Transkript
Aşk Hormonunun İki Yüzü Akın Karahasan Aşk hormonu olarak da bilinen oksitosin, sosyal
bağları geliştirme, kaygıyı azaltma ve yaşamdan memnuniyet hissini arttırmaya yardımcı olan bir hormon.
Northwestern Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırma ise bu antik hormonun karanlık bir yüzünün de olduğunu ve hoş olmayan anıları, korkuları ve kaygıyı güçlendirebildiğini öne sürüyor.
Bu Jekyll ve Hyde davranışı oksitosinin zıtlıklarına bakmaksızın anıları güçlendirici genel bir etkiye sahip olmasından dolayı ortaya çıkıyor.
1906'da keşfedilmesine rağmen oksitosinin Oksitosin'in duygu değişimindeki etkilerini inceleyen araştırmalar henüz emekleme aşamasında.
İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan deneyler oksitosinin çiftlerin birbirine bağlılığı, ethnocentrizm yani gruba bağlılık, güven artışı, korkunun azalması ve hatta
yaraların iyileşmesiyle güçlü bir ilişkisi olduğunu öne sürüyor.
Bu tip etkilerin ilginç bir örneği 2012 yılında yapılan bir araştırmada görüldü.
Bu araştırmada oksitosin İlişkisi olan erkeklerde kalabalık içinde birbirlerine ve çekici kadınlara normalden 10-15 santim daha fazla mesafede durmaya sebep olurken beker erkeklerde herhangi
bir etkisi olmadı. Bunun dışında oksitozin dozajının başka etkileri de keşfedildi.
Örneğin Halfa Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma kıskançlığın ve başkalarının talihsizlik yaşamasından duyulan hazın oksitosinin burundan uygulanması sonucu arttığı tespit edildi.
Başka bir araştırmada ise ana belirtisi soruldu.
Sosyal ilişkilerden kaçınma eğilimi olan borderline kişilik bozukluğuna sahip insanların oksitosinle tedavi edildiğinde çevrelerine daha az güven sergilediği gözlemlendi.
Bu gözlem özellikle reddetme konusunda hassas olanlarda geçerliydi.
Bu araştırmalardan açıkça anlaşılacağı gibi oksitosinin insanların duygularına etkisi keşfedildiğinde tahmin edildiği kadar basit değil.
Northwestern Üniversitesi'nde yapılan yeni araştırma oksitosinin duygusal acıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Oksitosinin anıların güçlenmesini arttırması, stresli sosyal durumların olay geçtikten uzun süre sonra bile olayın akla kolayca gelmesinin sebebi olabilir.
Böylesine anıların yoğunluğu düşünüldüğü zaman olayı tekrar yaşamış gibi hissettirecek kadar fazla olabilir.
Northwestern Üniversitesi'nden Prof.
Jelena Radulovic'in araştırma grubu stresli bir olay sırasında oksitosini salgıladığını ve beynin anıyı yoğunlaştıran bir kısmını...
aktifleştirdiğini buldu.
Oksitosin ayrıca stresli olay sırasında korkma ve kaygı hassasiyetini arttırıyor.
Oksitosinin pozitif anıları da güçlendiriyor olması olası görünüyor.
Ancak bu ihtimal henüz ayrıntılı biçimde incelenmiş değil.
Profesör Radulovic'in araştırması oksitosini sosyal stresle ilişkilendiren ve oksitosinin stresin ileriki zamanlarında kaygı ve korkuyu arttırdığını gösteren ilk çalışma.
Araştırmacılar ayrıca beynin bu etkilerden sorumlu olan ve oksitosinin bu bölgeyi kaygı ve korkuyu arttırmak için nasıl kullandığını keşfettiler.
Bulgular, oksitosinin aşkla ve sosyal bağlarla uzun süredir ilişkilendirilmesinden dolayı bu hormonun pozitif anıları güçlendireceğini bekleyen araştırmacıları şaşırdı.
Rodulovic'in laboratuvarında çalışan doktora öğrencisi Yomaira Gazman şöyle diyor.
Oksitosin yıllardır yapılan araştırmalardan dolayı stres düşürücü bir etken olarak görüldü.
Biz merkezi sinir sisteminde moleküler...
değişikliklerle bu hormonun korkuyu azaltmak yerine nasıl arttırdığını gösterdik.
Oksitosin artık aşk hormonu olmaktan uzakta ve diğer birçok hormon gibi insan sağlığı ve davranışıyla karmaşık etkileşime sahip.
İyi bir ilerleme gerçekleşmiş olmasına rağmen oksitosinin etkilerinin tamamen anlaşılması için daha birçok araştırma yapılması gerekmekte.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
