Petrol Nedir? Nasıl Oluşur, Nasıl Çıkarılır, Nasıl İşlenir? Nerelerde Kullanılır?
26 Ocak 2026 · 27 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Petrol nedir?
Nasıl oluşur? Nasıl çıkarılır?
Nasıl işlenir? Nerede kullanılır?
Küresel ısınma, enerji, çevre ve iklim gibi dünyamızı yakından ilgilendiren pek çok konuda karşımıza çıkan petrol nedir?
İnsanlık bugüne kadar pek çok bilimsel atılım yapmış, tüm dünyayı küresel olarak etkileyen pek çok buluş gerçekleştirmiştir.
Bilimsel atılımların ve insanlığın durmadan ilerleyişinin önündeki en büyük engellerden bir tanesi de enerji ve ham maddenin doğal kaynaklarla sınırlı olmasıdır.
Siz değerli okurlarımıza bu sınırlamayı insanlık için büyük ölçüde kaldıran, hayatlarımızı hem iyi hem de kötü yönde derinden etkileyen petrolü anlatmayı, bunda olabildiğince geniş bir yönden ele almayı hedefliyoruz.
İyi okumalar dileriz.
Petrol nedir? Ham petrolün genel özellikleri Yazımıza başlarken petrolün önce ne olduğunu açıklamak doğru olacaktır.
Petrol çoğunlukla sıvı halde bulunan, çeşitli renklerde bulunabilen, yağ kıvamında bir maddedir.
Yoğun, kolaylıkla alev alabilen petrol, yeryüzünde doğal olarak bulunan, katı, sıvı ve gaz haldeki hidrokarbonların bir karışımıdır.
Petrol kelimesi latince, petra ve alium kelimelerinden üretilmiştir.
Petra, latince kaya anlamına gelirken, oleum kelimesi de yağ anlamına gelir.
Han petrolünün rengi çıkarıldığı yere göre farklılık gösterebilir.
Petrolün renginin değişiklik göstermesinin sebebi içeriğinde bulunan hidrokarbonların çeşitleri ve karışım oranlarındaki farktır.
Han petrol içeriğine göre sınıflandırılır.
Uçuculuğu ve akışkanlığı yüksek olan petrollere hafif petrolü de verilirken ağır petrolün akışkanlığı azdır ve kolayca buharlaşmaz.
Petrol içindeki kürt elementinin miktarda petrolün sınıflandırılmasına ayrı bir unsurdur.
Kükürt içeriği az olan ham petrol kolayca arıtılabildiğinden tatlı petrol olarak adlandırılır.
Buna karşın içeriğinde fazla kükürt bulunduran petrollerin arıtılmasında daha çok işlem gerektirdiğinden bu tip ham maddelere ekşi petrol denir.
Petrolün kimyası Petrol yukarıda da bahsedildiği üzere bir hidrokarbon karışımıdır.
Hidrokarbon olarak adlandırılan maddeler esas olarak hidrojen ve karbon elementlerinden meydana gelmiş organik birleşiklerdir.
Adlarını da buradan almaktadırlar.
Hidrokarbonların ne olduğunu anlatmak için basit yapılı metan ve oktan birleşiklerini ele alacağız.
Metan, tek karbon atomunun çevresine bağlanmış 4 hidrojen atomundan oluşurken, oktan 8 karbondan oluşur ve 18 hidrojen atomuna sahiptir.
Bu doğrultuda metan ve oktan aynı zamanda sırayla CH4 ve CH8H18 olarak gösterilebilir.
Metan, oda sıcaklığı olan 25 derecede gaz halindeyken, oktan bu sıcaklıkta sıvı haldedir.
Bu iki molekülün birbirinden farklı özelliklere sahip olmasını sağlayan şey esasında molekül yapıları ve bağ kurduğu atomlardır.
İşte dünyamızda metan ve oktan gibi birbirinden oldukça farklı, çok sayıda hidrokarbon bileşiği doğal olarak bulunmaktadır.
Petrol, bu hidrokarbon bileşiklerinin zengin bir karışımıdır.
Parafinler, naftenler, olefinler ve aromatik bileşikler, petrolü oluşturan ana hidrokarbon çeşitleridir.
