Koronavirüs Salgını, Okulsuz Eğitim Kültürünü Pekiştirebilir!
24 Mart 2020 · 11 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Yazar Kerry McDonald.
Çevirmen Mert Görkem Önses.
Editör Çağrı Mert Bakırcı, seslendiren Türker Yılmaz.
Uzaktan eğitim, salgınlar sırasında en önemli önlemlerden biri.
Ancak belki de salgının ötesini düşünme vakti gelmiştir.
Küresel koronavirüs salgını yüzünden haftalar ve hatta bazen aylar sürecek tatil kararı alan okulların sayısı arttıkça ebeveynler, eğitimciler ve politika yapıcılar paniğe kapılıyor.
Kitlesel zorunlu eğitim modeli modern kültürle o kadar çok iç içe geçmiş halde ki bunun nispeten yeni bir sosyal yapı olduğunu çoktan unuttuk.
Birleşmiş Milletler salgına karşı önlem olarak mevcut eğitimsel aksamanın küresel ölçeği ve hızının daha önce eşine rastlanmamış düzeyde olduğunu ve bu durumun uzaması halinde en temel
haklar arasında olan eğitim hakkının tehdit altına girebileceğini duyurdu.
Eğitim ve okullaşmanın birbirlerinden ayrılamayacağını düşünmeye öylesine programlandık ki geleneksel okul modeli olmadan eğitim alabileceğimizi hayal bile edemiyoruz.
Bu nedenle okulların kapatıldığı haberleri karşısında panikliyor ve endişeye kapılıyoruz.
Bu küresel sağlık endişesi belki de en azından geleneksel okullaşma modelinin kaçınılmaz olmadığını ve eğitimin geleneksel bir sınıf ortamıyla sınırlandırılması gerekmediğini hatırlatmamıza
yardımcı olabilir. Kitlesel okullaşma yeni bir fikirdir.
İnsanlık tarihinin büyük bir bölümünde eğitimin tamamı geniş kapsamlıydı ve sunulan eğitim yöntemleri çeşitliydi.
Geleneksel okullaşma modeli 19.
yüzyılın ortalarına dek eğitim anlayışı üzerinde egemenliğini inşa edememişti.
Evde eğitim olağan kabul ediliyordu ve ebeveynler çocuklarının eğitiminin sorumluluğunu üstleniyordu.
Eğitimi sağlayanlar yalnızca ebeveynler de değildi.
Genellikle kadın olan bir öğretmen tarafından, öğretmenin kendi evinde kız çocuklarına verilen özel eğitimler ve çocuk yuvaları, Amerika'nın sömürge ve bağımsızlık savaşı dönemlerinde oldukça
yaygındı. Eğitmenlere ulaşmak kolaydı.
Çıraklık eğitimlerine değer veriliyordu ve bu eğitimler oldukça rağbet görüyordu.
Okuryazarlık oranları ise son derece yüksekti.
Devlet okulları çocuklarını göndermeye gönüllü aileler için ilave bir eğitim sunsa da henüz önemli bir güce ve etkiye sahip değillerdi.
17. yüzyılda Kuzey Amerika'nın New England bölgesini kolonize eden Püritan sömürgecileri 1642 senesinde Massachusetts körfezindeki ilk zorunlu eğitim yasasını
kabul ettiler. Massachusetts'ı kuran İngiliz Püritenler, bireylerin refahının ve koloninin başarısının hem İncil'i hem de toprak yasalarını okuyabilen okuryazar nüfusa bağlı
olduğunu düşünüyordu. Ebeveynlerin 1642 tarihli yasayı görmezden geleceklerinden endişe eden Massachusetts yönetimi, 1647 senesinde tüm kasabaların kendilerine
ait devlet okullarını kurmasını ve idare etmesini zorunlu kılan başka bir yasa çıkardı.
Ancak bu okulların tüm çocuklar tarafından erişilebilir hale gelmesi yıllar aldı.
Tarihçi Kestel ve Winovskis, Füritenlerin bu okullar hakkında düşüncelerini şöyle açıklıyor.
Füritenler bu okulları aile içindeki eğitimin bir tamamlayıcısı olarak gördüler ve ebeveynlerin çocuklarını evde eğitmektense okula göndermelerini zorunlu kılmadılar.
Tüm bunlar 1852 senesinde Massachusetts ülkenin ilk zorunlu eğitim tüzüğünü geçirip okula devam etmeyi yasal bir zorunluluk haline getirdiği zaman değişti.
Castle, Pillars of the Republic, Cumhuriyetin Payandaları kitabında bize şunu hatırlatıyor.
Toplum birçok şekilde eğitim sağlayabilir ancak devlet eğitimi okullarla sağlar.
Okulsuz toplum.
Okulsuz eğitimin nasıl işleyebileceğine dair elimizde bazı ipuçları mevcut.
Çikago'daki öğretmenlerin yaptığı grev, 2019 Ekim ayında devlet okullarının 11 gün boyunca eğitim verememesine neden olunca sivil toplum bu boşlukları doldurmak için harekete
geçmişti. Boys and Girls Club gibi topluluk organizasyonları kapılarını gündüz saatlerinde bölge gençlerini açarken akvaryumlar ve yerel müzeler özel eğitim programları sundu.
Kiliseler ve diğer dini kurumlar gençleri özel dersler ve bilgisayar zenginleşme faaliyetleriyle karşıladı.
