Plüton Nedir? Neden Artık Bir Gezegen Değil? Tekrar Gezegen Olacak mı?
21 Aralık 2025 · 16 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Tekrar gezegen olacak mı?
Plüton, güneş sisteminin en dış bölgelerindeki asteroid tabakası olan Kuiper kuşağına oldukça yakın bir noktada, Dünya'dan 7.5 milyar kilometre uzakta bulunan, eskiden 9.
gezegen olarak tanınan, günümüzde ise bir cüce gezegen olarak sınıflandırılan bir gök cismidir.
Plüton'un güneş etrafındaki yörüngesi o kadar geniştir ki ilk 1930 senesinde Clyde Tomba tarafından Lowell gözlem evinde ilk defa keşfedilmesinden bu yana henüz güneş etrafında bir tam turnu tamamlamamıştır.
Astronomlar 1978'de Plüton'un en büyük uydusu olan Karon'u keşfedip kütlesini test edene kadar Plüton'un boyutlarını bilemiyorlardı.
Bu keşif sayesinde Plüton'un 2400 km çapa sahip olduğu hesaplandı.
Plüton oldukça küçüktür.
Ancak Merkür'ün sadece 4880 km çapa sahip olduğu düşünülürse o kadar da küçük değildir.
Plüton, güneşten en uzak yüce gezegenlerden birisi olmakla birlikte Kuiper kuşağı adı verilen güneş sisteminin sınırı olarak bilinen binlerce gök cisimden oluşan kuşağa çok yakındır.
Şu anda kuşak içerisinde 70 bin adet, 100 km'den büyük çaplı, buzla kaplı gök cismi olduğu düşünülmektedir.
Plüton'un ekvatorundaki çapı 2274 km'dir.
Dünyanın ekvatoral çapı olan 12.756 km'ye kıyasla oldukça ufaktır.
Kütlesel olarak da Dünya'nın %0.2'si kadar bir kütleye sahiptir.
Bir gök cisminin, örneğin Plüton'un, büyük bir kütleye sahip olamamasının ana sebebi 4.57 milyar yıl önce Güneş sistemimiz oluşurken bu gök cisimlerini oluşturacak materyallerin çok fazla kütlede
olamamasıdır. Genellikle bu tip ufak gök cisimlerin etrafında ondan daha büyük gök cisimleri oluşmuş ve materyalin büyük kısmı onların kütle çekimi sebebiyle onların yapısına katılmıştır.
Plüton, çevresel olarak ise ekvatorda 7.323 km'dir.
Bu, Dünya'nın ekvatoral çevresinin %18'ine eşittir.
Plüton'un yüzeyi, Rusya'nın yüze ölçümünden küçüktür.
X gezegeni Plüton nasıl keşfedildi?
Plüton, 18 Şubat 1930 tarihinde keşfedildi.
Görseldeki iki fotoğraf Plüton'un 1930 senesindeki 6 günlük zaman diliminde gökyüzündeki hareketini gösteriyor.
Plüton'un konumu fotoğraflarda oklarla gösterilmiştir.
Bu fotoğraf aynı zamanda bize çok önemli bir şey gösteriyor.
Bilim oturduğumuz yerden yapabileceğimiz bir şey değil.
Herkese açık olsa da her yiğidin harcı da değil.
Bu tür gökyüzünü ve yıldızları sürekli görüyoruz.
Elimize onlarca uydu fotoğrafı verilecek olsa bile pek azımız gördüklerimizden anlamlı bir sonuç çıkarabiliriz.
Clyde William Tombaugh için durum farklıydı.
Amerikalı astronom bu fotoğraflara başka bir gözle bakıyordu.
Percival Lowell'ın fantastik ama matematiksel olarak desteklenen hayali X gezegenini bulmak için bu fotoğrafları tarıyor, inceliyor, araştırıyordu.
Lowell sıklıkla sahte bilimin sınırlarına girmiş olsa da ve Mars'ta uzaylı yapımı kanalları olduğunu iddia ederek halk arasında hatalı spekülasyonların yaratılmasına neden olduysa da Neptün ve Uranüs üzerine yaptığı incelemeler
çok önemli bir keşfin önünü açtı.
