Taksonomi Nedir? Sınıflandırma Biliminin Temel Kurallarını Öğrenin!
6 Mart 2024 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Taksonomi nedir?
Sınıflandırma biliminin temel kurallarını öğrenin.
Bilim insanları arasında türlerin standart bir şekilde isimlendirilmesi, iletişimin kolaylaşması bakımından büyük öneme sahiptir.
İşte bu nedenle sınıflandırma bilimi olarak da bilinen taksonomi bir dizi kurallar bütününe sahiptir.
Sınıflandırma ve isimlendirme çok önemlidir.
Çünkü bilim, belirli kavramlar üzerinden binlerce bilim insanının birbiriyle anlaşabilmesi ve farklı dillerde konuşuyor olsalar bile aynı şeyi birbirlerine anlatabilmelerine gerektirir.
Bu sebeple canlılar bilimi olan biyoloji dahilinde her canlının belirli bir sistem dahilinde sınıflandırılması ve isimlendirilmesi gerekmektedir.
Sınıflandırmanın bir diğer gereksinimi de evrim bir doğa gerçeği olduğu için gerçekten de bu fenomene bağlı olarak birbirlerine benzeyen ve benzemeyen pek çok canlı bulunmasıdır.
Bu benzerliklerinde kendi içerisinde gruplandırılması taksonomi yani sınıflandırma bilimini doğurur.
Birçok tür belli bir grup organizma üzerinde uzman olan taksonomlar tarafından isimlendirilirler.
Yeni bir isimlendirme denizin derinliklerinde keşfedilen, daha önce hiç görülmemiş bir tür için yapılabileceği gibi bir müzenin tozlu raflarında incelenmeyi bekleyen doğadan toplanmış
örnekler için de yapılabilir.
Kimi zaman yüzlerce yıl önce keşfedilmiş veya doğada yakalanmış canlılar yeni bir analiz sonucunda yeniden keşfedilebilir ve ilk defa bir tür ismi alabilirler.
Dahası kimi zaman aynı türe ait olduğunu düşündüğümüz canlıların daha kapsamlı analizlerle aslında ayrı türlere ait oldukları ortaya çıkarılabilir.
Buna taksonomi dilinde revizyon adı verilir ve sonradan yapılan detaylı analizler için kullanılır.
Fakat bir türün bilimsel adı, o türe ait analiz resmi bir hakemli dergide yayınlanana kadar resmiyet kazanmaz.
Ne yazık ki ülkemizde bu bilimin üzerine fazla eğilmediği için İngilizce ve Latince sözcüklere Türkçe karşılıklar bulmakta zorlanılmaktadır.
Bu sebeple hemen her kavramın İngilizcesini ve Latince'sini de sizlere sunacağız.
Bir de mümkün olduğunca Türkçe literatürü de geçen haliyle çevirilerini vermeye çalışacağız.
Tabi ki taksonominin ilk kuralı birbirinden farklı türden olan canlıların aynı tür ismini asla taşımayacak olmalarıdır.
Fakat cins düzeyinde kimi zaman çakışmalar görülebilir.
Buna da ancak farklı alemlerden canlılar için kullanılırsa izin verilmektedir.
Örneğin Alsopila cinsi hem bir eirelti otu hem de bir güve cinsinin adıdır.
Taksonominin ikinci kuralı öncelik kuralı olarak bilinir.
Bir canlı grubuna verilen isim o canlıya ait elde olan eski isim olmalıdır.
Bu sayede ismi önce belirleyenin tercihi garantilenmiş olur.
Eğer ki birbirinden bağımsız olarak aynı türü Farklı şekillerde isimlendiren taksonomlar varsa kabul edilen isim ismi ilk veren araştırmacınınki olacaktır.
Fakat kimi zaman iki isimde bağımsız olarak ün kazanabilir.
Bu durumda eski olan isim resmi isim daha sonradan verilen isim ise eş anlamlı tür adı olarak verilir.
