Stanford Hapishane Deneyi: Güç, İnsanların Gözünü Nasıl Döndürüyor?
19 Ekim 2024 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Stanford Hapishane Deneyi Güç İnsanların Gözünü Nasıl Döndürüyor?
1971 yılında Philip Zimbardo isimli bir sosyal psikolog, insanların sosyal rollere nasıl tepki verdiğine dair bir deney düzenleme kararı aldı.
Ve Stanford Üniversitesi'nin Psikoloji Departmanı'nın Bodrum katına inşa edilen sahte bir hapishanede, gardiyanlar ve mahkumlar olarak davranmalarını sağlayacak şekilde, iki hafta sürecek olan deney için 24 kişiden
oluşan bir grup erkek, üniversite öğrencisini deneyinde kullandı.
Altyazı M.K. söylüyordu.
Mahkumlar üzerinde can sıkıntısı hissi yaratabilirsiniz.
Bir dereceye kadar korku yaratabilirsiniz ve onların hayatlarını tamamen rastgele güçler tarafından, sistem tarafından, sizler ve bizler tarafından kontrol edildiği hissine kapılmalarını sağlayabilirsiniz ve kesinlikle
özel hayatları olmayacak.
Onların bireyselliklerini çeşitli yollarla ellerinden alacağız.
Genellikle bunun sonucunda kendilerini güçsüz hissederler.
Bunu bekliyoruz. Yani bunun sonucunda biz tüm güce sahip olacağız.
Onlarsa hiçbir güce.
Gardiyanlar tıpkı gerçek gardiyanlar gibi giydirildi.
Ellerine tahta sopalar verildi ve tamamen gerçek bir hapishane ortamı yaratılmaya çalışıldı.
Göz temasına engel olması amacıyla aynalı gözlükler verildi.
Mahkumlara ise tıpkı gerçekte olduğu gibi oldukça rahatsız edici bir mahkum kıyafeti giydirildi ve bileklerine birer zincir vuruldu.
Gardiyanlara mahkumları onlara atanmış ve mahkum kıyafetlerine işlenmiş numaralar ile çağırmaları tembihlendi.
Böylece tamamen gerçek bir hapishane ortamı yaratıldı.
Polis tarafından tutuklanan denekler.
Zimbardo 14 Ağustos 1971 günü mahkum konumunda olacakları kendi evleri önünde ansızın ve beklenmedik bir zamanda tutuklayarak deneye dahil etti.
Tutuklamaları Palo Alto polisi Zimbardo ile anlaşmalı olarak yaptı ve mahkumları silahlı soygun suçu ile suçladı.
Mahkumlar tüm gerçek tutuklanma prosedürlerinden geçirildi, parmak izleri alındı ve profil fotoğrafları çekildi.
Polis karakolundan sonra sahte hapishaneye gerçek bir mahkum taşıma aracıyla transfer edildiler.
Hapishanedeki her bir hücre 3 mahkuma ev sahipliği yaptı.
Deney bu şekilde başladı.
Ve göreceli olarak sorunsuz bir ilk günden sonra daha ikinci günden ortalık karışmaya başladı.
İkinci gün birinci hücrede kalan mahkumlar kapılarını yataklarla bloke ederek kıyafetlerini çıkardılar.
Ve gardiyanları dinlemeyeceklerini söyleyerek emirleri reddettiler.
Olaylar bu şekilde başladı ve sonuçlar oldukça rahatsız edici düzeydeydi.
İşler sarpa sarıyor.
Sıradan ve normal sayılacak üniversite öğrencileri sadece birkaç gün içerisinde vahşi düzeyde sadist gardiyanlar ve gitgide korkaklaşan mahkumlara dönüştüler.
Her geçen gün her biri rolleri...
Güller geçtikçe gardiyanlar giderek şiddetlenen psikolojik kontrol taktikleri geliştirmeye başladılar.
Örneğin isyanlara katılmayanları aldıkları özel bir hücre yarattılar ve burada onları ödüllendirmeye başladılar.
Benzer şekilde makyumların yatak çarşaflarını ve süngerlerini alarak onları metal yataklarda uyumaya zorladılar.