Güneş sisteminin en dışındaki bu iki gezegenin X gezegeni adını verdiği Neptün ötesi bir gezegenin varlığı nedeniyle yörüngelerinden bir miktar sapmış olduğunu test etti.
Daha doğrusu yörüngelerinden sapmış olmaları nedeniyle X gezegeni diye bir gezegen olması gerektiğini düşündü.
Lowell'un matematiksel hesaplamalarından yola çıkan tomba gerçekten de bir X gezegeni bulmayı başarmıştı.
Ancak sorun şu ki, Plüton o kadar ufak bir gök cismidir ki, Neptün ve Uranüs gibi devlerin yörüngesine dikkate değer miktarda hiçbir etkisi olamaz.
Sonradan 1989 yılında Neptün yakınlarından geçen Voyager 2 uydusundan gelen veriler sayesinde anlaşıldı ki bu yörüngelerdeki hatalar Neptün'ün kütlesinin hatalı hesaplanmasından kaynaklanmıştır.
Artık bir tür yörünge hataları olmadığı, dolayısıyla X gezegeni diye bir şeyin buna neden olmadığı ancak yine de hatalı da olsa bir hayalin, bilimsel bir gerçeğin önünü açtığını öğrenmiş olduk.
Plüton'un gezegenlikten çıkarılışı Uzun yıllar boyunca 9.
gezegen olarak bildiğimiz Plüton, 2006 senesinde gezegen olma statüsünü kaybetti.
Bu, Plüton'un muhtemelen hiç umurunda olmamakla birlikte yeryüzü insanların aklına eden böyle bir değişikliğe gidildiği sorusunu getirdi.
Bizlerin aklına getirdiği şey ise insanların kendi akılları sıra koydukları tanımların doğa için ne kadar önemsiz olduğuydu.
Tıpkı bir hayvana sen insansı maymunlardansın diye isim takmamız gibi.
Aslında Plüton gezegen ünvanını tamamen yitirmedi.
Artık cüce gezegen olarak anılıyor.
Tanımsal olarak cüce gezegen bir gezegen kadar büyük kütleli olmayan ancak bir uydu kadar da küçük kütleli olmayan gök cisimlerine verdiğimiz bir isimdir.
Plüton, güneş sistemi içerisinde güneşin etrafına dönen en büyük ikinci cüce gezegendir.
Birincisi ise Eris cüce gezegenidir.
Günümüzde bu tip cüce gezegenleri Plüton'un şerefine Plütoid adı verilse de, Eris'in 2005 yılındaki keşfi, Plüton'u gezegen olmaktan çıkaracak kararlar silsilesinde de önemli bir basamak olmuştur.
Ana gerekçe Eris'in keşfi.
Aşağıdaki gördüğünüz Amerikalı astronom Michael Brown.
2006 yılında Plüton'un gezegen statüsünden çıkarılarak cüce gezegen kategorisine sokulmasına neden olan keşifleri yapan astronomların başında geliyor.
1965 yılında doğan Brown, çocukluğundan beri gözlerini hep güneş sisteminin sınırlarına diktiğini söylüyor.
2005 senesinde yıllar yıllı gözlediği bu sınırlar sonunda kayıp uçuşu adı verilen bölgede bugün 2003 UB313 adı verilen bir gök cisminin tespitini mümkün kıldı.
Bu gök cismi geride bıraktığımız 150 yıldır güneş sisteminin sınırında keşfedilen en büyük gök cismiydi.
Bu cisme Zene adını verdi.
Ancak astronomi cemiyeti içerisinde bu gök cisminin adı Eris olarak anıldı ve bu şekilde yerleşti.
Bu keşif büyük değişimlere başlayan ilk kıvılcım oldu.
Güneş sistemimizin sınırları hangi gök cisimlerine gezegen diyebileceğimiz gibi birçok konuda tartışmalar başladı.
Bu keşfin yarattığı kaos sonu türü Eris'in keşfedilen ilk uydusuna Dysnomia adı verildi.
