Yapay Zeka, Denizleri Temiz Tutmamıza Yardımcı Olabilir mi?
22 Eylül 2021 · 11 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
akıl yürütebilme, problem çözebilme ve karar verebilme benzeri güçlü bilişsel işlevleri ya da otonom görevleri yerine getiren işletim sistemi olarak tanımlanır.
1956 yılında gerçekleşen Dortmund Konferansı ile yenilenen yapay zeka kavramı, en azından onun uygulama sahalarından biri olan makine öğrenmesi, öneri algoritmalarından
dijital asistanlara, yaşamımızın çeşitli alanlarında çoktan yerini almıştır.
İnsan beyninin çalışma prensibinden yola çıkarak geliştirilen yapay sinir ağları, girdi katmanı, hesaplama katmanı ve çıktı katmanlarıyla verileri anlamlandıran bir yapı sunmaktadır.
Yapay sinir ağlarıyla paralel gerçekleşen özel bir işlem paradigmasına sahip olan yapay zeka, hızlı eğitilir ve hızlı işlenebilir bir yapıdır.
Günümüze kadar uzanan bu serüven, yapay zekaya karmaşık ve anlamsız gibi gözüken veriden anlam çıkarma ve çıkarımsama fonksiyonlarını ekleyerek ileri düzey bilişsel çalışmalarla devam
etmektedir. Yakın gelecek için yapılan çalışmalar, sembolik ve sibernetik yaklaşımlarından yola çıkarak bu yapıları insan zekasına benzer bir seviyeye taşıma amacıyla yürütülüyor.
Bu kapsamda yapılan çalışmalar, yapay beyin ve yapay bilinç sistemi oluşturularak, esnek düşünme ve duygusal bütünlük sağlayan irade yetilerinin kazandırılması yönünde şekilleniyor.
Yapay zekanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Yapay zeka evreninde insanlardan farklı olarak yorulma kavramı söz konusu olamaz.
İnsan beyninde olduğu gibi odak kaybı yaşamaz ve bunun sonucunda sağlıksız kararlar barındırmaz.
Yani yapay zeka için zaman içindeki yıpranmanın ve rutinleşen işlerin yarattığı yorgun kararlar mevcut değildir.
Yapay zeka sistemleri insan hatası riskini ortadan kaldırarak daha doğru, en azından daha rasyonel bir sonuç üretmeyi mümkün kılar.
Yapay zekanın bu denli düşük risk oranıyla aklınıza gelebilecek her alana özgü cihazlar eşliğinde kullanılabilmesi, teknolojik ilerleme açısından büyük bir hazine değeri taşımaktadır.
Yapay zeka ile ilgili olarak günümüzdeki sorunların başında onlarca yıl önce bu yola çıkarken hedef olarak koyulan insan benzeri bir zekaya bir türlü ulaşamamış olmamız ve halen bunu tam
olarak nasıl yapacağımızı kestireme işimizdir.
Buna karşılık bu zorlu hedef yönünde çabalamayı sürdürdükçe insan beynine benzer olan veya özgünlüğü bakımından ondan ayrılan birçok öğrenme algoritması geliştirilmiş, Bu sayede spesifik
görevler konusunda uzmanlaşmış ve zaman içinde daha fazla veriyle kendini geliştirebilen yapay zeka uygulamalarının önü açılmıştır.
Örneğin Tesla gibi firmaların önderliğinde gelişen otonom araç yarışı, daha fazla kişi daha gerçekçi şartlar altında bu araçları kullandıkça daha başarılı bir şekilde araç kullanmayı öğrenen
yapay zeka ile donatılmıştır.
Buna rağmen bu otonom araçlara tam olarak güvenilmemekte, Dolayısıyla bu yazının yazıldığı gün itibariyle halen sorumluluk sürücüye bırakılmaktadır.
Ayrıca buna bağlı olarak tam otonom araç iddiası şaibelidir.
Buna ek olarak yapay zeka araştırmaları oldukça karmaşık mühendislik çalışmalarını içerir ve bu bakımdan dikkate değer bir maliyete sahiptir.
Konu sadece yüksek maliyetlerle sınırlı da değildir.
Yapay zekaların onarım ve bakım maliyetleri de oldukça yüksek olabilmektedir.
Örneğin Apple'ın sanal asistanı Siri'yi faaliyete geçirmesi ve yazılımın satın alınması yaklaşık olarak 200 milyon dolara mal olmuştur.
Yapay zeka uygulamalarının bilinen diğer örneği olan Amazon'un Alexa isimli yapay zekası 1996 yılında bağımsız bir şirket olarak kuruldu ve 1999 yılında
Amazon tarafından 250 milyon dolarlık hisse senedi karşılığında satın alındı.
Elbette bireysel olarak yapay zeka algoritmaları geliştirmek de mümkündür.
Ancak büyük veri setlerine ve yüksek işlemci kapasitesine ihtiyaç duyan bu algoritmaların büyük firmaların bilişim gücüyle rekabet etmesi çoğu durumda mümkün olmamaktadır.
Dolayısıyla bireysel girişimler yapay zeka uygulamalarının genelinden bile daha spesifik olanlara odaklanmak zorunda kalmaktadır.
Deniz ve okyanusların düşmanı plastik.
Yeryüzünün %71'ini su kaynakları oluştururken su kaynaklarının %97'sini okyanuslar oluşturmaktadır.
Yaşamımıza büyük katkısı bulunan deniz ve okyanuslar her sene 8 milyondan daha fazla plastik kirliliğine maruz kalmaktadır.
