Transkript
Yeni bir insan türünün doğuşu.
Homo Romanticus.
Yazar Hüseyin Aça.
Editör Çağrı Mert Bakırcı.
Seslendiren Akın Karahasan.
Avcı toplayıcı hayvan bedeninde yaşamayı reddeden tarım devriminin modern insanları, hayvan oldukları gerçeğini kamufle edecek mükemmel bir algı oyunu yaratmayı başarmıştı.
Romantizm. Eğer Smokin'le avcı toplayıcı kendini kandırabilmeyi başarabilse...
temel trajediyi yaratan nevrotik durumu körüklemek pahasına kendi ile hayvanlar arasına aşılmaz bir set çekebilecekti.
Peki bu kür kalıntısından ve ter kokusundan kurtulmak kadar kolay olabilecek miydi?
Atalarımız, eşrefi mahlukat olabilme yolunda ilk bebek adımlarını avcı-toplayıcı döneminde kabile olabilme ruhu sayesinde attıysa da asıl büyük değişimi tarım devriminin şekillendirdiği şehir ortamında yarattılar.
Avcı toplayıcı ve daha önceki atalarımızın hayatta kalmak için güçsüz rakiplerini ekarte etmeleri, besin bulma ve paylaşmadaki adaletsizlikleri belki kabul edilebilirdi.
Ya romantikler, kendi çağında modern maske altındaki vahşi hayvani mücadelenin devam etmesini ve toplumun en alttakilerine uygulanan zulmü, adaletsizlikleri kabul edebilecek miydi?
Kızıl Romantikler Kızıl romantik.
Adaletsizliği, büyük balığın küçük balığı yutmasını, insanlar arası gelir dengesizliğini, köleliği, emeğin karşılığının alınmamasını, açlıktan ölmek üzere olan Afrikalı çocuğun başında duran fırsatçı akbabayı
ve buna göz yuman vahşi insanlığı kabullenemezdi.
Yel değirmenleriyle savaşan Don Quixote'dı kızıl romantik.
Yine dene, yine yenil.
Daha iyi yenil.
Hayat şiarıydı Kızıl Romantik'in.
Her denemede yenilmemiş olmalılar ki Kızıl Romantikler sayesinde bugün kölelik kalktı.
Günlük çalışma saatleri düşürüldü, kadın erkek eşitliği konusunda ciddi yol kat edildi.
Kızıl Romantik adaletin her tecellisinde kendini hayvandan biraz daha uzaklaşmış hissediyordu.
Antropologlar, kuzenlerimiz Neandertallerin ölülerini gömdüklerine ve dahası mezarlarda bulunan çiçek kalıntılarından cenaze manasımı yaptıklarına dair ipuçları bulmuşlardı.
Cenaze töreni ve ölüye saygı...
atalarımızın dinin ilk prototipini oluşturmaya başladıklarını gösterebilirdi.
Acaba atalarımız yakınlarını bir bir kaybettiklerinde...
Tümevarım yoluyla sıranın bir gün kendilerine de geleceğinin farkında mıydı?
İlkel atalarımızın yakınlarını kaybettiklerinde onların tıpkı hayvanlar gibi toprak olduğunu kabullenmeleri, tümevarım kurabilme yeteneklerinin yeterince gelişmemesi nedeniyle sıranın bir gün kendilerine de geleceğini öngörememeleri
sonucu anı yaşayan hayvanlar olmaları belki kabul edilebilirdi.
Ya modern insan sonlu olmayı, yakınlarıyla bir daha buluşmamayı, fil, zebra, aslan gibi toprak olmayı kabullenebilecek miydi?
Ya ömür boyu çektiği acılar?
Bu acıları yaşatanların yanına kar mı kalacak?
Yeşil romantikler.
Yeşil romantik yaşamın sonunu olmasını...
Ölümü, sevdiklerinin birer birer yok olmasını, kendine yapılan haksızlıkları, bu dünyadaki yaşanmamışlıkları kabullenemezdi.
Ondan da her cenaze töreninde mutlak sonun bir gün kendini de bulacağını bilinciyle anlamadığı Arap'ın, Arami'nin, İbrani'nin, Latin'in diliyle Yeşil'in biraz daha koyulaşması.
Ondan da zalim muktedire gücü yetmediğinde Allah'ından bulasın ilenci.
Ondan da sonlu olma korkusuyla cennet yahut realkan nasyondan tahayyülü.
Fil Zebra, aslan öldüklerinde toprak olabilirdi.
Onların cennete gitmelerine gerek de yoktu.
Zaten öteki dünya inancının var olma gerekçelerinden biri de hayvanlarla aramıza sınır çekmek, eşrefi mahlukat lehine değer farkı yaratmaktı.
