Meme Ucu Nedir? Erkeklerin Neden Meme Ucu Var?
19 Ağustos 2025 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Meme ucu, İngilizce nipple, memenin yüzeyinde dışarı doğru çıkıntı yapan ve süt kanalları aracılığıyla bir dişinin sütünü dışarı salgılamasını sağlayan doku bölgesidir.
Göğüsle meme aynı şey değildir ve biri diğerinin kibar formu da değildir.
Göğüsle memeyi eş anlamlı kullanmak, anatomik ve bilimsel olarak tamamen hatalıdır.
Her bir meme ucu, aynı zamanda meme papillası veya emzik olarak da adlandırılır, uç çevresinde silindirik olarak düzenlenmiş 15-20 adet süt kanalının çıkışlarını içeren küçük bir dereç kıtısıdır.
Süt, meme ucundan pasif bir şekilde çıkabileceği gibi düz kas kasınmalarıyla yoluyla aktif bir şekilde de atılabilir.
Meme ucunun etrafında meme ucu ile büyük oranda aynı renkte olan ama vücudun geri kalanından koyu olan dairesel bir bölge bulunur.
Bu bölgeyi areola denir.
Meme ucu fonksiyonu Meme uçlarının fizyolojik amacı emzirme döneminde kadın meme bezlerinde üretilen sütü bebeğe iletmektir.
Emzirme sırasında bebeğin dudakları ve emme davranışı tarafından Meme başı uyarılır ve buradaki sinirler hipotalağını soyararak oksitosin salgılanmasını sağlar.
Oksitosin hamilelik sırasında artan ve süt atma refleksinin üretilmesine yardımcı olmak amaçıyla meme dokusunu etki eden bir hormondur.
Bebeğin meme ucunun uyarma sonucu artan oksitosin doğumdan sonra bile ana rahminin kasılmasına yol açar.
Annenin meme uçlarının uyarılmasıyla oluşan güçlü uterus kasılmaları uterusun atar damarları sıkıştırmasına yardımcı olur ve bu kasılmalar Doğum sonrası annelerin deneyimlediği kanamayı önlemek için gereklidir.
Bebek meme ucunu emdiğinde veya uyardığında oksitosin seviyeleri yükselir ve memedeki küçük kaslar kasılarak sütlü süt kanallarını hareket ettirir.
Bebeğin meme ucunu uyarmasının sonucu anne sütünün kanallar aracılığıyla meme ucuna taşınmasına yardımcı olur.
Sütün bu kasılmasına süt fışkırtma refleks denir.
Kavrama bebeğin süt alabilmek için meme ucuna doğru bir şekilde bağlanmasını ifade eder.
İyi bir kavrama için areolunun alt kısmının bebeğin ağzında olması ve meme ucunun bebeğin ağzının içine çekebilmesi gerekir.
Zayıf bir kavrama, süt fışkırtma refleksini oluşturmak için yeterli meme simülasyonunu sağlayamaz.
Bebeğin ağzı sadece meme ucunun en uç kısımlarını kavruyorsa, meme ucu yeterince uyarılamaz.
Bu zayıf bağlanma, meme uçlarının ağrımasına ve çatlamasına, hatta annenin emzirmeye devam etme isteksizliğine yol açabilir.
Doğumdan sonra meme ucunun bebek tarafından sürekli ve artan şekilde uyarılmasına bağlı olarak, Annenin süt üretimi artar.
Bebeğin meme emme süresi artarsa meme bezleri de süt üretimini artırarak bu uyarıya yanıt verir.
Meme ucu anatomisi.
Keseliler ve plasentalı memelilerin vücudunda iki çiften 19 çifte kadar değişebilen sayılarda genellikle vücudun iki yanına eşit olarak dağılmış biçimde meme ucu bulunur.
Süt hattı. İnsanlarda ikiden fazla meme ucu oluşumu.
Bir hayvanda meme uçlarının geliştiği hatta süt hattı denen bir doku yola bulunur.
Bu doku vücudun ön tarafında bulunur ve kollardan başlayıp bacaklara kadar uzanır.
İnsanlarda sadece iki tane meme ucu olduğu için bir süt hattı olmadığını sanabilirsiniz fakat bu doğru değildir.
