Kokain Nedir? Kokainin Kökeni ve Etkileri Nelerdir?
19 Mart 2026 · 31 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Güney Amerika'da yetişen Erectiloxylon Coco ve Erectiloxylon Novagranicense türü bitkilerden üretilen alkaloid bir uyarıcı uyuşturucudur.
Kokain öylesine güçlü bir uyuşturucudur ki sadece bir doz kullanımı sonucunda uyuşturucunun etkilerine karşı tolerans geliştirme ve dolayısıyla bağımlılık sürecine girmek mümkündür.
Her bir doz bir öncekinden daha yetersiz geleceği için tekrarlayan kullanım sonucunda kokain bağımlılığı oluşur.
Kokain kullanımı genel ölüm riskini artırır ve özellikle de damar içi kullanımı, travma, kan efeksiyonları ve HIV gibi bulaşıcı hastalık riskini arttırır.
Ayrıca kokain kullananlarda inme, kalp krizi, kardiyak aritmi, akciğer hasarı ve ani kardiyak ölüm riski de daha yüksektir.
Yasadışı olarak satılan kokain, genellikle lokal anestezikler, levamizol, mısır nişastası, kinin veya şeker ile karıştırıldığında ek toksistiğe neden olabilir.
2017'de yayınlanan küresel hastalık yükü çalışması kokain kullanımının dünya çapında yılda yaklaşık 7300 ölüme neden olduğunu bulmuştur.
Kokain'den kurtulmaya çalışan bağımlılar depresyon, libido azalması, zevk hissetme yeteneğinde azalma ve yorgunluk ile birlikte kokain aşerme ve uyuşturucu yoksulluğu yaşarlar.
Kokain almak için en sık kullanılan yol yaklaşık 3 dakikada etki eden burundan çekmedir.
Bir diğer yol ise damar yoluyla enjeksiyondur.
Suda karıştırılıp damara enjekte edilen kokain sadece 20 saniyede etki eder.
Enjekte edilen madde steril olmadığından bu ekstra riskli bir kullanım yoldur.
Dumanı içe çekme ise hem en hızlı etki eden hem de en kolay bağımlılık yapan yoldur.
Kokain, kan beyin bariyerini bir proton bağlı organik katyon antiportel aracılığıyla ve hücre zarları boyunca pasif difizyon yoluyla geçer.
Kokain, dopamin taşıyıcısını bloke eder.
Dopaminin sinaptik yarıktan sinaptik öncesi akson terminale geri alınmasını engeller.
Sinaptik yarıktaki daha yüksek dopamin seviyeleri sinaptik sonrası nörondaki dopamin reseptör aktivasyonunu arttırır ve bu sayede öforiyle uyarılmaya neden olur.
Kokain, ayrıca serotonin taşıyıcısını ve noreprefrin taşıyıcısını bloke eder.
Sinaptik aralıktan presinaptik akson terminaline serotonin ve noreprefrin geri alınını inhibe eder.
Ve sinaptik sonrası nöronda serotonin reseptörlerini ve noreprefrin reseptörlerini aktivasyonunu arttırarak kokainin maruziyetiyle ilişkili zihinsel ve fiziksel etkilere sebep olur.
Kokain, beyindeki ödül yollarını uyarır.
Zihinsel etkiler arasında yoğun bir mutluluk hissi, cinsel uyarılma, gerçeklikle temasın kesilmesi veya acıtasyon sayılabilir.
Fiziksel etkiler arasında hızlı kalp atışı, terleme ve genişlemiş göz bebekleri bulunur.
Yüksek dozlarda kokain tüketmek, yüksek kan basıncına veya vücut ısına neden olabilir.
Etkiler kullanımdan saniyeler ile dakikalar sonra başlar ve 5-90 dakika arasında sürer.
Kokain ayrıca uyuşma ve kan damarları daraltma özelliklerinde sahip olduğundan bazen boğaza veya burun içinde yapılan ameliyatlar sırasında ağrı, kanama ve ses telispazını kontrol altına almak için de kullanılır.
Kokain özellikle de 1850 yılından sonra medikal etkileri sebebiyle batı tıbbına yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır.
Kokainin lokal anestezik ve uyarıcı etkileri ilk olarak Sigmund Freud ve Carl Kohler tarafından keşfedilmiştir.
İlk olarak kalkollerin katarak ameliyatında kokain kullanmasının ardından anestezi kullanımı gerektiren tüm cerrahi işlemlerde kokain'den yararlanılmıştır.
Kokain bir dönem Coca-Cola'ya da ilave edilmiştir.
Bir süre sonra suistimallerin giderek artmasıyla kokain 1960'lı yıllarda yasa dışı ilan edilmiştir.
Fakat 1970'li yıllarda yasaklara rağmen Amerika'da kullanımı oldukça popüler hale gelmeye başlamıştır.
