Psikolojik Yansıtma (Projeksiyon) Nedir? İnsanlar Kendi Kusurlarını Neden Başkalarına Yansıtırlar?
3 Ağustos 2022 · 19 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Bu içerik Biyonluk seslendirmenlerinden İbrahim Uzun tarafından seslendirilmiştir.
İkinci yazar Enes Kocabey.
Editör Çağrı Mert Bakırcı.
Psikolojik yansıtma, İngilizce Psychological Projection.
Kişinin genellikle kendisiyle ilgili olumsuz ve kabul edilmez duygularını, dürtülerini veya özelliklerini başka bir kişiye, canlıya, nesneye veya gruba aktarmasını içeren bir savunma mekanizmasıdır.
Psikanalizin kurucusu olarak anılan Sigmund Freud tarafından ileri sürülen bu mekanizma, bir insanın içinde olan biten süreçlerin sanki dışarıdan gelen bir etki ışığında gerçekleştiğini sanmasıyla ilişkilendirilmektedir.
Psikolojik yansıtma, diğer tüm savunma mekanizmaları gibi zihinsel olarak başa çıkmaya hazır olunmayan durumlarda iç çatışmalara karşı verilen bilinçaltı tepkilerdir.
İnsanlar bunu genellikle başka türlü baş edemeyecekleri durumlarda içsel huzurlarını bastırmak için farkında olmadan kullanırlar.
Bu yüzden psikolojik yansıtma insanların zorluklarla başa çıkmasında önemli bir rol oynar.
Ama diğer savunma mekanizmalarında da olduğu gibi bunun aşırı kullanılması ikili ilişkilerin zarar görmesine sebep olabilir.
Günümüzde psikolojik yansıtma, kurbanı suçlama, aldatmayı rasyonalize etme ve zorbalık gibi birçok pratik alanda karşımıza çıkmaktadır.
Örneğin bir zorba, kendi iç dünyasındaki zayıflıklarını zorbalık ettiği kişilere yansıtabilir veya kafası karışmış bir kişi, bu kafa karışıklığı ve yetersizlik hissini diğer insanlara yansıtabilir.
Ancak psikolojik yansıtma sadece bireyler için geçerli değildir.
Türümüzün kolektif hafızası ve kimliği için de geçerli olabilir.
Örneğin türümüz içindeki vahşet eğilimini köpek balığı gibi türlerin doğal avlanma güdülerine yansıtabilir.
Benzer şekilde uzaylıların tipik figürleri esasında insanların ve insanın doğa üzerindeki zulmünün diğer hayvanların gözünden nasıl gözüktüğünü yansıtmakta kullanılabilir.
FİSİKOLOJİK YANSITMANIN TARIHI Freud hastalarıyla yaptığı seanslar sırasında bireylerin kendisinde olan fakat istemedikleri davranışları karşı tarafta varmış gibi gösterdiğini fark etti.
Diğer bir deyişle hastalar içlerinde olan durumu dışarıdan geliyormuş gibi yanlış yorumluyorlardı.
Bu davranış onların duygularıyla daha iyi başa çıkmasını sağlıyordu.
Bu nedenle Freud, psikolojik yansıtmayı bireylerin kendilerinde bulunan ve rahatsız edici veya onlarda kaygı uyandıracak özelliklere karşı egolarını savunmak için kullandıkları bilinçsiz stratejilerden
biri olarak tanımladı. Aslında Freud'dan çok önce bu şekilde anılmamış olsa bile Can Battista Vico gibi düşünürler ve Ludwig Feuerbach gibi filozoflar tarafından tanımlanmış ve örneğin Feuerbach tarafından dinin
ve din mantığının eleştirisinde kullanılmıştır.
500'lü yıllarda yazılmış olan Babil Talmudunda da şöyle geçmektedir.
Kendinde olan lekeyi komşunda arayarak onu tahrik etme.
İncil'in Matta 7 babında da şöyle geçer.
Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl izin ver gözündeki çöpü çıkarayım dersin.