Evrimsel tarihi boyunca ikiden fazla meme ucuna sahip atalardan evrimleşmiş primatlardan gelen insanların da vücudunda uzun bir süt hattı bulunmaktadır.
Bu meme hattı memeleri ve süt bezlerini üretir ancak insanlarda bu sadece normal kabul edilen meme bölgesinde olmalıdır.
Fakat kadınların %0.4 ile %6'sı arasında normal olan iki memeye ek, aksesuar yani fazlalık memeler üretilir.
Bu durumun görüldüğü kadınların 3'te 2'si herhangi bir semptom göstermez ve sadece kilo aldığını düşünür.
Ancak hastaların 3'te 1'inde özellikle de adet ve süt üretim dönemlerinde sorunlar yaşanabilir.
Ayrıca kozmetik yanaşalar da sorun yaratabilir.
Akademik çalışmalar ek meme oluşumlarının %67 civarının süt hattının göğüs veya karın tarafında kalan bölgelerinin oluştuğunu göstermektedir.
Bunların da büyük bir kısmı vücudun sol tarafında ve meme altı bölgesinde gelişmektedir.
Geri kalan kısmın %20'si koltuk altı bölgesinde oluşmaktadır.
Geri kalan %13'lük kısım ise süt hattının herhangi bir noktasında oluşabilmektedir.
Eğer bir ek meme süt hattı boyunca oluşmuyorsa bunlar meme taslığının göç sırasında hapsolmasının ürünüdür.
Diğer canlılarda örneğin kedi ve köpeklerde bu hat boyunca birçok çift meme üretilir.
İnsanlarda bunun iki tane olması evrimsel süreçteki seçilim baskısıyla ilgilidir.
Bu meme sayısı muhtemelen cinsel seçilimin bir üründür ve üretilen yavruların sayısından etkilenmektedir.
Çünkü çok yavru üreten türlerde beslenmesi gereken çok az var demektir.
Bu da daha fazla ihtiyacı doğurur.
İnsan ayrıca hayvanlarda meme sayısı ve konumları.
Bazı türlerdeki meme sayısını ve gövdedeki konumlanışını şöyle dizilebiliriz.
Keçi, koyun, at ve gine domuzlarında göğüste 0, karında 0, kasıklarda 2 olmak üzere toplamda 2 meme olur.
Büyükbaş hayvanlarda göğüste 0, karında 0, kasıklarda 4 olmak üzere toplamda 4 tane bulunur.
Kedilerde göğüste 2, karında 2, kasıklarda 4 olmak üzere toplamda 8 meme bulunur.
Köpeklerde göğüste 4, karında 2, kasıklarda 2 veya 4 olmak üzere toplamda 8 ile 10 meme bulunur.
Farelerde göğüste 6, karında 0, kasıklarda 4 olmak üzere toplamda 10 tane bulunur.
Sıçanlarda göğüste 6, karında 2, kasıklarda 4 olmak üzere toplamda 12 tane bulunur.
Domuzlarda göğüste 6, karında 6, kasıklarda 6 olmak üzere toplamda 18 tane bulunur.
Fillerde göğüste 2, karında 0, kasıklarda 0 olmak üzere toplamda 2 tane bulunur.
İnsanlarda süt hattı gebeliğin 7.
haftasında oluşmaya başlar ve 8-9.
haftada göğüs üzerindeki normal bölgede meme hocu üretilir.
Daha sonradan meme hattı duraklar ve körelir fakat kim insanla bu körelme düzgün gerçekleşemez ve uzak kuzenlerimizde olduğu gibi fazlalık meme hocları üretilebilir.
En eski memeli atalarımızda meme sayısı daha çok olduğu için bu atasal bir karakterin ortaya çıkması olarak düşünülebilir.
Az önce de söz ettiğimiz gibi insanlarda ek meme hocları neredeyse her zaman süt hattı üzerinde oluşur fakat Bu vakaların büyük çoğunluğunda üretilen ek memocuları işlevsizdir.
Birçok kişi bunların ben olduğunu sanar ve ömür boyunca fark etmeden yaşar.
Erkek memocu ve kadın memocu.
Neredeyse bütün memeli hayvanlarda hem erkekte hem de dişlerde memocu bulunur.
İnsanlarda her iki cinsiyette de memocu cinsel uyarılmayı sağlamakta kullanabilmektedir.