Kokainin kullanıcılarında ortaya çıkan psikolojik ve fizyolojik olumsuz etkilerden dolayı ve aynı zamanda bağımlılık yapıcı özelliği sebebiyle kokain günümüzde ilaç olarak kullanılmamaktadır.
Bulundurulması ve kullanılması yasaktır.
Kokainin Kimyasa Özellikleri ve Sentezi Kokain, C17, H21, NO4 formülüne sahip, koku ağacından elde edilen bir alkolittir.
Kokainin erime noktası 98 santigrat derece ve kaynama noktası 187 santigrat derecedir.
Suda az çözülmesine karşın uçucu yağlar, etileter, benzen, kloroform, toluyen içinde çözülür.
Etinol içinde ise çok iyi çözülür.
İçinde çözülmediği maddeler arasında griserol ve petrol eteri sayılabilir.
Kokain, en saf halinde beyaz, inci gibi bir üründür.
Tos halinde kokain, tipik olarak kokain hidrokrolür olarak isimlendiren bir tuz halinde bulunur.
Kokain, kimi zaman sokakta satılmadan önce, kimi zamansa satın alından sonra kullanıcılar tarafından talc, laktos, sukros, glikos, mannitol, inositol, prokain, tetrakain,
fenitoin, lignokain, sitriknin, levomizol, inositol, lidokain, opioidler, amfetaminler, antihistaminler, benzokain, Fensiklidin ve bazen de arsenik,
kafein, kindin ile karıştırılabilmektedir.
Crack Cocaine Crack Cocaine, kokainin sodyum bicarbonat ve su ile işlenmesi sonucunda küçük taşlar haline getirilen dumanı içilebilir bir şeklidir.
Crack Cocaine, ısıtıldığında çıkardığı çatır seslerinden dolayı crack olarak anılır.
Crack Cocaine Genellikle can bir boru yardımı ile içilir ve solunduğunda akciğerlerinden geçip doğrudan merkezi sinir sistemine ulaşarak çok güçlü olabilen ve neredeyse alnında vuran bir kafa olma etkisi yaratır,
üretir. Bu ilk simülasyon fırlamasına rush denir.
Bunu aynı derecede yoğun bir düşme takip eder ve kullanıcının daha fazla uyuşturucu için adeta can atmasına neden olur.
Crack kokain bağımlılığı genellikle sadece 4-6 haftada oluşur.
Crack kokainin rengi Kullanılan kokainin kökeni, amonyak veya kabartma tozu ile hazırlama yöntemi ve saflığı etkileyen unsurların varlığı gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.
Genellikle rengi beyazdan sarımsı bir krem rengine ve hatta açık kahverengiye kadar değişebilir.
Krek kokainin yapısı ayrıca toz kokainin katkı maddesine, kökenine ve işlenmesine ve bazı dönüştürme yöntemlerine de bağlıdır.
Bazen aşırı yağlı ve ufolanan bir yapıdayken kimi zaman sert ve neredeyse kristal bir yapıda olabilmektedir.
Laboratuvar güvenlik önlemleri Laboratuvarda çalışırken güvenlik önlemlerinin alınması hayati öneme sahiptir.
Konu kokain gibi solunmasıyla bile çok ağır etkiler bırakabilen bir uyarıcıysa konunun ciddiyeti artacaktır.
Laboratuvar çalışanlarının uyması gereken güvenlik önlemleri vardır.
Kokain için gerekli görülen önlem kodları aşağıda sıralanmıştır.
P261 Tozunu, dumanını, gazını, sisini, buharını, spreyini solumaktan kaçının.
P264 Kullandıktan sonra ellerinizi iyice yıkayın.
Bu ürünü kullanırken yemek yemeyin, içmeyin veya sigara içmeyin.
Yalnızca açık havada veya iyi havalandırılan bir alanda kullanın.
Kirlenmiş iş kıyafetlerinin iş yeri dışına çıkmasına izin verilmemelidir.
Koruyucu eldiven, koruyucu giyse, göz koruması, yüz koruması, işitme koruması ve benzeri kullanılmalıdır.
Yutulduğu takdirde derhal acil tıbbi yardım alın.
Ciltle teması halinde bol su ile yıkayın.
Solunması durumunda kişiyi temiz havaya çıkarın ve nefes almasını sağlayın.
Derhal acil tıbbi yardım alın.
Cilt tersi veya kızarıklık oluşursa tıbbi tavsiye müdahale alın.
P361 artı P364 Kirlenmiş olan giysilerinizi hemen çıkarın ve tekrar kullanmadan önce yıkayın.
P403 artı P233 İyi havalandırılan bir yerde saklayın ve konteynerı sıkıca kapalı tutun.
P405 ve P501 Kildi depolu tutun ve içeriği kaba atın.
