Klasik Koşullanma Nedir? Pavlov'un Köpek Deneyleri Psikolojiyi Nasıl Değiştirdi?
25 Eylül 2023 · 21 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Klasik koşullanma nedir?
Pavlov'un köpek deneyleri psikolojiyi nasıl değiştirdi?
Klasik koşullanma veya tepkisel koşullanma bilinçsiz veya otomatik olarak gerçekleşen bir öğrenme türüdür.
Klasik koşullanma doğal uyarıcılara verilen doğal bir tepkinin yapay bir uyarıcı tarafından da uyarılır hale getirilmesini ifade eder.
Rus fizyolog İvan Pavlov tarafından keşfedildiği için Pavlovian koşullanma olarak da bilinir.
Davranışsal psikolojinin temelini oluşturduğu için genellikle psikoloji tarihindeki en önemli keşiflerden biri olarak kabul edilir.
Klasik koşullanmanın günümüzdeki en basit örneklerini reklamcılıkta görebiliriz.
Örneğin Güzellik ürünleri satan firmalar reklamlarında temiz ve pürüzsüz bir cilde sahip oyuncuları kullanır.
Böylece reklamı izleyenler ürünü sağlıklı bir cilt ile ilişkilendirir.
Günlük hayatta klasik koşullanmanın bunun gibi birçok örneğini görmek mümkündür.
Evrimsel açıdan ise klasik koşullanmanın faydalı olduğu söylenebilir.
Örneğin belirli bir gıdanın sizde yarattığı rahatsızlık durumu o gıdayı bir hastalıkla ilişkilendirmenize ve gelecekte bu gıdayı tüketmemenize sebep olabilir.
Günümüzde klasik koşullanma, uyuşturucu madde kullanımı gibi olumsuz...
Klasik koşullanmayı anlamak için kaşifi İvan Pavlov'u biraz daha yakından tanımakta fayda görüyoruz.
İvan Pavlov kimdir?
14 Eylül 1849 yılında Rusya'nın Riyazan kentinde dünyaya gelen Pavlov, 1860 yılında papazlığa hazırlanmak üzere Riyazan İlahiyat Yüksekokulu'na başladı.
Burada Rus ve dünya tarihi, edebiyat, mantık, doğa bilimleri, dil ve felsefe gibi kendini geliştirebileceği dersler aldığı ve eğitimini tamamladı.
O dönemin önemli fizyologlarından olan Claude Bernard, Ivan Pavlov'un fizyoloji merakını arttırdı ve bu alana doğru ilerlemesinde büyük rol oynadı.
Ivan Pavlov refleksler üzerine çalışmalarını sürdürdü.
Pavlov disipline çok önem verirdi.
Yanında çalıştırdığı asistanların yaptıkları işleri kendilerini adamaları konusunda çok hassastı.
Deneyler sırasında kendine yardım eden çalışanların eksiksiz ve hatasız çalışması gerektiğini açıkça belirtirdi.
Bu dönemde Pavlov'un laboratuvarında çalışmak isteyen birçok kişi vardı.
Bu sıralarda dinamiti icat eden ve sonradan meşhur Nobel ödüllerini bilim dünyasına kazandıracak olan Alfred Nobel, Pavlov'a laboratuvarını büyütmesine imkan verebilecek miktarda bağışta bulundu.
Bağış için verilen paranın hepsi Pavlov'un kendi istediği türde bir laboratuvar inşa etmek için harcandı.
İki katlı olan bir taş binada, bodrum katında köpek kulübeleri, birinci katında üç deney salonu, İkinci katında da deney hayvanlarına cerrahi müdahalede bulunan ameliyathaneler ve hayvanların ameliyat sonrasında iyileşebilmeleri
için bakım odaları vardı. Pavlov, laboratuvarının ikinci katından çok gurur duyuyordu.
Çünkü dünyadaki ilk özel ameliyat bölümü olan fizyoloji laboratuvarına sahipti.
Pavlov burada ilk kez bölünmüş mide operasyonunu gerçekleştirdi.
Bu olağanüstü metot, Pavlov ve asistanlarına midedeki sindirim sürecini ilk kez bütün detaylarıyla inceleme fırsatı vermişti.
Pavlov'un bilimsel çalışmalardaki ünü tüm dünyaya yayılmaya başladı.
ve dünyanın çeşitli yerlerinden bilim insanları Pavlov'un harika bir başarıyla gerçekleştirdiği ameliyatların nasıl yapılacağını öğrenmek için laboratuvarını ziyarete geliyorlardı.