Seni iki yüzlü, önce kendi gözündeki merteği çıkar.
O zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.
Psikolojik yansıtma sözcüğü ilk kez Avusturyalı psikolog Sigmund Freud tarafından Wilhelm Fils'e yazdığı mektuplarda 1895 yılında kavramsallaştırılmıştır.
Bu yüzden psikolojik yansıtma bazen Freudian izdüşüm olarak da adlandırılır.
Kavramı ortaya koyduğu mektupta komşularının onun hakkında dedikodu yaptığını düşünen, utanç duygusuyla yüzleşmekten kaçınan bir hastasını tanımladı.
Bu kavram kızı Anna Freud'un 1936 yılında yayınladığı The Ego and the Mechanism of Defense adlı kitabında da çeşitli savunma mekanizmalarından biri olarak yer buldu.
Freud, bireylerin gerçekliğini kabul edemediği olumsuz duygularını, düşüncelerini veya özelliklerini başka bir bireye yansıtabileceğine inanıyordu.
Bireyin içsel kaygıyı ve olumsuz deneyimin, duygu veya düşüncelerin etkisini azaltmak için bilinçten bilinçsiz alanı taşıyarak yansıtmayı kullanabileceğini düşündü.
Hastalarla yaptığı seanslarda bazen hastaların sahip olduğu duygu ve düşünceleri başkalarının sahip olduğunu düşündükleri için suçladıklarını fark etti.
Hastalar yansıtma sayesinde bu duygu ve düşüncelerle daha iyi başa çıkabiliyorlardı.
Yansıtma mekanizmasının gelişimi Yansıtma temelde içselleştirilmiş bir iyi kötü ayrımına dayanır.
Bu nedenle immatür bir savunma mekanizması olarak değerlendirilir.
Bireyin bilişsel, zihinsel gelişiminin artmasıyla birlikte farklı yaş gruplarında farklı savunma mekanizmalarının daha baskın bir biçimde kullanıldığı görülmektedir.
Gelişim dönemlerine bakıldığında yansıtma mekanizmasının somut işlemler dönümündeki İngilizce Concrete Operational, 7 ila 11 yaş grubunda olan çocuklar tarafından daha fazla kullanıldığı gözlemlenmektedir.
Bu dönem boyunca çocuğun yansıtma davranışına başvurması doğal olarak kabul edilir.
Bu yansıtmalar çocuğun tehlikeli olarak gördüğü etkinlikleri kendisinden uzaklaştırmasına, aynı zamanda çevresinde bu tehlikelerin sorumluluğunu taşıyacak başka birini bulmasına yardım eder.
Çocuk, kendi suçunu bir yabancıya, bir hayvana hatta cansız eşyaya yıkmakta bir sakınca görmez.
Bireyler yansıtmayı bir savunma mekanizması olarak en çok erken ve orta ergenlik döneminde kullanmaya devam eder.
Bu immatür mekanizmaların sıklıkla kullanımının bireylerin gelişimsel süreci içinde psikopatoloji açısından bir risk faktörü oluşturduğu çeşitli çalışmalarla ortaya koyulmuştur.
Yansıtmanın ilkel bir mekanizma olarak kabul edilmesine karşın yetişkinlik döneminde de kullanıldığı görülür.
Bireyler kendilerinde benlik algılarını tehdit eden bir durum fark ettiklerinde kaçınılmaz olarak bu mekanizmayı kullanmaya başvurabilirler.
Kendi hataları için başkalarını suçlayabilirler ve veya suçu başka konulara, kavramlara ve kişilere yığmaya çalışabilirler.
Psikolojik yansıtma türleri Freud'un düşüncelerine göre psikolojik yansıtma, insanların kabullenmekte zorlandığı olumsuz durumların üstesinden gelmekle ilgili olsa da yansıtma her zaman olumsuz duygu ve
düşünceleri barındırmayabilir.
Aynı şekilde yansıtma istenmeyen duygularla ilişkili olmadığı durumlar görülebilir.