Kokain Senteze Kokain hidrakülörür, kokainin amonyak gibi bir alkali çözeltiyle karıştırılmasının ardından eter gibi bir çözücü eklenmesiyle serbest baza dönüştürülür.
Karışım iki katmana ayrılır.
Üst katman çözücü içinde çözülmüş kokain içerir.
Çözücü daha sonra buharlaştırılabilir ve geriye nispeten saf kokain kristalleri kalır.
Bunun dışında farklı kokain sentezi mekanizmaları da kullanılabilmektedir.
Glutamik asitten kokain sentezi Kokain sentezi için aşağıda gördüğünüz glutamik asit kullanılabilir.
L-Glutamik asit, D-Glutamik asitin enantiomeridir.
Glutamik asit, glutamat olarak bilinir ve polar yapılı bir amino asittir.
Glutaminin anyonik bir formu olduğu söylenebilir.
Proteinleri oluşturan 20 amino asitten biridir.
Hidroksibiturat üzerinden sentezlenebilir.
Glutamik asitin, D-enantiomerinden doğal kokain, L-enantiomerinden doğal olmayan kokain sentezi yapılır.
İlk kokain sentezi çalışması, kokain yerli kabileler gibi unsurlar tarafından bahsedeceğimiz sentezden önce de tüketilmişti.
Bahsedeceğimiz sentez metodu 1901 yılında Richard Wilshatter ve Adolf Bode'un geliştirdiği metoddur.
Bu ufuk açıcı çalışmada yazarlar sentezlerine sikloheptonan'dan başladılar ve 23 lineer adımda kokain sentezini tamamladılar.
Anahtar adım, tropan iskeletini oluşturmak için bir intramoleküler transüler eskineğinin izlediği bir brominasyonudur.
Sikloheptonan, propan iskeletine öncü B'yi vermek üzere indirgeyici bir şekilde amine edilen alilik bromür A'ya eşlendi.
Br2'ye maruz bırakıldıktan sonra anahtar molekül 3 transinüler S2'ne elde edildi ve elde edilen tuz tropinol sentezini tamamlamak için ayrıca manipüle edildi.
Son olarak 1A karboksülasyon, çözülen metal indirgemesi, fişer esterifikasyon ve benzoülasyon sonucu kokain elde edilmiş oldu.
Robinson tarafından dahiyane bir şekilde tasarlanan ve daha sonra Scoff tarafından geliştirilen fizyolojik koşulları altında tropon alkoholitler sentezinin geniş çapta uygulanabilir olduğu kanıtlanmıştır.
Bu sentezde Robinson, bir molekül süksinal dehid, metilamin ve aseton arasındaki reaksiyonu basit bir tek kap prosedüründe kullandı.
Sentezde karbon-karbon bağ oluşumu için iki ayrışık maniç reaksiyonu yer alıyordu.
Sentez, bir pirolidin türevi ve asitonun enol formu arasındaki moleküller arası bir reaksiyondur ve bunlardan ikincisi molekül içinde meydana gelir.
Robinson'un sentezi için önerilen reaksiyon mekanizması aldol yoğunlaşmasına benzetilir.
Tropinon sentezinden sonra kokain elde etmek için yukarıda verilen iki kokain sentezindeki işlemler uygulanabilir.
Kısaca kokain biosentezi.
Kokainin biosentezi organik kimyagerlerin uzun zamandır ilgisini çeken bir konudur.
Sonuçta kokainin aşağıda da bahsedeceğimiz biyolojik ve psikolojik etkileri oldukça dikkat çekicidir.
Ama tek sebep bu değildir.
Yoğun ilginin başka bir nedeni, barındırdığı olağan dışı bisiklik yapısıdır.
Kokain biosentezini iki aşamada açıklayabiliriz.
Birinci aşamada enguanidinden 1,4 butandiamin ve neticede metilprolinyum sentezlenir ve ikinci aşamada bunun üzerinden tropon sentezlenir.
Buradan sonra da kokain elde etmek bilinen bir yöntemdir.
Kokain kaçakçılığı Dünya çapında kokain kaçakçılığı, tüm zamanların en yüksek miktarı olan 1.436 tonluk küresel ele geçirme olayı 2019'da 2018 yılındaki
miktara göre %9,6 oranında artış göstererek gerçekleşmiştir.
2019 yılında küresel boyutta yakalanmış olan kokain miktarının %83'ü büyük miktarı Güney Amerika'da olmak üzere kıtı Amerika'sına yakalanmıştır.
2019 yılında Güney Amerika'daki kokain yakalanma miktarı bir önceki yıla göre %5 artış göstererek şimdiye kadar yakalanan en yüksek miktarına ulaşmıştır.
Yine 2019 yılında AB ülkeleri tarafından toplam 213 ton kokain yakalanmıştır.
Bu miktarların büyük çoğunluğu Belçika, Hollanda ve İspanya tarafından gerçekleştirilen operasyonlar da ele geçirilmiştir.