Eğer ki birden fazla tür yanlışlıkla tek bir tür altında isimlendirildiyse yazarların aslında ayrı türler olan canlılardan hangilerini kullanarak bu ismi verdiklerine bakılır.
Eğer ki bu kullanımlar çakışmıyorlarsa birbirinden ayrılan türlere o yazarların ayrı ayrı seçtikleri isimler resmi isim olarak verilir.
Bundan doğacak karışıklıkları önlemek için genellikle taksonomlar öncelikle bir tip tür.
Hololotip Seçerler Bu canlı bir türün adını taşıyan resmi bir bireydir.
Genellikle tek bir canlı olmaması için paratip adı verilen ikinci örneklerle desteklenirler.
Bu canlılar müzelerde özenle saklanırlar ve hiç bozulmamaları sağlanır.
Diğer taksonomlar ona bakarak türlere ve isimlere karar verirler.
Revizyonlar Genellikle revizyon yapılacağı zaman bir canlı bir gruptan diğerine taşınır veya yeni bir grup olarak diğerlerinden ayrılır.
Bu tür değişimlere bazı örnekler vermek gerekirse, Daha önceden ayrı gruplara yerleştirilmiş aslında aynı türe ait olan canlılar tek bir grup altında toplanırlar.
Bu genellikle bu canlıların çok yakın olduklarının tespit edilmesi sonrası yapılır.
Bu türler kendilerine ait belirleyici adları taşımayı sürdürürler.
Ancak eğer ki bir diğer cinse taşınacak olurlarsa o türü tanımlayan araştırmacının adı parantez içerisinde belirtilir.
Bir tür bir cinsten atılabilir ve diğer bir cinse taşınabilir.
Bu genellikle belli bir türün diğerleriyle o kadar da yakın akraba olmadığının keşfi sonucu yapılır.
Birbirinden farklı olduğu düşünülen türlerin aynı tür oldukları tespit edilir ve tür isimleri eş anlamlı hale getirilir.
Yeni türler tanımlanabilir.
Daha üst düzey taksonları canlı gruplarını isimlendirmek için kullanılan kurallar da türleri isimlendirme kurallarına benzerdir.
Hayvan biliminde zooloji ve giderek artan bir biçimde bitki biliminde botanik alt aileler, ayiller ve hatta takımlar en tipik olarak tanımlanmış cinse bakarak belirlenirler.
Bitkilerde birçok aile adı, Asiya eki ile biter.
Zoolojide ise alt aile adları iniya ile, aile adları ideya ile biter.
Örneğin ev farelerinin cinse olan mus, latince'de fare anlamına gelen mus ya da muris sözcüğünden gelir.
Murdie ailesine, Muranie alt ailesine aittir.
Benzer şekilde güllerin bilimsel adı olan rosa, rosaceae ailesine aittir.
Bu tür ekler bazı spesifik canlı gruplarında da standart hale gelmiş olabilir.
Fakat bunlara her zaman uyulmaz.
Örneğin passer cinsi kuşların ait olduğu takım, takımların eki olan formasıyla birleşir.
Buna genelde uyulmaya çalışılsa da bazen sapmalar görülebilir.
Dikkat edilebileceği gibi sadece tür ve cins adları italik yazılır.
Diğer taksonomik isimler hiçbir zaman italik yazılmaz.
Sadece ilk harflere büyük yazılır.
Türlerin bilimsel isimlendirilmesi nasıl yapılır?
Biyolojik olarak türler çoğumuzun bir şekilde aşina olabileceği üzere genellikle iki kelime ile isimlendirilirler.
Bu sisteme ikili isimlendirme denir.
Bu yöntemin bazı önemli kuralları vardır.
Bunlara kısaca değinmemiz gerekirse...
Kullanılan dil latince olmak zorundadır.
Başka dillerdeki sözcüklerin latinceleştirilmiş versiyonlara da kabul edilebilir.
Her tür iki kelime ile tanımlanır.
Bu kelimelerden ilki cins adını belirtir.