Ancak insan toplumlarında genelde sadece dişi memocu cinsel objeye dönüştürülmüştür.
Örneğin internet üzerindeki birçok sitede çıplak erkek memesi yasak değilken çıplak kadın memesi yasaktır.
Bilimsel bir amaca hizmet eden evrim ağacında böyle bir yasak söz konusu değildir.
Ancak bu cinsel nesneleştirmenin dayanıksızlığını göstermek adına okurlarımıza aşağıdaki meme uçlarından hangilerinin erkek, hangilerinin kadınlar ait olduğunu tahmin etmeye davet etmekteyiz.
Bu yazımızda insanlar da dahil birçok memeli hayvanın erkeklerinde neden meme uçları olduğuna ve bu uçlardan süt salgısı yapılıp yapılamayacağına bir bakış atacağız.
Erkeklerin neden memocu bulunur?
Her ne kadar birçok memeli türünün erkeklerinde memocları bulunsa da neredeyse hiçbir türde erkekler yavruların beslenmesine katkı sağlamazlar.
Bu durumda neden memocları bulunduğu sorusu evrimsel bilgisayar gibi görünebilir.
Ancak sorunun cevabı oldukça basittir.
Biyolojik olarak erkek bedeninin özelleşmesini sağlayan Y kromozomun üzerindeki 45 gen arasında en önemlisi SRY isimli bir gendir.
Bu gen keseli ve plasentalı memeli hayvanların tamamında bulunur.
Bu genin ürettiği proteine Testis belirleyici faktör adı verilir ve bu protein kanguru gibi keseli memelilerde veya insan gibi plasental memeli hayvanlarda testis üretimini sağlar.
Testis belirleyici faktörüyle tetiklenen testisler hem spam rednebaşlar hem de salgıladıkları testisorun aracılığıyla spam kanalının ve penisin oluşmasını hatta beynin dokusunun değişmesini sağlar.
Bunun sonucunda erkek beyni erkeklerde de bulunsa bile kadınlarda çok daha aktif olan progesterona ve östrojene özellikle de östrodiol...
Hormonlarına duyarsızlaşır.
Yani tek bir genin faaliyeti bireyin fizyolojisini ve anatomisini adeta baştan yaratır.
İşte Y kromozomu ile başlayan farklaşma süreci erkeklerin neden memurcu olduğu ile ilgili ilginç evrimsel soruyla cevap vermektedir.
Anlattığımız erkek özelliklerinin farklaşma sürecinin başlaması sperm ve yumurtanın birleşmesinden sonraki 6 ile 8.
haftayı bulur. Yani ana rahminde embriyonun cinsiyeti belirlene kadar aradan 1,5-2 ay geçmiş olur.
Bu sırada embriyo müthiş bir mitos sürecinden geçerek sürekli yeni hücreler oluşturur ve bu hücreler etraflarına saldıkları sinyallerle diğer hücrelerin farklaşması dedikler.
Böylece kromozomların farklı kısımları okunarak farklı yapılar üretilmeye başlar.
Embriyolojik gelişimin ilk 8 haftasında embriyo hem dişi hem erkek ödeme sistemlerinin öncüleri olan müller ve wolf kanallarına sahiptir.
Döllenmeden hemen sonra eğer Y kromozomu varsa X kromozomu etkisizleştirilir.
Eğer bireyde Y kromozomu yoksa Müller kanalı gelişir.
Bu durumda embriyo dışı olarak gelişir.
8. haftada Y kromozomundaki SRE geninden protein sentezine başlanır ve TDF proteini oluşur.
Bu dönemde L7 hücreleri oluşur ve testosteron üretimine başlarlar.
Testosteron Müller kanalını baskılar ve Wolf kanalının gelişimini destekler.
Wolf kanalı gelişerek erkek cinsel organlarını oluşturur.
Testislerin iyice gelişmesi testosteron salgısını arttırır ve bu embriyonun erkek karakteri kazanmasını iyice hızlandırır.
Testosteron hormonu ileride kas gelişimi, kıllanma, vücut yağının birikici bölgeler ve karakter özellikleri gibi konularda da çok önemli rol oynayacaktır.
Öte yandan memeli hayvanlarda meme dokusunun oluşumu sadece 10.
gün civarında yaşanır ve 4 ile 6.
hafta arasında şekillenir. Yani 6 ile 8.
haftada erkeklere ait özelliklerin belirlenmesini.