Dysnomia Yunan mitolojisindeki Eris'in kızıdır ve kuralsızlığın tanrıçası olarak bilinir.
Brown her ne kadar onlarca yeni gökcisinin keşfinde görev almış olsa da tarihi Plüton'u güneş sistemi gezegenlerinden silen adam olarak geçecek.
Öyle ki bu yaptığından ötürü Time dergisi tarafından hazırlanan en etkili 100 insan listesinin 2006 versiyona dahil edildi.
Tabii ki işin bu popüler tarafı bir yana Brown'un bilime katkıları oldukça kıymetlidir.
2007 senesinde dünyanın en prestijli okullarından Caltech'in en prestijli eğitim ödülü olan Feynman ödülüne layık görüldü.
28 Nisan 1998 tarihinde keşfedilen bir asteroidin resmi adı ona ithafen 11.714 Mike Brown olarak verildi.
2012 yılında ise astrofizin en prestijli ödüllerinden biri olan Kavli madalyasına layık görüldü.
Brown, 2010 yılında Pluto'yu nasıl öldürdüm ve bunu neden hak etmişti başlıklı bir kitap yazdı.
Kitabın ne yazık ki Türkçesi bulunmuyor.
Plüton'u gezegenlikten çıkarma gerekçeleri.
Plüton'un gezegenlik statüsü aşırı ufak olmasından ötürü aslında 1992 yılından itibaren sorgulanmaktaydı.
Ancak ortada resmi bir gezegen tanımı bulunmadığı için kimse Plüton'u neye dayanarak gezegenlik statüsünden çıkaracağını bilemiyordu.
Bu nedenle daha ziyade astronomi çevrelerinde bir espri konusu olarak kalıyordu.
Halbuki Plüton'un başına gelecekler asırlar öncesinden sinyallerini veriyordu.
Gezegen sözcüğünün İngilizcesi olan planet Yunanca'da gezgin anlamına gelen bir sözcükten gelmektedir.
Gökyüzüne sabitmiş gibi gözüken yıldızların aksine gezegenler gökyüzüne bir noktadan diğerine gezebilen yapıda gözükürler.
Aslına bakılırsa güneş ve ay da böyle gözüktüğü için ilk başta onlar da gezegen olarak değerlendirilmiştir.
Elbette bu yaklaşım pek uzun sürmedi.
Buna rağmen ilk asteroidler 1800'lü yıllarda tanınmaya başlandığında onlar da gezici oldukları için beral gezegen olarak tanımlanmışlardır.
Ancak bundan sadece birkaç on yıl sonra astronomlar o kadar fazla sayıda astroidler keşfettiler ki kafaları karışmaya başladı.
Ceres ve Vesta gibi gök cisimleri, astroid kuşağındaki en büyük gök cisimleridir.
Bunlar, kafa karışıklığını önlemek için gezegen yerine minik gezegen olarak anılmaya başlandı.
Bu, adeta Plüton'un bir buçuk asır sonra başından geçeceklerin bir habercisi gibiydi.
Ancak o zamanın astronomları bu tanımlamayı bilimsel bir temele oturtma ihtiyacı duymadılar.
Fakat 2005 yılında Eris'in keşfi işleri değiştirdi.
Kuiper kuşağında bulunan ve Plüton'dan %27 daha büyük olan Eris, güneş sisteminde bunun gibi daha birçok gök cismi olabileceğinin farkına varılmasına neden oldu.
Bu da 2006 yılında 26.
defa toplanan Uluslararası Astronomi Birliği'nin bu toplantı sırasında resmi bir gezegen tanımı yapması kararına neden oldu.
Bunun sebeplerinden en önemlisi pratik gerekçeler.
UAB'nin minik gezegen merkezinin yardımcı yöneticisi Gerrit Williams, güney sisteminde keşfedilen her gökçesinde gezegen diyecek olursak, bunun kısa sürede çok kafa karıştırıcı bir hal alacağını söylüyor.
Söylediğine göre eğer ki Plüton bir gezegen olarak kalırsa, güney sistemindeki gezegenlerin sayısı 24 veya 25'e kadar çıkabilir.