İkinci kelimeye belirleyici isim adı verilir.
İki kelime birlikte Türk ismini oluşturur.
Yazılı kaynaklarda mutlaka eğik veya altı çizili olarak yazılırlar.
Eğer imkan yoksa tırnak içinde yazılmalıdırlar.
Cins adının ilk harfi mutlaka...
Bu kelime içinde kurallar belirleyici isim için uyulması gereken kurallarla aynıdır.
Gelineksel olarak o türe adını veren kişinin ismi de parantez içerisinde veya parantez olmaksızın türün adının yanına eklenir.
Bir örnek olarak halk arasında Mısır kök solucanı böceği olarak bilinen canlının adı Geopritica virgifera laconte olarak yazılır.
Bir türün adını verirken Uyulması gereken daha birçok kural vardır ve bu kuralların bazıları bir dil olarak Latince'nin kurallarından gelmektedir.
Örneğin cins adı ile belirleyici ad cinsiyet bakımından uyumlu olmalıdır.
Mesela kahverengi sıçanlar için Rattus Norwegius adı kullanılmalıdır.
Rattus Norwegia Dahası verilecek ismin en azından temel düzeyde anlamlı sözcüklerden oluşması tavsiye edilir.
Ancak bu zorunlu değildir.
Örneğin altın kanatlı, çalı bülbülü için verilen Vermeboar Christopter adı solucan yiyici ve altın kanatlı sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır.
Bir diğer örnek ise türü keşfeden veya atfedilen kişinin adının türe verilmesidir.
Warschivtzi'nin kurbağası olarak bilinen canlının bilimsel adı Rana Warschivtzi olarak bilinir.
Geleneksel olarak taksonomlar türlere kendi isimlerini vermezler.
Bunun yerine saygın gördükleri veya onurlandırmak istedikleri bir diğer bilim insanının adını verirler.
Örnekler Üç örnekle üzerinden geçecek olursak Pater, Aslan, Kaplan, jaguar ve leoparları kapsayan cinsi tanımlar.
Türkçe'de panterler olarak bilinir.
Bu cinsten bahsederken eğer ki türlere işaret edilmek isteniyorsa ancak belirli bir tür ifade edilmeyecekse herhangi bir panter türü anlamında panther cp kalabalık
kullanılır. Sondaki cp eki tür.
anlamına gelir. Panceracegris kaplan türünü tanımlar.
Panceracegris alchica siperya kaplanını tanımlar.
Üç yazımda ikili isimlendirme kurallarına uygun olarak yazılmıştır.
Cins adları, belirleyici adlar ve tür adları mutlaka eğik veya altı çizili yazılırlar.
Ancak daha üst taksonomik gruplar bu şekilde yazılmak zorunda değildirler.
Örneğin, insansı maymunlar, süperfamilyasını tanımlayan homunodia kelimesi normal bir şekilde yazılır.
Dolayısıyla bu eğik ya da altı çizili yazım cins, belirleyici ve tür adlarında geçerlidir.
Burada altı çizilmesi gereken bir diğer noktada latince haricindeki bu tanımların bilimsel anlamı olmamasıdır.
Yani kaplan ya da İngilizce tiger ismi bir tür adı değildir.
Ancak pantera tigris resmi bir tür adıdır.
Taksonomik seviyeler Taksonomide gerçekten çok kapsamlı gruplar bulunmaktadır.
Ancak bunlardan en sık kullanılanları genişten sınırlıya doğru olmak üzere şöyle sıralanır.
Alan Adem,
şube, sınıf, takım, aile, cins, tür.
Genellikle ülkemizde lise eğitiminde değinilen bu sıralama gerçekten oldukça karışık bir hal alabilmektedir.
Unutmamak gerekir ki evrim oldukça kademeli ve yavaş bir süreçtir.
Bu sebeple canlıların sınıflandırılması oldukça zor olabilmekte.