Petrolün içinde hidrokarbonların yanında aynı zamanda azot, kükürt ve oksijen gibi birleşenler de bulunur.
Petrolün içeriğindeki hidrokarbon ve diğer birleşiklerin çeşitleri ve bulunma oranları çıkarıldığı yere göre büyük ölçüde değişkenlik gösterirken elementlerin bulunma oranı pek değişmez.
Ortalama bir ham petrolün ağırlıkça %83-87'si karbon, %12-15'i hidrojen elementinden meydana gelir.
Azot, oksijen ve kükürt elementleri ise petrolde genellikle ağırlıkça %5'den az miktarda bulunmaktadır.
Petrol nasıl oluşur? Nerelerde bulunur?
Petrolün oluşum süreci Petrolün ne olduğunu artık biliyoruz.
Petrolün oluşumu da oldukça önemli bir konudur.
Çoğunlukla organik moleküllerden meydana gelen petrol doğal süreçlerle oluşan bir ham maddedir.
Okyanuslar sayısız canlı çeşidine ev sahipliği yaparlar.
Biyoçeşitliği oldukça yüksek olan okyanusların en önemli canlılarından biri planktonlardır.
Plankton, okyanuslarda yaşayan birçok türün ana besin kaynağı olan ve birçoğunun boyutu mikroskobik seviyelerde olan canlıların genel isimidir.
Okyanuslarda yaşayan bakteriler, protozoalar, arkeler, diatomlar, mavi yeşil ayklar ve delikler planktonlara birer örnektir.
Plankton ismi bu canlıların ekolojik nişine göre verilmiş genel bir isimdir.
Günümüzden yaklaşık 541 milyon yıl önce başlamış olan paleozik dönemde planktonlar okyanuslarda bol miktarda bulunmaktaydı.
Planktonlar öldüklerinde kalıntıları okyanusun dibine çöker.
Çökelen bu kalıntıların üstü bakterilerin oksijenli solunumla parçalanma hızından çok daha hızlı bir şekilde çamur, sirk gibi materyallerle kaplanır.
Bunun sebebi okyanusların derinliklerinde suda çözülen oksijen miktarının oldukça az olmasıdır.
Petrol oluşumunun ilk aşaması diageniz adı verilen bir süreçtir.
Bu süreçte üstü kum ve silt ile kaplanmış organik kalıntılardaki protein, yağ ve karbonhidrat bakteriler tarafından oksijensiz solunumla çürütülerek humik ve fulvik asit gibi organik maddelere dönüşür.
Söz konusu organik tabaka kalınlaşıp taşlaştıkça yoğun ısı ve basınç açığa çıkar.
Çürünme sonucu ortaya çıkan yeni organik maddeler bu ısı ve basınç ile kerojen adı verilen maddeye dönüşür.
Kerojen, tortul kayaçlarda bulunan kahverengi siyah tonlarında bir maddedir.
Kerojen oluşumundan sonra çökme ve birikmenin etkisiyle sıcaklık ve basınç artmaya devam eder.
Kerojen bu yüksek basınç altında 60 dereceden yüksek sıcaklıklara ulaşıldığında kimyasa olarak parçalanmaya başlar.
Bu evreye katojeniz evresi adı verilir.
Bu aşamada söz konusu organik tabaka üzerine etkileyen sıcaklık 50 ile 150 derece arasında değişirken basınç da 1500 bar gibi değerlere ulaşabilir.
Bu basınç değeri atmosfer basıncının yaklaşık 1480 katı kadardır.
Tüm bu etkileri altında kerojenin parçalanmasıyla ortaya petrol ve doğalgaz çıkar.
Ancak şunu da belirtelim.
Petrol, doğalgaz, kömür gibi maddelerin oluşum süreçleri benzerdir.
Yer kabuğuna gömülen organik tabakanın hangi fosil kayıtı oluşturacağı içeriğindeki hidrojenin karbonu atomik oranı ile ilgilidir.
Karbon atomu oranı yüksek olan kerojenden kömür, antrasit gibi fosil kayıtlar oluşurken hidrojen oranı yüksek veya karbonu yakın olan kerojenden petrol ve doğalgaz oluşur.
Bu atomik oran ağırlıkça oran ile karıştırılmamalıdır.
