Transkript
Bu içerik Bionluk sponsorluğunda Bionluk seslendirmenlerinden İrem Öznur Kılıç tarafından seslendirilmiştir.
Özgür irade algısı beynin arka plan gürültüsünden ibaret olabilir.
Yazar Theogos, çeviren Çağrı Mert Bakırcı.
Özgür irade bir ilizyon mu?
Bu soru binlerce yıldır filozofları ve bilim insanlarını zorlayan sorulardan bir tanesidir.
2014 yılında yapılan bir araştırma, beynimizdeki kaotik elektrik aktivitesinin arka plan gürültüsü adı verilen sinyalleri içerisine gömülmüş bazı sinyallerin özgür iradeye neden
olduğuna dair olasılıklar sunuyor.
Bu gürültüye dair aktivite insanların karar almasından yaklaşık bir saniye önce meydana geliyor.
Araştırma yazarlarından Davis'te bulunan Kaliforniya Üniversitesi'nden nörobilimci Jesse Bankson şöyle söylüyor.
Her ne kadar amaçlı niyetler, istekler ve hedefler bizlerin kararlarını doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi şeklinde etkiliyor olsa da, Araştırmamız kararlarımızın aynı zamanda herhangi bir anda
beynimizdeki sinyallerde bulunan sinyal gürültüsünden etkilendiğini de gösteriyor.
Bu rastgele ateşlenmenin ya da gürültünün bizlerin bilincinin üzerinde taşındığı sinyal bile olma ihtimali var.
Tıpkı bir radyo istasyonunun verilerinin radyo dalgasının statiği tarafından taşınması gibi.
Bu arka plan gürültüsü insanların yepyeni durumlara yaratıcı bir şekilde tepki üretmesinden neden oluyor da olabilir.
Hatta insanların özgür irade algısının nedeni bile olabilir.
Isaac Newton'ın klasik mekanik yasaları evrenin deterministik olduğunu önerdi.
Her nedenin kaçınılmaz bir sonucu olmalıydı.
Newton'ın mantığına göre özgür bir karar kendisinden önce gelen hareketlere tamamıyla ilişkilidir.
Ancak kuantum mekaniği...
atom altı parçacıkların davranışlarının yapıları gereği tahmin edilemez olduğunu gösterdi.
Bunun sonucunda kütle çekim ve elektromanyetizma gibi kuvvetler geleceği yalnızca geçmişteki olay ve olgulara göre belirleyemezler.
Bu da atom altı parçacıkların rastgele davranışları sebebiyle özgür iradenin etki edebileceği ufacık da olsa bir pencereyi açık bırakmış oldu.
Yine de çok sayıda filozof ufak parçacıkların rastgele davranışlarının özgür iradeyi oluşturabileceğine şüpheyle yaklaştı.
Çünkü kuantum etkileri daha büyük ölçekli cisimlerde pek de işe yaramıyordu.
1970'li yıllarda yapılan araştırmalar insan istemiyle ilgili şüpheler doğurdu.
Özellikle merhum sinir bilimci Benjamin Libet tarafından yapılan araştırmalar beynin motor korteks adı verilen ve hareketlerimizi planlayarak uygulayan bölgesinin insanların bir tuşa basma
kararını vermesinden önce ateşlendiğini gösterdi.
Yani insanlar bilinçli kararlar almadan önce beynin kendisi zaten kararı çoktan vermiş oluyordu.
Peki ortada gizli bir sinyal mi var?
Karar verme sürecini daha iyi anlamak için Bankson'un takımı Elektroensefalografi denilen ölçüm aracını kullanarak 19 lisans öğrencisinin bir ekrana bakarken
Rastgele bir şekilde sağa ya da sola gözleriyle bakmaya karar vermeleri sırasında beynin dalgalarını ölçtü.
İnsanlar kararlarını verdiklerinde o kararı niteleyen karakteristik bir sinyal beynin spesifik bölgelerinden ateşlenerek hareket etti.
Ancak şaşırtıcı bir şekilde kafalarımızın arkasında yer alan bir bölgedeki diğer bir elektriksel aktivite kararların verilmesinden 800 milisaniye öncesine varabilen bir sürede
ateşlendi. Bu beyin aktivitesi aslında bir sinyal bile değildi.
Bir gürültüydü.
Beynin her yerinde bulunan ve rastgele gibi gözüken bir elektriksel ateşlemeydi.
Aslında sinir bilimciler bu arka plan gürültüsünü çoğu zaman anlamsız olarak nitelemektedirler.
Hatta belirli bir göreve özel sinyalleri görmek için toplam sinyalden bu gürültü sinyalini çıkarırlar.
Bir diğer deyişle arka plan gürültü sinyali içerisinde gizlenmiş bir sinyal.
İnsanların bilinçli kararlarını Daha onlar bu kararları vermeden belirlemektedir.
Dallas'taki Texas Üniversitesi'nde sinir bilimci olan ve bu araştırmaya katılmamış biri olan Dr.
Rick Edante şöyle söylüyor.
Bu araştırmayla ilgili çılgın olan da bu.
O bir gürültü sinyali değil.
Bu durumda sorumuz şu olmalı.
Bu sinyal nereden geliyor ve ne gibi bir bilgi taşıyor?
Edanta şöyle devam ediyor.
Bu yeni araştırma özgür iradeyi ispatlamıyordu, çürütmüyordu.
Eğer ki bizim bilinçli algımıza katkı sağlayan ve kararlarımızdan önce oluşan bir şey varsa bu durumda özgür irademizin sınırları sorgulanmalıdır.
Öte yandan bu araştırmanın bulguları özgür irademizin beyinlerimizde yer alan rastgele arka plan gürültüsü üzerinde taşındığını ancak bu gürültüyle birebir aynı şey olmadığını gösteriyor.
Amsterdam Üniversitesi'nden sinir bilimci olan ve yine araştırmada yer almayan biri olan Ali Mazaheri ise bu bulguların özgür iradenin kökünü kazadığını düşünüyor ve şöyle söylüyor.
Bu bulgular beynin duygusal işlem sistemlerindeki ateşlemelerin birikerek insanların kararlarını oluşturduğunu, bilinçli beynin ise bu kararları takip ettiğini gösteriyor.
Peki bu durum faydalı mı yoksa bir ilizyon mu?
Eğer ki özgür irademiz bir ilizyonsa, Neden bu kadar gerçek gibi hissediyoruz?
Bu sorunun cevabı hala gizemini koruyor olsa da teorilerden bir tanesi tercih ilizyonunun olmasının insan türü için oldukça can sıkıcı olacağını ve türümüzün hayatta
kalıp üreme konusunda başarısızlaşacağı üzerinde duruyor.
Mazahiri şöyle anlatıyor.
Özgür iradenizin olduğunu sanmanız hayatta kalabilmenizi sağlayan bir araç görevi görüyor.
Araştırmanın sonuçlarını Journal of Cognitive Science dergisinde bulabilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
