Minnesota Açlık Deneyi: İnsan Açlığının Sorunları Nelerdir ve Nasıl Tedavi Edilmelidir?
27 Eylül 2020 · 6 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Minnesota Açlık Deneyi İnsan açlığının sorunları nelerdir ve nasıl tedavi edilmelidir?
Yazar Canberk Çolak Editör Çağrı Mert Bakırcı.
Seslendiren Kayrahan Koçiğit.
Minnesota Açlık Deneyi ya da daha isabetli ismiyle Minnesota Yara Açlık Deneyi, 19 Kasım 1944 tarihinde Minnesota Üniversitesi'nde başlayan ve 1945 yılının Ekim ayında sona
eren bir beslenme deneyidir.
Deneyin amacı uzun süreli açlığın insanlar üzerindeki fizyolojik ve psikolojik etkilerini gözlemlemekti.
Yüzyıllar boyunca açlığın insan üzerindeki etkilerini rapor eden anekdotlar mevcuttu.
Ancak bunların çoğu bilimsel literatüre geçecek ölçüde bu etkileri tanımlamıyordu.
Deneyin bir diğer amacı ise 2.
Dünya Savaşı sırasında ciddi kıtlıklar yaşayan Hollanda, Yunanistan ve Doğu Avrupa ülkelerinde bulunan insanların tekrar nasıl en iyi şekilde beslenebileceğini bulmaktı.
Ancak bu deney ABD tarafından gerçekleştirileceği ve o bölgede bir kıtlık yaşanmadığı için önce sağlıklı insanların aç bırakılıp, sonra gözlemlenmesi gerekiyordu.
Bu yüzden üzerinde çocuk fotoğrafları ile onların daha iyi beslenmeleri için aç kalır mısınız yazılı broşürler ile deneye gönüllüler aranmaya başlandı.
Deneye katılacak gönüllülerin erkek olması ve fiziksel ya da mental olarak sağlıklı olmaları gerekiyordu.
Amerika ve İngiltere'de bulunan vicdani reddçiler bu deney için gönüllü oldular.
200'ün üzerinde başvurudan seçilen 36 gönüllü Minnesota Üniversitesi'nin futbol stadyumunda toplandığı ve 19 Kasım 1944 tarihinde deney başlatıldı.
Deneyin metodu Deneyin başında hem Minnesota Üniversitesi'nde fizyolog olan hem de Amerika Birleşik Devletleri Savaş Bakanlığında danışmanlık yapan Ansel Keys vardı.
Deneyin psikolojik verilerinin toplanmasında ise Minnesota Laboratuvarının baş psikoloğu Joseph Brozek sorumluydu.
Araştırma protokolü katılımcıların vücut ağırlıklarının %25'ini kaybetmesi gerektiğini söylüyordu.
Deneyin ilk 3 ayında gönüllüler kendi kilolarına uygun şekilde günlük 3200 kalorilik bir diyetle beslendi.
Ancak takip eden 6 aylık yara açlık fazında gönüllüler kendileri için çok yetersiz olacak şekilde yaklaşık 1570 kalorilik diyetler ile beslendi.
Bu fazda gönüllüler savaş esnasında Avrupa'da bulunabilen patates, ekmek, lahana gibi besinlerle diyetlerini doldurmak zorundalardı ve asla et tüketemiyorlardı.
Bu yara açlık fazı boyunca gönüllüler haftada 35.4 km yürümek ve haftada 15 saat laboratuvarda çalışmak zorundaydılar.
Böylece günlük aldıkları kalorilerden en az 1000 kalori fazlasını harcıyorlardı.
O zamanlar 26 yaşında olan ve deneye katılan Marshall Sutton o günlerle ilgili şunları söylüyor.
Deneyde yemeklerin başından 20 dakika ayrılamayan kişiler vardı.
Ben buna katlanamıyordum.
Bazı arkadaşlarım tüm zamanlarını yemek kitapları okuyarak geçiriyordu.
6 ayın sonunda 3 aylık bir iyileşme süreci başlatıldı.
Bu süreç içerisinde katılımcılar günlük 2000 ila 3200 kalori arasında beslendi.
Son olarak ise 8 haftalık herhangi bir limitin olmadığı bir program uygulandı ve deney sonlandırıldı.
Deneyin sonuçları Deney esnasında açlığın birçok fiziksel ve psikolojik etkisi gözlemlendi.
En çok göze çarpanı, vücut ağırlıklarının dörtte birini kaybeden insanların kabur ve kemiklerinin belirginleşmesi ve bir deri bir kemik görünümüne kavuşmasıydı.
İnsanlar sürekli yorgundu, halsizdi, güçsüzdü ve cinsel arzularında ciddi oranda azalmıştı.
O günler için satın Bir süre yemeksiz kalınca hissizleşiyorsunuz.
Sadece çok güçsüzdüm.
Tüm cinsel arzular yok oldu, diyor.
Yara açlık döneminde yemek, gönüllüler için bir takıntıya dönüşmüştü.
İnsanlar sürekli yemeklerden konuşuyor, yemek kitapları okuyor, birbirleriyle yemek tariflerini paylaşıyorlar ve yüksek kalorili yemeklerle ilgili fanteziler kuruyorlardı.
Hatta bazı katılımcılar, yedikleri yemekler gözlerine çok görünsün diye yemekleri su ile seyreltmişti.
Deneyin psikolojik etkileri de gözlemlenmiştir.
Katılımcılar oldukça depresif bir ruh haline bürünmüştü.
Anksiyete düzeyleri artmıştı ve eskiden olmadığı kadar çabuk sinirleniyorlardı.
Marshall Sutton konuyla ilgili şunları anlatıyor.
Deneyin etkileri çok ağır olmasına karşın deney sonuna kadar deneyden yalnızca 3 kişi ayrıldı.
1946 yılında...
Deneyle ilgili araştırmacıların ve ekiplerin yazdığı İnsan ve Açlık isimli 70 sayfalık bir rehber yayınlandı.
Daha sonra Brozek ve Case tarafından 1950 yılında İnsan Açlığının Biyolojisi isminde iki ciddi bir kitap yayınlandı.
Bu kitap açlık biyolojisi hakkında alanındaki en popüler kitap olmayı sürdürmektedir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
