Sarılmak Stresi Azaltıyor ve Bağışık Sistemini Güçlendiriyor!
7 Nisan 2020 · 8 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Sarılmak stresi azaltıyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
Seslendiren Altay Kenger Teknolojinin gelişmesi ve şehirlerin kalabalıklaşmasıyla insanların eski bir düşmanı giderek güçleniyor.
Kentleşmenin gitgide artmasıyla insanlar doğadan uzaklaşmaya başladılar ve trafik, gürültü kirliliği gibi etkenlerle stres her geçen gün kendisini daha da hissettirmeye başladı.
Ancak stresle başa çıkmanın maliyetsiz, çok kolay bir çözümü var.
Sarılmak Öncelikle stresin tam olarak tanımını yapalım ve ne olduğunu öğrenelim.
Herkes 3 aşağı 5 yukarı stresin ne olduğunu bilir.
Çoğu insanın başından geçmiş klasik bir stresli durumu örnek vererek başlayalım.
Yarın matematik sınavı var ve siz hala yeteri kadar çalışmamışsınız.
Üstelik dersten geçmeniz bu sınava bağlı.
İşte stres tam olarak bu.
Yani vücudun zorlu bir duruma karşı verdiği tepkidir.
Vücut strese girdiğinde sempatik sinir sistemi devreye girer ve vücudun genelinde bir fizyolojik değişim olur.
Stresin vücutta sahip olduğu değişimler ve stresle ilgili olan bölgeler beyinden başlar ve vücutta çok sayıda hormon ve enzimler üzerinde etkisini gösterir.
Beyinde duyguların yönetilmesinden sorumlu amigdala, hipotalamus ve hipokampüs strese karşı harekete geçen ilk beyin bölgeleridir.
Bunları takiben üst düzey düşünme merkezi olan prefrontal korteks, sempatik sinir sistemi ile ilişkili beynin nöradrenalin deposu olarak bilinen lokus corellus, hipofiz bezi, böbreküstü bezleri
ve omurilik gelir. Vücutta stres oluşumuyla faaliyete geçen bu bölgeler, beynin nörokümiyasında da artma veya azalma şeklinde çeşitli hormonal değişikliklere sebep olur.
Bu hormonlardan başlıcaları kortikotropin salgılatıcı hormon, adrenokortikotropik hormon, kortizol, nörodrenalin, serotonin ve nöropetit yedir.
Stresin vücutta tepeden tırnağı yarattığı hasarları saymakla bitiremeyiz.
Bilim insanları saç dökülmesine %70 oranında stresin neden olduğunu söylerken, stres aynı zamanda beyindeki kan damarlarını bile tıkayarak vücuda çok büyük zarar verme potansiyeline sahip.
Bunun dışında stresin bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalıklara karşı vücudun savunma sistemini kırdığını da gösteren çok sayıda çalışma mevcuttur.
Stres, böbrek üstü bezlerinden stroit bir hormon olan kortizol salınımını tetikler.
Kortizolun en temel fizyolojik görevi hücrelere glikoz dağıtımını yapmaktır.
Hücrelerdeki glikojen depolarını hedef alır ve glikojenin parçalanmasıyla kandaki glikoz oranını yükselterek hücrelerin daha fazla glikoz almasını sağlar.
Peki, kortizolun bağışıklık sistemiyle ne alakası var?
Bağışıklık sisteminin en önemli bileşenleri T hücreleri, B lenfositleri ve antikorlardır.
T hücreleri kendi içlerinde öldürücü T hücresi, yardımcı T hücresi, gamma delta T hücresi ve düzenleyici T hücresi gibi gruplara ayrılır.
Düzenleyici T hücreleri yardımcı T hücrelerini baskılar ve vücudun gerektiğinden fazla T hücresi üretmemesini sağlar.
Ancak kortizol kana karıştığı andan itibaren düzenleyici T hücrelerinin bölünmesini tetikler ve bu hücrelerin sayısında ciddi bir artış olur.