Geçmişten bir sima Juan Pablo Escobar.
1976'da Escobar kokain piyasasına ilk adımını atmış ve Medellin Karteli isimli uluslararası yasa dışı bir suç örgütü kurmuştur.
1976 yılında Escobar ve Kartel çetesinin pek çok üyesi Ekvador'da 18 kilogram uyuşturucu maddeyle yakalanmıştır.
Açılan davada hakimlere rüşvet teklif etse de davadan beraat etmesi mümkün olmamıştır.
Dava kaçakçılığa tanıklık eden iki memurun ölümüyle düşürülmüştür.
Escobar'ın kokain imparatorluğunun ilginç öyküsü filmlerde ve televizyon dizilerinde dramatiz edildi ve Kolombiya'da kokain ticaretinden elde edilen abartılı zenginliği gözler önüne serildi.
En iyi döneminde Escobar'ın karteli ABD'ye kaçırılan kokainin yaklaşık %80'ini sağladı ve Escobar'ın kişisel geliri yılda yaklaşık 22 milyar doları aştı.
Bu nedenle Escobar kokain kralı olarak adlandırıldı ve tarihin en zengin suçlusu oldu.
Sadece bu da değil. Kazancının tahmini net değeri olan yaklaşık 30 milyar dolar onu dünyanın en zengin insanlarından biri yaptı.
Sonunda ev hapsine mahkum edildi.
Ancak kaçışının ardından 1993'de bir çatışma sırasında öldü.
Kendisinin ölümü sonrası kurduğu karteller dağıtıldı ve Escobar'ın kokain imparatorluğundan geriye pek bir şey kalmadı.
Türkiye'de kokain kaçakçılığı 2020 yılında Türkiye'de 2573 kokain olayı gerçekleşmiş.
Bu olaylarda 4446 şüpheli yakalanmasıyla birlikte 1961 kilogram kokain ele geçirilmiştir.
2020 yılında ele geçirilen kokain miktarı 2019 yılına göre %19,7 oranında artış göstermiş ve bu miktarla 2019 yılında kırılan Cumhuriyet tarihi rekoru geçilerek 1961 kilogram
ile yeni bir rekora daha imza atılmıştır.
Kokainin etkileri Kokainin kötüye kullanımı, dünya çapında önemli bir sağlık sorunudur.
Acil servise başvuran akut kokain toksitesi olan hastalar, akut koronar sendrom, felç ve ölüm gibi patolojik sekerlere yol açan taşikardi, ritim bozukluğu, hipertansiyon ve koronar vazospon
için acil tedavi gerektirebilir.
Geçtiğimiz birkaç on yılda, uyuşturucu kaçakçılığı amacıyla kokaini vücutlarına saran çok sayıda vücut paketleyicisi de bu torbaların yırtılması sonucunda acil servise başvurmak zorunda kalmıştır.
Hastanın aynı zamanda alkol veya diğer yasa dışı maddeleri de yutmuş olması nedeniyle hasta yöntemini zorlaşmaktadır.
Kokain, vücuttaki her organı olumsuz etkileyebilirken en ölümcül etkileri kardiyovasküler sistem üzerindedir.
Kokainin insan biyolojisine etkisi ve bağımlılık Kokain, beynin dopamin taşıcılarının olduğu her yerde dopamin birikimi üretir.
Dopamine duyarlı hücreler, duygusal tepkileri kontrol eden ve onları anılarla ilişkilendiren limbik sistemde oldukça yoğunlaşmıştır.
Limbik sistemin belirli bir parçası olan nükleüs akumbens, kokainin etki ettiği en önemli bölge gibi görünmektedir.
Dopamin tarafından uyarıldığında, NAC'deki hücreler haz bir tatmin duyguları üretir.
Bu tepkinin doğal işlevi, hayatta kalma ve üremenin temel biyolojik hedeflerini destekleyen faaliyetlere odaklanmanıza yardımcı olmaktadır.
Örneğin susamış bir kişi içki içtiğinde veya biri orgazm olduğunda dopaminerjik hücreler NAC'yi dopamin molekülleriyle doldurur.
Alıcı hücrelerin tepkisi bizi iyi hissettirir, aktiviteyi tekrarlamak ve bu hazla yeniden yaşamak ister.
Bir doz kokain'den sonra NAC'deki reseptörlere bağlanan dopamin miktarı doğal aktivitelerle ilişkili miktarları aşabilir ve susuzluğu giderme veya 80 daha fazla haz üretir.
Bazı laboratuvar hayvanlara seçim hakkı verilirse yiyecekleri görmezden gelecek ve açlıktan ölene kadar kokain almaya devam edecektir.
