Transkript
Salgınlar nasıl sona erer?
Tarih hastalıkların gücünü kaybettiğini fakat neredeyse hiçbir zaman gerçek anlamda yok olmadığını gösteriyor.
Tarihçi Nukhet Varlık Editör Çağrı Mert Bakırcı Çevirmen Murat Demir Seslendiren Altay Kenger Covid-19 salgını ne zaman son bulacak?
Aylardır dünya çapında 51 milyonu geçkin Covid-19 vaka ve 1.2 milyondan fazla ölüm sayısıyla birlikte giderek artan bir bıkkınlık içerisinde bunun daha ne kadar süreceğini merak ediyor olabilirsiniz.
Salgının başından bu yana epidemiologlar ve halk sağlığı uzmanları koronavirüsün yayılmasını kontrol altına alma amacıyla ileriyi öngörmek için matematiksel modelleri kullanıyorlar.
Fakat bu bulaşıcı hastalık modeli aldatıcı.
Epidemiologlar modellerin kristal küre olmadıkları konusunda uyarmakta, tahminleri birleştiren yahut yapay zeka öğrenimi kullananları gibi bazı ileri versiyonları dahi ille de salgını ne zaman son
bulacağını veya ne kadar insanın öleceğini söyleyemiyor.
Hastalık ve halk sağlığı üzerine çalışan bir tarihçi olarak dört gözlü ipuçlar beklemek yerine geçmiş salgınların neyin sona erdirdiğini görmek için geçmişe bir bakmanızı öneririm.
Şu anda salgında hangi noktadayız?
Salgının ilk zamanlarında birçok insan koronavirüsün öylece ortadan kaybolacağını umuyordu.
Kimisi yaz sıcağı ile birlikte kendi kendine kaybolacağını savunuyordu.
Diğerleri ise yeteri kadar insan enfekte olursa sürü bağışıklığının devreye gireceğini iddia etmişti.
Fakat bunların hiçbiri olmadı.
Sıkı testler ve temas takibinden sosyal mesafeyi koruma ve maske takmaya kadar salgını kontrol altına alıp hafifletmek için olan bir takım toplum sağlığı girişimlerinin işe yaradığı kanıtlanmıştır.
Bununla birlikte virüsün dünya üzerinde hemen hemen her yere yayıldığını düşünürsek bu tür önlemler tek başına salgını bitiremez.
Şimdi ise gözler eşi benzeri görülmemiş bir hızla sürdürülmekte olan aşı geliştirmeye çevrilmiş durumda.
Yine de uzmanlar bizlere başarılı bir aşı ve etkili tedavi ile bile Covid-19'un hiçbir zaman ortadan kalkamayabileceğini söylüyor.
Salgın dünyanın bir noktasında kontrol altına alınsa bile başka noktalarda bulaşmalara sebep olarak muhtemelen diğer yerlerde devam edecektir.
Hatta artık doğrudan bir salgın boyutunda bir tehdit olmasa bile koronavirüs büyük ihtimalle bölgesel bir salgın halini alacaktır ki bu da yavaş, devamlı yayılmanın süreceği anlamına gelmektedir.
Koronavirüs mevsimsel grip gibi daha küçük salgınlara yol açmaya devam edecektir.
Salgınların geçmişi bu tarz can sıkıcı örneklerle doludur.
İster bakteri ister virüs veya parazit kaynaklı olsun, geçtiğimiz son birkaç bin yıldır insanları etkilemiş olan hemen hemen bütün patojenler halen aramızda.
Çünkü onları tamamen yok etmek neredeyse imkansız.
Aşılamayla yok edilmiş tek hastalık çiçek hastalığıdır.
1960'lar ve 70'lerde Dünya Sağlık Örgütü tarafından yürütülen toplu aşı kampanyaları başarılı oldu ve 1980'de çiçek hastalığı tamamen yok edilen ilk ve halen tek insan hastalığı
olarak ilan edilmişti.
Öyle ki çiçek hastalığı gibi başarı hikayelerine ender rastlanmakta.
Daha çok hastalıkların kalıcı olmaları bir kuraldır.
Örneğin sıtma gibi patojenlere bir bakalım.
Parazitler aracılığıyla yayılan bu patojen neredeyse insanlık kadar eskidir ve bugün ağır bir hastalık yüküne zorlamaktadır.