Sonlu olanın hakikat olamayacağı fikriyle bu dünya yalan.
Hayat motosu haline gelmişti Yeşil Romantik'te.
Kızıl Romantikler adaleti bu dünyada sağlama peşindeyken Yeşil Romantikler adaleti öteki dünya tahayyülüne havale etmişlerdi.
Yeşil Romantizm belli açılardan evrim teorisine ve organik varoluşumuza paralellik de gösteriyordu.
Evrimsel organik varoluşta yaşama ve üreme konusunda başarılı olanlar mevcut özelliklerini sonraki nesillere aktararak varlıklarını sonsuz kılıyorlardı.
Yeşil Romantizm'de ise öteki dünya ve rearkarnasyon tahayyülü ile ruh sonsuzluğa ulaşıyordu.
Evrimin üreme yolu ile varlığı sonsuz kılma özelliğinin soyut yüzdüşümü olan yeşil romantizm o yüzden çok güçlü bir güdü olarak insanlığın bilinçaltına kazındı.
İlker atalarımızın en temel güdülerini anadan üryan, aleni bir şekilde gerçekleştiren hayvanlar olmaları belki kabul edilebilirdi.
Ya romantik modern insan bu güdüleri tıpkı hayvanlar gibi mekanik duygusuz bir şekilde kabul edebilecek miydi?
Zihnimizdeki hakem, ego, ID'yi tamamen bastırıp kantarın topuzunu süper ego lehine kaçırdığında neler olacaktı?
Eflatun romantikler.
Eflatun romantik ilkel formu ile hayvani dürtülleri kabullenemezdi.
Onu estetize ederek, yücelterek yaşadığı toplumun ve eşrefi mağlukatın kabul edebileceği ebedi mertebeye taşıdı.
Ne kadar ulaşılmaz kılındıysa aşkın nesnesi o kadar koyulaştı Eflatun'un rengi.
Öyle ki kara sevda ismini almıştı bazı yörelerde.
Derin bir mazoşi isim hakimdi ruhunda.
Onun için ulaşmak yaşadığı tatlısızdan daha değerli değildi.
Ben sevdim eller aldı.
İçli çekilen uzun hava haline...
almıştı Eflatun romantikte.
Anadolu'nun bozkır aşıkları tezenesini bağlamanın göğsünü Eflatun romantizminin namını savunuyordu.
Bu romantikler olmasaydı kütüphanenizin ve müzik röportajlarınızın büyük bir kısmı boş kalabilirdi.
Carpe Diem ilkesiyle ne geçmiş ne de gelecek sonsuz bir şimdiki zamanı yaşayan hedonist avcı toplayıcı atalarımız için yaşlanmak, güçten düşmek belki sıradan doğal bir olaydı.
Ya modern romantik insan termodinamiğin en temel yasası entropiyle başa çıkabilecek Gri romantikler.
Gri romantik bir. Zamanın akıp gitmesini, güçlü kuvvetli olduğu gençliğin bir daha geri gelmeyecek olmasını, yaşlanıyor olmayı kabullenemezdi.
Siyah beyaz fotoğraflarda derin bir nostalji hissi hakimdi ruhunda.
Gründing marka tüplü televizyon kıvamında flashbackler yaşıyordu Grey Romantic.
Gittiği her yerde güzel günleri yad edecek örnekler toplardı.
Bazen sahilde bulduğu çakıl taşı, bazen de okuduğu kitabın arasına yerleştireceği söğürt yaprağı.
İnsuyu mağarasından anı niyetine sarkıt koparacak kadar kımıl zararlısı bile olabilirdi.
Onunki akıp giden zamanı çaresizce durdurma çabasıydı.
Nerede o eski bayramlar?
Dillerinde pelesenk olmuş, hayat düsturuydu birinci tür gri romantiğin.
Farkında değildi ama aslında güzel olan eski bayramlar değil, gençliğiydi.
Bir hipoteze göre ilkel atalarımız limbik sistemdeki hipokampüs sayesinde deneyimlerimizi nesnel bilgi olarak kaydediyor.
Amigdala ise kaydedilecek bu bilgiye olumlu olumsuz duygu katıyordu.
Besinin bol bulunduğu şelale gibi ortamların bilgisini mutluluk hissiyle birlikte kaydetmek, bir kabile üyesinin aslan tarafından parçalandığı ortamın bilgisini ise korku hissiyle birlikte kaydetmek avcı toplayıcı atalarımız için hayati öneme sahipti.
İlkel toplumlarımız için yuva, besinin bol bulunduğu, karnın doyduğu her mekandı.