Bu da akabinde Yardımcı T hücrelerinin daha fazla baskılanmasına sebebiyet vererek vücudun bağışıklık sistemini zayıflatır.
Araştırmacılar, önceki çalışmalarda cinsel bir amaç taşımayan sarılma ve elini tutma gibi fiziksel dokunuşların empati kurma ve güven vermede etkili bir araç olduğunu bulmuşlardı.
Güvenilen birinden gelen dokunuşlar, kişide hipotalamus, epifiz bezi, adrenal bezi ekseninde stresin etkisini azalttığını gösteriyor.
Stresin T hücreleri üzerindeki mekanizmasının belirlenmesinden sonra doğrudan hastalıklar üzerinde nasıl bir etkisi olduğu araştırıldı.
Katılımcılara nezle virüsü verildiği bir çalışmada tartışma gibi bireyler arası bir stres etkinliğine maruz kalanların nezleye daha kolay yakalandığı görüldü.
Toplamda kadın ve erkek karışık olmak üzere 406 kişinin katıldığı bir araştırmada ilk 8 ila 12 haftada katılımcılar bir ön karantinaya alınarak Maruz kalacakları nezle virüsüne karşı
sahip oldukları vücut dürencinin belirlenmesi için kan ölçümleri yapıldı.
Sonraki 4 ila 8 haftada katılımcıların fiziksel incelemeleri yapıldı ve sosyal hayatları incelendi.
Bir sonraki aşamada katılımcıların gün içindeki yaşadıkları stres, son 24 saat içinde ne yaptıkları ve kimlerle temasa geçtikleri 14 gün boyunca telefonla katılımcılara soruldu
ve sonuçlar kaydedildi.
Telefon görüşmeleriyle yapılan incelemelerin hemen sonrasında katılımcıların 0 ila 5 gün boyunca kan ölçümleriyle maruz kalacakları virüse karşı sahip oldukları savunma sistemleri son kez
incelendi. Yapılan incelemelerden sonra rehinovirüs ve influenza A adlı nezle ve soğuk algınlığı benzeri belirtilerin ortaya çıkmasına sebep olan virüsler katılımcılara burunlarından damlatılarak
verildi. 6 günlük bir karantinanın ardından katılımcıların burunlarından mukus örnekleri ve 28 gün sonra da kan örnekleri alındı.
Çalışmada yer alan katılımcıların kesinlikle herhangi bir psikolojik rahatsızlığa ve fizyolojik bir hastalığa sahip olmaması gerekiyordu.
Aksi takdirde bağışıklık sisteminin virüse mi yoksa hastanın kendinden var olan hastalığa mı tepki verdiği ölçülemezdi.
Araştırma yürütülürken virüs katılımcılara verilmeden önce Benzer hastalık belirtileri gösteren katılımcılar hemen deneyden çıkarılmışlardır.
Çalışmanın sonunda tüm katılımcılardan elde edilen test ve analiz sonuçları değerlendirildiğinde çevrelerinden daha az destek alan ve güvendiği insanlara daha seyrek sarılan bireylerde gün
içindeki stres miktarı ile hastalıklara yakalanma riski arasında bir doğru orantı olduğu görüldü.
Buna karşın çevreleriyle daha fazla temasa geçen, ve daha sık sarılan bireylerde stres ile hastalığa yakalanma riski arasında bir ilişki gözlemlenmedi.
Sarılmanın stresi azaltarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor olması bunun sadece stresli zamanlarda gerekli olduğu anlamına gelmiyor.
Bilim insanları sarılmanın stresten uzak olduğumuz günlerde de en az zor günlerdeki kadar önemli olduğunun altını çiziyor.
Sarılmanın yarattığı dokunma duyusundan kaynaklanan bu koruyucu etki sadece gergin geçen günlerde değil her zaman etkisini gösteriyor.
Bu da demek oluyor ki düzenli olarak sevdiklerine sarılan bireylerde stres seviyesi vücutta artmadan azaltılıyor ve vücut hastalıklara karşı daha dirençli oluyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
