Sempatik ve Parasempatik Sistemin Kaygı Bozukluğundaki İşlevi Nedir?
7 Nisan 2020 · 8 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
İzlediğiniz için teşekkürler. Limbik sistem genel olarak duygusal beyin olarak bilinir.
Beynin en ilkel kısmı ve hayatta kalmamızda kritik rol sahibi olan amigdala da burada bulunur.
Bu sistem tehlike anında savaş veya kaç esasına dayanır.
Bizi hayatta kalma içgüdüsüne iten amigdala'dır.
Eğer limbik sistemimiz olmasaydı karşımızda bir aslan gördüğümüzde korku hissetmezdik.
Kaygıya kapılıp oradan uzaklaşmaz ve ölürdük.
Diğer yandan eğer bir insanda limbik sistem fazla aktif olursa bu yüksek anksiyeteye yani kaygı durum bozukluğuna yol açar.
Yüksek anksiyete de kaygı verici durum sırasında el ayak buz tutar, çarpıntı olur, nefes darlığı, titreme gibi bazı rahatsız edici ve korkutucu semptomlar yaşanır.
Ama merak etmeyin, bu bizi öldürmeyecektir.
Bir eve ait çok hassas bir alarm düşünelim.
Uyumadan önce ev sahibi, hırsız faktörü gibi bir tehlikeye karşı alarmını kuruyor.
Böylelikle yatağına gönül rahatlığı ile gidiyor ve uyuyor.
Fakat bir anda alarm çalmaya başlıyor ve ev sahibi korkudan titreyerek polisi arıyor.
Polisler geldiğinde hırsıza dair hiçbir kanıta rastlanmıyor.
Sözde tehlike anı geçtikten sonra ev sahibi polislerle beraber güvenlik kayıtlarına bakıyor.
Ne görsünler bir fare güvenlik alarmının üstünden geçmiş ve alarm bu durumu yüksek tehlikeye sanıp ötmeye başlamış.
Aslında hırsız gibi büyük bir faktör ortada yokmuş.
İşte yüksek anksiyete de bize tam olarak bunu yapıyor.
Psikolojide bilissel davranışçı yaklaşıma göre limbik sisteminin fazla aktif olması yüksek kaygı gibi sorunlara yol açmaktadır.
Kendini koruma içgüdümüz bize hoşumuza gitmeyen ve temelde bizi ölüme sürükleyeceğini düşündüren en basit durumda bile devreye girer.
Ne mi olur? Tehdit hissederiz.
Ellerimiz ve ayaklarımız buz kesilir ve bunun sonucunda da yüksek çarpıntı ve huzursuzluk gibi rahatsız edici semptomlar oluşur.
Anlaşılır bir örnek vermek gerekirse.
Kendimizi ona bağımlı hissettiğimiz hayat arkadaşımız bizi 1-2 saat aramaz ve bizde çarpıntı başlar.
Aranmamak, sistemimiz için anlamı terk edilmek olan bir tehdittir.
Çünkü çekirdek inançlarımızdan biri de yalnız yaşayamamdır.
Böylece farkında olmadan ölüm korkusuyla dolarız.
Ve yüksek kaygı sonucu davranışlarımız kontrol edilemez hale gelir.
Ona sözlü saldırırız veya kavga çıkarırız.
Kavgayla olsa bile karşımızdaki kişiye ulaştığımızda bu çarpıntılar ve ona eşlik eden diğer semptomlar biter.
Alarm durur. Tehlike ortadan kalkmıştır.
Biz de güvendeyizdir.
Çünkü ona bir şekilde ulaşmış ve orada olduğunu kontrol etmişizdir.
Ama böyle yaparak daha büyük bir soruna yol açarız.
Sempatik ve parasempatik sistem nedir?
Nasıl çalışır? Biz saldırarak veya kaçarak yani alarm sistemimizin bize emrettiğini yaparak limbik sisteme aslında sen haklıymışsın, tehlikedeymişim dediğini yaptım
ve şimdi iyiyim mesajı veririz.
Gerçekte tehdit edici olmayan bir durumu sanki tehdit varmış gibi kabul eder ve limbik sistemle bunu pekiştiririz.