Kokain, psikoaktif ve bağımlılık yapıcı etkilerini öncelikle haz ve motivasyonu düzenleyen birbirine bağlı bir dizi bölge olan beynin limbik sistemi üzerinde etki ederek üretir.
Öncelikle kısa vadeli bir etki olan nörokimyasal dopamin birikmesi, yani oferiye ve kokaini tekrar alma arzusuna yol açar.
Kokain, ödül sistemine dokunarak ve dopaminin salını tetikleyerek çalışır.
Bu kokaini sadece psikolojik olarak değil, aynı zamanda nörokimyasal olarak da aşırı derecede bağımlılık yaptığı anlamına gelir.
Kokainin etkileri dozun gücüne, kimyasalların karışımına, kişinin fizyolojisine ve kokaini aldığı andaki ruh haline bağlıdır.
Kokain patlaması sadece kısa bir süre.
İnalasyondan sonra yaklaşık 15-30 dakika sürer.
Özetlemek gerekirse kokain, beynin haz merkezi olan ve ödül duygularıyla ilgili ventral tek mantar alan ve nükleoz akkumpansdaki hafıza merkezleri olan amigdala ve hipokampustaki tartım seçenekleri ve
kısıtlama için bir merkez olan frontal korteksteki yani beynin birçok bölgeden oluşan limbik sistemi üzerindeki etkileriyle kısa vadede öferiye, uzun vadede ise bağımlılığa neden olur.
Yukarıdaki özet şemalar, kokain infüzyonundan sonra aktif olacağı tahmin edilen beyin bölgelerinin bir şemasıdır.
Başlangıç ve infüzyon sonrası karşılaştırmalarda görülen, bir pontin aktivasyonunda potansiyel olarak kapsanan, diğeri ki beyin sapı monoaminerjik bölgesinde mavi renkle gösterilmiştir.
Kısa vadeli etkileri Kokainin oferik etkilerinin süresi, uygulama yoluna bağlıdır.
İlaç ne kadar hızlı yemilirse, sonuç o kadar yoğun olur.
Ancak etki süresi de o kadar kısa olur.
Toz olarak burundan alınması en çok kullanılan yoldur.
Koklayarak burundan alınmasına snorting, çubuk vasıtasıyla buruna çekilmesine ise tooting denilmektedir.
Bunun yanında kokain sigara veya enjeksiyon yoluyla da alınabilir.
Burun yoluyla kokain almak nispeten yavaş bir başlangıç sağlar ancak etkisi 15 ila 30 dakika arasında sürebilir.
Buna karşılık sigarayla alınan kokain etkisi daha fazladır ancak 5 ila 10 dakika sürebilir.
Kokainin etkileri tek dozdan hemen sonra ortaya çıkar ve birkaç dakika ile bir saat arasında kaybolur.
Küçük miktarlarda kokain genellikle kullanıcıyı öferik, enerjik, konuşkan, zihinsel olarak uyanık ve görme, ses ve dokunmaya karşı aşırı duyarlı hissettirir.
Kokain ayrıca yiyecek ve uyku ihtiyacını geçici olarak azaltabilir.
Bazı kullanıcılar kokainin basit fiziksel ve zihinsel görevleri daha hızlı gerçekleştirmelerine yardımcı olduğunu düşünürken diğerleri tam tersi etkiyi deneyimliyor.
Daralmış kan damarları, irileşmiş göz bebekleri, artan vücut ısısı, Kalp hızı ve kan basıncı kokain kullanımının kısa vadeli fizyolojik etkileri arasındadır.
Bazı kokain kullanıcıları huzursuzluk, asabiyet, kaygı, panik ve paranoya yaşadıklarını da bildirirler.
Kullanıcılar ayrıca titreme, baş dönmesi ve kas değirmeleri de yaşayabilir.
Kokain kullanımı ile ciddi tıbbi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.
En sık görülenlerden bazıları kalp ritminde bozukluklar ve kalp krizleri dahil olmak üzere kardiyovasküler etkiler, baş ağrıları, nöbetler, felçler ve koma dahil nörolojik etkiler ile karın ağrısı ve
mide bulantısı dahil gastrointestinal komplikasyonlardır.
Nadir durumlarda kokainin ilk kullanımda veya sonrasında beklenmedik bir şekilde ani ölüm meydana gelebilir.
Kokain'e bağlı ölümler genellikle kalp durması veya nöbetlerin bir sonucudur.
Birçok kokain kullanıcısı alkol de kullanır ve bu kombinasyon özellikle tehlikeli olabilir.
Bu iki madde kokain ve alkolün kalp üzerindeki toksik etkilerini güçlendirebilen kokain etinin üretmek üzere reaksiyona girer.
Kokain ve eroin kombinasyonu da çok tehlikelidir.
Kullanıcılar bu maddeleri birleştirir çünkü kokainin uyarıcı etkileri eroinin yapıştırıcı etkileriyle dengelenir.
