Medya, Psikoloji Mitlerine Kapılarak, Cinsel Saldırı Vakalarını Nasıl Çarpıtıyor?
27 Mart 2022 · 10 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Travma hakkında 3 yaygın mit.
Medya, psikoloji mitlerine kapılarak cinsel saldırı vakalarını nasıl çarpıtıyor?
Önceden fiziksel hasar olarak adlandırılan travma terimi, tıp bilimi çerçevesinde ortaya çıktı ve artık hem popüler hem de bilimsel tartışmalarda psikolojik hasarı belirtmek için kullanılmaktadır.
Yapılan geniş çaplı ruh sağlığı araştırmaları çoğu kez, Cinsel saldırının, travmatik hastalıklar için önemli bir risk faktörü olduğuna ulaşmış olsa da, travmanın asıl sebebinin önceden var olan
bir zihinsel hastalık olduğu da sıklıkla ileri sürülmektedir.
Saldırı iddialarının doğru olup olmadığına ilişkin tartışmalar, zihinsel bir hastalıkla mücadele eden insanlara yönelik basma kalıp tasvirlere dayanmak zorunda kalabilir.
Üstelik zihinsel bir hastalığı olan insanlar, kendi deneyimlerinin güven telkin etmeyen tanıkları olarak görülürler.
Bir örneği ele alalım.
Yakın geçmişte hakkında cinsel saldırı iddiaları ileri sürülen başsavcı Christian Porter bu iddiaları ısrarla reddetmişti.
Tartışmaların bir kısmı kendisini suçlayan ve sonradan hayatını kaybeden kadının hafızası ve zihinsel sağlığına yönelik spekülatif yorumlardan oluşuyordu.
Bazı gazeteciler kadının akli durumunun hakkındaki şüpheleri artırmak için muayyen olarak düzenlendiğini ima ederek kadının iddiasının uydurma olduğunu öne sürdüler.
Şikayette bulunan kadına bipolar bozukluk tanısı konmuştu.
Buna ilk olarak akıl sağlığı hizmeti arayışındaydı.
Yırtılmış günlükleri ve travmanın sinir bilimi üzerine bir kitaba erişmesi, söylediklerini kendisinin uydurduğunun kanıtı olarak gösterildi.
Ya da belki bahsedilen kadın, bastırılmış ve kurtarılmış olarak adlandırılan anılardan muzdaripti.
Basın ve toplum nezdinde bu tür bir argüman, hafıza ve ruh hastalığı hakkında uzun süredir hüküm süren mitleri yansıtır.
Şimdi travma hakkında 3 yaygın yanlış anlaşılmayı yani MIT'i ele alıyoruz.
1. MIT Travma ve bipolar bozukluk alakasızdır.
Medyada bipolar tanı ve cinsel sağlığı iddiaları arasındaki belirgin bağlantı tanının yanlış anlaşıldığını gösterir niteliktedir.
Bipolar bozukluğu olan kişilerin ruh hallerinde düşük depresif durumlar ve aktif manik durumlarında dahil olduğu önemli dalgalanmalar görülür.
Bir dizi çalışma, çocukluk travmasının bipolar bozukluk geliştirme riskini artırdığını ve hastalığın başlangıç yaşının daha erken indiğini göstermektedir.
Ayrıca, artan intihar düşüncesi ve madde bağımlılığının dahil olduğu semptomların şiddetine ve karmaşıklığına katkıda bulunduğunu ortaya koymuştur.
Bipolar hastalarla ilgili yürütülen bir klinik çalışması, bipolar bozukluğu olan hastaların depresyonda olan hastalara kıyasla, çocuklukta veya yetişkinlikte cinsel saldırı bildirme olasılıklarının,
önemli ölçüde yüksek olduğunu ortaya koymuştur.
Bu bulgu, cinsel saldırının bipolar geliştirmek için risk faktörü olduğunu ve bipolar tanısı olan kişilerin cinsel saldırıya karşı daha savunmasız olduğunu ileri sürmektedir.
Bipolar, cinsel saldırı ve akıl hastalığı arasındaki ilişkiye yönelik araştırmalar da bir şekilde göz ardı edilmiştir ve bu bulgular daha fazla araştırmaya duyulan ihtiyacın altını önemli çizmektedir.
Unutulmuş anıları terapiyle kurtarmak mümkündür.
Psikiyatrist Bessel van der Kolk The Body Keeps Score adlı çok satan bir kitap yazdı.
Porter'ın kurbanı olduğu iddia edilen kadının günlüğünde de bu kitaptan bahsediliyordu ve medya bunun tartışmalı olduğunu iddia etti.
Trauma çalışmaları alanında bu kitap hiç de tartışmalı görülmez ve bastırılmış veya kurtarılmış hafıza teorileri veya uygulamaları ile de ilişkilendirilemez.
Ayrıca Kurtarılmış hafıza terapisi, kısaca RMT, bir yanılgıdan ibarettir.
Kurtarılmış hafıza terapisi, yani RMT, travma terapisini tanımlamak için 1990'ların başlarında bulunan aşağılayıcı bir terimdir.
Bu terimi kullanan kişiler, önemli sayıda terapistin unutulmuş veya bastırılmış cinsel istismar anılarını kurtarmak için tasarlanan uygunsuz teknikler kullandığını iddia eder.
ve uygulanan bu tekniklerin sahte anılar veya yanlış savlar yarattığını savunur.