Kömür, doğalgaz ve farklı karojen tiplerini başka bir yazımıza daha kapsamlı bir şekilde anlatmayı düşünüyoruz.
Diyajenez ve katajenez evrelerinden sonra gelen son evre metajenezdir.
Metajenez evresinde yer kabuğu içinde oldukça ilerlemiş olan organik tabaka magmanın etkisi altında daha yüksek sıcaklık ve basınçlara maruz kalır.
Metajenez evresinde katajeniz ile oluşan petrolden geriye metan gazı ve karbon kalıntısı kalır.
Petrol rezervleri Dünya üzerinde pek çok bölgede petrol rezervleri bulunmaktadır.
Jeolojik yaşına göre farklı coğrafyalarda birçok bölgede petrol çıkarılmaktadır.
Dünya üzerindeki rezervlerin petrol miktarını gösteren haritayı aşağıda görebilirsiniz.
Petrol söz konusu olduğunda hepimizin aklına gelecek ilk sorulardan biri genellikle petrolün ne zaman tükeneceği sorusudur.
Petrol kesinlikle sınırlı bir kaynaktır ve tükenmektedir.
Petrolün aşağı yukarı ne zaman tükeneceğini dair bir tahminde bulunabilir.
Ancak kesin bir yanıt vermekte pek mümkün sayılmaz.
Bunu başta 4 sebep altında inceledik.
1. Rezerv Anlayışı Her geçen gün ülkeler petrol ve doğalgaz gibi önemli enerji kaynakları arayışlığı devam etmektedir.
Bu arayış sonucunda da her sene dünya üzerinde yeni petrol rezervleri keşfedilmektedir.
2. Üretim ve Tüketim Hızı Ülkelerin ve şirketlerin petrol çıkarma ve ürüne dönüştürme hızları devamlı surete değişkenlik gösterir.
Örneğin Norveç gibi bazı ülkeler bulundukları rezervler hakkında uzun dönemli planlar yaparak üretim ve tüketim hızlarını sınırlandırırken Venezuela ve Libya gibi ülkeler de ekonomilerini tamamen petrol üzerine kurarak
rezervlerini hızlı tüketmektedir.
3. Teknolojik gelişmeler Bilimsel araştırmalar ve yenilikler devam ettikçe bunların bir sonucu olarak her gün yeni teknolojiler geliştirilmekte ve uygulanmaktadır.
Petrol gibi ham maddeler bu teknolojik gelişmelerden oldukça etkilenir.
Petrol kayası veya shale olarak bilinen tortul kayaçlardaki kerojeni yüksek sıcaklıklarda ısıtarak yapay sıvı petrol elde etme teknolojisinin gelişimi buna bir örnektir.
4. Öngörülemeyen sebepler Dünya üzerinde siyasi, ekonomik ve kültürel pek çok değişim yaşanmaktadır.
Bazı petrol rezervlerini kontrol etmek amacıyla verilen savaşlar, darbeler ve terör olayları ne yazık ki bu sebeplerin başında gelir.
Tarihe şöyle bir bakıldığında, Yom Kipur Savaşı, İran Devrimi, 2003 Irak Savaşı, Arap Baharı gibi pek çok olayda petrol fiyatlarının büyük değişimler geçirdiği görülür.
Bu durum farklı petrol rezervlerinin tüketilme hızını etkiler.
Ülkelerin izlediği politikalarda oldukça önemli bir unsurdur.
Ülkelerin birbirine uyguladıkları ambargolar ve petrole dair yasal düzenlemeler bu politikalara birer örnektir.
Örneğin çevreci bir politika izlemeye başlayan bir ülke karbon salınımlarını azaltmayı hedefleyebilir.
Halkı ve şirketlere elektrikli arabalar ve yenilenebilir enerji kaynaklarını yöneltecek yasal düzenlemeler, vergi indirimleri gibi politikalar petrolün kullanımını azaltıp ülkenin rezervlerini korumasına yardımcı olacaktır.
Öte yandan bir ülkeye çeşitli sebeplerle ekonomik ambargo uygulamak, ambargo yapılan ülkenin petrol satışlarını ve rezervlerini tüketme hızını doğrudan etkiler.
Bunun bir örneğini ABD'nin İran'a uyguladığı ambargolarda görebiliriz.