Ancak bu farkında olmadan yüksek dozda eroin alınmasına yol açabilir.
veya kokainin etkileri daha erken geçtiğinden kullanıcının solumunu tehlikeli bir şekilde yavaşladığı veya muhtemelen ölümcül şekilde durduğu bir eroin doz aşımına yol açabilir.
Kokaine bağlı komplikasyonlar Kokain kullanımı herhangi bir sistemi tutabilen hem akut hem de kronik komplikasyonlara neden olabilir.
Kardiyak, miyokardiyaz kemi, koronar arter spazmı, akut miyokard enfarktüsü, ateroskleroz, miyokardit, kardiyo-miyopati, Aritmi, hipertansiyon ve endokardit.
Vasküler, ağır düseksiyonu ve yırtılması.
Vaskülit, gastrointestinal, mezenteris kemi veya enfarktüs perforasyon.
Pulmoner, pulmoner ödem, pulmoner enfarktüs ve hemoptizi.
Genitörüner ve obstetrik, renal ve testis enfarktüsü, ablas ve plasenta, fontan abortus, prematüre ve büyüme geriliği.
Nörolojik, nöbetler, migren, serebral enfarktüs ve kafa içi kanama.
kas iskelet sistemi ve dermatolojik, rhabdomyoliz, cilt iskemesi, yüzeysel ve derin bentrombozu ve tromboflebit.
Kokain kullanımıyla inme riski de önemli ölçüde artar.
Tekrarlayan iskemi kataklar ve reperfüzyondan kaynaklanan zayıflamış damar duvarları nedeniyle sürekli kokain kullanımıyla beyin kanaması riski artar.
Sıklıkla ölümcül olan kokain doz aşımları çoğunlukla kardiyotoksiteye bağlıdır.
Myokart enfarktüsü, kronik kokain kullanımının belgelenmiş en iyi komplikasyonudur.
Bir vazo konstrüktör olan kokain kalbe giden kan akışını azaltır.
Kalp damar yapısındaki alfa adrenerjik reseptörlerin uyarılması nedeniyle koronel arter çapının insanlarda %4-29 arasında azaldığı gösterilmiştir.
Zamanla uzun süreli vazokonstriksiyon kan damarları duvarlarında artan kayma stresi nedeniyle endotel hasarına yol açabilir.
Bu nedenle kronik kullanım tüm kokain kullanıcılarını myokart enfarktüslerine ve aritmelere yatkın hale getirir.
Aşırı durumlarda kokaine bağlı uyarılmış deriliyum ani ölüme neden olabilir.
Hamilelikte kokain, doğum öncesi kokain kullanımıyla tutarlı bir şekilde ilişkili bebeğe dair sonuçlar arasında doğum ağırlığının azalması, erken doğuma fetal büyümenin azalması yer alır.
Doğum öncesi kokain kullanımı ile kenjenital anonimler arasında ilişkiye dair veriler sınırlıdır.
Ancak büyük bir retrospektif çalışma hamilelikte kokain kullanımı ile ürüner sistemin kenjonitel anormallikleri arasında bir ilişki olduğunu belgelemiştir.
Doğum öncesi kokain kullanımı ile artan perinatal seraplera enfraktüs veya ani bebek ölümü sendromu insidansını ilişkilendiren bir kanıt bulunmamaktadır.
Kokain kullanımı ve bağımlılığın psikolojik etkileri Kokain aldıktan kısa bir süre sonra bir neşelilik hali oluşur.
Bunu hareketlerde hızlanma, davranış kontrolünün kaybı, çevreye ilgi ve dikkatte, kendine güvende artış, çok becerikli olduğuna inanma, var sanımlar, sanrılar ve zihinsel işlevlerde açıklık takip
eder. Doz arttıkça veya kişiliğin, biyolojinin ve genetiğin etkisiyle tabloya çok daha şiddetli belirtiler eklenebilir.
Aşırı neşellik hali, kontrolün yitirilmesi, paranoya buna örnek olarak verilebilir.
Ayrıca kolayca tespit edilebilecek yan etkiler şunlardır.
Ani gelişen tuhaf davranışlar.
Bir kişide aniden ve kendi mizacına uymayan bir coşku, sebepsiz bir mutluluk, paranoyatçı davranışlar, gergin veya huzursuz tavırlar, kıpırdanmalar ve hareketlilik görülürse kokain'den şüphelenebilir.
Kişi çok gülüyor ya da agresif davranıyor olabilir.
Bir takım varsanılardan bahsedilebilir.
Kokain'e bağlı ataklar 20 dakika ile 2 saat arası sürebilir.
Değişik konuşmalar, aşırı ve hızlı konuşma ve kondan konuya atlamalar, sık sık odadan girip çıkmalar.
Kokain kullananlarda görülen bir davranış da kokaini sık sık kullanmaktır.