Şöyle vurguluyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu sayı 50'ye ve hatta 100'e kadar çıkabilir.
Okullarda çocuklarımızın bu kadar fazla gezegeni ezberlemesini ister miyiz?
Hayır. Sayıyı düşük tutmayı tercih etmeliyiz.
Gezegen olmanın şartları.
Bir gök cisminin gezegen olabilmesi için şu şartlar gerekiyor.
1. Güneşin etrafında dönmesi gerekiyor.
2. En azından kabaca, küresel olabilecek kadar iri olması gerekiyor.
3. Bir gök cisminin gezegen olabilmesi için aynı zamanda kütleçekim kuvveti sayesinde bulunduğu yörüngeyi temizlemiş olması gerekiyor.
Yani kendi yörüngesini işgal eden hiçbir gök cismi bulunmamalı.
Plüton iki kuralı sağlasa da bu kuralı sağlamıyor.
En azından yörüngesinin büyük bir kısmında bunu yapamıyor.
Dürüst olalım. Özellikle de üçüncü kural, spesifik olarak Plüton, Eres ve Seres gibi gök cisimlerini gezegen statüsünden dışarı bırakmak için koyulmuş vaziyette.
Bu karardan herkes memnun değil.
Herkes bu tanımdan memnun değil.
Astrofizik Merkezi İletişim Müdürü olan ve münazaranın düzenlenmesine görev alan David Eggler şöyle söylüyor.
Bu hiç mantıklı değil. Cüce bir meyve ağacı da bir meyve ağacı değil midir?
Cüce bir tavşan da tavşan değil midir?
Ancak bu tarz bazı itirazlara rağmen nihayetinde gezegen tanımı ve Plüton'un gezegenlikten çıkarılma kararı UAB üyeleri tarafından onaylandı.
Dolayısıyla Plüton artık resmi bir gezegen değil ve tanımlarda bir değişim yapılmadığı müddetçe de tekrar bir gezegen olamaz.
Bu sebeple 2006 yılında güney sistemindeki gezegen sayısı 9'dan 8'e indi.
Hatta sistem içerisindeki gezegenleri artık Plüton öncesi deniyor.
Çünkü Plüton en dış yörüngedeki gök cisimlerinden biri olarak gezegenlerin sınırı olarak görülüyor.
Tabii kendisi bu sınıra dahil değil.
En azından 2006'dan beri.
Gezegen tanımı yapabilecek konumda mıyız?
Harvard Üniversitesi'nin gezegen ve yaşam girişimi yöneticisi astronomi Dimitar Sasselov gezegen sözcüğünün bilimsel bir tanıma ihtiyaç duymadığını ileri sürüyor.
Çünkü ona göre henüz bir cismi gezegen olarak tanımlayabilmek için yeterli bilimsel bilgiye sahip değiliz.
Sebebi ise şu, güneşten başka yıldızlar etrafına dönen binlerce gezegen keşfettik.
Bunların nasıl oluştuklarını anlayana kadar ve gerçekten neye benzediklerini öğrenene kadar yapacağımız her tanım zamansız olacaktır.
Plüton, bilimsel bir mantığa göre bir gezegen olabilir de olmayabilir de.
Şimdilik bir varsayılan ayar olarak Plüton'u gezegen olarak görmeliyiz.
Saygın Harvard astronomi ve tarihçisi Owen Gingrich, Plüton kararından memnun olmayanlar arasında.
Gingrich, 2006 senesinde UAB Plüton için oylama yaparken oradaydı.
Ancak oylamanın zaten birçok üye evlerine döndükten sonra yapıldığını söylüyor.
Sayı vermek gerekirse, organizasyonun 10 bin üyesinden sadece 424'ünün varlığında oylama yapılmış.
Gingrich şöyle söylüyor.
Oylama sorumluları, Plüton'un rütbesinin alınmasına yönelik onay kararının tekrar gözden geçirilmesine yönelik bir oylama yapma kararı aldıklarında birçok kişi bunu tekrar oylamayı reddetti.
Çünkü hepsi öğle yemeğine gitmek için sabırsızlanıyordu.