Bunu daha iyi anlamak için genel olarak kabul gören psikolojik yansıtma türlerine bir bakalım.
Neurotik yansıtma Neurotik yansıtma, İngilizce neurotic projection, psikolojik yansıtmanın en yaygın türüdür ve Freudian teorinin ifade ettiği gibi savunma mekanizması tanımına uygundur.
Bu yansıtma türünde kişiler kendilerinde kabul edilmez olumsuz duyguları ve tutumları başka birine atfederler.
Örneğin arkadaş grubu içerisindeki bir kadın arkadaşına ilgi duyan bir erkek, eşi bir erkek arkadaşından bahsettiğinde büyük bir kıskançlık ve öfke gösterebilir.
Arkadaşına karşı duyduğu romantik hisler içten içe kabul edilmez olduğundan bunu eşine yansıtarak onu başka birine ilgi duymakla suçlayabilir.
Benzer şekilde bir tartışma esnasında kızını sözünü kesmekle suçlayan bir anne aslında bu elimi sıklıkla kızına karşı yapıyor olabilir.
Tamamlayıcı yansıtma.
Tamamlayıcı yansıtma, İngilizce complementary projection, kişinin başkalarının da kendisiyle benzer düşüncelere, inançlara veya hislere sahip olduğunu varsaydığı bir yansıtma türüdür.
Tamamlayıcı yansıtma olumsuz durumlar dışında olumlu önyargılar gibi daha zararsız gibi gözüken yargıları içerebilir.
Örneğin kişi hayvanlara gösterilen kötü muamele gibi konularda herkesin kendisi gibi hassasiyet göstereceğini ya da benzer hislere düşüncelere sahip olacağını düşünebilir.
Kendisinden farklı olarak başka görüşlerinde olduğunu gördüğünde bu onu şok edebilir.
Elbette tamamlayıcı yansıtmayı görmek için her zaman bu kadar hassas konular olmasına gerek yoktur.
Örneğin kendinizin ve başkalarının renkleri nasıl algıladığını daha önce düşündünüz mü?
Muhtemelen başkalarının renkler üzerindeki deneyimini tam olarak bilmesek de çoğumuz renkleri algılama biçimimizi başkalarına yansıtırız.
Bu da tamamlayıcı yansıtmanın daha zararsız bir örneğidir.
Karşılıksız yansıtma Karşılıksız yansıtma, İngilizce Complementary Projection, diğerlerine göre daha az yaygındır.
Genel olarak kişinin başkalarının da kendisiyle aynı beceri ve yeteneklere sahip olduğunu varsaymasıdır.
Örneğin mutfakta başarılı olan birisi aslında yapması hiç de kolay olmayan bir yemeği başkalarının da kolaylıkla yapabileceğini düşünebilir.
Buraya kadar verdiğimiz örneklere bakıldığında psikolojik yansıtmanın genelde sözlü şekilde ifade edildiğini görebiliriz.
Ama elbette yansıtma her zaman bu şekilde gerçekleşmez.
Bazen kişiler yansıtmayı davranışlarda da kullanabilir.
Örneğin arkadaşlarının da benzer zevklere sahip olduğunu varsayan biri, arkadaşları ile yapacağı bir organizasyon için en sevdiği kafeyi seçebilir.
Bunun gibi birçok zararsız gözüken yansıtma örneğini günlük hayatın içinde, hediye seçimleri, şakalar gibi basit durumlarda bulabilmek mümkündür.
Yukarıda saydığımız yansıtma türleri dışında, olumlu olguları içeren yansıtmaların kullanılması da mümkündür.
Örneğin kişi birine ait olumlu özellikleri bir başkasına atfedebilir.
Tam tersi şekilde daha uç ve olumsuz bir örnek verecek olursak kişi kullandığı yansıtmaya ve buna sebep olduğu sonuçlara mantıksız bir şekilde inanabilir.