Tüm bu sebeplere rağmen yine de petrol ne zaman tükeneceğine dair bir tahmin yapmak için üretim ve tüketim oranlarını kullanırsak karşımıza şöyle bir sonuç gelecektir.
2019'da dünyanın toplam petrol üretimi 2018'e göre 2,2 milyon artarak günde ortalama 100 milyon 750 bin varile yaklaşırken tüketim oranı yine 2018'e göre 1,4
milyon artarak günde 100 milyon 770 bin varil gibi değerlere gelmiştir.
Bu üretim ve tüketim hızlarına karşın 2018 yılında dünya çapındaki ispatlı petrol rezervlerinde ortalama 1.73 trilyon varil petrol olduğu belirlenmiştir.
Bu da şu anlama gelir.
Dünya çapında petrol içerdiği kesinleşmiş rezervlerin 2019'daki tüketim hızımızla yaklaşık 47-50 senelik bir ömrü vardır.
Ancak az önce de belirttiğimiz üzere bu veriler gerçeği tam olarak yansıtmayabilir.
Yukarıda verilen sebepler dolayısıyla petrolün tükenme hızı değişkenlik gösterdiğinden ömrüne biçilen senelerde elbette değişecektir.
Saydıklarımızın üzerine pek çok sebep eklenebilir.
Bundan dolayı da dünya genelindeki petrol vezirlerinin ne zaman tükeneceği konusunda kesin yorumlarda bulunmak, bilimsel olmamakla beraber gerçeği kesin olarak yansıtmaz.
Ancak tahminlerin gerçeğin çok da uzağında olduğunu söyleyemeyiz.
Petrol hızla tükenmekte.
Elimizdeki veriler ışığında sürekli tahminler yaparak enerjimizin tek başına %34'ünü karşılayan petrolün tükenmesine ne kadar süre kaldığını devamlı güncellemeliyiz.
Petrol macerasının sonuna geldiğimizde insanlık olarak enerji kaynakları konusundaki tercihlerimizi çoktan değiştirmiş olmalıyız.
Aksi takdirde hem ülkemizde hem de dünya çapında büyük bir enerji krizinin patlak vermesi olasıdır.
Petrol nasıl çıkarılır?
Petrolü aramak ve bulmak.
Yer altındaki petrolü çıkarabilmek için önce petrolün nerede olduğunun belirlenmesi gerekir.
Bu işle jeologlar ve jeofizikçiler ilgilenmektedir.
Petrolün nerelerde bulunabileceğine dair yapılan araştırmalarda kullanılan yöntemler petrolün arandığı yere göre değişir.
Petrolün jeolojik araştırmasında havadan fotoğraflama ve haritalandırma yöntemleri kullanılır.
Bu sayede jeologlar petrol araştırılacak bölgeye dair genel bir bilgi edinmiş olurlar.
Bundan sonra jeofizikçiler 4 ana metot ile petrol aramalarına devam ederler.
1. SİSMİK METOT Bu jeofizik yönteminde dinamik patlamaları veya titreşim cihazları olan kamyonlar vasıtası da yere şok dalgaları gönderilir.
Yansıyan dalgalar toprağın karakterine göre değişir.
Gelen sismik veriler sismograf ve bilgisayarlar yardımıyla ölçülür ve yorumlanır.
Bu sayede petrol içermesi ihtimali yüksek olan bölgeler belirlenebilir.
Eğer denizde araştırma yapılıyorsa, sıkıştırılmış hava veya akustik şok dalgaları denizin derinliklerine gönderilerek yansıyan veriler hidrofon gibi cihazlar yardımıyla ölçülür.
Petrolün yeri tespit edilir.
2. Gravimetrik metot Araştırma yapılan bölgelerdeki yerin jeolojik yapısındaki değişimler gravimetre cihazıyla ölçülebilir.
Gravimetrik analizle petrol bulunma olasılığı yüksek olan bölgeler analiz edilir.
3. Manyetik metot Manyetik şiddeti ölçmeye yarayan manyetometre aletiyle yer kabuğu boyunca manyetik düzensizlikler ölçülebilir.
Bu sayede petrol bulunan yerler açığa çıkarılabilir.
