Transkript
Sağlıklı bir aklın işareti.
Kendi kendine konuşmak.
Yazar Çağrı Mert Bakırcı.
Seslendiren Altay Kenger.
Kendi kendine mi konuşuyorsun sen?
Deli misin? Bu lafı çok sık duyuyoruz.
Sahi kendi kendine konuşan insanlara neden deli diyoruz?
Olmadık yakıştırmalar yapıyoruz.
Kendi kendinize konuşuyor olmanız gerçekten deliliğe bir işaret mi?
Yoksa tam tersine kendi kendine konuşmak sağlıklı bir aklın işareti olabilir mi?
Gelin bir bakalım. Kendi kendine konuşmanın psikolojisi.
Her ne kadar gürültülü bir dünyada yaşıyor olsak da birçok insan hayatındaki aşırı sessizlikle mücadele ediyor.
Kimi yalnız yaşıyor, kimi ise sadece kendi işine bakan, sohbete pek yanaşmayan diğer insanlarla.
Bu özellikle de dijital çağda çok daha yaygın bir problem haline geldi.
Elbette her zaman televizyonu açabilir, müzik dinleyebilir veya en son aldığınız teknolojik bıdıyla oynayabilirsiniz.
Ama ya aradığınız bir insanla konuşmaksa?
Kafanızda dönüp duran düşünceleri yaşayan bir kişiye aktarmaksa?
Büyük ya da küçük fark etmez başarılarınızın bir kısmını diğerleriyle paylaşmaksa.
Her ne kadar diğer insanların varlığı sosyal gelişimimiz açısından çok önemli olsa da yalnız kaldığınızda kendi benliğinizle konuşmak büyük bir boşluğu kısmen de olsa doldurmanıza yardımcı olur.
Kendi kendinize konuşmanızın nedeni güvenilir dostlar arama nedeniyle aynıdır.
Fikir alışverişinde bulunmak ve iletişim kurmak.
Zaten bu nedenle genellikle daha güçlü duygular ve hisler deneyimlerken kendimizle konuşuruz.
Mesela öfkeliyken, gerginken, bir işe aşırı odaklanmışken veya heyecanlıyken.
Anahtarlarınızı nereye koyduğunuzu hatırlayamadığınız, bu nedenle strese girdiğiniz ve kendi kendinize ''Nereye koydum ben bu anahtarları?
Yok yok, oraya koymuş olamam, o odaya girmedim ki.'' diye konuştuğunuz olmuştur.
Bu olay sandığınızdan çok daha yaygın bir ol.
Yapılan bir araştırmada farklı zorluklara sahip 6 ayrı görevi yerine getirmeye çalışan yetişkinlerin, %100'ünde kendi kendine konuşma görüldü.
Katılımcıların %80'i görevlerin 6'sının tamamında kendisiyle konuştu.
Yani bu insanlar için sıradan bir olgu.
Bilimde buna gizli konuşma veya özel konuşma adı veriliyor.
Yani kendi kendine konuşma delilik ile ilgili olan bir konu değil.
Kişinin diğer insanlardan ziyade kendisine özel yaptığı konuşmalar olarak kategorize ediliyor.
Tabi burada bir parantez açalım.
Bu anlattıklarımızdaki kritik nokta şu.
Kendi kendinizle konuşurken herhangi bir görsel veya işitsel halüsinasyon yaşamıyor olmalısınız.
Yani kendi kendinizle konuştuğunuzun tamamen bilincinde olmalısınız.
Eğer ki kendi ağzınızdan çıkmayan sesleri kulağınıza fısıldanmış gibi deneyimliyorsanız ve gerçek olmayan kişileri fiziksel olarak gözünüzün önündeymiş gibi görüyorsanız bu durumda sağlıklı
bir kendi kendine konuşmadan söz etmiyoruz.
Böyle bir durumda psikiyatrise görünmenizi önemli tavsiye ederiz.
Birçok uzman 2 ila 7 yaş arası çocuklarda kendi kendine konuşma davranışını araştırıyor.
Çünkü bu çok küçük yaşlarda başlayan bir davranış.
Ufak bir çocuğu bir süre inceleyecek olursanız, oyun oynarken veya bir iş üzerindeyken kafa yorduğu süreci yüksek sesle anlatmaya meyilli olduğunu görebilirsiniz.
Bu hem dil becerilerini geliştirmeyi sağlayan bir davranış, hem de sosyal yalnızlığın giderilmesine katkı sağlıyor.
Kendi kendine konuşmanın sinir bilimi.
Ama kendi kendine konuşmak sadece yalnızlığı hafifleten bir unsur değil, aynı zamanda bir yetişkin olarak zekanızı daha aktif bir şekilde kullanmanızı da sağlıyor.