Laboratuvarda çalışan asistanlardan biri Pavlov'un kitabını yabancı dillere çevirmeye başladı.
Bu sayede Rusça bilmeyen birçok kişi Pavlov'un eserlerine kolayca ulaşabilecekti.
Kendisinin yaptığı çalışmalar sonucunda yine Alfred Nobel'in vasiyeti üzerine başlatılan Nobel ödülünün 3.
yıl dönümünde fizyoloji veya tıp alanında 1904 yılında verilen Nobel Fizyoloji Tıp Ödülü'ne aday gösterilerek ödülü almaya hak kazandı.
Pavlov, ödül kabul konuşmasının ilk cümlesinde insanın en temel ve en güçlü içgüdüsünün yiyecek bulmak olduğunu söyleyerek tüm dünya çapında adını ezberletecek çalışmalardan bahsetmeye başladı.
Örneğin ona sindirim sistemiyle ilgili çalışmalarından bile daha fazla ün kazandıracak olan koşulu refleks ve koşulsuz refleks kavramlarından bahsetti.
Salondaki pek çok kişi bu sözleri ilk kez duyuyordu.
Pavlov konuşmasıyla herkesi şaşırttı.
Dinleyiciler onu sindirim sistemiyle ilgili keşifleri hakkında konuşmasını bekliyordu.
Şartlı reflekslerin doğası ve işleyişi konusundaki buluşu o dönemdeki sayısız fizyoloji araştırmasını öğrenme alanına yöneltti.
Pavlov'u kuşkusuz Pavlov yapan keşif.
Laboratuvarda mide üzerine bir çalışma yaparken laboratuvardaki köpeklerin daha et verilmeden önce Pavlov'un veya öğrencilerinin ayak seslerini duyduklarında salya akıtmaya başlamış olmalarıdır.
Bunu fark eden Pavlov çalışmalarını bu yöne doğru geliştirmiştir.
Meşhur Pavlov'un köpeği deneyi.
Pavlov öncelikle laboratuvarında barındırdığı köpekler üzerinde salgı bezlerini incelemiştir.
Ardından bu köpekler üzerinde yaptığı deneyler sonucunda köpeğin doğal uyaranları dışında zil veya lamba gibi ilgisiz uyaranlara da tepki verip salgı salgılama durumunu inceledi.
Normal koşullar altında bir köpek et gördüğü zaman salgı bezlerinin çalışması doğal bir durum olduğundan bu tepkiye şartsız tepki.
veya koşulsuz reflekslenir.
Bir organizmanın doğal dengesini şartsız refleksler sağlar.
Bu durumda et de şartsız uyarandır.
Çünkü köpekte herhangi bir şartlandırma yapılmadan önce de salya üretimine sebep olmaktadır.
Ancak hayvanlar sadece doğal uyaranlarına tepki vermezler.
Örneğin eğer köpeğe et verilirken bir yandan da zil sesi sunulacak olsa Birkaç denemeden sonra köpek zil sesiyle almakta olduğu yiyecek arasında da bir ilişki kuracaktır.
Buna bağlı olarak köpek zil sesini duyduğu anda henüz yemek verilmese bile istemsiz olarak salya salgılamaya başlayacaktır.
İşte bu durumda yemek yeme davranışı ile normalden tamamen alakasız olan zil sesine bağlı olarak salgıların aktifleşmesine şartlı tepki veya koşullu reflekslenir.
Bu kavramları biraz daha yakından tanıyalım.
Klasik koşullanma kavramları Klasik koşullanma, öğrenci sürecini açıklamak için birkaç farklı kavramı kullanır.
Aşağıdaki kavramları bilmek, Pavlov'un bir deneyini ve klasik koşullanma teorisini tam olarak anlamınıza yardımcı olacaktır.
Nötr uyarıcı. Başlangıçta kendi başına herhangi bir tepkiyi tetiklemeyen uyarandır.
Pavlov'un deneyinde bu zil sesidir.
Koşulsuz uyarıcı Otomatik olarak bir tepkiye sebep olan doğal bir uyarıcıdır.
Pavlov'un deneyinde bu köpeğe verilen ettir.
Koşulsuz tepki Koşulsuz bir uyaran tarafından tetiklendiğinde ortaya çıkan kasıtsız tepkidir.
Bu tepki otomatik yani doğal bir tepkidir.
Pavlov'un deneyinde et verildiğinde köpeğin salya miktarının artması buna örnektir.