4. Petrol araştırma kuyusu açma Adından da anlaşılacağı üzere petrol bulunma ihtimali yüksek olan bölgelerde önceden belirlenmiş noktalara kuyular açılarak petrol olup olmadığı direkt olarak
belirlenebilir. Ancak bu yöntem diğer yöntemlere göre masraflı olmakla beraber petrol bulunma ihtimali çokça yüksek bir bölge ise kullanışlı olabilir.
Petrol sondajı Petrol bulunduktan sonra sıra petrolün çıkartılmasına gelir.
Petrolün bulunduğu rezervden çıkartılabilmesi için çeşitli sondaj işlemleri uygulanır.
Bulunan petrol denizde veya okyanusta ise bir petrol platformu kurulur.
Petrol sondajı ve çıkartılması işlemleri petrol ve doğalgaz mühendisliği kapsamına girer.
Petrol ve doğalgaz mühendisleri, ham maddeye ulaşmak için gerekli sondaj tekniklerinin uygulanması, ham maddenin güvenlik ve çevre standartlarına uygun bir biçimde çıkarılması ve belli düzeye kadar da işlenmesinden sorumlulardır.
Petrol ve doğalgaz mühendisleri aynı zamanda petrol rezervlerinin araştırılması ve istenilen yere taşınmasıyla ilgilenirler.
Denizdeki petrol platformları ve karadaki petrol kuyularında sondaj işleme esasında aynıdır.
Bu işlem çelik kule benzeri yapılarla gerçekleştirilir.
İskele olarak adlandırılan bu yapıların içerisinde sondaj donanımı bulunur.
Donanımının ucunda bulunan matkap geri delerek petrolün bulunduğu rezerve ilerler.
Sondaj işlemi genelde aşama aşama gerçekleştirilir.
Her bir aşamada açılan derin çapı giderek azalır.
Rezerve ulaşıldığında matkap kuyudan çıkartılır.
Uzunluğu binlerce metreyi bulabilen bu derin kuyuların içi betonla kaplanır veya yerine göre çelik boru sistemleri kullanılır.
Kuyu açıldıktan sonra petrol artık çıkartılmaya hazırdır.
At başı adı verilen mekanik sistem kullanılır.
Sistem genellikle elektrikle çalışan bir motor yardımıyla çalıştırılır.
Motor krank adı verilen parçayı döndürür.
Dönmekte olan krank da kiriş adlı uzun parçayı hareket ettirir.
Bu yüzden bu kirişi hareketli kirişle denir.
Kirişin ucuna monte edilmiş büyük parça ise at başıdır.
Petrol çıkarma sistemi de Türkçe takma adını da bu parçadan almıştır.
At başına bağlı olan pompa çubuğu krankın her bir dönüşüyle aşağı ve yukarı hareket eder.
Atbaşı aşağı hareket ettiğinde pompa çubuğu da kuyunun içinde aşağı iner.
Kuyunun rezervi yakın kısmında bir tane sabit vana bulunur.
Çubuğun ucunda da hareketli bir vana bulunur.
Çubuk aşağı inerken hareketli vana açık, sabit vana da kapalıdır.
Atbaşı yukarı hareket ettiğinde ise çubuk yukarı çıkar.
Bu sefer hareketli vana kapanır, sabit vana açılır.
Bu sayede rezervdeki petrol yukarı çıkar ve hareketli vananın kapanmasıyla da yüzeye doğru taşınır.
Kuyunun içindeki hareketi şematik olarak şu şekilde gösterebiliriz.
Bu sistemi esasında basit bir tulumbaya benzetebiliriz.
Suyu kuyudan çıkarmak için kullanılan basiteli tulumbalarıyla petrol kuyuları temel anlamda aynı mantıkla çalışırlar.
Sistemi biraz daha iyi canlandırabilmek adına şu basit görselleri incelememiz yeterli olacaktır.
Denizde, okyanusta ve göllerde petrol hisseli Deniz ve okyanuslarda sonda için petrol platformlarının kurulduğundan bahsetmiştik.
Petrol platformları, petrol bulunan bölgede su üzerine kurulan yapılardır.
Platformların birden fazla çeşidi olmakla beraber, suda yüzen, yapay bir adacığa oturtulanlar ve okyanus tabanına oturtulanlar olarak üç çeşidi ayrılabilir.
