Kriyojenik Beden Dondurma (Cryonics) Nedir? Nasıl Çalışır?
25 Aralık 2021 · 18 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Seslendiren Şafak Tok Kriyojenik beden dondurma veya kriyoniks, insan bedenlerini gelecekte bir gün yeniden canlandırmak umuduyla aşırı düşük sıcaklıklarda koruma uygulamasıdır.
Kroniks adındaki fikir, günümüzde tedavisi olmayan bir hastalıktan mustarip olan veya ölen kişilerin dondurulması ve gelecekte bu hastalıklara tedavi bulunduğunda kişilerin yeniden canlandırılmasıdır.
Kriyojenik beden dondurma sayesinde korunan bir kişinin kriyonik süspansiyon halinde olduğu söylenir.
İnsan bedeni donduktan sonra yaşama dönebilir mi?
Kriyojenik beden dondurmanın arkasındaki teknolojiyi anlamak için buzlu bir göle düşen ve kurtarılmadan önce bir saat kadar soğuk suda kalan insanlarla ilgili duyduğunuz haberleri düşünün.
Hayatta kalanlar bunu yaşadılar.
Çünkü buzlu su vücutlarını bir tür askıya alınmış animasyon haline soktu.
metabolizmalarını ve beyin fonksiyonlarını neredeyse hiç oksijene ihtiyaç duymadıkları bir noktaya kadar yavaşlattı.
Gerçek bir donma ve dirilme vakası.
20 Aralık 1980 günü, havanın eksi 30 derece olduğu bir gece, 19 yaşındaki John Hillert karla dolu bir yolda evine ulaşmaya çalışıyordu.
Her şey yolunda giderken birden kontrolü kaybetti ve arabası bir çukura saplandı.
Kazayı yaralanmadan atlatan Hillert kara fena halde saplanmış olan aracını kurtarmaya çalıştı.
Ancak tekerler boşa dönüyordu.
Ne ileri ne geri gidebildi.
Bir süre didindikten sonra aşina olduğu yolda yaşadığı bir tanıdığından yardım almak üzere aracından çıkıp yürümeye başladı.
Ne yazık ki hedefine ulaşamayacaktı.
Soğuk nedeniyle daha fazla dayanamadı ve üzerine bir ağırlık çökmeye başladı.
Günün yorgunluğu karda yürüyerek yürüdüğü dakikaların yorgunluğu ile birleşti.
Biraz daha dinleneyim, yola devam ederim diye düşünerek olduğu yere yığıldı.
Ulaşmaya çalıştığı arkadaşı genç kadını kapısının önünde donmuş halde buldu.
Vücudu bir kütük gibi katıydı.
Hemen polise haber verdi ve birkaç dakika içinde olay yerine ambulanslar geldi.
Acil durum teknisyeni ne olur ne olmaz diye nabzını kontrol etti.
Ama öylesine donmuştu ki bir damar bulmak mümkün değildi.
Bu nedenle bir cihaz yardımıyla nabzı ölçtü ve mucize olarak nitelendireceği bir şeyle karşılaştı.
6 saat boyunca eksi 30 derecede donmuş halde kalmış olmasına rağmen Hillard'ın kalbi dakikada 6 defa atıyordu ki normalde dakikada yaklaşık 80 defa atmalıdır.
Kadın dakikada 2-3 defa nefes alıp veriyordu.
Henüz ölmemişti. Vücut sıcaklığını ölçmeye çalıştıklarında termometrede bir değer okuyamadılar.
Çünkü insanlar için üretilen cihaz o kadar düşük bir sıcaklığı ölçebilecek kadar hassas değildi.
Yani vücut sıcaklığı 26 derecenin altına düşmüş olmalıydı.
Ki normalde 36,5 derece civarında olmalıdır.
Hemen ısıtıcılar yardımıyla vücut sıcaklığı artırılmaya başlandı.
Vücuda sıvı girişi sağlandı ve metabolizmasının eski haline dönmesi için ambulansta her türlü müdahale yapıldı.
Hillert, hastanede birkaç gün yattıktan sonra tamamen iyileşmiş bir şekilde çıkmayı başardı.