Gelecekteki 20 yıl içerisinde plastik üretiminin iki kat artacağı tahmin ediliyor.
Tüm bunlara rağmen deniz ve okyanusları koruma konusundaysa yeterince çalışma yapılmamaktadır.
Günümüzde yeryüzündeki su kaynaklarını kirleten atıkların %67'sinin Asya kıtasındaki 20 nehirden geldiği bilinmektedir.
Dünyadaki en yoğun plastik atığı barındıran Büyük Pasifik Okyanusu'nun yüzeyinde deniz canlılarından 180 kat daha çok plastik çeşidi bulunduğu düşünülmektedir.
Giderek büyük bir sorun haline gelen plastik kirliliği önleyici çalışmaların yeterli düzeyde yapılmıyor olması, okyanusların en derin noktası olan Mariana Çukuru'nda bile çöplerin görülmeye başlamasına
neden olmaktadır. Denizde yaşayan birçok türün nesli tükenme tehdidi altındayken, dev bir çöp torbasına dönüşmekte olan deniz ve okyanusları korumak için daha güçlü çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır.
Bunu yapmaya başlamanın en kolay ve doğrudan yolu tek kullanımlık plastik kullanımını azaltmak olsa da, türümüzün bağımlılıkları ve alternatiflerin üretilmemiş olması dolayısıyla etkin çözüm yollarının da
geliştirilemediği bu büyük sorun için teknolojiden yararlanmak, potansiyel olarak işlevsel çözümlere kapı aralayabilecektir.
Zorlu problemler için etkili çözümler geliştirmeyi sağlayan yapay zeka uygulamalarının, devasa su kütlelerinin temizliği konusunda önemli bir rol oynaması kaçınılmazdır.
Yapay zekanın okyanus ve deniz temizliğindeki katkıları nelerdir?
Deniz ve okyanusları izleme, su altı habitatına dair bilgi kütüphanesini genişletme ve su altı kirliliğini tespit edebilme gibi konular, gelecekteki yaşam kalitemizi artırma yolunda büyük önem arz etmektedir.
Bu konuda yapay zeka teknolojisinden faydalanmak, su altı dünyasına etkin çözümler ortaya koymamızı sağlayabilir.
Örneğin, robotik balıklar olarak bilinen bir teknoloji türü sayesinde balık davranışlarının gözlemlenmesinden, su altındaki sondaj platformlarındaki petrol sızıntılarına kadar geniş yelpazedeki
sağ bilgisini raporlama kabiliyetine erişebilmekteyiz.
Bu da deniz ve okyanus ekosistemlerini daha iyi anlayabilmemizi, daha yakından tanıyabilmemizi ve bu sayede sorunlara daha etkili çözümler bulabilmemizi sağlamaktadır.
Örneğin Massachusetts Teknoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen ve yapay zeka kullanımının dikkat çekici bir çıktısı olan robot balık SOFI yumuşak bir gövdeye sahiptir.
Genelde bu tür teknolojiler zamanla eskiyerek orijinal başarı oranlarından uzaklaşabilseler de, Robot balık Sofi saha davranışlarında tutarlık göstermeye devam etmektedir.
Su altında yakın plan keşfi ve çevik yüzüş yeteneklerine sahip Sofi'nin vücut bölümleri oluşturulurken farklı teknolojilerden yararlanılmıştır.
Örneğin robot balık Sofi'nin geliştiricileri, gövde kısmında hareket yeteneğini güçlendiren özel akustik iletişim sistemlerinden yararlanırken, elektronik mekanizmasını barındırdığı baş kısmındaysa 3
boyutlu yazıcılardan yararlanmışlardır.
Robot balık SOFI, su altındaki canlı türlerine yakın mesafede hareket ederken, aynı zamanda balık görünümü dolayısıyla onları en az düzeyde rahatsız etmektedir.
SOFI'nin geliştiricileri uzaktan kumandalı operasyonlarına devam ederken, derlenen veri yapay zeka teknolojisi yardımıyla işlenmekte ve kataloglanmaktadır.
Başarılı örneklerden bir diğeri ise SeaClear.
2020 yılı başlangıcıyla görevine başlayan bu robot, kıyı şeridi ve deniz tabanı gibi atıkların yoğunlaştığı bölgelerde sahip olduğu tutucu manipülatörler aracılığıyla atıkları çeşitlerine
göre sınıflandırabilmekte ve depolayabilmektedir.
Bu yetenekleriyle SeaClear %80 atık ayrıştırma kabiliyetine ve %90 atık toplayıcı olma özelliğine sahip bir yapay zeka ürünüdür.
Son yıllarda yapay zekanın kullanım alanlarının genişlemesiyle su kaynaklarının temizliği konusunda da aktif olarak hizmet verdiğini görmekteyiz.
Birbirinden etkileyici kabiliyetlere sahip su altı robotları, sahip oldukları yapay zeka ile deniz ve okyanuslara büyük bir ışık olmaktadır.
Bu alandaki yapay zeka kullanımının artışından yola çıkarak önümüzdeki yıllarda çalışma kapsamlarının daha büyük ölçekli su kaynaklarına hizmet vermesi ve su altı temizliğinde daha aktif çalışmaların
yürütülmesi kaçınılmazdır.
Deniz ve okyanusların korunma konusundaki eksiklikleri örtecek olan bu robot türleri yaşamımızda hızla yerini almaktadır.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
