Transkript
Tıp tarihindeki en korkunç
ihmal. Talidomid faciası.
Yazar Cansu Erdem.
Editör Pedram Türkoğlu.
Geliştirilme sürecini tamamlayan farmakolik maddelerin ilaç olarak sınıflandırılabilmeleri için bilimsel yöntemlerle test edilmeleri gerekir.
İlaç olmaya aday materyal içeriğindeki bileşenlerin insan törü üzerindeki olasıyan etkilerinin belirlenebilmesi için hayvanlar ve insanlar üzerinde bir dizi deney yapılması tıbbi açıdan zorunludur.
Deney süreci tetizlikle takip edilmediği ve olasıyan etkiler yeterince kontrol edilmediği takdirde hesapta olmayan kitlesel problemler ortaya çıkabilir.
Kimi Grünenthal isimli Alman ilaç firması, tıpkı bu şekilde gerçekleşen bir ihmal sonucu neredeyse tüm dünyaya yayılan bir faciaya sebep oldu.
1950'lerin sonunda talidomid bileşiğini keşfeden firma, bileşiğin üzerinde çeşitli ancak yeterli olmayan testler yaparak talidomid kimyasal yapısını ve farmakolojik özelliklerini ortaya çıkardı.
Farmakolojik anlamda talidomid bileşiğinin immünomodülatör ilaçlar kategorisine girilebileceği görüldü.
yani bağışıklık sistemini aktive ederek ya da baskılayarak hastalığı tedavi etme özelliği barındırıyordu.
Talidomid özellikle anti-emetik yani kusmayı önleyici ve sakinleştirici etkilerini keşfedilmesi sayesinde 1957 yılında Kontergan Ticari ismiyle Batı Almanya'da piyasaya sürüldü.
Reçetetsiz kullanım için ruhsat alabildiği ülkelerde özellikle hamilelikte yaşanan bulantılara iyi geldiği gerekçesiyle gebe kadınlar arasında kısa sürede oldukça popüler oldu.
Ancak bu süre zarfında hamilelik sürecinde ilaçların kullanımı yeterince kontrol edilmediği ve bebeğin alabileceği olası hasarlar tam olarak test edilmedi.
Zamanla ilacı kullanan kişilerde kayda geçmeyen çeşitli yan etkiler ortaya çıkmaya başladı.
Periferik nöropati yani çevresel sinir sistemi hastalıkları, halsizlik, kabızlık, baş ve kas ağrıları gibi yan etkileri kısa sürede yaygın şikayetler haline gelmişti.
Ancak esas sıkıcı etken hamile kadınların doğum yapmalarıyla ortaya çıktı.
Hamilelik sürecinde talidamid kullanan kadınların bebeklerinde çeşitli anomaliler tespit edildi.
Üstelik bu anomaliler ciddi düzeydeydi.
En yaygın doğumsal fonksiyon bozukluğu gelişememiş kol ve bacaklarla doğan çocuklardı.
Çocuklar eksik gelişimlerine bağlı olarak birçok destek ekipmanıyla yaşamak zorunda kaldılar.
Yapılan tetkiklerde talidamid molekülünün teratojen etkili yani anneden fetüse geçip çeşitli fonksiyon bozukluklarına sebep olabilecek nitelikte olduğu anlaşıldı.
Rahatsızlıkların talidomid kaynaklı olduğu fark edildiğinde 1960'ların başında ilaç piyasadan çekildi.
Facia sonrasında kusurlu doğan bebekler ilerleyen yaşlarda çeşitli kemik rahatsızlıklarına ve ciddi kalp hastalıklarına yatkınlıkla hayatlarına devam etmek zorunda kaldılar.
İlacın korkunç yan etkileri ortaya çıktıktan sonra ilacın satışına ruhsat veren bazı ülkeler Kemik Uğunental firmasına tazminat davası açtılar.
İçlerinde ABD ve Türkiye'nin de bulunduğu ilaca ruhsat vermeyen bazı ülkelere felaket ya hiç uğramadı ya da bu ülkelerde yan etkiler nadiren rapor edildi.
Günümüzde hakkında çalışmalar devam etse de talidomik kimyasalının LEPRA yani cüzdan, AIDS yani edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu ve bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılabildiği bilinmekte.
Yine de teratojen etkisi tespit edildiğinden beri talidomid içerikli ilaçlarda hamilelik sürecinde kullanılmaması gerektiği özenle vurgulanan uyarıları yer verilmeye başlandı.
Yine de talidomid faciasının bir dünya trajedisi olduğunda herkes hemfikir.
Bu facia sayesinde ilaçların denetim, pazarlama ve deney sürecinde köklü değişim ve yeniliklere imza atıldı.
Facia sonrasında FDA, Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi ve diğer denetleyici kurumlar ilacın pazarlanmasını yalnızca ilacı kullanan insanların risklerin farkında olmalarını sağlayan denetlenebilir bir risk değerlendirme
ve azaltma stratejisiyle onayladılar.
Seslendiren Ekin Paran Sunar Bu içerik Evrim Ağacı'nda yayınlanmıştır.
Evrimağacı.org üzerinden daha fazla bilimsel içeriğe ulaşabilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