Halk kütüphaneleri ve parklarsa ailelerle dolup taştı.
Bu sırada devletin öğle yemeği programı da ihtiyacı olan çocuklara beslenme hizmeti sunmayı sürdürdü.
Aynı model okulların tatile girdiği yaz ayları sırasında da her yıl kendini tekrar ediyor.
Çeşitli topluluk organizasyonları, yerel işletmeler, kütüphaneler ve parklar her yıl gençlere eğitim ve eğlence deneyimi sunan kamusal alanlar yaratıyor.
Dolayısıyla çocuk ve gençlerin öğrenimlerini sağlamak için geleneksel bir sınıf ortamına kapatılması gerektiği fikri bir efsaneden ibarettir.
İnsanlar doğaları gereği öğrenmeye yatkındır.
Küçük yaştaki çocuklar araştırma ve keşfetme hırsıyla dolu, coşkulu, yaratıcı ve meraklı öğrenme tutkunlarıdır.
Çocuklar bu niteliklerini yaşları ilerledikçe birdenbire kaybetmezler.
Ancak geleneksel okullaşma modeli onların bu tutkusunu düzenli olarak bastırır.
Boston College'ın psikoloji bölümünde profesörlük görevini sürdüren ve okullaşma karşıtı Peter Gray, Free to Learn, Öğrenmek Bedava kitabında şunları söylüyor.
Çocuklar öğrenme tutkusuyla dünyaya geliyor ve genetik olarak olağanüstü bir öğrenme kapasitesine sahipler.
Onlar küçük öğrenme makineleridir.
Hayatlarının ilk 4 yılında hiçbir talimat almadan akıl ermez miktarda bilgi ve beceri kazanırlar.
Doğa, çocuklar 5 veya 6 yaşına geldiğinde bu büyük öğrenme arzusunu ve kapasitesini devre dışı bırakmaz.
Zorunlu eğitim sistemimizde bunu biz yaparız.
İnsanlar ve robotlar gittikçe daha çok iç içe yaşamaya başlamışken gençlerin insan zekasını yapay zekadan ayıran hayal güçlerini, yaratıcılıklarını ve öğrenme arzularını
korumaları ve geliştirmeleri oldukça önemlidir.
Bu nitelikler standartlaştırılmış ve herkese uyacak bir kalıp yaklaşımı içindeki bir sınıf ortamından ziyade, çocuk ve gençlerin kendi toplulukları içindeki yetenekli yetişkinlerce
rehberlik edildiği ve ilgi alanlarının peşinden gittikleri, beceri ve bilgilerini iletmek konusunda özgür oldukları bir ortamda en iyi şekilde geliştirilebilir.
Boston'daki bir maker atölyesinde bahar aylarında verilen gündüz dersleri bu tür bir öğrenim modeline örnek olarak gösterilebilir.
Bu atölyede eğitimli mühendisler, bilim insanları ve sanatçılar mimariden tasarıma, FTMM sistem eğitiminden sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede haftanın
9 saati eğitim sunuyor.
Bunlar eğitimimizi geleneksel okul ortamı dışında sürdürmeye ve tamamlamaya çalıştığımızda önümüze çıkan yüksek kaliteli eğitimcilere ve öğrenme deneyimlerine birer örnektir.
Mevcut küresel etkiler Koronavirüs vakalarının gözlemlendiği ülkelerdeki okullarda eğitime ara verildi.
Çocuklar evde ebeveynleriyle birlikte veya çevrim içi eğitim portalları aracılığıyla eğitimlerini sürdürüyor.
New York Times'ın bir haberine göre, Hastalık kontrol ve önleme merkezleri bu hafta ABD'deki okulları eğitimlerini durdurabilecekleri ve geleneksel sınıf ortamı dışındaki alternatif
eğitim ve öğretim modellerini gerektiren bir salgın ortamına ayak uydurabilecekleri şekilde hazırlanmalarını bildirdi.
Times'a konuşan New America Düşünce Kuruluşu üyesi Kevin Carey'e göre, ABD'deki koronavirüs salgını kitlesel olarak evde eğitim açısından büyük ve plansız bir deney haline gelebilir.
Hong Kong'da bu durum hala hazırda yaşanıyor.
Koronavirüs salgını okullardaki eğitimin 2 ay süresince durdurulmasına yol açtı ve yaklaşık 800 bin öğrenci bu durumdan etkilendi.
Wall Street Journal'da yayınlanan bir haber, koronavirüsün tüm şehri evde eğitim almaya teşvik ettiğini söylüyor.
Hong Kong'daki bir çocuk, dersleri çevrim içi eğitim platformları üzerinden tamamlıyor.
veya öğretmenlerinden Google Hangouts veya benzeri dijital araçlar aracılığıyla canlı talimatlar alıyor.
Koronavirüs, yarattığı sağlık endişesinin yanında çocukların okula gidemedikleri zaman nasıl eğitim görebilecekleri konusunda da yaygın bir endişeyi tetikledi.
Kitlesel zorunlu eğitim, sanayi devrimi döneminden kalma bir gelenek olmasına rağmen gücünü ve etkisini artırmayı sürdürüyor.
Belki de bazı aileler geleneksel eğitim dışındaki öğrenim modellerinin korkulacak bir şey olmadığını ve içinde bulunduğumuz inovasyon çağına en uygun öğrenme metodu olabileceğini artık
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