Ölümden dönmeye ne kadar yaklaşabilirse o kadar yaklaşmış ama ölmemişti.
Ve olayı hiçbir iz kalmaksızın atlattı.
Yine de burada sözünü edeceğimiz kriyojenik teknolojisi soğuk bir havada donak alan bir kişiyi diriltmekten biraz farklıdır.
Her şeyden önce hala hayatta olan birine kriyojenik süspansiyon uygulamak yasa dışıdır.
Bu prosedürden geçen kişilerin önce yasal olarak ölü olarak ilan edilmesi gerekir.
Yani kalplerinin atmayı bırakmış olması gerekir.
Ama eğer öldülerse nasıl diriltilebilirler?
Cryonics araştırmalarına göre yasal olarak ölü ile tamamen ölü aynı şey değildir.
Tamamen ölüm tüm beyin fonksiyonlarının durduğu noktaya denir.
Yasal ölüm ise kalp atmayı bıraktığında gerçekleşir.
Ancak bazı hücresel beyin işlevleri kalır.
Kryoniks kalan küçük hücre fonksiyonunu korur.
Böylece teorik olarak kişi gelecekte diriltilebilir.
Peki, bunu kullanarak kriyojeniye dair hayallerimizi gerçekleştirebilir miyiz?
Örneğin, insan vücudunu kademeli olarak soğutsak ama eksi 20 dereceye değil de eksi 196 derece seviyesine kadar.
Böylece sadece faaliyeti durdurmakla kalmasak, aynı zamanda hücrelerin hepsini müthiş bir soğuklukta dondursak, Bu donmuş bedenlerimizi asırlarca kontrollü bir şekilde koruyup besleyip
çok ileri bir tarihte kademeli olarak ısıtarak tekrar hayata döndürebilir miyiz?
Yani John Hillard'ın 6 saatlik donmasını daha da öteleyip kontrollü şartlarda 60 yıla, 600 yıla, 6000 yıla çıkarabilir miyiz?
Kriyojenik beden dondurma bilimsel olarak mümkün mü?
Bir önceki sorumuzun yanıtı ne yazık ki muhtemelen hayır.
En azından... Şu anki bilim ve teknolojimiz sayesinde bildiklerimiz çerçevesinde bu pek mümkün gözükmemektedir.
En temel sorun donunca vücudun güzelce korunduğu fikridir.
Ne var ki hücreler donduğunda büzüşürler ve buna bağlı olarak aşırı artan tuz konsantrasyonu nedeniyle sonradan hücreyi çözseniz dahi normal fonksiyonlarına dönemezler.
Ayrıca hücre içinde ve arasında oluşan buz kristalleri hücreler arası iletişimi de bozarak organların normal çalışmalarını...
Hayvanlar dondurulabilir mi?
Açıkçası ara ara gündeme gelse de 1957 yılından beri bilimsel arenada memeli hayvanları tamamen dondurup da geri çözme fikri tamamen terk edilmiştir.
Sadece spesifik hücreleri, dokuları ve bazı ufak organları bu şekilde dondurup çözebilmekteyiz.
Organizmanın tamamını bu şekilde yapamamaktayız.
Organların da gerçekten ufak olması önemlidir.
Çünkü iri organlar donduklarında çatlayarak kırılabilmektedirler.
Benzer şekilde iri doku kütleleri de aşırı düşük sıcaklıklarda parçalanmaktadırlar.
O nedenle boyut son derece önemlidir.
Boyut demişken, kendini dondurup geri çözebilen hayvanlara bakarsanız boyutun önemini anlayabilirsiniz.
Akla ilk gelen örnek Alaska ağaç kurbağalarıdır.
Bu hayvanların bir fil, balina veya ayı olmadığına dikkat ediniz.
Bu saydığımız iri hayvanlar kendilerini dondurup çözmek için aşırı büyüktürler ve fiziksel ve kimyasal olarak sınırlandırılan bir özelliği biyolojik olarak evrimleşmesi imkansızdır.
Ama Alaska ağaç kurbağaları küçük boyutları sayesinde eksi 2 derecede tamamen donup eksi 6 dereceye varan sıcaklıklarda günlerce yaşamayı sürdürebilirler.