Kokainin verdiği coşkuyu sürekli kılmak için gün boyu sık sık ve hiç durmaksın kullanım olabilmektedir.
O yüzden kokain kullananlarda bulundukları yerden sık sık ayrılmalar görülür.
Kişi 20-30 dakikada bir banyoya gidiyor, sanki bir şeyler saklıyormuş gibi hareket ediyor, kaçamak bakışlar atıyorsa şüphelenmek gerekir.
Riski davranışlar Kokain kişiye aşırı bir güçlülük ve yenilmezlik hissi yaşatır.
O yüzden sık sık kavgaya karışma, aile içi şiddet ve cinayet gibi şiddet davranışları artabilir.
Bu yüzden adli olaylarda artış görülebilir.
Ayrıca riskli cinsel aktivitelerde de artış olabilir.
Kişide kendine zarar verme ve intihar eğilimde artabilir.
Ruh halinde ani iniş çıkışlar Kokainin uyarıcı etkisinden dolayı kişinin duygu dünyasında keskin iniş çıkışlar yaşanır.
Şiddetli öfke patlamaları, ani enerji yükselmeleri, dikkatli dağınıklık, dikkatin sürekli çelinmesi bir hareketten diğerine geçiş görülebilir.
Sosyal çekilme Kokain kullanan kişiler sürekli kokain almak için fırsat kovaladıklarından yalnız kalmaya çalışırlar.
Sosyallikleri içmek için buldukları yandaşlarıyla sınırlıdır.
Hep aynı kişilerle bir arada olurlar.
Bu tür sosyal çekilmeler anksiyete veya depresyonda da görülür.
Ancak kokain kullanımından şüphelendirilen diğer belirtilerle birlikte çok anlamlı bir hale gelir.
Hayattan zevk alamama Uyuşturucu kullananların ortak sonuçlarından biri hayattan zevk alamamadır.
Kokain kullanan kişiler de başlangıçta zevk aldıklarını düşünürler.
Ancak zamanla beyindeki haz merkezlerinin işleyişi kokain sebebiyle bozulur.
Kişi çok yüksek doz kokainle bile zevk alması hale gelir.
O yüzden kokain kullanıcılarına zevk alamama, mutsuzluk ve depresyon çok sık görülür.
Kişi kokain kullandıktan sonraki günde uyuşuk veya depresif olabilir ve aşırı huysuz davranabilir.
Yalanlar artabilir. Kişi ketum, güvenilmez ve yalancı olabilir.
kişi alevi ve işle alakalı sorumluluklarını hatta kişisel temizliğini ihmal edebilir.
Yoksunluk Durumu Kokain etkisini çabuk gösteren ve çabuk kaybeden bir uyarıcı olduğu için yoksunluk oldukça sık rastlanan bir durumdur.
Genellikle kişide huzursuz duygu durumla birlikte yorgunluk, enerji düşüklüğü, yavaşlama, uykusuzluk ya da uykuya meyilde artış, çok canlı ve rahatsız edici rüyalar ve bazen de ajitasyon gelişir.
Kokain yoksunluğu depresyon ve intihar davranışlarını sürükleyebilir.
Yani basitçe kokain kullanımında gözlemlenen etkilerin tam tersi, yoksulluk durumunda gözlemlenir.
Bunun sebebi kokain vücudun alıştığı dopamin dozunu arttırması ve doğal salgılanan dopaminin artık vücuda yetersiz gelmesidir.
Kokain bağımlılığına yönelik tedavi yöntemleri Genel ilaç tedavisi Bağımlılığa bağlı depresyon, paranoya, panik, takıntı, uykusuzluk, sinirlilik gibi ruhsal durumları tedavi etmek için antidepresan,
antipsikotik ve dürtü kontrolünü artırma yönelik ilaçlar kullanılır.
Bağımlılık belirtilerine yönelik ilaç tedavileri Son yıllarda kokain bağımlılığına aşerme ve yoksunluğu ortadan kaldırmak için depo ene uygulamaları geliştirilmiştir.
Aşerme ve yoksunluk bağımlılıktan kurtulmanın en önemli sebebidir.
Depo ene tedavisine amaç bunları azaltarak tedavide başarı şansını arttırmaktır.
TMS Tedavisi Aşerme ve yoksullukta TMS tedavisinin hem kliniği şiddetini azaltmada hem de tedavi direncini ortadan kaldırmada etkili olabileceği bildirilmiştir.
Yüksek frekanslı sol dorsa lateral, prefrontal bölgeye uygulanan TMS şiddetli aşermelerde etkili bulunmuştur.
EMDR terapisi Çocukluk travmaları başta olmak üzere ruhsal travmalar kokain bağımlılığının önemli sebepleridir.
Ayrıca kokain kullanımına bağlı yoksunluklar, aşermeler ve zehirlenmelerde travma etkisi yapar ve bağımlılığın şiddetini artırır.
