Konuşma Bağımlılığı: Aşırı Konuşma Takıntısı (Kompulsif Konuşma) Nedir?
2 Aralık 2024 · 5 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Bazı kişiler neden sırf konuşmuş olmak için konuşuyorlar?
Kompulsif konuşma olarak da bilinen konuşma bağımlılığı, isminden de anlaşılabileceği gibi, sosyal olarak kabul edilebilir olan sınırın üzerinde süreler boyunca karşıdakiyle konuşma eğilimine verilen
isimdir. Bu kişiler abartılı denebilecek miktarlarda konuşmaya meraklıdırlar ve kolay kolay susmazlar.
Bir tür psikolojik hastalık olan kompülsif konuşma hastalığının belirlenmesinde kullanılan iki ana etken vardır.
İlki, kişinin yalnızca karşısındaki konuşmaya başladığında susması, bunun haricinde hiç susmadan veya çok az susarak konuşmasıdır.
İkincisi ise sosyal bir grup içerisindeki insanların, belirli bir kişinin konuşma miktarını bir problem olarak görmesi ve bunu belirleyebilmesidir.
Bu iki şart bir araya geldiğinde, Bir kişide kompülsif konuşma bozukluğu olduğu söylenebilir.
Çeşitli kişilik özellikleri bu bozukluk ile ilişkilendirilebilmiştir.
Bunlar arasında ısrarcılık, iletişim istekliliği, öz algıya dayanan konuşma becerisi ve telaşlılık, huysuzluk, endişe, kıskançlık ile karakterize edilen nevrotiklik
bulunmaktadır. Konuşma bağımlısı olarak tanımlanan bu insanlar ne kadar fazla konuştuklarının bizzat farkındadırlar.
Ancak kendilerini durdurmayı başaramazlar ve bu konuşma sürelerini bir sorun olarak algılamazlar.
Konuyla ilgili araştırmalar ilginç sonuçlar vermektedir.
Örneğin bir insanın konuşkanlığının çekiciliği toplumdan topluma ve kültürden kültüre değişebilmektedir.
Dr. James McCroskey ve Dr.
Virginia Richmond tarafından ABD'de yapılan araştırmalar, ABD halkının konuşkanlığı çekici bir özellik olarak gördüğünü ortaya çıkarmıştır.
Daha fazla konuşmak bu toplum tarafından ödüllendirilmekte ve pozitif olarak desteklenmektedir.
Ayrıca konuşkanlık liderlik vasfı olarak görülmekte ve etkileyici bulunmaktadır.
Ancak aynı araştırmalar insanların yüksek konuşma becerisi olanlar ile fazla konuşan insanlar arasındaki farkı kolayca ayırt edebildiklerini de göstermektedir.
Örneğin konuşma bağımlıları, yapılan konuşmanın iyiliğini veya konuşmanın taraflarının çıkarlarını umursamamaktadırlar.
Bir diğer deyişle konuşmuş olmak için konuşurlar.
Bu kişiler sıklıkla konuşmaları başlatırlar.
Konuşma sırasında baskın taraf olmaya çalışırlar ve diğer insanlara kıyasla bir konuşmayı sonlandırmaya daha az isteklidirler.
Konuşma bağımlılarının genellikle daha ısrarcı ve tartışmacı oldukları, Fakat bir tartışma sırasında genellikle pozitif bir tutum takındıkları belirlenmiştir.
Bu tür kişilerde aynı zamanda çoğunlukla nevrotik, psikotik, dışa dönüklülük durumu da görülmektedir.
Bu tür kişiler neredeyse asla utangaç olamamaktadırlar.
1993 senesinde ilk defa bu hastalığı teşhis edebilmek için bir skala geliştirilmiştir ve 40'ın üzerinde puan alanların toplum için normal kabul edilen değerden iki standart
sapma değeri kadar veya daha fazla konuşmaya yatkın olduğu belirlenmiştir.
Bu skalaya göre 1995 senesinde 811 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan bir araştırma ABD halkının %5.2'sinin konuşma bağımlısı olduğu anlaşılmıştır.
Yeni Zelanda'da yapılan benzer bir araştırma ise bu ülkedeki oranın %4.7 olduğunu göstermiştir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
