Yaşamının Çoğunu Yeraltında Geçiren ve Çok Nadir Görülen Bir Bitki Türü: Hayalet Orkide
12 Haziran 2021 · 6 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Yaşamının çoğunu yer altında geçiren ve çok nadir görülen bir bitki türü hayalet orkide.
Yazar Berkay Kalaycık.
Editor Çağrı Mert Bakırcı Seslendirmen Milike Dal Çoğunlukla kayın ve meşi gibi geniş yapraklı ormanların gölgeliklerinde rastlanan bir bitki türü olan hayalet
orkide çok nadir görülmekte ve görüldüğü takdirde tüm dikkatleri üstüne çekmektedir ki bu yönüyle de neredeyse eşsiz bir özelliğe sahiptir.
Gerçekten de bu bitkinin ilginç yanları saymakla bitmeyecek cinstendir.
Öyle ki bitki demek bile oldukça güçtür.
Çünkü diğer bitkiler gibi fotosantez işlemiyle kendi besinini üreten bir ototrof canlı olmak yerine mikrohetotrofik bir yaşam biçimini benimsemiştir.
Bunun anlamı şudur.
Zaten halihazırda ormanlık alanlardaki ağaçlar ile mikoriza mantarları karşılıklı yardımlaşma temeline dayanan bir besin alışverişi içerisindedirler.
Ağaçlar Azot ve fosfor gibi ihtiyaç duyduğu mineral maddeleri mantarlardan temin ederken mantarlar da ağaçın fotosentezide ürettiği şekeri ağaçtan temin ederler.
Hayalet orkideleri ise bu mutalis ilişkiden faydalanarak kökleri yardımıyla mikorizal ağlardaki hiflerden şekeri ve diğer besin maddelerini çalarak parazitik bir
yaşam biçimi oluşturur.
Ancak doğal olarak bitki mantar simbiyozu gibi bir sürdürülebilirliğe sahip değildir.
Bu nedenle oldukça düzensiz ve rastlantısal bir yaşama sahiptir.
Bir diğer ilginç yanı besinli fotosentez yoluyla elde etmemesi ve dolayısıyla klorofil pigmenti taşımaması nedeniyle bitkilerde alışık olduğumuz yeşil bir renk yerine isminin
hakkını veren beyaz bir görünüme sahip oluşudur.
Doğal olarak yaprakları da sahip olmayan bu orkide türü Sadece 20-30 cm'ye kadar ulaşan dik bir gövde üzerinde bulunan aşağıya doğru eğilmiş çiçeklere sahiptir.
Çiçeklerinde diğer bitkilerin çiçeklerinde olduğu gibi nektar üretilir ve bunun yanında vanilya kokusuna benzer bir kokuya sahiptir.
Bununla birlikte üremesi dair bir bilinmezlik içermektedir.
Çünkü bu zamana kadar nasıl ürediği tam olarak gözlemlenememiştir.
Ancak bilim insanları kuşlar yerine daha ufak canlılar.
Örneğin çoğunlukla böcekler tarafından tozlaştığını düşünmektedir.
Çünkü tohumları bir kuşa yem olamayacak kadar küçüktür.
Bunun yanında yüzeysel su akışından da yararlandığı düşünülmektedir ki bu da onun neden sıklıkla su kenarlarında dağılım gösterdiğini açıklama potansiyeline sahiptir.
Bunların dışında belki de en tuhaf tarafı ve çok nadiren gözlemlenmesinin en önemli nedeni yaşamının çoğunu yer altında rizom.
yani kök sap olarak geçirmesidir.
Sonuçta besin ihtiyacını gidermek için başka canlıların besinini çalması nedeniyle fotosantez yapmak zorunda değildir ve dolayısıyla da yaprak üretimine kesin bir şekilde ihtiyaç duymazlar.
Bu özelliğinden dolayı yer altında bulunan kısmı bir nevi depo görevi görecek biçimde evrimleşmiştir.
Bu sayede üremek için gövde ve çiçek üretmediği yıllarda hayatını devam ettirebilir.
Anlaşılan yerüstü kısmını yani gövdesini ve çiçeğini sadece üremek ve neslini devam ettirmek için oluşturur.
Bu açıdan bakıldığında sahip olduğu evrimsel adaptasyonların bir hayli ilgi çekici olduğunu söyleyebiliriz.
Ek olarak çiçeklenmeyi tam olarak ne zaman gerçekleştirdiği bilinmemekle birlikte uygun ekolojik koşullar altında her yıl Mayıs ve Ekim ayları arasında çiçeklenme yaptığını ve
sadece birkaç haftalığına kendisini yeryüzünde gösterdiğini bilmekteyiz.
Halk arasında kendisine neden hayalet lakabı takıldığını bu bilgilerden hareketle şimdi daha iyi anlıyoruz.
Eğer bu hayalet bitkiyi görebilmek istiyorsak, sürekli olarak ormanın içinde, doğru yerde ve doğru zamanda bulunmamız ve elbette aynı zamanda büyük bir şansa sahip olmamız gerekir.
Dolayısıyla onun hakkında yapılan bilimsel çalışmalarda barındırdığı gözlemsel zorluklar nedeniyle ancak geçmişteki kısıtlı verilerden faydalanılarak yapılmaya çalışılmaktadır.
Anlayacağımız hayalet orkidenin sahip olduğu bu bilinmez ve karmaşık özellikler Onu canlılar dünyasında oldukça farklı ve bizim içinse epey melek uyandırıcı bir konumda bulundurur.
Öyle ki her ne kadar bilim insanları tarafından 2005 yılında neslinin tükendiği kabul edilse de 2009 yılında Mark Janin isimli bir bitkisever tarafından Batı
İngiltere'de keşfedilmesi üzerine tüm Birleşik Krallık'ta özellikle de bilim dünyasında şaşkınlık ve sevinç yaratmıştır.
Günümüzde oldukça yüksek bir koruma statüsünde bulunan bu bitki türünün bulunması durumunda zarar verilmesi ve hatta bilimsel araştırmaya konu olması için rahatsız edilmesi bile yasaktır.
Ancak hayalet orkideyi bekleyen en büyük tehdit ekolojik değişimlerdir.
Bunların en büyüğü ise tahmin edileceği gibi iklim değişikliğidir.
Böylesine nadir ve hassas bir bitki türünün iklim değişikliğinin yaratacağı büyük çaptaki ekolojik değişimlerden nasıl kurtulacağı, kendisi gibi oldukça bilinmezdir.
Bunun yanı sıra artan nüfus ile birlikte meydana gelen ormansızlaşma ve geniş yapraklı ormanların tahribi de onun gelecekte ne kadar görülebileceğini etkileyen çok kritik faktörlerdir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