Bu tür sanrısal yansıtmalar belirli hastalıklarla ilişkilendirilerek açıklanabilir.
Yansıtma Örnekleri Yansıtma bireyin yaşamının farklı dönemlerinde kaygı uyandıran herhangi bir koşulda bir savunma mekanizması olarak kullanılabilir.
Yansıtmaya klasik bir örnek olarak eşine karşı sadakatsiz olan fakat bunu kabul etmeyip eşini diğer erkeklere ilgi duymakla suçlayan bir kişi verilebilir.
Böyle bir durumda erkek kendi ilgisini ve duygularını uygunsuz olarak değerlendirip kabul edemediğinden arzusunu kadın partnerine atfederek bilinçsiz şekilde bu mekanizmayı kullanabilir.
Diğer bir biçimde başkalarının eşyalarını çalma dürtüsünü hisseden fakat bu dürtüyü çevresindekilere yansıtan bir kişi örnek verilebilir.
Bu kişi bir şeylerin çalınacağını düşünür, bu durumdan endişelenerek sürekli olarak çantasını kontrol etme ihtiyacı duyabilir.
Aslında kişinin kendisi bu çalma dürtüsüne sahip olduğundan başkalarının da böyle bir davranış göstereceğini düşünerek çevresindekilerden şüphe eder.
Böylece kabul görmeyen çalma dürtüsünden ve bundan duyduğu utanç duygusundan kendisini uzaklaştırır.
Erkeklik ve maskülen davranış kalıpları konusunda kendini güvensiz hisseden bir erkeğin, feminen özellikleri olan erkeklerle alay etmesi de psikolojik yansıtmanın bir örneği olarak verilebilir.
Yansıtma sadece bireyin kendisinde sevmediği, bilinç altında eksiklik ya da uygunsuz olarak gördüğü duygu ve davranışları başkalarına atfetmesi olarak görülmeyebilir.
Bireyin kendini daha iyi hissetmek için başkaları hakkında olumsuz hikayeler yaratması da muhtemeldir.
Böyle bir durumda yansıtma egoyu korumak adına kullanılmaz.
Bir diğer yandan başkasına atfedilen kişisel özellikler tamamıyla olumsuz olmayabilir.
Yansıtmanın verilen örneklere benzer biçimde savunmacı veya klasik yansıtma, İngilizce Defensive or Classical Projection olarak tanımlanması için bireyin kendinde inkar ettiği bir tutumu, benliğini korumak
ve savunmak adına başkalarının suçlamada kullanması gerekir.
Ego'yu savunma olmadan yansıtma davranışı bir savunma mekanizması olarak değil, diğer insanlar hakkında oluşturduğumuz, gerçeği yansıtmayan düşünceleri içeren bilissel bir önyargı olarak değerlendirilmektedir.
İnsanlar neden psikolojik yansıtmayı kullanır?
Daha önce de bahsettiğimiz gibi psikolojik yansıtma bir savunma mekanizmasıdır.
Savunma mekanizmaları genellikle kabul edilmesi çok zor olan duygu ve düşüncelerle başa çıkabilmek için kullanılır.
Bu yüzden her zaman sağlıksız olmadığını hatta iç çatışmalardan korunmak için bazı savunma mekanizmalarının gerekli olduğunu söyleyebiliriz.
Örneğin günlük hayatta sıklıkla başvurduğumuz mizah stresle başa çıkmak için kullandığımız olumlu savunma mekanizmalarından biridir.
Zor durumlarda mizah, duyguların açığa çıkmasını ve içinde bulunulan durumu daha kontrol edilebilir hale getirmeye olanak sağlayabilir.
Bazı insanlar için kendi davranışlarıyla dürüstçe yüzleşmek ve geçmiş hatalarından ders çıkarmak kolay olabilir.
Bazı insanlar içinse kendilerindeki olumsuz yönleri kabul etmek oldukça zordur.
Geçmişten gelen birçok deneyim aslında bilincin altında gömülü gibidir.