Yani işin sadece psikoloji tarafı yok, bir de sinir bilimsel tarafı var.
Kendi kendinize konuştuğunuzda aklınızdaki fikirleri netleştirmeniz mümkün olur.
Sessizce düşünmek yerine kendi kendinize konuştuğunuzda Beynin konuşma ile ilgili bölgelerini aktif hale getirdiğiniz için üzerine kapa yorduğunuz konularda farklı perspektifler kazanmanız mümkün olabilir.
Çünkü düşünceler artık yeni beyin bölgelerince de işleniyor demektir.
Bu sayede göremediğiniz şeyleri görmeniz, fark edemediğiniz şeyleri fark etmeniz, keşfedemediğiniz şeyleri keşfetmeniz mümkün olacaktır.
Çünkü her ne kadar beyninizin her zaman kendi benliğinizin tarafında olacağını, Dolayısıyla farklı fikirleri dile getiremeyeceğini düşünseniz de yanılıyorsunuz.
Bir düşünün, kendinizin en büyük eleştirmeni kimdir?
Hayır, sizden nefret eden işe yaramaz insanlar değil.
Sizsiniz, kendinizsiniz.
Bir başkası sizi eleştirdiğinde savunmaya geçebilirsiniz.
Eleştiri kötü yapılmış olabilir, dolayısıyla faydalı kısımlarını gözden kaçırabilirsiniz.
Ama kendi kendinizi eleştirdiğinizde...
Rahatsızlık duymayacağınız ve savunmaya geçmeyeceğiniz için çok daha sakin bir kapayla düşünmeniz ve sorunları çözmeniz mümkün olur.
Örneğin bir karar almaya çalışırken ikilemde kaldıysanız ve A seçeneğini tercih etmeyi daha çok istiyorsanız ancak çeşitli sebeplerle B seçeneği daha makul ise kendi kendinize konuştuğunuzda
diğer seçeneği seçmenin neden size daha faydalı olduğunu kendi kendinize ispatlayabilir, kararınızı mantıklı olandan yana değiştirebilirsiniz.
Fakat aynı şeyi bir arkadaşınızla ya da internet ortamında herkese açık bir tartışma şeklinde yapacak olursanız diğer insanların karşıt fikirleri, Size saldırganca veya sırf inat uğruna ileri sürülen
argümanlar gibi gelebilir.
Savunmaya çekilirsiniz ve objektif kararlar alma şansınız azalır.
Ya da arkadaşlarınız size destek olmak adına sizin istediğiniz tercihi daha makul olana karşı savunabilir.
Bu da yanlış kararlar almanıza neden olur.
Ancak en büyük eleştiriminiz olan kendiniz bu hataya düşmeyecektir.
Bu noktada şunu sorabilirsiniz.
Neden yüksek sesle söyleyeyim ki?
Sessizce de olsa kendi kendime konuşabilirim.
Evet bunu yapabilirsiniz.
Bunu yapmak kendi kendinize hiç konuşmamanızdan iyidir.
Ancak yapılan çalışmalar insanların işitsel komutlara daha etkili bir şekilde yanıt verebildiğini gösteriyor.
Örneğin Bangur Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada kendilerine çeşitli görevler verilen kişiler görevin adımlarını yüksek sesle okuduklarında sessizce okumaya nazaran daha başarılı bir
şekilde o adımları takip edebildiler.
Zaten muhtemelen bu nedenle tenis oyuncuları özellikle de oyunun kritik noktalarında kendileriyle yüksek sesle konuşmaya meyilliler.
Bu sayede kendilerini çok daha verimli bir şekilde motive edebiliyorlar.
Bir diğer araştırmada ise basketbol oynayan kişilerin kendi kendileriyle konuşmaları halinde pas ve şut isabet yüzlerinin arttığı gösterildi.
Kendi kendine konuşmanın evrimi Tabi bir de işin evrimsel biyoloji tarafı var.
Kendi kendinizle konuşmak evrimsel açıdan son derece sağlıklı bir davranış.
Konuşma becerimizin evrimleşmesinin ana nedeni oldukça sosyal bir hayvan türü olan insanlar için karmaşık bir iletişim sisteminin müthiş bir avantaj sağlıyor olmasıydı.
Ancak buna bağlı olarak bizi biz yapan beyin bölgelerimiz de farklılaştı, karmaşıklaştı ve bu sayede daha karmaşık düşünceler inşa edebilmeye başladı.
Evrimimizin ilerleyen dönemlerinde konuşma becerisi öylesine güçlü bir iletişim aracı haline geldi ki şarkılar söyledik, şiirler okuduk, kitaplar yazdık.