Modern insan sadece karnının doyduğu mekanı vatan tellakki edebilecek miydi?
Gri romantik 2 Alışamadığı yaban ellerini, bir türlü dikiş tutturamadığı yeni ortamı, güven ve huzur bulamadığı gurbeti kabullenemezdi.
Ailesinin ve yakınlarının desteklerini esirgemediği, iletişimin nispeten kolay olduğu, yaşamın onun için daha kolay idame edildiği mekana özlem duyardı bu romantikler.
Burunda acı bir sızı ile başlıyordu ikinci tür gri romantizm.
Nostaljikler bulunduğu zamanı kabullenemezken ikinci türden gri romantikler bulunduğu ortamı kabullenemiyor, sıla hasreti çekiyorlar.
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.
Ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maç da istemez hani.
Ayrık kabileler halinde yaşayan avcı toplayıcı atalarımız aynı tür yiyecekler ile beslenmelerinden dolayı besin için birbirleriyle sıklıkla güç mücadelesine giriyorlardı.
Tıpkı aynı kaynaktan yani insandan beslenen kedi ile köpeğin kavgası gibi.
Hatta düşman kabile algısı provoke edilerek kendi kabile üyelerinin birbirlerine bağlılıkları güçlendiriliyordu.
Yakın atamız Cro-Magnon, geniş alanlı, kızıl saçlı, kemik yapısı kendisinden oldukça farklı tıknaz, taş devri insanı görünümlü yakın kuzeylerimiz Neandertaller ile Avrupa'da güç mücadelesi...
girmiş ve neandertallerin soylarını kurutmuştu.
Modern romantikler Modern romantikler kendi çağlarında bir ırkın başka bir ırka soy kurum uygulamasını ya da o ırkın köleleştirilmesini bir milletin başka bir milleti asimile ederek yok etmesini kabul edebilecek miydi?
7 renkli romantik Tek tipleştirmeyi, insan zihninde gelişen ana baba imgesinin tarumar edilmesini kabullenemezdi.
Çeşitliliğin ve çok sessizliğin kutsallığına inanıyordu bu romantik.
Hayatı motive eden kaynağın farklılıklar olduğunun farkındaydı.
Yok olmaya yüz sütmüş dillere, inanışlara ve kültürlere sempati besliyordu.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşam felsefesiydi yedi renkli romantiğin.
İnsanların kimliklerini ana babasından aldığının, dolayısıyla o insanların kimliklerinden vazgeçmesini beklemenin, ana babalarından vazgeçmesinin, geçmelerini beklemek olduğunu biliyordu yedi renkli romantik.
Bulunduğu toplumda azınlık olan insanlarda görünmekle birlikte empati kurabilen, vicdanlı insanlarda da görülebiliyordu bu tür romantizm.
Ezilenin ve hor görülenin yanında olması bağlamında kızıl romantik ile organik bağı vardı yedi renkli romantiğin.
Benim oğlan benim yaşıma bastığı zaman ben bu dünyada olmayacağım.
Ama harikulade bir beşik olacak dünya.
Siyah. veya sarı.
Bütün çocukları sallayan mavi atlasto şekli bir beşik.
Homo Romanticus hayvan olduğuna dair bütün somut ve soyut delilleri bir bir yok ettiğini düşünüyordu.
Aslında üzerindeki kıyafetlerin göz alıcı olduğuna kendine inandırmış, çıplak bir kraldı Homo Romanticus.
Ta ki güneşi batmayan ülkenin Atlas Okyanusu'na açılan serüvencileri arasında kendi halinde doğa aşığı bir doktor, kral çıplak diyene kadar.
Charles Robert Darwin, canlar aleminin ayrı kralı insanın tahtını derinden sarsmıştı.
Homo Romanticus'un ilk tepkisi sanal dünya Matrix'te plasantadan koparılarak derin uykusundan uyandırılmış Neo'nun Nabucat Nazar'a ilk çıktığındaki tepkiyle aynıydı.
Mide bulantısı ve kusma.
Tıpkı gözler ile kulağın çelişkili verileri beyne yolladığı deniz tutmasında olduğu gibi.
Uzak Asya'dan Akdeniz'e kısrak başı gibi uzanan küçük Asya'nın bozkırında bir grup genç.
Sirüvenci doktordan 150 yıl sonra bile insanın şempaze ile kuzen olduğunu, Dahası bütün canlıların ulu bir çınarın dalları olduğunu Homo Romanticus'a anlatmaya devam ediyordu.
İkna sürecinin bu kadar zorlu olması, delillerin yetersiz olması ya da karmaşık olması değildi.
Mesele tamamen duygusaldı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