Bunun haricinde platformlar sondaj süresi, yüksekliği, kullanım amacı gibi pek çok unsura göre başka çeşitlere ayrılırlar.
Platformlar birden fazla işleve sahip kompleks yapılardır.
Hem petrolün çıkartılmasında hem de kuyunun açılmasında petrol platformları kullanılır.
Bu operasyonları gerçekleştirecek personelin kaldığı ve ihtiyaçlarını sağlandığı kısımlardan tutun da helikopter pisine kadar pek çok kısmı bulunur.
Bazı petrol platformlarında denizin altından çıkarılan petrolü belirli bir düzeye kadar işleyebilecek ekipmanlar da vardır.
Ancak bu ekipmanlar sınırlı olmakla beraber birazdan anlatacağımız petrol refrelerindeki ekipmanlar ve işlemler kadar karmaşık değildir.
Petrolün Saflaştırılması Petrolün yerin derinliklerinden geniş çeşitlilikle ürünlere dönüştürülmesi serüveninin artık sonuna gelmiş bulunuyoruz.
Rezervden çıkarılan ham petrolün günlük hayatta kullandığımız ürünlere dönüştürebilmesi için arıtılması ve saflaştırılması gerekir.
Ham petrol, rafineri adı verilen tesislerde işlenerek benzin, dizel, jet yakıtı, asfalt gibi pek çok ürüne dönüştürülür.
Petrolün rafineriye gelişi Petrol az önce bahsettiğimiz şekillerde çıkarıldıktan sonra kara ve deniz yoluyla rafinerilere taşınır.
Karadan taşımada yük trenleri ve kamyonlar kullanılır.
Deniz yoluyla taşımada ise büyük petrol tankerleri kullanılır.
Bu gemiler petrol çıkarılan noktalardan rafinerilerin rimanlarına getirir.
Tankerlerden boşaltılan ham petrol boru hattıyla rafineriye yollanır.
Rafinerilere gelen ham petrol işleme sokulacakları zamana kadar depolama tanklarında tutulur.
Rafineride gerçekleşen işlemler Petrol rafinelere, büyük alanlara yayılmış karmaşık üretim tesisleridir.
Bu kısımda rafinerilerde hangi işlemlerle ürünlerin elde edildiğini oldukça genel bir şekilde ele almayı hedefledik.
Bu sayede rafineri ve petro kimya sanayisindeki genel kavramları açıklamak istiyoruz.
Rafinerilerdeki ünlüce operasyonları ve ünlüce proseslerinden sorumlu kişiler kimya mühendisleridir.
Kimya mühendisleri ham maddelerin çeşitli birçok ürünlere dönüştürüldüğü testlerin tasarımı, kurulumu, işletilmesi ve geliştirmesinden sorumlu mühendislerdir.
Rafinerilerin işlenmesinde kimya mühendisliği disiplinin geliştirdiği teknolojiler kullanılır.
Kimya mühendisliği ve Türkiye'deki gelişime hakkında daha fazla bilgi için şu makalemize göz atabilirsiniz.
Rafinerilerdeki işlemleri genel olarak ele almadan önce şu iki resme göz atalım.
İki görselde karman çorman ve anlaması zor bir işleme gibi görünebilir.
Ancak bu işlemlere genel olarak baktığımızda ve neden yaptıklarını anladığımızda göründüğü kadar zor olmadığını fark edeceğiz.
Han petrol rafineriye geldiğinde ilk önce bir tuz gidereceği girer.
Bu aşamada han petrolün içinde bulunan ve rafinerideki diğer ekipmanlara zarar verebilecek aşındırıcı maddeler çöktürülerek atık su yaratımına gönderilir.
Tuz gidericiden çıkan ham petrol bir buhar kazanına girer.
Buhar kazanında petrol oldukça yüksek sıcaklıklara ısıtılır.
Bu aşamadan sonra ise ham petrol atmosferik damıtma kolonuna beslenir.
Bu ünite ham petrolün ayrımsal damıtma işlemiyle kısımlarına ayrıldığı ünitedir.
Dolayısıyla ham petrol distilasyon ünitesi olarak da adlandırılmaktadır.
