hormon, böbrek üstü bezlerini uyararak adrenalinin üretilmesini sağlar.
Salgılanmayı yani kan dolaşımına karışımını sağlayan ise beynin kontrolünde olan sempatik sinir sistemi tarafından yapılan uyarıdır.
Bu sinir uçları nikotinik asetilkolin reseptörleri üzerine etki eder.
Bu da kalsiyum akışını etkiler.
Kalsiyum, kromofin granüllerinin hücre dışına çıkmasına neden olur ve adrenalin kana bu şekilde karışır.
Böylece korkmamıza, aşık olmamıza, heyecanlanmamıza, öfkelenmemize neden olan uyaranları değerlendiren beyin ona uygun bir cevap üretir.
İnsan yüzünde birçok kas bulunduğundan bu kaslara giden damarlar da genişletilir.
Bu genişleme beraberinde daha fazla kanı getirir.
Bu sebeple yüzümüz öncelikle pembeleşir, sonrasında ise kızarır.
Bu renk değişimi artan kan miktarından kaynaklanmaktadır.
Daha gerçekçi bir yüz kızarması aşağıda görülmektedir.
Bu görselde yanakların pembeleştiğini görebilirsiniz.
Ağzın kapatılması davranışı ise beden dili bilimi dahilinde söylenmek istenenlerin olduğu ancak bunun bastırıldığı anlamına gelmektedir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