O noktada cinsiyetin erkek mi yoksa dişi mi olacağı belli değildir.
Dolayısıyla hem erkeklerde hem dişilerde meme dokusu ve meme ucu oluşur.
Aslında diğer memelilerin erkeklerinde bu doku gelişim sırasında yok olabilir.
Örneğin fare embriyolarında hem erkek hem de dişi embriyolarda gebeliğin çok erken döneminde 5 temel meme dokusu ve meme ucu oluşur.
Ancak erkek farelerde bu doku birkaç gün içinde dejener olmaya başlar.
Öyle ki erkek fare embriyolarında meme tomurcukları tamamen yok olur.
Geriye bir meme ucu bile kalmaz.
İnsanlar gibi diğer memeli hayvanların erkeklerinde tombocuğun küçük bir kısmı kalır ve yetişkin erkeklerde meme ucunu oluşturan da budur.
Dişi fare embriyolarında meme tombocukları varlığını sürdürür ve meme gelişimi yetişkin dişi farelerde hem meme uçlarını hem de fonksiyonel sütü üreten dokuya dönüşecek iç yapılar oluşmaya devam eder.
Görünen o ki PTHRP isimli bir protein hem dişilerde meme ucu oluşumu onu pekiştirmekte hem de erkeklerde meme ucunu öğrenmesini sağlamaktadır.
Buradan da görülebileceği gibi bu sorunun tek açıklaması evrim teorisiyle verilebilir.
Çünkü dişilerle erkeklerin de geçmişte birbirlerinden ayrıldıkları bir nokta vardır ve o nokta bilindiği kadarıyla tek hücreli prokaryotlarla başlamıştır.
Yüzlerce milyon yılda ayrışmış ve çok hücreli ökaryotlar da özel uzuvlara dönüşmüştür.
Yeni doğan bebeklerde cinsiyetten bağımsız olarak memnunatçılara çok benzer bir görünüme sahiptir.
Ancak ergenlik çağına girilmesiyle salgılanmaya başlanma hormonlarının etkisi altında bu görünüm değişmeye başlar.
Her iki cinsiyette de ergenlikle birlikte meme dokusu büyümeye başlar.
Ancak kadınlarda erkeklerden çok daha fazla büyür.
Buna karşılık ergenlikle birlikte erkeklerin süt kanalları daralarak küçülür.
Kadınlarınki ise genişleyerek yerleşir ve yapısal olarak değişir.
Ergenlik çağındaki erkek çocuklarında da meme acı uyarılabilir yapıdadır.
Hatta bir yere çarpınca ya da sıkıştırınca acı verir.
Yetişkin erkeklerin ise %50'sinde meme vücuda kadınlardaki gibi erojendir.
Yani cinsel olarak uyarılabilir.
Erkeklerde meme dokusu özellikle hormonal bozukluğu olanlarda sorun yaratabilir.
Benzer şekilde uzun süre steroid kullanan sporcuların testislerinde distrofi görülür.
Testis kanda gereğinden fazla testosteron bulunduğu için salgı üretemez ve küçülür.
Testosteron serum seviyesi yüksek olduğunda bir kısmı aromataz enzimi aracılığıyla esterona dönüştürülür.
Evrimsel ve genetik olarak erkeklerin süt üretecek biçimde seçilmemiş olmasından ötürü erkek memesinin fonksiyon potansiyeli genellikle pratik bir işe dönüşememektedir.
Bunun sebeplerinden biri ergenlik sırasında kadınlarda oksitosin ve prolaktin seviyeleri artarken erkeklerde bulunmamasıdır.
Dolayısıyla erkekler kadın meme dokusunun ergenlikte geçirdiği değişimlerden geçmemektedir.
Örneğin kadınların kanında erkeklerinkinden %30 civarında daha fazla prolaktin bulunur.
Gebelikte ise bu oran 10 kat artmaktadır.
Buna bağlı olarak ergenlikte kadınların süt bezi kanalları dallanıp budaklanırken erkeklerinki genellikle küçülmektedir.
Ama bu meme uçları tamamen işlevini getirmez ve uyarıldıklarında tekrar genişleyebilir.
