Rüyaların İçeriği ile İlgili Sırlar, fMRI Çalışmaları Sayesinde Yavaş Yavaş Çözülüyor!
12 Şubat 2022 · 5 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Taybaş, editör Çağrı Mert Bakırcı, seslendiren Akın Karahasan.
Bugüne kadar gördüğünüz rüyalardan sürekli anlamlar çıkarmaya çalışsak da onlar bizim için hep bir gizem olarak kalmıştır.
Tarih boyunca rüyalarla ilgili çok şey yazılıp çizilmesine rağmen kimse kesin kanıtlarla bu olayın arkasındaki sır perdesini aralayamamıştı.
Japonya'da bir grup bilim insanının yaptığı çalışmalar neticesinde beyin tarama teknolojisi kullanarak gördüğümüz rüyaların içerikleri çözüldü.
Gördüğümüz rüyaların ne anlama geldiğini bulmak mümkün olabilecek.
araştırma merkezi sayısal sinir bilim laboratuvarında çalışan Prof.
Dr. Yukiyasu Kamitani ve ekibi işlevsel manyetik rezonans görüntüleme tekniğini kullanarak uykudaki 3 kişinin beyin yapılarını taradılar.
Tarama esnasında kişilerin beyin dalgaları EEG yöntemiyle sürekli olarak kaydedildi.
Araştırmacılar uykunun ilk aşamalarıyla ilişkili beyin dalgalarını her tespit ettiğinde hemen katılımcıları uyandırıyor ve onlara rüyalarında ne gördüklerini soruyordu.
Uykunun ilk evrelerinde görülen rüyalar...
bilim literatüründe hipnagojik imgeleme olarak tanımlanıyor.
Beyin dalgalarıyla ilişkilendirilen her rüya not alındıktan sonra katılımcılar tekrar uyumaya devam ediyordu.
Bu işlem her gün 3 saat aralıklarla 7-10 defa tekrarlandı.
Ve 3 saatlik sürelerde katılımcılar saat başına 10 kere uyandırıldı.
Katılımcıların hepsi saatte 6-7 rüya gördüklerini söylüyorlardı.
Ve araştırmacılar toplamda 200'ü aşkın rüyadan oluşan bir veri tabanı elde etti.
Katılımcıların bildirdiği rüyaların çoğu onların günlük işleriyle ilgiliydi.
şöyle açıklıyor. Dr. Kamitani ve ekibi katılımcılara söylediklerinden anahtar sözcükler oluşturmak için WordNet adlı sözlük işlevine sahip bir veri tabanı kullandılar ve bu sözcüklerin 20 kategori altında topladılar.
Örneğin çok sık karşılaşılan sözcüklerden bazıları kadın, erkek, araba, bilgisayar gibi kelimelerden oluşuyor.
Bir sonraki aşamada araştırmacılar oluşturulan her bir kategoriyi temsil eden fotoğraflar belirlediler.
Bu fotoğraflar katılımcılara gösterilirken ekip tarafından efemeray tekniğiyle katılımcıların beyin yapısını taradılar ve hangi bölgenin etkin olduğunu incelediler.
Bu noktada araştırma ekibi, katılımcıların uyandırıldığı ve fotoğraflar gösterildiği zaman olmak üzere iki farklı fMRI tarama sonucuna sahip oldu ve bu sonuçları birbiriyle karşılaştırdılar.
Araştırmacılar, renk zıtlığı ayarlama gibi görüntülerin ilk işlendiği yer olan beynin V1, V2, V3 alanlarındaki hareketliliği ve ardından nesne tanımlama gibi daha üst düzey görsel işlev alanlarını
incelediler. 2008 yılında Dr.
Kamitami ve ekibi beynin görsel işlev alanlarında nesnelerin görüntülerini oluşturmayı ve bunun mekanizmasını çözmeyi başarmışlardı.
Şimdi ise onlar beynin daha üst seviyesindeki işlem merkezlerinde rüyaların ne anlama geldiğini çözebiliyorlar.
Araştırmayla ilgili Dr.
Kamitani şunları söylüyor.
Rüyaların içeriklerini sınıflandırdıktan sonra bu sınıf içindeki görüntülerin rüyada olup olmadığını tahmin etmek için bir modele başvurduk.
Katılımcıların uyandırılmasından sonraki 9 saniye boyunca gerçekleşen beyin etkinliğini inceleyerek bir kişinin rüya görüp görmediğini tespit edebiliyoruz.
Dr. Kamitani araştırmalarında rüyaların içeriklerinin görsel yapısından ziyade ne anlam ifade ettiğini bulmaya odaklandıklarını belirtti.
Ancak görsel yapılarında oluşabileceğini düşünüyor.
Araştırma New Orleans'daki Yıllık Sinir Bilim Kongresi'nde sunuldu ve Science dergisinde yayınlandı.
Kamitani ve ekibi şu an uykunun çeşitli aşamalarını inceleyerek rüyalarla ilgili daha fazla bilgiye ulaşmaya çalışıyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
