Salvador Dalí ve Thomas Edison'ın Kullandığı Uyku Yöntemi, Yaratıcılığa Açılan Bir Kapı Olabilir!
4 Ağustos 2022 · 7 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Bu içerik Bionluk sponsorluğunda Bionluk seslendirmenlerinden İrem Öznur Kılıç tarafından seslendirilmiştir.
Salvador Dali ve Thomas Edison'ın kullandığı uyku yöntemi yaratıcılığa açılan bir kapı olabilir.
Yazar Yasemi Saplakoğlu, uyarlayan Elif Sağlam, editör Çağrı Mert Bakırcı.
Uyku her zaman yaratıcılık ve ilham için bir anahtar olmayabilir.
Özellikle çok fazla ya da olması gerekenden çok az uyduğunuzda.
Ama yeni yapılan bir araştırma...
uykunun yaratıcılığı arttırabildiği çok ilginç bir uyku tekniği olduğunu gösteriyor.
Araştırmacılar, sürreali sanatçı Salvador Dali ve ünlü mucit Thomas Edison tarafından da kullanılmış bu uyku tekniğinin yaratıcılığı arttırabileceğini ortaya koydu.
Bu tekniği kullanmak için Dali ve Edison ellerinde kaşık ya da top gibi bir nesneyi tutarak bir sandalyede uykuya dalardı.
Uykuları derinleşip de bilinçlerini yitirmeye başladıklarında ellerinde tuttukları cisim yere düşer ve onları uyandıracak bir ses çıkarırdı.
Bu onların erken uyku evresi denilen evreden derin uyku denilen evreye geçişini engellerdi.
Uyandıktan hemen sonra ise işlerine geri dönerlerdi.
Hipnogojik yani uyku uyanıklık arası olarak bilinen diğer bir adıyla ne bir erken bir uyku evresidir?
Derin bir uykuya dalmadan önce birkaç dakika sürer.
Ancak bu birkaç dakika yaratıcılık için oldukça verimli olabilir.
Uyku araştırmacısı olan kıdemli yazar Delphine Oudiet, N1 uyku evresi hakkında şunları söylüyor.
İnsanlar bir gece uykusunun yaklaşık yüzde beşini N1 uyku evresinde geçirirler.
Fakat bu uyku evresi üzerinde fazla araştırma yapılmış bir evre değil.
N1 evresinde şekiller ve renkler görebilir, hayal kurabilirsiniz.
Ancak aynı zamanda hala odanızda olan sesleri de duyabilirsiniz.
Bu uyku tekniği yaratıcılığı tetikler mi?
Bu uyku tekniğini kullanan büyük dehalardan etkilenen Oduyet ve grubu, tekniğin sıradan insanlar üzerinde yarayıp yaramayacağını test etmek için bir araştırma yapmaya başladı.
103 sağlıklı katılımcı buldular ve deneyden önceki gece normalden biraz daha az uyumalarını istediler.
Araştırmacılar katılımcılara eğer bulunabilirse, İçinde problemin hemen çözülmesini sağlayan gizli kurallara sahip matematik problemleri sundular.
Katılımcılar problemleri çözemedi.
Daha sonra katılımcıların her birine 20 dakikalık bir dinlenme arası verildi.
Katılımcılar bu 20 dakikalık arada beyin dalgalarının ezilmesini sağlayan makinelere bağlandı.
Daha sonra araştırma ekibi dinlenme evresinde olan katılımcıları dinlenme şekillerine göre 3 gruba ayırdı.
Uyanık kalarak dinlenenler, N1 uyku evresine girmesine izin verilenler, N1 uyku evresinden sonra en az 30 saniye daha derin uykuya dalmasına izin verilenler.
Birinci gruba rahatlamaları ve dinlenmeleri fakat uyumamaları söylendi.
İkinci gruba ise karanlık bir odada, yarı yatar pozisyonda bir sandalyede elleri sandalyenin kolçağının dışında olacak şekilde uyumaları söylendi.
Ayrıca ellerine bir bardak verildi.
Böylece bardak uykuya daldıklarında yere düşüp ses çıkararak onları uyandırdı.
Oduyet, araştırmanın bu kısmı hakkında şöyle diyor.
Burada amaç, diğer uyku evrelerinin herhangi bir etkisi olmadan, ne bir evresinin spesifik etkisini gözlemleyebilmekti.
Uykunun farklı aşamaları, farklı beyin dalgaları paternleriyle işaretlendiğinden, araştırmacılar, beynin elektriksel aktivitesini ölçen nörolojik bir test olan elektroencefalograf
yani EEG cihazından faydalanarak katılımcıların N1 aşamasından daha derin N2 aşamasına ne zaman sürüklendiklerini izleyebildiler.
Böylece 3. grubun N2 evresine geçip en az 30 saniye bu evrede kalınması sağlandı.
20 dakikalık süre dolup dinlenme evresi sona erdiğinde ise katılımcılardan daha fazla matematik problemi çözmeleri istendi.
Araştırmacılar katılımcıların kavrama gücünde bir artış olup olmadığını saptayabilmek için katılımcıların problemleri çözme hızındaki artışlarını ve gizli kuralı bulma şanslarını kaydettiler.
Araştırmacılar, uyanık kalanların gizli kuralı keşfetme şansının %30, N1 aşamasında en az 15 saniye geçiren katılımcıların ise şansının %83 olduğunu
buldu. Daha sonra ikinci ve üçüncü grup karşılaştırıldı.
ve uyku süreleri arasında yalnızca 1 dakikalık fark olmasına rağmen 3.
grubun N2 uyku evresine geçtiği için onlarda yaratıcılık etkisinin ortadan kalktığı anlaşıldı.
Bu yüzden 3. grubun gizli kuralı keşfetme şansının %14 olduğu belirtildi.
Araştırmacılar bu 1 dakikalık zamanda geçilen evreye yaratıcılığın tatlı noktası adını verdiler ve bu noktaya yalnızca uyku ve uyanıklık arasındaki dengeyi sağlamakla ulaşabileceğini
söylüyorlar. Ayrıca araştırmacılar bu noktaya ulaşabilmek için daha derin uykuya dalmadan önce uyanmak ve hemen işe geri dönmek gerektiğinin önemini vurguluyorlar.
Peki yaratıcılığı pekiştiren nedir?
N1 evresinin neden böyle bir etkiye sahip olduğunun nedeni hala açık değil.
Ancak bazı düşüncelerinizin kontrolünü kaybettiğiniz ama yine de biraz farkında olduğunuz Yarı uyanık bir evre olduğu için Odiyet bunu şöyle açıklıyor.
Bu düzensiz bir düşünce süreci ve tuhaf çağrışımlara sahip olduğunuz ideal bir durum yaratabilir.
Eğer aklınıza iyi bir fikir gelirse onu yakalama yeteneğine de sahipsiniz.
Odiyet, araştırmanın bir sonraki adımının insanların bir nesneyi tutmak zorunda kalmadan tekneyi kullanabilmeleri için bu yaratıcı uyku evresini Özel olarak hedeflemenin bir
yolu olup olmadığını bulmak olacağını söylüyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