Bu sebeple bilim insanları bu sınıflandırmaya ara basamaklar ekleyerek tıpkı evrimdeki gibi yumuşak bir geçiş yaratmaya çalışmışlardır.
Bunun için ise üst ve alt ön eklerine kullanırlar.
Yukarıda saydığımız herhangi bir sınıflandırma birimine bu ön eklerden birini ekleyerek daha üst bir sınıflandırma birimini veya daha alt bir sınıflandırma birimini işaret edebilirsiniz.
Ayrıca kimi zaman bazı kaynaklarda bu birimlerin arasına üst veya alt şeklinde girmek yerine doğrudan başka sınıflandırma birimleri de dahil edilebilir.
Bunlardan en sık kullanılanı, familia ile cins arasında kullanılan bir birim olan oymak tribü, tribe.
denen bir birimdir. Bir diğer örnek kimi kaynak tarafından sınıf ve takım arasında kullanılan legion, legion birimidir.
Yani taksonomi ihtiyaca göre değişebilmekte ve gelişebilmektedir.
Taksonomik seviyelendirme örneği.
Şimdi bir örnek görelim.
Etrafımızda oldukça sık gördüğümüz hayvanlardan birini ele alalım.
Ev kedisi. Bu hayvanın sınıflandırma bilimindeki yeri şu şekildedir.
Alan, ökarya, alem.
Hayvanlar, şube, kordalılar, sınıf, memeliler, takım, etçiler, aile, kedigiller, cins, kedi, tür,
ev kedisi.
Taksonomik sınıflandırma neye göre yapılır?
Şimdi bu sınıflandırmanın neye göre yapıldığına bakalım.
İlk olarak şu temel ve basit kuralları unutmamak gerekir.
Yukarıdan aşağıya doğru birey sayısı azalırken, Bireyler arası benzerlik artar.
Her bir basamak belirli özelliklere göre düzenlenmektedir.
Örneğin en üstten başlayacak olursak ökarya dediğimizde bu gruba giren bütün canlıların çekirdekli hücrelere ve zar yapılı organellere sahip olan ökaryotlar olduğunu biliriz.
Bu gruba çekirdeksiz ve zarlı organellere sahip olmayan hücrelerden oluşan prokaryotlar girmez örneğin.
Daha aşağıya indiğimizde belirsizlik azalır, belirginlik artar.
Gerçekten de bir aşağıya indiğimizde hayvanlar alemi olarak bakarsak, bu gruptaki canlıların tamamı genellikle aktif olarak yer değiştirebilen, heterotrof, kendi besinini üretemeyen,
dışarıdan alan, çok hücreli ve bir önceki basamağında özelliğini taşımak zorunda olduğunda, Ökaryotik canlılardır.
Örneğin bitkiler, bakteriler, mantarlar, arkeler ve protistalar artık ilgi alanımız değildir.
Yani ökaryotlar arasından spesifik bir grubu, daha bilimsel adıyla spesifik bir alemi seçmiş oluruz.
Daha sonra gelen filium halen...
Çok geniş bir canlı grubunu barındırıyor olsa da sınıflandırma bilimi gereği canlıların özellikleri daha spesifikleşmiştir.
Gerçekten de Kordalılar Filium'a ait bir birey mutlaka ilkel ya da ergin dönemde Notokord denen sır tipliğine sahip olmak zorundadır.
Elbette ki kendisinden önceki basamakların özellikleri de halen taşımaktadır.
Artık kordalılar filiumuna girdiğimizden ötürü diğer filiumlar olan kafadan bacaklılar, eklem bacaklılar gibi onlarca filiumdan bahsetmediğimizi belirtmiş oluruz.
Hayvanlar alemi altında 40 civarı filium bulunur.
Örneğin orada belirtilmediği halde kordalılar filiumu altında bulunan bir alt filium olan omurgalılardan da bahsedersek artık sadece sır tipliğine değil bunun ilerleyen dönemde
gelişerek bir omuriliğe dönüşen yapıya sahip.
sahip canlılardan bahsettiğimizi ilan etmiş oluruz.