Öylece oldu bitti. Plüton'a halk desteği.
Harvard Üniversitesi Smithsonian Astronomi Merkezi'nde yapılan bir münazara da bilim insanları kozlarını paylaştı.
Soru açık ve netti. Plüton bir gezegen midir?
Her ne kadar bilim insanları bu konuda çok ciddi bir tavır takınarak bilimsel verileri tartışsalar da tartışmanın toz dumanı dindiğinde salonda bulunan bilim insanı olmayan halkla aynı soru soruldu ve yanıt
vermeleri istendi. Cevapları soru kadar açıktı.
Elbette Plüton bir gezegendir.
Aptal mısınız? 2015 yazında Plüton'a ulaşarak en yakın fotoğrafları çekmemizi sağlayan New Horizons uydusunun başındaki gezegen bilimci Alan Stern ne yazık ki münazara da yoktu.
Ancak halk oylaması sonucunu duyduğunda şöyle söyledi.
Bu konuda ne zaman bir anket yapılsa sonuç aynı oluyor.
Uluslararası Astronomi Birliği'nin bu tartışmada artık yeri olmadığını düşünüyorum.
Plüton yeniden gezegen olacak mı?
Oldu mu? Halk arasında gezegenlerin rütbeleri konusunda yeni bir akım yayıldığı söylenebilir.
Ancak bu istek, bilimsel gerçekleri veya kabulleri çarpıtmak için de kötüye kullanılıyor.
1 Nisan 2014, Uluslararası Astronomi Birliği'nin 1 Nisan şakası.
Birçok sitede, özellikle 1 Nisan 2014'te Uluslararası Astronomi Birliği'nin yaptığı 1 Nisan şakasından biridir.
Plus onun tekrardan gezegen olacağı söylentileri yayılıyor.
Halktan da geniş bir kitle bu söylentilere inanmış, inanıyor gözüküyor.
Ancak söylenciler bir yana gerçekten de Plüton'un yeniden gezegen olması konusunda yoğun bir baskı ve istek var.
Peki astronomlar halkın fikirlerine kulak verecekler mi?
Plüton, 2006 senesinde Gezegenler Kulübü'nden atıldığında pek de itiraz etmeksizin cüce gezegen ünvanını kabul etmek zorunda kaldı.
Kimileri için fare daha küsmüş durumu olduğu iddia edilse de milyonlarca Plüton hayranının yıllar boyu süren desteği bir an olsun eksilmedi.
Plüton'un tekrar gezegen olmasını isteyenler sadece öğrenciler değil.
Aynı zamanda birçok astronom da.
27 Ağustos 2019 NASA Açıklaması Ağustos 2019'da Colorado Üniversitesi'nde uzay mühendisliği bilimleri binası yerdi sırasında konuşan NASA yöneticilerinden Jim Bryden Stain şöyle söyledi.
Bilginiz olsun. Benim görüşüme göre Plüton bir gezegen.
NASA yöneticisi pilotunu bir kez daha gezegen ilan etti diye yazabilirsiniz.
Ben bu sözün arkasındayım.
Bu şekilde öğrendim ve bu bilginin doğruluğunun arkasındayım.
Sözün şaka yolu söylenmiş olması bir yana, NASA'nın hiçbir yöneticisinin veya çalışanının tek başına bir gök cisimli gezegen stüdyosuna veya bir başka stüdyoya koyma yetkisi veya gücü bulunmamaktadır.
Bu, şahsi bir görüşten öteye gidemez ve bilimsel herhangi bir değeri yoktur.
Sonuç, sosyal medyada iddia edilenin aksine, Plüton 11 Ekim 2019 itibariyle halen bir gezegen değil ve halen bir güce gezegen.
Çok büyük ihtimalle de hep öyle kalacak.
Ama aceleci olmamak lazım.
Bu ufaklığın durumu gelecek dönemde değişebilir.
Böyle bir ihtimal çok düşük olsa da var.
Fakat ne olursa olsun Plüton hala bir gezegen değil.
Hala güneşin etrafına dönüyor ve hala bizim tanımlarımızı umursamıyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