Her zaman orada dururlar fakat çoğu zaman hatırlamayız.
Bazen karşılaştığımız bir olay, birinin verdiği bir tepki veya duyduğumuz bir söz bazı hatıraları titikleyebilir ve sahip olmaktan hoşnut olmadığımız bazı duyguların tekrar yüzeye çıkmasına sebep olabilir.
Böyle bir durumda bazı insanlar olumsuz duygu ve düşünceleriyle yüzleşmektense bunları başkalarına yansıtmaya yönelebilir.
Çünkü çoğu zaman bu stresli durumlarla yüzleşmektense bunları başkalarına yansıtmak ve bu özelliklere onların sahip olduğunu düşünmek çok daha kolaydır.
Konuyu evrimsel psikoloji tarafından ele alırsak kişinin kendisini savunmasının zihne yerleşmiş bir olgu olduğunu kolayca söyleyebiliriz.
Bir zamanlar birbirini koruyan insan topluluklarının bir parçasıydık.
O günlerden bugünlere gelene kadar yaşam biçimimiz birçok açıdan değişmiş olsa da zihnimiz hala bizi tehlikelerden koruyacak şekilde davranıyor.
Bu yüzden olumsuz durumlar karşısında zihnimiz tehlikede olduğumuzu fark eder ve bizi savunmaya geçecek şekilde yönlendirir.
Elbette şunun altını çizmeliyiz ki psikolojik yansıtma örneklerine sahip kişilerin her zaman bu savunma mekanizmasını kullandığını kesin bir şekilde söyleyemeyiz.
Bazen insanların diğerleri için olumsuz yargılarda bulunmasına sebep olacak yeterli sebepleri olabilir.
Yansıtmanın Etkileri Yansıtma davranışı diğer savunma mekanizmaları gibi bireye kısa vadede fayda sağlayabilir.
İnsanlar kendilerinde rahatsız oldukları gerçekleri başkalarına yükleyerek özgüvenlerini koruyabilirler.
Yaşamdaki strese başa çıkabilmek için çeşitli stratejileri kullanmak olağandır.
Ancak yansıtmanın bir savunma mekanizması olarak sıklıkla kullanılması, kıskançlık, zorbalık, kurbanı suçlama, küçümseme ve aşağılama gibi davranışları beraberinde getirerek kişiler arası ilişkilere zarar
verebilecek niteliktedir.
Aynı zamanda bireyin utanç duyduğu özelliklerini başkalarına atfetmesi ve bu davranışlardan kendini soyutlayarak yüzleşmekten kaçınması bu davranışın ortadan kaldırılmasını da engelleyecektir.
Bunun yanında araştırmalar, savunmacı yansıtmanın sıklıkla kullanılmasının borderline, narsistik, histrionik ve psikopatik kişilik bozukluklarıyla ilişkili olan özelliklerle bağdaştığını göstermiştir.
Örneğin psikolojik yansıtma kırılgan bir konunun deneyimlediği anksiyeti azaltabilecek olsa da, bunun bedeli disosiyatif kişilik bozukluklarında karşımıza çıkan disosiyasyon olmaktadır.
Projeksiyonun abartıldığı ekstrem vakalarda kişi, kendi kişiliğinden yoksun hale gelebilir.
Böyle bir durumda kişinin gerçeklerle yüzleşebilmesi ve kendi kişiliğini yeniden inşa edebilmesi için terapi görmesi gerekebilir.
Özellikle yansıtma savunma mekanizması narsistik kişilik bozukluğu ile sıklıkla birlikte anılır.
Suçlayıcı, küçümseyici, empatiden uzak davranış örüntüleri sergileyen narsist bireyler bu davranışları başkalarına yansıtarak asıl suçlunun onlar olduğunu dile getirirler.
Böylece kendi davranışlarının yarattığı etkiyi görmekte sorun yaşayarak eleştirilere de kapalı hale gelirler.