Sonrasında yazın ısınan havalarla çözünüp yaşamlarına devam ederler.
Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer detay sözünü ettiğimiz sıcaklıklardır.
Eksi 30 ya da eksi 196 dereceden söz etmemekteyiz.
Eksi 2 ve eksi 6 dereceden söz etmekteyiz.
Eğer sıcaklıklar aşırı düşecek olursa, örneğin eksi 15 derecelere inecek olursa bu kurbağalar ölmektedir.
Cryoprotectan nedir?
Yine de... Alaska ağaç kurbağaları bizim kriyonik yoluyla milenyumlar sonrasını görme hayallerimiz için bir başlangıç olabilir.
Bu ufak kurbağalar bu ilginç davranışı sergilemek için kriyoprotektan adı verilen kimyasallar kullanırlar.
Sıcaklıklar düşmeye başladığında hücreler içerisinde biriken bu moleküller donan hücrelerin büzüşmelerine engel olarak ve buz kristalleşmesini durdurarak dokuları korur.
Ne var ki, kriyoprotektan üretiminin de sınırları vardır.
Sıcaklığın aniden artması yerine yavaş yavaş arttığında kaynadığını fark etmeyip haşlanarak ölen kurbağa hikayesini duymuşsunuzdur.
Ülkelerinde olan bitene duyarsız kalanların nihayetinde ülkelerinden olmaları gibi politik mesajlar vermek için veya şirketlerin yavaş değişimlere etkili cevaplar verememesine dikkat
çekmek için motivasyonel konuşmacılar tarafından kullanılır.
19. yüzyılda yapılan bazı deneylerin bunu doğruladığı iddia edilse de 21.
yüzyıldaki deneyler bu iddiayı çürütmüştür.
Soğukkanlı hayvanlar olan kurbağaların dış sıcaklığı arttıkça fiziksel aktiviteleri de artmaktadır.
Ve nihayetinde kritik bir değer aşıldığında kurbağa sıçrayarak sudan çıkmaktadır.
Ama krioprotektanlar için durum tam tersidir.
Krioprotektanların üretilebilmesi için sıcaklığın çok ani bir şekilde düşmesi gerekmektedir.
Eğer sıcaklık yavaş bir şekilde düşerse kurbağalar yeterince krioprotektan üretemezler ve donarak ölürler.
Ayrıca çözündüklerinde de vücutlarında iskemi yani organların kanla beslenememesi ve oksidatif stres gibi sorunlar görülmektedir.
Hatta birçok kruyoprotektan madde insan gibi diğer türler için toksik etkiye de sahiptir.
Yani olduğu gibi alıp kullanamayız.
Yani Alaska ağaç kurbağalarının mucizesinin de epey katı sınırları vardır.
Gelecekte mümkün olabilir mi?
Elbette gelecekte biyokimya alanındaki bilgilerimiz genişler, daha etkili kruyoprotektanlar bulur, fizyoloji alanındaki bilgilerimiz ilerler, hücrelerin donmaya ve çözülmeye verdiği tepkilere daha iyi hükmeder,
genetik alanındaki bilgilerimiz ilerler, soğuk direncimizi arttırabilirsek gelecekte bir şeyler mümkün olabilir.
Ama bu defa da etik ve hukuk yolumuzu kesebilir.
Örneğin, daha sonradan çözülmek için dondurulmuş vücudunuzu bir firmaya sattığınızı düşünün.
Bu öyle ucuz bir iş değildir.
Şu anda ABD'nin de bunu yapan firmalar her dondurma işlemi için 200 bin dolardan fazla para istemektedirler.
Ama diyelim ki zenginsiniz ve bu parayı verdiniz.
Firmanın yüzlerce yıl boyunca batmadan yoluna devam edebileceğini nereden bileceksiniz?
Tarihte insanların bedenlerini gelecekte çözme bahanesiyle fahiş fiyatlara satın alıp, dondurup, sonra battıkları için bedenlerden kurtulmak zorunda kalan birçok firma olmuştur.
Günümüzde aktif olarak yoluna devam eden biri Rus, üçü ABD'li dört firma bulunmaktadır.