Koşullu uyarıcı Bir zamanlar nötr olan ancak koşulsuz uyarıcı ile eşleştirildikten sonra bir tepkiye sebep olan uyarıcıdır.
Pavlov'un deneyinde Et ile eşleştirilen zil sesi buna örnektir.
Koşullu tepki. Koşullu uyarıcıya verilen öğrenilmiş tepkidir.
Pavlov'un deneyinde köpeğin zil sesini duyduğunda salya üretmesi koşullu tepkiye örnektir.
Pavlov'un köpek deneylerinin detayları.
Pavlov deneyi şu şekilde tasarladı.
Deney başlamadan önce köpeklerin dış ortamda salyalarını toparlayabileceği bir düzenek hazırladı.
Ardından doğal koşullarda bir köpeğin salgıladığı salya miktarını belirledi.
Deney sırasında ise şartsız tepkinin oluşabilmesi için köpeğe et vermeden önce zil bir süre çalınmaya başlandı.
Daha önce zil sesiyle birlikte et verilmediğinden dolayı herhangi bir salya miktarında artış gözlenmedi.
Ardından Pavlov Köpeğe sadece et parçaları vermeye başladı.
Aç halde olan köpeğin talya miktarında doğal olarak artış gözlemlendi.
Deneyin bir sonraki basamağında köpeğe hem et parçaları atıldı hem de zil sesi verildi.
Buradaki amaç köpek için zil sesiyle et parçalarının eşleşmesiydi.
Bu işlem ardı ardına devam ettirildi.
Bir süre sonra... Et verilmesi kesilmişti ancak zil sesi hala çalıyordu.
Bu durumda köpek sadece zil sesi duyuyordu ama önünde et verilmiyordu.
Kurulan düzenekte sanki et veriyormuş gibi salya miktarındaki artış devam ediyordu.
Bu deney sonucunda Pavlov, zil sesini duyan bir köpeğin salya salgılaması gerektiğini öğrendiği sonucuna varmıştır.
Pavlov, köpeklerle ilgili yaptığı deney sonuçlarında temel tepkileri üç şekilde tanımladı.
Çevreden gelen her uyaran harekete geçirme veya engellemeye sebep oluyordu.
Harekete geçirmeyle ve engellemeyle ilgili sinirlerle ilgili süreçler beyinde bazı kurallara göre etkileşime giriyordu.
Sinir sistemlerinde doğuştan gelen bireysel farklılıklar vardı.
Pavlov'un köpekleri ne çeşit köpeklerde?
Pavlov'un köpeği deneyi tüm dünyada yaygın olarak bilinir.
Ancak bu büyük deneyin baş kahramanları hakkında pek bilgiye rastlamak mümkün değil gibidir.
Bunun nedeni Pavlov'un köpek seçiminde herhangi bir çeşide odaklanmamış olmasıdır.
Laboratuvarında her çeşitten köpek bulmak mümkündür ve birçoğu birden fazla çeşidin kırması olan köpeklerdir.
Elbette klasik koşullanma sahası Pavlov'un köpekler üzerinde yaptığı deneylerden sonra da devam etmiş ve yeni araştırma sahalarına kapı aralamıştır.
Bu sırada bir takım yeni terminoloji de doğmuştur.
Bunlardan bir kısmını incelemekte...
fayda görüyoruz. Sönme veya deneysel çözülme.
Koşullu ve koşulsuz uyarıcı arasındaki ilişkinin zayıflaması nedeniyle koşulu tepkinin azalmaya veya kaybolmaya başlamasını ifade eder.
Örneğin Pavlov'un deneyinde zil sesi çalmasına rağmen et verilmemesi defalarca tekrar edildiğinde köpek bir süre sonra salya üretmeyecektir.
Kendiliğinden geri gelme.
Öğrenilmiş bir tepkinin sönme veya yok olma döneminden sonra yeniden geri gelmesini ifade eder.
Örneğin Pavlov köpeği zil sesine karşı salya salgılaması için eğittikten sonra bu davranışı pekiştirmeyi bir süreliğine bıraksaydı ve belirli bir süre sonra tekrar uygulamaya devam etseydi köpekle salya salgılamayı yeniden başlayabilirdi.
Buradaki önemli nokta geri gelmiş bir davranışın ilk günkü etkisine ulaşmamasıdır.
Uyarıcı genellemesi. Kuşullu uyarıcıya benzer uyarıcılara tepki verme eğilimini ifade eder.
Örneğin zil sesine karşı salya salgılamaya şartlandırılmış bir köpek zile benzer seslere karşı da bu davranışı sürdürebilir.