Yapılan bir incelemeye göre erkeklerin meme uçları kadınlarınkinden %36 civarına daha küçüktür ve kadınlarda meme uçallığını ve büyüklüğü konusunda daha geniş bir çeşitlilik vardır.
Meme uçlarının varlığının devrimsel analizi Yukarıdaki anlatımdan da görüleceği üzere erkek memelerinin var olmasının temel sebepleri evrimsel sürecin mükemmel olamayışından, evrimsel süreçte yapılacak değişimlerin
çizim tahtasına geri dönülerek sıfırdan var edilememesinden, evrimin yalnızca elinde var olan malzemeyi kullanabiliyor olmasının ötürüdür.
Konuya biraz daha derinlemesine girecek olursak ve evrimsel biyoloji açısından ele alacak olursak, bilindiği üzere her insan bebeği diğer eşeğiyle üreyen her canlı gibi anne ve babasından gelen kendilerinin birer kopyasına sahiptir.
Dolayısıyla yavru, anne babasının genetik bir kombinasyon olarak dünyaya gelir.
Özellikleri de buna göre ortaya çıkar.
Dolayısıyla genetik açıdan bakacak olursak yukarıdaki soru ters sorulmaktadır ve doğrusu şöyle olmalıdır.
Erkeklerle kadınlar nasıl genetik olarak birbirlerinden ayrıştılar?
Aslında bu sorunun cevabını başka yazılarımızda ele aldık.
Dolayısıyla burada detayına girmeyeceğiz.
Ancak kısaca özetlemek gerekirse, erkek ve dişinin arasındaki fiziksel farkların en ciddi sorumlusunun şüphesiz cinsel seçilim olduğunu söyleyebiliriz.
Ancak yine burada bir soru işareti doğar.
Eğer karşı cinsiyetler farklı özellikler konusunda birbirlerini seçiyorlarsa bu farklı karakterler evrimsel süreçlerine sorutaya çıkmıştır.
Bu sorunun cevabı da çok zor değildir.
Çünkü günlük yaşantımızda bu olayın gerçekleşmesine genetik bilimciler sıklıkla rastlarlar.
Genetik çözünme. Bu olayda normalde genetik olarak iki cinsiyetle de aynı fiziksel özelliği yaratan genler Kromozomların yanallaşması ve nesiller içerisinde özelleşmesi sonucunda yavaş yavaş birbirlerinden bağımsız ve farklı
hale gelirler. Yani örneğin bir kuşun erkeği de dişisi de aynı özelliklere sahipken sadece evrimsel biyoloji ilaçlanabilir bir şekilde nesiller içerisinde genlerin cinsiyetlere ait kromozomlar üzerine birbirlerinden
bağımsız farklaşması sonucunda genetik sürüklenme gibi mekanizmalarla bağımsız hale gelebilirler.
Bu genetik farklılaşma çok kısa sürede fiziksel değişimler yaratır ve Böylece karşı cinsiyetine alışık olmadığı fiziksel nitelikler kazanılır.
Eğer ki bu fiziksel nitelikler uyum başarısı yani fitness ile ilişiklik içerisindeyse ki genelde böyledir, o zaman cinsel seçilim hızlı işlemeye başlayacak ve en doğru seçimleri yapabilen bireyler avantajlı
konuma geçeceklerdir. Böylece cinsiyetler arası farklaşma da nesiller içerisinde artacaktır.
Bu genetik farklaşmanın en temel sebebi daha önce de belirttiğimiz gibi cinsiyet kromozomları üzerindeki niteliklerin farklı çevresel baskılar altında seçilmesiyle doğrudan ilişkilidir ve bu genlerin birbirinden
ne kadar farklılaşacağını bu çevresel baskıların seçilimsel niteliği belirler.
İşte bu cinsel farklaşmanın olmadığı durumlarda genellikle şu iki koşulların biri ya da ikisi geçerlidir.
Eğer eldeki bir özellik erkekte de dışta da bulunuyorsa ve bu özellik üzerine hiçbir seçilim baskısı yoksa iki cinsiyetle de farklılaşma gözükmez.
2. Eğer cinsel farklılaşma bir cinsiyet için önem arz ettiyse ve diğeri için önemsizse yani seçilim baskısı yoksa önemsiz olan cinsiyette cinsel farklılaşma gözükmez.
Meme uçlarında gördüğümüz durum da tam bu ikincisidir.