EMDR terapisiyle hem bağımlılığa sebep olan hem de bağımlılığın sebep olduğu travmaların çalışılması tedavi başarısını arttırmaktadır.
EMDR terapisi özellikle aşerme ve yoksunluğa karşı duyarsızlaşma etkisiyle arındırma sürecinin çok daha rahat atlatılmasına yüksek etkinliğe sahiptir.
Tedavi gören hastaların psikolojisi Hastaların tedaviden önce yaşama isteklerini kaybettikleri gözlemlenmiştir.
Tedaviden sonra daha az dopamina yetinebilmeleri sonucu tekrar hayattan zevk almaya başlamışlardır ve kokain için bağımlılığını tekrar etme sayısı diğer uyuşturuculara göre daha düşük olduğu gözlemlenmiştir.
Kokain bağımlılığının sosyolojik etkisi Madde bağımlılığı ülkemizde ve tüm dünyada üzerinde durulması gereken sosyolojik bir problemdir.
Ülkemizde de son yıllarda genç nüfusun artışında paralel biçimde madde bağımlıları ve kullanıcıların sayısı artmaktadır.
Uyuşturucu bağımlılığın sebepleri arasında yalnız kullanılan maddenin yarattığı, sarhoşluk ve bağımlılık hissinin değil, ayrıca sosyal sebeplerinde etkili olduğu düşünülmektedir.
Bu bağlamda madde bağımlılığı ve kullanımını etki eden sosyal faktörleri, sosyoekonomik düzey, uyuşturucuya ulaşma, akran ve arkadaşlık ilişkileri, okul, dini inanış, aile yapısı, yaş, göç,
kentsel ya da mekansal problemler şeklinde sıralamak mümkün.
Madde kullanımının pek çok olumsuz bireysel ve sosyolojik etkisi var.
Bu etkileri kokain üzerinden inceleyecek olursak şu gibi sonuçlar çıkarabiliriz.
Kokain kullanıcılarının katıldığı 228 kişilik bir anketin sonuçlarına göre kullananlar ve bırakanların en sık karşılaştığı problem %82,2 ile gerginlik ve sinirlilik hali olurken bunu %86
,0 ile burun akıntısı takip etmektedir.
Aynı anketin bir başka sonucu %53,1 oranında kullanıcının kokain kullandığı dönemde kokain kullanıma bağlı maddi sıkıntılar yaşadığını belirtmektedir.
Annelerde kokain kullanımı yaygın olarak depresyon ve anksiyete gibi psikolojik bozukluklarla ilişkilidir.
Başlangıçta annelerin kokain kullanımının yavruları üzerindeki gelişimsel etkisinin abartıldığı düşünülse de tipik anne davranışlarındaki bozulmanın yavruların fiziksel ve duygusal sağlığına da zarar verdiği ortaya çıkmıştır.
Yavrular üzerindeki olumsuz etkinin çoğunun annenin davranışlarındaki değişikliklerinin sebep ve aracı olduğu düşünülmektedir.
Kokain, hastane acil servislerinde ve uyuşturucu tedavi merkezlerinde tedavi arayanlar arasında en sık kullanılan uyuşturucudur.
Ayrıca tıbbi çalışanlar tarafından bildirilen uyuşturucuya bağlı ölümlerin en sık karşılaşılan nedenidir.
1986 yılına yayınlanan bir makaleye göre ise kokainle ilgili efsaneler, kokainin iyi huylu, bağımlılık yapmayan bir afrodizyak olduğunu söyler ve kullanımı genellikle seçkinler, zenginler ve ünlülerle ilişkilendirilir.
Tedaviye giren kokain kullanıcılarının %15'ini kadınlar ve %85'ini erkekler oluşturmaktadır.
İlk tedaviye girişteki ortalama yaş 35 iken ilk kokain kullanımındaki ortalama yaş 23'dür.
Adıyaman'da lise öğrencileri arasında yapılan bir araştırmaya göre madde bağımlılığıyla yaş, sınıf düzeyi, aile yapısı, ailelik kişi sayısı, aile geliri, anne baba eğitim düzeyi, anne babanın çocuğa
karşı gösterdiği ilgi ve tutum, aile içi empati, Akademik başarı ve okul hayatından memnuniyet gibi pek çok faktör arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir.
Uzun süreli günlük kullanım veya düzenli ağır kokain kullanımının genellikle sağlık, ilişkiler, finans, iş veya cinsil ilişkiyle ilgili problemlere yol açtığı görülmektedir.
ABD dünyanın en çok kokain tüketen ülkesidir.
Dünya genelinde kokain ticaretinin pek çok aktarma noktası vardır ve Arjantin, Belçika, Almanya, Fransa, Bolivya, Yunanistan ve İrlanda bunlardan yalnızca birkaçıdır.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