Daha önemlisi kendi iç düşünce süreçlerimizi dinlemeye başladık.
Bugünlerde insanlar bunu giderek daha az yapıyorlar.
Ancak insanlar kendileriyle baş başa kaldığında kendisiyle yüksek sesle konuşmaya yatkın olanların duygusal olarak daha stabil, daha mantıklı kararlar alabilen, daha etkili olma potansiyeline
sahip kişiler olduğu düşünülüyor.
Bunlar biyolojik ve kültürel evrimde bize fayda sağlayan unsurlar.
Öyle ki insan harici maymun türlerinin beyinlerinde yapılan araştırmalar başarmaları gereken görevlere uygun beyin bölgelerinin aktive olduğunu gösteriyor.
Örneğin görsel bir görevi başarmaya çalışıyorlarsa beyinlerinin görsel bölgeleri aktive oluyor.
İşitsel bir görev ise işitsel bölgeler aktive oluyor.
Ama insanlar da görevin tipinden bağımsız olarak ilgili bölgelerin tamamı göreve hazırlanırken aktif hale geliyor.
Bundan yola çıkan araştırmacılar, belirli görevler verdikleri kişilerin yüksek sesle bla bla bla gibi anlamsız şeyler söylemelerini ve görevi başarmaya çalışmalarını istediler.
İlginç bir şekilde, odaklanma gerektiren bir görevde bu anlamsız sözleri söyleme nedeniyle kendi kendine konuşamayan insanların beyinleri, tıpkı maymunlarda olduğu gibi çalıştı.
Sadece görevle ilgili olan kısımlar aktif oldu.
Yani kendi kendinize konuşmadan yaptığınız görevlerde bir maymundan farksızsınız diyebiliriz.
İşte bu nedenlerle kendi kendine konuşmaya yatkınlık eğer ki genetik bir altyapıya sahipse evrimsel bir avantaj sağladığı için bu kadar yaygın olabilir.
Ve tam da bu nedenle bir anomalinin göstergesi değil tam tersine normal bir davranış.
Son olarak bazı araştırmalar kendi kendine konuşmanın beyni düzenleyici ve özellikle hatırlanması gereken şeyleri daha kolay hafızada tutmayı sağlayıcı bir etkisi olduğunu gösteriyor.
Çünkü kendi kendimize konuştuğumuzda mecburen yavaşlıyoruz.
Daha yavaş düşünmek konu üzerine daha fazla kafa yormamızı sağlıyor.
Bu da hem hafızamıza katkı sağlıyor hem de daha doğru kararlar almamıza yardımcı oluyor.
Yapılan çalışmalar derslerine çalışan öğrencilerin Hatırlamak istedikleri kavramların neden önemli olduğunu kendi kendilerine yüksek sesle anlattıklarında bunları daha uzun dönemde hatırlama ihtimallerinin
arttığını gösteriyor. Sadece hatırlama da değil, aynı zamanda kendi kendine yüksek sesle bunu başarabilirsin diyen kişilerin görev tamamlama başarısının arttığı da gösterildi.
Yani kendi kendinize konuşuyorsanız endişe etmeyin.
Son derece sağlıklı bir bireysiniz.
En azından bu açıdan bir hastalığınız olmadığını söyleyebiliriz.
Kendi kendinize konuşurken kendinize nazik olmayı unutmayın.
Elbette arada sırada kendinize sövdüğünüz veya kızdığınız anlar olabilir.
Ancak üzerinize çok gitmemek, daha sağlıklı kararlar alabilmenizi ve yersiz yere strese girmemenizi sağlayabilir.
Kendinize sorular sormaktan ve bu sorulara cevaplar aramaktan çekinmeyin.
Eğer motivasyon arıyorsanız...
kendi kendinize olumlu cümleler kurmanız faydalı olacaktır.
Bunu başarabilirim demek gibi.
Bir şey üzerine düşünürken, örneğin bir anahtarın yerini sesli olarak hatırlamaya çalışırken, anahtarın adını, odaların isimlerini ve benzeri şeyleri yüksek sesle söylemek, sonuca daha hızlı ulaşmanızı
sağlayabilir. Ve belki de en önemlisi, konuşan kişiyi dinleyin.
Bu bir başkası da olabilir.
Kendiniz de olabilirsiniz.
Beyninizin söylediklerine, içine attıklarınızdan dışarı çıkanlara kulak verin.
Kendi kendinize konuşmanın evrimsel önemini her zaman hatırlayın.
Sanıyoruz bu konuyu en iyi özetleyen kişi, komedyen ve yazar Franklin P.
Jones şöyle söylüyor.
Kendi kendinize konuşmanın bir faydası, en azından birilerinin sizi dinliyor olduğunu bilmektir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