Buralarda yüzlerce beden dondurulmuş halde ve yaklaşık 1500 kişi çoktan ödemelerini yapmıştır ve ölümlerini beklemektedirler.
Kriyoniks firmaları bedeninizi nasıl donduruyor?
Eğer öldükten sonra kriyojenik süspansiyona alınmak istiyorsanız, öncelikle bir kriyoniks tesisine üye olmanız ve yıllık üyelik ücreti ödemeniz gerekmektedir.
Bu genelde yılda 400 dolar civarındadır.
Ardından kalbiniz durduğunda ve yasal olarak ölü olduğunuz ilan edildiğinde tesisten bir acil müdahale ekibi harekete geçecektir.
Ekip, siz süspansiyon tesisine nakledilene kadar minimum işlevi korumak için beyninize yeterli oksijen ve kan sağlayarak vücudunuzu stabilize edecektir.
Bu noktadan sonra vücudunuz buzla doldurulur ve yolculuk sırasında kanınızın pıhtılaşmasını önlemek için heparin, bir pıhtılaşma önleyici enjekte edilir.
Bu sırada bir tıbbi ekip vücudunuzun kriyoniks tesisine gelmesini bekler.
Kriyojenik tesisine nakledildikten sonra gerçek donma işlemi başlar.
Kriyoniks tesislerde hastaları bir sıvı nitrojen fıçısına koyamazlar.
Çünkü bu hücrelerinin içindeki suyu donduracaktır.
Su donduğunda genleşir ve bu hücrelerin parçalanmasına neden olur.
Cryonics ekibi önce hücrelerinizdeki suyu çıkarmalı ve yerine yukarıda izah ettiğimiz cryoprotektan adı verilen gliserol bazlı bir kimyasal karışım yani bir tür hayvan
antifrizi koymalıdır.
Amaç organları ve dokuları aşırı düşük sıcaklıklarda buz kristalleri oluşturmaktan korumaktır.
Virtifikasyon, donmaksızın derin soğutma adı verilen bu işlem hücreleri askıya alınmış bir animasyon durumuna sokar.
Vücudunuzdaki su krioprotektan ile değiştirildiğinde vücudunuz eksi 130 santigrat dereceye ulaşana dek bir kuru buz yatağında soğutulur ve virtifikasyon işlemi tamamlanır.
Bir sonraki adım vücudunuzu yaklaşık eksi 196 santigrat derece sıcaklıkta sıvı nitrojen ile dondurulmuş büyük bir metal tanka yerleştirilen ayrı bir kaba yerleştirmektir.
Vücudunuz baş aşağı saklanır.
Bu sayede tankta bir sızıntı olursa beyniniz dondurucu sıvının içinde kalır.
Cryonics uygulaması hiç de ucuz değildir.
Tüm vücudunuzu korumak 150 bin dolara mal olabilir.
Ancak daha tutumlu fütüristler için sadece 50 bin dolara beyninizi sonsuza kadar koruyan nörosüspansiyon olarak bilinen bir seçenek de vardır.
Tabi bu şekilde korunanlar için vücudun geri kalanını klonlamanın veya yenilemenin bir yolunun bulunması gerekecektir.
Daha önce kriyoniks kullanarak korunan olmuş mudur?
Bahsettiğimiz gibi yüzlerce beden şu anda kriyojenik tesislerinde saklanmaktadır.
Muhtemelen en ünlüsü bezbol efsanesi Ted Williams'tır.
Ancak bugüne dek hiç kimse hayata döndürülmemiştir.
Çünkü bunu yapacak teknoloji henüz mevcut değildir.
Eleştirmenler kriyojenik şirketlerinin teslim edemeyecekleri bir ölümsüzlük vaadiyle insanları paralarından mahrum ettiklerini söylemektedir.
Kriyoniks araştırmacıları bile kimseyi başarıyla hayata döndürmediklerine dikkat çekmektedirler ve yakın gelecekte bunu yapmayı da beklememektedirler.
Kriyojenik süspansiyondaki insanlar henüz diriltilmemiş olsa da canlı organizmalar ölü ya da neredeyse ölü bir halden geri getirilebilir ve getirildi.