Petrolün kimyasından bahsederken içeriğinde hangi maddelerin olduğundan bahsetmiştik.
Petrolün içeriğindeki hidrokarbonlar damıtma kolonlarında kaynama noktası farkına göre ayrılırlar.
Bu kolonların içinde yüksek kaynama noktasına sahip hidrokarbon bileşikleri dibe doğru inerken düşük kaynama noktasına sahip hidrokarbon bileşikleri yukarı doğru yükselirler.
Aşağı doğru inildikçe kaynama noktası ve yoğunluk artarken yukarı çıktıkça azalır.
Cabir Birhanya'nın damıtma işlemi için ilk kez ibliği kullanılmasından bu yana geçen bin küsur yılda insanlığa kat ettiği mesafe gerçekten fazladır.
Günümüzde damıtma teknolojileri hızla ilerlemekte, her yıl yeni teknolojiler geliştirilmekte, fikirler sunulmaktadır.
Atmosferik damıtma sonucu ham petrolden pek çok distilat elde edilir.
Bu distilatlar rafineri boyunca boru hatlarıyla başka ünitelere taşınır ve pek çok işlemden geçer.
Üniteler yukarıdaki akış cemalarında gösterilmektedir.
Han petrol distilatlarından elde edilen nihai ürünler şu şekilde sıralanabilir.
1. Kaynama noktası 30 dereceden düşük olan ürün.
Bu ürünler birleşiklerinde 1 ile 4 arası karbon atomu içerir.
Esas olarak propan ve butandan oluşan bu gaz karışımına LPG adı verilir.
Propan ve butanın yanında metan ve etan da bulunur.
LPG'nin Türkçe açılımı, sıvılaştırılmış petrol gazlarıdır.
LPG günümüzde pek çok yerde yakıt olarak kullanılmaktadır.
2. Kaynama noktası 30, 200 derece arası olan ürün.
Bu kaynama noktası aralığındaki ürün, benzin adını verdiğimiz sıvı hidrokarbon karışımıdır.
5 ile 12 karbon arası karbon atomu içeren hidrokarbonlara sahip olan benzin, otomobillerde kullanılan yakıttır.
3. Kaynama noktası 90, 200 derece arası olan ürün.
12-16 karbon atomu içeren hidrokarbonlara sahip bu disilata nafta adı verilir.
Nafta adlı bu sıvı hidrokarbon karışımı günlük hayatta kullandığımız pek çok şeyin ham maddesi olan plastiğin yapımında kullanılır.
Naftadan yazımızın ilerleyen kısımlarında bahsedeceğiz.
4. Kaynama noktası 180-260 derece arası olan ürün.
Günlük hayatta gaz yağı adı verilen, uçaklarda jet yakıtı olarak kullanılan kerosen, 10-16 arası karbon atomu içeren, hidrokarbonlardan meydana gelen bir sıvı karışımıdır.
5. Kaynama noktası 250-350 arası olan ürün.
Hidrokarbon birleşiklerinde 14-20 arası karbon otomu içeren bu karışım dizeldir.
Dizel de tıpkı benzin gibi günlük hayatta kullanılan bir yakıttır.
6. Kaynama noktası 300-370 arası olan ürün.
20-50 arası karbon otomu içeren hidrokarbon karışımı olan bu disilattan petrol türevi yağlayıcı sıvılar elde edilir.
7. Kaynama noktası 370-600 derece arası olan ürün.
Hidrokarbon bileşiklerinde 20-70 arası karbon olan bu ürün fuel oil adı verilen ağır yakıttır.
Bu yakıt çeşidi gemiler, fabrikalar ve doğalgaza erişimi olmayan bölgelerde merkezi ısıtma sistemleri için yakıt olarak kullanılır.
8. Kaynama noktası 600 dereceden fazla olan ürün.
Bu ürün bileşiklerinde 70'den fazla karbon atomu içerir.
Kalıntı olarak adlandırılan bu kısım atmosferik damıtma kolonunun dibinde kalır.
Bu kalıntı tekrar işlemden geçirilmek için başka bir ürünüte gönderilir.
Bu kaynama noktaları ve çıkan ürünler farklı kaynaklara göre değişiklik gösterebilir.
Bunun sebebi de yukarıda isim geçen ürünlerin birer karışımı olmasıdır.