Daha da spesifikleştirerek memeliler sınıfına girdiğimizde artık kuşlardan, sürüngenlerden, balıklardan vs.
bahsetmediğimizi belirtmiş oluruz ve bu gruptaki tüm hayvanların süt bezleri vardır.
Kılları vardır, yavrularını belli bir süre ana karnında taşırlar ve benzeri, ortak özellikleri vardır.
Daha da aşağılara indiğimizde etçiler takımından bahsedersek durumu spesifikleştirir ve otçul olmayan memeli hayvanları ele aldığımızı belirtiriz.
Kedigiller ailesine veya familyasına girdiğimizde artık köpekler, akrabaları ve köpek benzeri türlerden değil, Kediler ve türevlerinden bahsedeceğimizi ilan ederiz.
Ve son olarak cins ve türde bize son derece spesifik olarak da tek bir hayvan türünü belirtir.
Böylece oldukça kapsamlı bir şekilde bir türün pek çok özelliğini bilebiliriz.
Bu uzun anlatımdan da anlayabileceğiniz gibi sınıflandırmanın çok önemli bir görevi vardır.
Sınıflandırma sayesinde bir türün adını bilmemiz bile eğer ki taksonomi bilgisine sahipsek o canlıya ait onlarca özelliği bir anda bilebilmemizi sağlamaktadır.
Yumuşak geçişler ve gereksinimden doğan seviyeler.
Şimdi yukarıda da verdiğimiz örnekten anlayabileceğiniz gibi daha yumuşak geçişler için üst ve alt ön ekleri oldukça faydalı olabilmektedir.
Örneğin bir alt tür, bir türün belirli bir coğrafyada yaşayan ve yeni bir tür olacak kadar farklılaşmamış olan çeşitlerine denirken, üst takım ya da süper takım, dinozorlar gibi birden
fazla takım barındıran ancak bir sınıf olmayacak kadar geniş olmayan canlı grupları için kullanılır.
Diğer önemli nokta da şudur.
Bazı durumlarda bu sınıflandırmanın dışına çıkarak bazı arzulanan özellikleri vurgulamak adına orijinal sınıflandırmalar yapılabilir.
Örneğin hayvanları simetrilerine göre sınıflandırmak isteyen ve bunu özellikle vurgulamak isteyen biri yukarıdaki standart taksonomi yerine bu sınıflandırmada resmi olarak bulunmayan çift yanlı
simetrik veya ışınsal simetrik gibi aslında bu sıralamadan hiçbirine girmeyen tanımlar yapabilir.
Bunun bir diğer örneği de bitkileri sınıflandırırken bir klasik sınıflandırma birimlerinden hiçbirine uygun olmayan biçimde çenek sayısına göre bitkileri sınıflandırarak tek çenekli veya çift çenekli
denebilir. Bunlar sınıflandırılmamış sınıflandırma olarak isimlendirilebilirler.
Eğer sınıflandırma birimi bu şekilde belirgin ya da standart değilse Bir ata ve o atadan gelen tüm torunları içine alan sınıflandırma terimine CLAD denir.
CLAD belirli bir sınıflandırma birimi değildir ve her zaman grup anlamına gelecek şekilde kullanılabilir.
Bu şekilde standart dışı isimlendirmelerinin sebebi dediğimiz gibi bilim insanlarının özellikle belirli özellikleri vurgulamak istemelerinden ancak modern ve standart sistematiğin buna kimi zaman
izin vermemesinden kaynaklanmaktadır.
Az önce saydığımız gibi çok yaygın sınıflandırma artık bilim insanları arasında norm haline gelmiştir.
Her ne kadar modern sınıflandırmaya uymasalar bile, bunun sebebi biraz da taksonominin de bilim ile paralel olarak gelişmesi ve ihtiyaçlara cevap verecek şekilde modifiye edilmesidir.
Buna yazının sonunda tekrar döneceğiz.