Ancak kurtarılmış hafıza terapisi diye bir terapi yoktur.
Bu terim, travma uzmanlarınca cinsel suçlarla itham edilen kişilerin avukatları tarafından oluşturulan bir dezenformasyon biçimi olarak tanımlanmıştır.
2004 yılında Avustralya Victoria'daki sağlık yöneticileri yanlış hafıza aktivistlerinin teşviki üzerine kurtarılmış hafıza terapisi hakkında bir soruşturma başlattı.
Soruşturma, kurtarılmış hafıza terapisi uygulamasına ilişkin raporların genellikle spekülasyona dayalı olduğu ve eyalette kurtarılmış hafıza terapisi uygulamasına ilişkin güvenilir bir kanıt bulunmadığı sonucuna
verdi. Soruşturma, kanıt olmamasına rağmen Avustralya'da kurtarılmış hafıza terapisinin şişirilmiş iddialarının nasıl ilerlediğini göstermektedir.
1990'lardan beri en başarılı travma terapisi, duygusal ve fiziksel güvenliği sağlamaya, travma deneyimlerini işlemeye ve anlatmaya, istismar ve şiddetten uzaklaşmaya odaklanmıştır.
Üçüncü mit. Hafıza hatası ve günlük tutmak yalan göstergesidir.
Bazı haberler iddiaları geçersiz kılan herhangi bir çelişkili detayın altını çizerek kurbanın iddiasının spesifik detaylarına odaklanmıştır.
Ayrıntılar iddiaların meşruiyetini belirlemede önemlidir.
Fakat hafızanın sinir bilimi üzerine son zamanlardaki kanıtlar hafızaya dair kamusal ve hukuki anlayışın yeniden düşünülmesini gerektiriyor.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki araştırmacılara göre hafıza genellikle bir video kaydediciye benzetiliyor.
Fakat hafızanın temelde kusurlu olduğu, bozulmaya ve kaybolmaya müsait olduğu konusunda tartışmalar devam ediyor.
Araştırmacılar, adli ortamlarda ve günlük yaşamda hafıza süreçleri konusunda daha fazla eğitim ve farkındalık olması gerektiği sonucuna varıyorlar.
Tanınmış İsrailli Amerikan psikiyatrist ve Yale Üniversitesi profesörü Dori Lau Tanıklığa ilişkin ünlü bir makalesinde, Yale'deki Holocaust tanıklıkları video arşivi için Auschwitz'teki deneyimlerini
anlatan bir kadından söz ediyor.
Kadın, Auschwitz ayaklanması sırasında dört bacanın patladığını ve alevler içinde kaldığını anlatıyor.
Bu röportajı bir konferansta sunduğunda, tarihçiler kadının olayı yanlış hatırladığını söylediler.
Çünkü gerçekte sadece bir baca patlamıştı.
Kadının hafızası yanıltıcı ve güvenilmezdi ve bu nedenle de...
kabul edilemez bulundu. Video için kadınla görüşen psikanalist Laub, tarihçilerle aynı fikirde değildi.
Durumu şöyle anlatıyor.
Kadın, patlatılan bacaların sayısına değil, başka bir şeye, daha radikal, daha önemli bir şeye tanıklık ediyordu.
Hayal bile edilemeyecek bir olayın gerçekliğine.
Rakamla ilgili doğruluğun, olaydan daha az önemli olduğunu ve bu nedenle kadının ifadesinin olgusal hatasına rağmen, tarihi gerçek olarak değerlendirilebileceğini ileri sürüyor.
Porter'ın kurbanı olduğu iddia edilen kişinin özel günlük kayıtları bazı gazeteciler tarafından tutarsız bulundu.
Hatta Porter'la evlenme umuduyla sözde kurbanın başlangıçta saldırıyı görmezden geldiğine dair bir gönderme ön plana çıkarıldı.
Birçok cinsel saldırı mağduru kendisini taciz edeni tanır.
Bir saldırgana herhangi bir derecede bağlı olmak, olayı inkar etmek veya önemsizleştirme gibi yaygın travmatik şok belirtilerini arttırabilir.
Günlük tutmak...
genellikle daha az anlaşılırdır.
Günlükler okunmak için değil, son derece karmaşık kişisel deneyimlerin işlenmesine yardımcı olmak niyetiyle yazılır.
Birçok kadın da günlük tutmaktadır.
Medya, cinsel şiddet mağdurlarının ve cinsel şiddetten kurtulanların içinde bulunduğu kötü durumun vurgulanması ve toplumsal değişime yön vermek
konusunda önemli bir görev üstlenmektedir.
Fakat medya, Aynı zamanda toplumdaki yaygın tutum ve yanlış anlamalara ilaveten, travma bilimindeki gelişmelere karşı kişisel ve profesyonel önyargıları yansıtan yerleşik direniş kültürlerini
de barındırır. Travmatik ve zihinsel sağlık koşullarının mevcut yaftalanmasını güçlendiren yorumlar, Avustralya nüfusunun önemli bir bölümünü olumsuz yönde etkilemektedir.
En başarılı kılavuzlara göre gazeteciler, travmanın hafıza üzerindeki etkisi gibi hassas konularda haber yaparken, travma konusunda uzman profesyonellere ve zihinsel hastalığı olan kişilere danışmalıdır.
Travma ve ruh sağlığı, halk sağlığı sorunlarıdır ve medya platformlarındaki kişilerin bunu doğru anlama gibi bir yükümlülüğü vardır.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