Çevrelerinde kendi hatalarından sorumlu tutacak birilerini bulma ve farklı durumlarda kendilerini haklı çıkarmaya çabalama davranışları da bu bireylerde sıkça görülebilir.
Yansıtma mekanizmasını durdurmak mümkün mü?
Yansıtma mekanizmalarının bilinçsiz olarak kullanılması onun fark edilmesini zorlaştırmaktadır.
Ancak üstesinden gelinmesi imkansız değildir.
Başlangıçta bireyin bu davranışını fark etmesinin yolu öz yansıtma, İngilizce self-reflection yapmak olabilir.
Kendimize sevmediğimiz davranışları düşünmek, kişiliğimizin zayıf bulduğumuz yönlerini gözden geçirmek ve başkalarıyla olan ilişkilerimizde olumsuz durumları belirlemek bu konudaki farkındalığın ilk aşamasını oluşturur.
Davranışlarımızı objektif bir biçimde gözlemlemek ve başkaları hakkında ne gibi çıkarımlar yaptığımızı düşünmek, insanlarla olan iletişimimizde bu davranışı gösterip göstermediğimizi tespit etmeye yarayacak.
Bireyin kendisini gözlemlediği bu süreçte kendine karşı yargılayıcı olmaması ve dürüst bir değerlendirme yapması gerekir.
Savunmaya geçmek yerine kendimizde fark ettiğimiz durumlarla yüzleşmeye çalışmak önemlidir.
Davranışa fark edip kabullenmenin zorluğu göz önünde bulundurulduğunda bu sürecin bir danışmanla birlikte yürütülmesi bireye fayda sağlayacaktır.
Böylece davranış daha açık ve dürüst bir şekilde değerlendirilebilir.
Bunun dışında kişilerin günlük yaşamlarında çevrelerindeki insanlar tarafından yansıtmaya maruz kalmaları da mümkündür.
Böyle bir davranışla karşılaşıldığında sınırları belirlemek önemlidir.
Yansıtmaya karşı tekrar suçlayıcı bir tavır takınmak yerine, bu davranışı kabul etmediğinizi ve ona katılmadığınızı belirten açık ifadeler, yansıtma yapan kişiyi sorumluluk almaya ve suçlayıcı davranışıyla ilgili düşünmeye yönlendirebilir.
Freud'un çalışmalarının genelinde olduğu gibi, psikolojik yansıtma konusunda da Freud'un teorisini eleştiren bolca araştırma bulmak mümkündür.
Örneğin sosyal yansıtma üzerine araştırmalar, insanların diğerlerinin kendilerine benzer olduğuna inanma konusunda geniş bir eğilime sahip olmalarına ve bu nedenle kişisel özelliklerini başkalarına yansıtmalarına neden olan yanlış
fikir birliği etkisi adı verilen bir etkinin var olduğunu göstermektedir.
Bu hem iyi hem de kötü özellikler için geçerlidir ve dolayısıyla kişide bulunan bir özelliğin kişinin kendi içinde var olduğunu inkar etmek için kullanılan bir savunma mekanizması değildir.
1998 yılında yayınlanan ve direkt olarak savunma mekanizmalarının var olup olmadığına yönelik deneysel çalışmaları inceleyen bir meta analiz konu hakkında şu sonuca varmıştır.
İnsanların savunmacı bir şekilde kendilerine ait belirli kötü özellikleri, onlara sahip olduklarını inkar etmenin bir yolu olarak başkalarına yansıttıkları görüşü, bilimsel verilerle sağlam bir şekilde desteklenmiş değildir.
Sonuç Psikolojik yansıtma diğer tüm savunma mekanizmaları gibi kısa vadede faydalı olabilir.
İnsanların kendileriyle ilgili olumsuz gerçekleri inkar ederek kaygılarla baş edebilmesini ve benliğinin korunmasını sağlayabilir.
Ama uzun vadede daha sağlıklı ilişkiler kurmak ve daha kaliteli bir yaşama sahip olmak için elbette zor da olsa bazı gerçeklerle yüzleşmek gerekir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