Örneğin yukarıdaki resimde ortak atayı ya da içine alan her türlü gruplandırma bir klat gösterir.
Yani tür A ve tür B'ye ayrıldıkları noktadan itibaren alırsak bu bir klattır.
Tür A, tür B ve tür C'yi ortak atalarıyla birlikte alırsak bu da bir klattır.
Ancak sadece tür A'yı alırsak bu bir klat göstermez veya tür A ve tür C'yi birlikte ele alır ancak ortak atalarını ele almazsak bu da bir klat belirtmez.
Taksonomi de son ekler.
Latincenin sınıflandırma üzerindeki etkisi genel olarak biyoloji ve tıpta olduğu gibi oldukça yoğundur.
Biz de buna uyarak size yukarıda verdiğimiz ön eklerden sonra şimdi son ekleri vermek istiyoruz.
Çünkü bir latince sınıflandırma ismi duyduğunuzda bunun sınıf mı takım mı olduğunu anlayabilmeniz ancak bu son ekleri bilmenize bağlı olabilecektir.
Ancak burada da bir zorluk karşımıza çıkmaktadır.
Son ekler sınıflara göre değişebilmektedir.
son ekler ile mantarlar veya bitkiler için kullanılan son ekler farklı olabilmektedir.
Biz burada sadece bitki ve hayvanlardan bahsedeceğiz.
En sık onlar kullanıldığı için.
Gelecekte daha ayrıntılı konulara da girebiliriz.
Bitkiler için kullanılan son ekler oldukça üst sınıflandırma birimlerine kadar gidebilmekte ve şubeden başlamaktadır.
Listeleyecek olursak şube, alt şube, sınıf, alt sınıf, takım, alt takım.
Bunlar ilk başta zor gibi gelebilse de sıkça kullanıldığında son derece faydalı olacak şekilde öğrenilebilmektedir.
Hemen bir örnek üzerinden açıklayalım.
Burada ayrıntılarına girmiyoruz ancak yukarıdan aşağıya inildikçe belirli özelliklerin kısıtlandığını ve canlıların spesifikleştiğini unutmayınız.
Bu örnekteki sınıflandırma genellikle coğrafi koşullara göre olmaktadır.
Dediğimiz gibi uzatmamak adına buna girmeyeceğiz.
Hayvanlara geldiğimizde ise çok daha kısıtlı bir son ek listesi görürüz.
Üst familia, familia, alt familia, oymak, tribü.
Bunu da bir örnek üzerinden açıklayalım ve örnek olarak en bildiğimiz hayvan türü olan insanı seçelim.
Sonuç Taksonomi pek çok bilim insanı tarafından farklılaştırılmış bir bilim dalıdır ve bu sebeple günümüzde halen amansız tartışmalar sürebilmektedir.
Evrim bilimsel bir gerçek olarak son derece yavaş ve kademeli işleyen bir süreç olduğundan ötürü canlıların sınıflandırılması da güç olabilmektedir.
Unutmamak gerekir ki bu güçlükler evrimin kanıtlayıcı bulgularını zora düşürmek yerine tam tersine evrimin kademeli geçişini göstermektedir.
Bulunan bir canlının hangi gruba ait olduğunun bilinmemesi, bilimin yetersizliğinden çok türler arası geçişlerin genellikle pürüzsüz ve yavaş olmasındandır.
Taksonominin görevinin abartılması da son derece önemlidir.
Taksonomi en nihayetinde bilim insanları arasında anlaşmayı sağlamayı hedefleyen bir dilden ibarettir.
Ve bilimin gerçekleştiği veya bulguları üzerinde hiçbir söz hakkına sahip değildir.
Ne yazık ki taksonomiyi öğrenmenin çok kolay bir yolu yoktur.
Tamamen pratik yaparak ağız alışkanlığı edinmek ve bol bol canlı sınıflandırıp doğruluğunu test etmek şeklinde çalışılmalıdır.
bir süre içerisinde pek çok sınıflandırmanın altından başarıyla kalkabilecektir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