Memelilerin evriminde süt bezlerinin gelişimi iki cinsette de belirli miktarda olmuştur ve ter bezlerinin farklaşması ve özelleşmesiyle denilmiştir.
Süt bezlerinin tek görevi yavruya emzirmek değildir.
Aynı zamanda cinsel ve gelişimsel birçok aktivitede rol oynamaktadır.
Örneğin yapılan araştırmalar ilkin süt bez salgılarının yavruların nemli ve korunmalı kalmasını sağlamak üzere bir tip özel ter salgısı olduğunu ileri sürmektedir.
Yani süt bezlerinden salgılanan ürün ilkin zamanlarda yavrular tarafından içilmiyor, adeta üzerlerine salgılanıyordu.
Ayrıca ter bezlerinin farklaşması sırasında süt bezlerinin edindiği özelliklerin yavruların ebeveynleriyle daha yakına ilişki kurmaya başarılmasını sağladığı düşünülüyor.
Yani bir zamanlar erkeklerin süt bezleri de salgı yapmaya yaramış olabilir.
Ancak daha net bir açıklama şu şekilde yapılır.
Dişilerde farklılaşan süt bezlerinin genetik özellikleri nesiller içerisinde erkek dişi ayrım yapılmaksızın gelecek nesillere aktarıldı.
Fakat dişilerin genellikle memelilerde Yavrularıyla daha fazla ilgilenmesinden dolayı bu açıklamalarımız dahilinde özelleştiği için onlarda süt bezleri ve meme oluşumu gerçekleşti.
Erkeklerde ise ter bezlerinden evrimleşen ve annelerinden edinildikleri bu yapı köreldi ama asla da hemen kaybolmadı.
Günümüzde erkek memesinin işe yararlı ile ilgili birkaç veri olmakla birlikte bu yapıya işlevsel demek gerçekten çok zor.
Çünkü erkeklerde bu memelerden üretilen salgılar gerçekten aşırı sınırlı ve fizyolojide pek bir etkiye sebep olacak güce sahip değil.
Ancak üzerinde kölelmesine yönelik çok ciddi bir baskının bulunmamasından dolayı da halen erkeklerde de bulunuyor.
Ama asla kadınlardaki gibi gelişmiyor.
Süt bezlerinin evrimi ile ilgili daha detaylaştırmalar için süt bezlerinin evrimi ve memeli evrimi üzerindeki etkileri başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.
Genellikle erkek memesi balinaların arka bacak gemi kalıntılarına benzerilebilir.
Balinaların evriminde arka bacakların tamamen yitirilmesi sonucu halen vücutlarında tamamen yok olmamış ama kalıbın tam anlamıyla hiçbir işe yaramayan kemikler bulunmaktadır.
Bu kemikler ne fazla enerji tüketir hatta neredeyse hiç tüketmez ne de canlıya bir dezavantaj sağlar.
Dolayısıyla yine evrimsel sürecin mükemmel olmadığından ötürü en azından şimdilik tamamen yok olmamışlardır.
Bu konu dünyaca ünlü evrimsel biyologlar olan Stephen Jay Gould ve Richard Levante'nin yayınladıkları makalelerle daha netleşmiştir.
Gould ve arkadaşları bu makalelerde her özelliğin adaptif bir seçilme olmak zorunda olmadığını Kimi zaman geçmişte işe yaradığı için edinilen bir karakterin günümüze kadar sürüklenerek geldiği konusunu açıkça ortaya
koymuş ve her şeyin adaptasyonlardan ibaret olmadığını, kimi zaman bazı özelliklerin diğerleriyle birlikte sürüklendiğini, dolayısıyla hiçbir fayda sağlamasalar bile bireylerde ve nesillerde ortaya
çıkabileceğini ispatlamışlardır.
Ve Gould, erkeklerin neden memocu bulunduğu ile ilgili soruya şöyle cevap verir.
Çünkü kadınların bulunmaktadır.
Erkeklerle dişlerin üreme sistemlerindeki benzerlikler nelerdir?
Her ne kadar yukarıda bu iki cinsiyetin eşeysel farklarından bahsetmiş olsak da aslında erkeklerin ve dişlerin üreme sistemleri birbirine oldukça benzer.
Bu da bize yaptığımız evrimsel biyoloji açıklamalarının gerçeği ne kadar yansıttığını göstermektedir.