Bu karışımların kaynama noktaları içindeki hidrokarbonların birbirine oranına göre değişikkenlik gösterir.
Atmosferik distilasyon kolonundan çıkan han petrol kısımları başka saflaştırma işlemleri için diğer ürüncelere gönderilir.
Yukarıda sayılan ürünler ancak bu ürüncelerdeki işlemler sonucunda kullanılabilir ürünlere dönüşürler.
Örneğin yukarıda bahsettiğimiz kalıntı adı verilen kısım vakım distilasyon kolonuna gönderilerek yeniden işlenir.
Bu kolonda basınç atmosfer basıncının altına düşürülür.
Böylece içerideki sıvının daha düşük sıcaklıklarda kaynaması sağlanır.
Vakım kolonundan çıkan distilatlar çeşitli işlemlerden geçirilerek asfalt, cila, petrokok gibi ürünlere dönüşür.
Rafinerilerde atmosferik distilasyon ve vakım distilasyon kolonu dışında da çok fazla ünite bulunur.
Bu ünitelerde disilatlar ileri düzeyde kimyasal ve fiziksel işleme tabi tutularak az önce saydığımız ürünler üretilir.
Bu ünitelere örnek olarak koklaştırma, jenerasyon, alkilasyon, reforming, kükürt giderme üniteleri örnek olarak verilebilir.
Ancak rafineriler büyük ve kompleks yapıları olduğundan bu ve diğer işlemleri açıklamaktansa yazımızı daha kısa ve öst olarak damıtma işlemlerini açıklayıp çeşitli diğer işlemlerden geçerek üretilen ürünleri sıralamakla yetindik.
Petrolden elde edilen ürünler Rafineriden çıkan ham petrol ürünleri kullanıma hazırdır.
Günlük hayatta çok uzun süredir kullanılan fosil yakıtlar olan benzin, dizel, jet yakıtı gibi yakıtlar dünyanın dört bir tarafına ihraç edilir.
Çıkan yan ürünlerden olan kükür direk satılabilir.
Asfalt yol yapımında kullanılırken elde edilen gazlarda yakıt veya ham madde olarak kullanılır.
Mekanik tüm araç gereçlerde kullanılabilen cila ve yağlarda ham petrolden elde edilebilir.
Ancak petrolden elde edilen ürünler sadece bu saydıklarımızla sınırlı değildir.
Rafinerilerde ham petrolden üretilen ürünlerden biri de naftadır.
Nafta kelimesi birçok Ortadoğu dilinde petrol, yenici madeni yağ anlamına gelen bir kelimedir.
Farsçadaki nef kelimesi buna örnektir.
Ancak naftanın günümüzdeki anlamı az önce de anlattığımız üzere farklıdır.
Petrolün saflaştırılmasıyla elde edilen, sarı, şeffaf bir görünümü olan nafta, günlük hayatın neredeyse her bölümünde kullandığımız plastiklerin ham maddesidir.
Plastikler hakkında daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.
Rafinerilerde üretilen nafta petrokimya fabrikalarına gönderilerek pek çok plastik üretiminde kullanılır.
Petrokimya Petrokimya fabrikaları tıpkı rafineriler gibi büyük ve karmaşık yapılardır.
İşlerinde distilasyon kolonları, kimyasal rektörler gibi pek çok ünite barındırırlar.
Petrolden elde edilen nafta ile polietilen, polipropilen, polivinil klorur gibi pek çok plastik üretilir.
Bu plastiklerde kullanılacağı yerlere satılarak hayatımızın her yerindeki ürünlere dönüşürler.
Otomobillerden tutun da poşetlere kadar çok geniş bir kullanımı olan plastikleri başka bir yazımızda geniş bir şekilde ele almayı planlıyoruz.
Sonuç, petrolün ne olduğu, nerelerde bulunduğu, nasıl çıkarıldığı ve petrolden elde edilen ürünler hakkında sizlere genel kapsamda bilgiler sunmayı hedefledik.
Bunu yaparken de olabildiğince bilimsel verilerden yararlandık.
Petrolün çevre ve ekosistem ile ilişkisine, Türkiye'deki durumunu inceleyeceğimiz gelecek makalelerimize dek sağlıcakla ve bilimle kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