Böylece iki saatte bir yaptığımız sevdiğimiz kişiyi kontrol edici hallerimiz başa çıkılamaz olur.
Yanlış alarm pekiştirildikçe saatler de azalır.
Bir süre sonra bir saatte bir, 10 dakikada bir veya 5 dakikada bir kontrol etme ihtiyacı duyarız ve bu hem bizi hem de karşımızdakini fazlasıyla yıpratır.
Bu yüzden yanlış alarm sistemini doğrulamamak gerekir.
Bu noktada otonom sinir sisteminden bahsedelim.
Otonom sistem sindirim sürecimizi düzenler ve isteğimiz dışında çalışır.
Kalp ritmi, cinsel uyarım ve iç organların işlevlerini yönetmekten sorumludur.
Yani bizi hayatta tutar.
Sistem 3 bölüme ayrılır.
Sempatik, Parasempatik ve Enterik sistem.
Sempatik sistem vücudu tehlikelere karşı uyarır.
Tetikte tutar. Göbrek üstü bezlerinde adrenalin ve nöradrenalin salgılanmasına neden olur.
Bu kimyasal maddeler, sempatik sinir sistemi tetikte iken aktivitesini sürdürmek amacıyla kullanılır.
Bu yüzden anksiyete başladıktan sonra bir süre artarak devam eder.
Parasympatik sistem ise vücudu sakinleştirmekten sorumludur.
Sakinleşme sürecinde adrenalin ve nöradrenalin ortadan kaldırılır ve parasympatik sinir sistemi aktif hale gelir.
Vücutta tekrar gevşeme duygusu oluşur, adrenalin ve nöradrenalin kimyasallarının ortadan kalkması belli bir süre alır.
Bu yüzden sempatik sistem devreden çıkana kadar kendimizi bir süre daha heyecanlı, Endişeli ve huzursuz hissederiz.
Enterik sistem ise tüm sindirim sistemini kapsar fakat sadece sindirim sistemiyle ilgilenmez.
Vücutta serotonin ve dopamin gibi kimyasalları sentezler.
Beynin kendisinden bağımsız olarak hareket edebilir.
Günümüzde enterik sistemin ikinci beyin olduğunu savunan bilimsel bir topluluk vardır.
Enterik sistem, anksiyete ve stres yaşadığımızda hassaslaşır.
Sempatik sistem devredeyken, Bu etkiyle iştahımız azalır ve süreç geçene kadar yemek yiyemeyiz.
Özetle sempatik sistem savaş ve kaçtır.
Parasempatik sistem ise dinlenme sindirdir.
Tehlikeli bir durumda sempatik sistem devreye girer, vücudu alarm haline sokar ve kendini korumaya aldırır.
Bu gerçek bir tehlike karşısında bizi hayatta tutan yegane durumdur.
Fakat anksiyete bozukluğunda yanlış alarmda dahi bu sistem bizi sözde tehlikeye karşı ayakta tutar.
Eğer bu yanlış alarm sırasında biraz bekler ve davranışlarımızla durumu müdahale etmeye çalışmazsak parasempatik sistem devreye girecektir.
Vücuda tehlike yok sinyalini verip bizi çarpıntı halinden uzaklaştıracaktır.
Böylece yanlış alarm sistemi de doğrulanmamış olacaktır.
Tabi ki zararsız bir alarm durumunda sükuneti koruma yöntemini uygularken sempatik sistem yine ortaya çıkacak ve bizi huzursuz olmaya yetecektir.
Ancak unutmayalım ki bu yöntemin limbik sisteme yerleşmesi zaman alır.
Panik halinde hareketsiz kalmaya alışmak zordur.
Eğer yüksek anksiyetimiz varsa biz içinde bulunduğumuz yalancı tehlikeli durumuna karşı dirençli olup yanlış alarmı yalanlayarak tedavi sürecini başlatabiliriz.
Tedavi süreci yanlış alarmın direncine göre uzar veya kısalır.
Vücudumuza bu yöntemi öğreterek sempatik ve parasempatik sistemin yardımıyla yüksek ansiyeteden kurtulabiliriz.
Böyle bir durumda bilissel davranışlı terapi uygulayan bir psikologdan yardım almanız önerilmektedir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