Kısa süre içerisinde gardiyanlar makyumlara önce gizli sonrasında ise açık şiddet uygulamaya başladı.
Yemeklerini yemeyenler için gardiyanlar tarafından karanlık bir oda yaratıldı ve oraya hapsedilme cezası uygulanmaya başlandı.
Sadece 36 saat içerisinde 8612 numaralı makyum Zimbardo'nun tanımıyla...
Çılgın tavırlar sergilemeye başladı.
Zimbardo olayları şöyle anlatıyor.
8612 numaralı mahkum delice davranmaya başladı.
Bağırıyor, çığlık atıyor, küfrediyor ve kontrolsüz öfke nöbetleri geçiriyor.
Onun gerçekten bu psikolojik durumda olduğunu kabullenmemiz epey bir zaman aldı.
ve sonunda onu salma kararı verdik.
Deneyin başlamasından sonra sadece 6 gün geçmesine ve deneyin içeriği tamamen rol yapmaya dayanıyor olmasına rağmen sosyal ilişkilerin gerçekliğinden ötürü mahkumlar ile gardiyanlar arasındaki ilişki o
kadar sadist ve vahşi bir hale gelmişti ki Zimbardo beklediği süreyi tamamlayamadan deneyini sona erdirmek zorunda kaldı.
Deneyin ilk günlerinden itibaren gardiyan konumundaki öğrenciler sözlerini mahkumlara dinletebilmek için giderek şiddetli hale gelen yöntemler uygulandı.
Mahkumlarda ilk günlerde gardiyan konumundakilerin gerçek hayatta kendilerine ile aynı düzeyde olduğunu bildiklerinden inatçı ve zoraki bir şekilde rollerini üstlenen bir tablo çizmişler.
Ancak her geçen gün bu inatlaşmaya bağlı olarak artan gardiyan şiddeti onları giderek uysal ve korkak bir hale getirmiştir.
Deneye yönelik eleştiriler.
Zimbardo deneyden kendisinin bile etkilendiğini belirtmiştir.
Çünkü kendisi de deneyde hapishane müdürü rolüne sahipti.
Ve tamamen rol yapması gereken gardiyanların tamamen rol yapması gereken mahkumlara uyguladıkları şiddeti sürdürmesine izin verecek kararlar almıştır.
Bu diney toplumun onlara piştikleri rolleri farkında olmadan nasıl sahiplendiğini ve...
Ve Orul'ün etkisinden çıkamadan kontrolsüz bir şekilde yerine getirdiğini göstermeyi hedeflemektedir.
Deneyle ilgili birçok tartışma ve karşıt bilimsel makale yayınlanmıştır.
Özellikle de aradan geçen 48 yıl sonunda 2019 yılında Philip Zimbardo deneye ait orijinal kayıt ve dökümanları halkın erişimine açma kararı almıştır.
Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda bu deneye yönelik daha fazla eleştiri ve karşı yayın görmeyi bekleyebiliriz.
Örneğin 2019 yılında Lee Tikser tarafından yayınlanan Stanford hapiste...
Stanford Hapishane Deneyi'ni çürütmek başlıklı makalede şu sözler yer veriliyor.
ve deneyin katılımcısı olan 15 kişiyle yapılan mülakatlardan elde ettiğimiz sonuçlar, deneyin bilimsel değeri konusundaki kuşkuları daha da arttırmaktadır.
Bu verilerimiz Stanford deneyine yönelik önceden geliştirilen, talep karakteristiklerinin varlığı gibi eleştirileri desteklemekte kalmamaktadır.
Aynı zamanda bugüne kadar bilinmeyen yeni eleştiriler üretilmesini de sağlamaktadır.
Bu yeni eleştirilerimiz arasında veri toplama yönetiminin önyargılı ve eksik olarak yapılmış olması, Stanford deneyinin Zimbardo'nun sınıflarından biri.