2018'de dünya genelinde yaklaşık 228 milyon sıtma vakası ve 405 bin ölüm gerçekleşmiştir.
1955'den bu yana DTT ve kolerin kullanımı ile desteklenmiş, sıtmayı ortadan kaldırmak için olan küresel programlar bir hayli başarı sağlamıştır.
Fakat hastalık, birçok küresel güney ülkesinde halen bölgesel salgın halindedir.
Benzer şekilde verhem, cüzdan ve kızımı gibi hastalıklar birkaç bin yıldır bizlerle birlikte ve bütün çabalara rağmen görünürde kesin bir imha görülmemektedir.
Bu listeye grip ve COVID-19'a yol açan SARS, MERS ve SARS-CoV-2 dahil koronavirüsler ile birlikte HIV ve Ebola virüs gibi nispeten daha genç patojenleri eklerseniz genel epidemiolojik
tablo netleşecektir. Hastalıkların küresel yükleri üzerinde bir araştırma çoğu gelişmekte olan ülkelerde meydana gelen bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan yıllık ölüm oranının dünya geneli ölümlerinin ancak
üçte biri olduğunu gösteriyor.
Günümüzde küresel havacılık, küresel ısınma ve çevresel sorunlar çağında bizler canlı ve sağlam kalan çok daha eski hastalıkları çekmeye devam ederken devamlı olarak da bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması tehditine maruz
kalmaktayız. İnsan toplumlarını etkileyen patojenler listesine bir kere eklendi mi?
Çoğu bulaşıcı hastalık kalıcıdır.
Hali hazırda etkili aşıları ve tedavileri olan hastalıklar bile can almaya devam ediyor.
Muhtemelen hiçbir hastalık bu konuyu insanlık tarihinin en ölümcül hastalığı olan vebadan daha iyi anlatamaz.
Bugün bile adı dehşet ile eş anlamlı olmaya devam etmektedir.
Veba, Yersinia pestis bakterisinden kaynaklanmaktadır.
Son 5000 yıldır yüz milyonlarca insanı öldürmüş, sayısız bölgesel salgın ve belgelenmiş en az 3 veba salgını gerçekleşmiştir.
Tüm salgınların bilinen en kötüsü ise 14.
yüzyıl ortalarındaki kara vebadır.
Fakat kara veba tekil bir patlak kesinlikle değildi.
Veba her 10 yılda bir ya da daha sık nüksediyordu.
Her defasında zaten sarsılmış toplumları vuruyor ve en az 6 hazır süresince büyük zararlar veriyordu.
19. yüzyıldaki sıhhi devrimden önce bile her salgın sıcaklık, nem ve virüslerin, taşıyıcıların ve yeterli sayıda duyarlı bireylerin mevcudiyetindeki değişikliklerin bir sonucu olarak Aylar ve bazen yıllar içinde
yavaş yavaş yatışmaktaydı.
Bazı toplumlar kara vebanın sebep olduğu zararı nispeten çabuk kapatıyordu.
Diğerleri ise hiçbir zaman kapatamadı.
Örneğin Orta Çağ Mısır'ı salgının bilhassa tarım sektörünü harap eden kalıcı etkilerinden tam olarak çıkamamıştı.
Azalan nüfusların giderek artan etkilerini telafi etmek imkansız hale gelmişti.
Memlük Devleti'nin de kademeli gerilemesine ve iki asırdan kısa süre içerisinde Osmanlılar tarafından fethine yol açmıştır.
Aynı devlet yıkan veba bakterisi bugün bile bizlerle birlikte ki bu da patojenlerin çok uzun süre kalıcılıkları ve dirençleri hususunda bir hatırlatıcıdır.
Umarım COVID-19 bin yıllarca sürmeyecektir fakat başarılı bir aşı olana kadar ki hatta olsa bile hiç kimse güvende değil.
Bu noktada politikalar hayatı önem taşıyor.
Aşılama programları seyreltildiğinde hastalıklar yeniden zırh giyip kılıç kuşanabilir.
Aşılama girişimleri azalır azalmaz tekrardan hortlayan kızamık ve çocuk felcine bir bakın.
Bu kadar tarihsel ve güncel örnekleri düşünürsek, insanlık COVID-19'a neden olan koronavirüsün izlenebilir ve yok edilebilir bir patojen olduğunu kanıtlayacağını umabilir.
Ancak salgınların tarihi bize aksini düşünmeyi öğretiyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