Diğer bir örnek olarak salıncaktan düştüğü için bu konuda korku geliştiren bir çocuk hamak gibi sallanan diğer nesnelere karşı da korku hissedebilir.
Ayırt etme. Uyarıcı genellemesinin tam tersidir.
Kuşullu uyarıcı Koşulsuz uyarıcıyla ilişkili olmayan diğer uyarıcılardan ayırt etme yeteneğini ifade eder.
Pavlov'un deneyine geri dönecek olursak köpeğin zil sesiyle zile benzeyen diğer sesleri ayırt etme yeteneğini içerir.
Köpek bu uyarıcıları ayırt edebildiğinden yalnızca koşullu uyaran sunulduğunda tepki verecektir.
Üst düzey koşullanma. Fikrinizden yayına, format,
Daha önce nötr uyarıcı konumunda olan ancak klasik koşullanma ile niteli kazanan uyarıcının, ikinci bir nötr uyarıcı ile koşullu uyarıcı olarak kullanılmasını ifade eder.
Örneğin bir ürün reklamında sporcu kişiliğini kullanmak için bir futbolcunun yer alması, ürün ile futbol arasında bir ilişki geliştirilmesini amaçlayabilir.
Daha spesifik bir örnek için hamaktan düşen bir çocuğun daha sonra salıncaktan korkmaya başlaması ve ardından salıncağın olduğu parka karşı korku geliştirmesi söylenebilir.
Klasik koşullanma türleri Normalde klasik koşullanmanın gerçekleşmesi için Koşullu uyarıcının koşulsuz uyarıcından önce sunulması gerekir.
Ancak öğrenme sürecini farklı etkileyen 3 tür klasik koşullanma vardır.
Gecikmeli koşullanma Koşullu uyarıcının sunulduğu ve ardından koşulsuz uyarıcının verildiği prosedürdür.
En etkili koşullanma türü olarak bilinir ve Pavlov'un deneyi bunun en iyi örneğidir.
İz koşullanma Koşullu uyarıcıyla koşulsuz uyarıcı arasında belirli bir zamanın olduğu koşullanma türüdür.
Gecikmeli koşullanma ile karşılaştırılmaması önemlidir.
Gecikmeli koşullandırmada koşulsuz uyarıcıya koşullu uyarıcı hemen takip eder.
ve onunla birlikte sona erer.
Yani bir örtüşme söz konusudur.
İz koşullanmada ise koşullu ve koşulsuz uyarıcı birlikte sunulmaz ve örtüşmez.
Eş zamanlı koşullanma.
Koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının aynı anda ortaya çıktığı ve kaybolduğu koşullanma türüdür.
Diğer koşullanma türlerine göre daha etkisizdir.
Gerçek dünyadan klasik koşullanma örnekleri.
Pavlov'un anti-tank köpekleri ve 2.
Dünya Savaşı. 2. Dünya Savaşı sıralarında Pavlov'un deneyi Almanların tankları karşısında zorlanan Sovyet...
Şartlanmış köpekleri savaş alanına getiren Sovyetler, Aç köpeklerin üzerine bomba yerleştirdiler ve Alman tanklarının üzerine saldılar.
Tanklarda yemek bulacağını zanneden köpekler tanklara yaklaştıklarında hepsini patlattılar ve Sovyetler Almanlara karşı sıra dışı bir şekilde önlem almış oldu.
Bu uygulamanın 2. Dünya Savaşı'nın seyrini ne kadar etkilediği oldukça tartışmalıdır.
Sovyetler kaynaklarına göre bu anti-tank köpekleri kullanılarak 300 civarında Alman tankı etkisiz hale getirilmiştir.
Ancak bazı batılı kaynaklar bunun Sovyetler Birliği propagandası olduğunu Söz konusu programın giderlerini haklı çıkarmak adına abartıldığını söylemektedir.
Buna rağmen köpeklerin patlayıcı olarak kullanılmasının başarılı olduğunu gösteren tekil durumlar gerçekten de bulunmaktadır.
Örneğin Lukiv yakınlarındaki 160.
tabur cephesinde 6 anti-tank köpeğinin 5 Alman tankını izledilediği, Stalingrad havalimanı yakınlarındaysa yine köpekler kullanılarak 13 tankını etkisiz hale getirildiği bağımsız kaynaklarca da doğrulanmıştır.
Kursk Savaşı sırasında ise aynı amaçla kullanılan 16 köpek, 12 Alman tankı, Bunlar kritik başarılardır.