3 ay önce öğrencilerinin yaptığı bir deneyden ne kadar dayana kaldığı, gardiyanların mahkumlara nasıl davranacakları konusunda, spesifik yönergeler almış oldukları gerçeği, gardiyanlara denek olmadıklarının söylendiği gerçeği
ve katılımcıların neredeyse hiçbir zaman deneye tam olarak gömülmedikleri gerçeği bulunmaktadır.
Şu ana kadar makaleye yönetilen eleştirilerden birisi, deneklerin rastgele seçilmediği, tam tersine seçilen kişilerin agresiflik, otoriteryenizm, makiavelinizm, narsizm ve sosyal baskınlık gibi açılan...
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
ortaya koyulan türden zorbalığın kent elinden ortaya çıkmasının güç olduğu daha ziyade baskı ve zorbalık üzerine kurulu sistemlerde doğal bir yan etki olarak ortaya çıktığı yönündedir.
Bazı araştırmacılar gardiyan rolündeki kişilerin özellikle zorba olmak veya zorbalaşmaktan ziyade deneyi yapan bilim insanlarının onları zorbalığa yönlendirmesi ve teşvik etmesi sonucu
deneklerin zorbalaştığını ileri sürmektedirler.
Bugüne kadar deneye yönelik geliştirilen eleştirilerden bir diğeri, gardiyanlar arasındaki davranışsal çeşitlilik ile ilgilidir.
Gardiyanların bir kısmı, zorbalığa ve zorbalık yapmaya yönelik üzerlerindeki baskıya aktif olarak ayak dirilmiştir.
Çünkü zaten modern psikoloji ve sosyoloji çerçevesinde gördüğümüz, içinde bulunan durumun kişilerin davranışlarını elbette etkilediği, Bireysel tercih ve kararların sonuçları etkileyebildiği ve buna bağlı
olarak bireysel suç ve başarılarından mesul olabildiği argümanıdır.
Bu önemli bir eleştiridir.
Çünkü Stanford hapishane deneyiyle ilgili yaygın bir kanı toplum içerisinde belirli roller verilen kişilerin kaçınılmaz olarak vahşileşeceği ve zorbalaşacağı yargısıdır.
Eğer durum buysa her koşulda kişilerin aksiyonlarından ziyade kurumların yönergileri sorumlu tutulacaktır.
Ancak eğer durum bu değilse kurumun yozlaşmışlığı her ne düzeyde olursa olsun bireylerin kararlarının önemi vurgulanmış olacaktır.
Böylelikle yozlaşmış kurumların iyileştirilmesi yönünde bireysel çabalar sarf etmekle teşvik edilebilir olacak.
Görünen o ki tarihsel anlatımın aksine Stanford hapishane deneyine benzer şekilde yapılan deneylerde her zaman zorbalığın doğal olarak ortaya çıkmadığı tam tersine bazı deneylerde deneklerin
egalitaryen bir sosyal yapı inşa ettiği gözlenmiştir.
Ancak bu deneyle ilgili de ciddi eleştiriler mevcuttur.
Örneğin deney akademik bir ortamda değil BBC kanalında yayınlanacak bir belgesel olacak biçimde icra edilmiştir.
Ve bu durum deneklerin davranışlarını doğrudan doğruya etkilemiş olabilir.
Genel olarak bu tür tekrar deneylerinin orijinal deneyin bulguların çürütebildiğine yönelik çok sayıda eleştiri bulunmaktadır.
Görülebileceği gibi böylesine kritik, büyük ve modern etik kurallar dolayısıyla tekrar edilmesi güç bir deneyle ilgili bütün tartışmalarda çok sayıda taraf ve argüman karşı argüman ikilisi mevcuttur.
Ve bunların hepsine burada yer vermemiz mümkün değildir.
Hiçbir tekil deneyin bütün insanların evrensel doğasını tek başına açıklamakta yeterli olmayacağı hatırlanmalı, tekil deneylerden büyük ve aceleci genellemeler yapmaktan kaçınılmalıdır.
meşhurlarından biri olmuş, bu ünü beyaz perdeyi de farklı ülkelerin sinemaları aracılığıyla taşınmıştır.
Hakkındaki tartışmaların ise daha çok uzun süre devam edeceği kesindir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