İlk olarak iki cinsiyetin üreme sistemlerinin en temel benzerliği ikisinin de tıp atıp aynı dokunun farklaşmasına ulaşmasıdır.
Dolayısıyla iki cinsiyet üreme sistemlerini oluşturan hücrelerin de ilkinalleri aynıdır.
Sadece farklı kimyasalların etkisi altında farklı yönlere farklılaşırlar.
Bu şekilde olan dokulara histolojik olarak homolog yapılar demekteyiz.
Sistemler arasında ikincil benzerlik, iki cinsiyetinde gonad adını verdiğimiz üreme hücrelerini üreten özelleşmiş yapılarının bulunmasıdır.
Son olarak en tipik bir diğer benzerlik, iki sistemin de erkenlik dönemine kadar tam olarak aktif olamamasıdır.
Dolayısıyla gelişimsel açıdan bakıldığında doğumdan sonra üreme sisteminin gelişimi hızla devam eder ve aktif faza gelene kadar ondan fazla yıl geçmesi gerekir.
Bu konuda verebileceğimiz son bir bilgi genelde halk arasında konu hakkında cahil kişilerin geliştirdiği bir mittir.
Başının üzerine bulunan klitoris aslında az gelişmiş bir penis'tir derler.
Bu tamamen yalnız bir açıklamadır.
Klitoris ve penis istolojik olarak homologdur ancak Penisle klitoris arasında bunun haricinde herhangi bir benzişim yapmak doğru değildir.
Her ne kadar şişkin bir klitoris görsel olarak bir penisle benzetilse de.
Hatta antik hikayelerde bu şekilde klitorisle aşırı şişmiş kadınların erkek olduğundan şüphelenildiği bahsedilir.
Böyle bir durum söz konusu değildir.
Şişkin klitoris sadece bir varyasyon olur ve herhangi bir anlam ifade etmez.
Süt üretimi. Erkek memesle süt üretebilir mi?
Fonksiyonel olarak bir erkeğin meme dokusu ve meme uçları da kadınların ekinden farksızdır ve süt üretebilir.
Hatta yapılan bir çalışmada erkek sütü ile kadın sütü incelenmiş, erkek sütünün yeni doğum yapmış olan bir kadının ürettiği ve en hayati memeli sütü olarak görülen kolu sütüyle aynı besleyicilik aralığında
olduğu görülmüştür. Laktasyon, insan gibi memeli hayvan türlerinin dişilerinin yavrularını beslemek amacıyla süt bezlerinden salgıldıkları memeli sütünü vücut dışında akıtmalarına verilen isimdir.
Tanım gereği laktasyon sadece dişler için verilmiştir.
Öte yandan halk arasında varsayılanın aksine insanla dahil bazı memeli türlerinde erkeklerin meme uçlarının da yavrular için besleyici olan biçimde süretebileceği bilinir.
Kimi zaman erkek laktasyonu olarak adlandırılabilen bu kontrolsüz çizmesine olayına tıpta erkek galaktoresi adı verilir.
Örneğin dayak meyve yarasalarının, Bismarck maskeli uçan tilkilerinin, evcil keçiler ve gine domuzlarının erkekleri de Dişleri gibi süt üreterek yavrularını besleyebilirler.
Önün 20. yüzyılın ortalarında bir antipsikotik ilaç olarak üretilen Thorazin, hipofiz bezini etkileyerek aşırı prolaktin üretimine neden olmuştur ve gerçekten de erkeklerde süt üretimini
tedirklemiştir. Benzer şekilde hipofize bastıran tümörler de buna yol açabilir.
Ayrıca anne suyla beslenen yeni doğmuş bebekler, Anne sütünden bol miktarda prolaktin dağıldıkları için meme uçları kabarabilmektedir ve sanki bir süt üretecek müştesine beyazlaşabilmektedir.
Bazı uzmanların iddiasına göre kadınlarda olduğu gibi sadece meme ucunun stimüle edilmesi bile erkeklerde prolaktin sıçramasına ve nihayetinde süt üretimine yol açabilir.
Ama bu biraz daha tartışmalı bir konudur ve deneysel olarak istikrarlı bir şekilde doğurabilmiş değildir.
Bu yazacak katkılarından ötürü Sayın Bilgehan Bengi'ye teşekkür ederiz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