Defibrillatörler ve kalp masajı neredeyse her gün kaza ve kalp krizi mağdurlarını ölümden döndürür.
Beyin cerrahları genellikle hastaların vücutlarını soğuturlar.
Böylece anevrizmalar yani beyindeki genişlemiş kan damarlarına zarar vermeden veya yırtılmadan ameliyat edebilirler.
Doğurganlık kliniklerinde dondurulan, çözülen ve anne rahmine yerleştirilen insan embriyoları vardır ve süreç sonunda tamamen normal insanlara dönüşebilirler.
Kriyobiyologlar! nanoteknoloji adı verilen yeni bir teknolojinin bir gün yeniden canlanmayı gerçeğe dönüştüreceğinden umutludur.
Nanoteknoloji, insan hücreleri ve dokuları da dahil olmak üzere neredeyse her şeyi inşa etmek veya onarmak için tek atomları, yani bir organizmanın en küçük birimlerini manipüle etmek için
mikroskobik makineler kullanır.
Umulan şey, bir gün nanoteknolojinin sadece donma sürecinin neden olduğu hücresel hasarın değil, Aynı zamanda yaşlanma ve hastalığın neden olduğu hasarın da onarılabilecek olunmasıdır.
Bazı kriyobiyologlar ilk kriyonik canlanmanın 2040 yılı civarında gerçekleşebileceğini tahmin etmektedir.
Ünlü bir beyzbol oyuncusu zaman da dondu.
2002'deki ölümünden bu yana beyzbol efsanesi Ted Williams, dünyanın en büyük kriyonik tesisi olan Arizona'daki Elker Life Extension Foundation'da 10 metrelik paslanmaz çelik bir kapta saklanmaktadır.
Kafasının ayrı bir kapta saklandığı bildirilmektedir.
Ama hikaye burada bitmiyor.
Ölümünden sonra ünlü sporcu oldukça tuhaf bir velayet savaşına karıştı.
Kızı Bobby Joe Williams Farrell babasının cesedini geri almak için mahkemede savaştı.
Böylece onu yaktı ve küllerine isteği olduğunu iddia ettiği Florida Case'in üzerine serpti.
Üvey kardeşi John Henry Williams'ı ünlü DNA'sından faydalanabilmesi için babalarının cesedini korumak istemekle suçladı.
Ancak Johnny Harry ve kız kardeşi Claudia, 2000 yılında babalarıyla tüm kalıntılarının dondurulacağına dair bir anlaşma imzaladıklarını söyledi.
Üç kardeş sonunda bir anlaşmaya vardılar ve Ted Williams'ın olduğu yerde kalmasına izin verildi ve John Harry babasının DNA'sını satmayacağına söz verdi.
Yani kriyojenik hayalleri aile kavgalarını çözemiyor gibi gözüküyor.
Kriyojenik olarak dondurulan ilk kişi 1967'de açığa alınan 73 yaşındaki psikolog Dr.
James Bedford'tu. Vücudunun Alcor Life Extension Foundation'da bulunduğu ve hala iyi durumda olduğu bildirilmektedir.
Teknoloji yeterince geliştikten sonra bir kişinin dondurulup hayata döndürülebileceği fikri 1964 yılında fizik öğretmeni Robert Ettinger tarafından yazılan Ölümsüzlük Beklentisi adlı kitapla
ortaya çıkmıştır. Ayrıca cryonics kelimesi Yunanca soğuk kelimesinden gelmektedir.
1970'lerin sonunda ABD'de yaklaşık 6 cryonics şirketi vardı.
Ancak her bir bedeni süresiz olarak korumak ve daha sonra bakımını yapmak çok pahalıydı.
Bu sebepten bu şirketlerin çoğu takip eden 10 yıllar içinde battı.
Bugün... Arizona'daki Alcor Life Extension Foundation ve Michigan'daki Cryonics Institute dahil olmak üzere yalnızca birkaç şirket tam kriyo süspansiyon hizmetleri sunmaktadır.
2004'ün başlarında Alcor'un 650'den fazla üyesi ve kriyo prezervasyonda 59 hastası vardı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