Çünkü örneğin Kursk Savaşı sırasında patlatılan tanklar Sovyet savunma hattını yarmayı başarmış olan tanklardır ve daha fazla ilerlemelerine bu sayede engel olunmuştur.
Bunlara karşılık 1941 yılından itibaren Almanlar Sovyetlerin bu taktiğinden haberdar oldukları için gerekli önlemleri almış ve savaş alanındaki askerlere gördükleri tüm köpekleri vurmaları emredilmiştir.
Çünkü tanklar üzerindeki makinalı tüfekler köpekler gibi hızlı ve ufak hedefleri vurmakta zorlanmıştır.
Ve etkili bir savunma olamamışlardır.
Dolayısıyla her halükarda olan insanın savaş hırsı kıskacında kalan köpeklere olmuştur.
Küçük Albert Deneyi İnsanlar da köpekler gibi şartlandırılabilir mi?
Davranışçılık kuramının önde gelen temsilcilerinden John B.
Watson'ın etik açıdan oldukça tartışmalı deneyidir.
Watson ve Reiner 9 aylık bir bebeği kullanarak bir çocuktaki korku tepkisini koşullandırmaya karar verdiler.
Deneyin başlangıcında bebek Albert ise beyaz bir sıçan, tavşan, köpek, ve başının arkasındaki demir bir çubuğa çarpan çekiç dahil olmak üzere bir dizi uyarıcı gösterildi.
Albert, sıçan, tavşan ve köpeğe karşı herhangi bir tepki göstermedi.
Ancak çekiç sesi Albert'i korkuttuğu için bu koşulsuz uyarıcı olarak kabul edildi.
Bu durumda korku da koşulsuz tepkiydi.
Deneyin ilerleyen aşamalarında Albert'e bir sıçan getirildi.
Çocuk, sıçanı sevmek için uzandığında çekiç ile demir çubuğa vurularak yüksek bir ses çıkarıldı.
Bu işlem, Albert'e sıçanı getirdiklerinde korku dolu bir tepki verene kadar 7 hafta boyunca tekrar edildi.
Nihayetinde Albert artık sıçandan korkmaya başlamıştı.
Bu durumda başlangıçta nötr olan sıçan artık koşullu bir uyarıcı haline geldi ve korku da artık koşullu bir tepkiydi.
Watson, daha sonra Albert'in geliştirdiği korkunun yalnızca sıçan ile sınırlı olmadığını fark etti.
Koşullu tepki olan korku, daha önce nötr olan tavşan Köpek ve diğer uyarıcılara kendiliğinden aktarılmıştı.
Albert artık beyaz renkli ve tüylü nesnelerden korkmaya başlamıştı.
Böylece bir uyarıcı korkusu benzer özelliklere sahip diğer uyarıcıların korkusuna genelleştirildi.
Bu az önce gördüğümüz uyarıcı genellemesine iyi bir örnektir.
Korku koşullanmasının oluşması için her zaman tekrarlara gerek yoktur.
Bazen ilişkisel öğrenme veya uyarıcı genellemesi için tek bir travmatik deneyim yeterli olabilir.
Örneğin bir kişi bir kavşakta trafik kazası geçirip...
Artık bu kişi yalnızca bu kaza yaptığı kavşağa doğru değil.
Herhangi bir kavşağa doğru hareket ederken korku veya gerginlik hissedebilir.
Bu duygular bazen o kadar yoğun olabilir ki kişi artık araba kullanmak istemeyebilir.
Uyarıcı genellemesi bu tür hayatı olumsuz etkileyen kaygı bozukluklarına sebep olabilir.
Bağımlılıklarda klasik koşullanma.
Nikotin, alkol gibi bağımlılıkları olan kişilerin belirli insanlarla buluşma veya bar gibi belirli yerleri nikotin ile ilişkilendirdiği gözlemlenebilir.
Bu ilişki elbette klasik koşullanma üzerine kuruludur.
Örneğin başlangıçta nikotin...
Nikotinle ilişkilendirilen diğer uyarıcılar Koşullanma öğrenimi gerçekleşmeden önce nötr uyarıcılardır.
Ancak defalarca tekrarlanan eşleştirmelerin sonucunda bunlar koşullu uyarıcılara dönüşüp koşullu tepkilere sebep olabilirler.
Basitçe nikotin veya alkol tüketiminin beraber gerçekleştirildiği kişiler veya yerler bu bağımlılıklarla ilişkilendirildiğinde koşullu tepkiler ortaya çıkabilir.
Bir kişi belirli bir süre nikotin almamışsa dopamin seviyeleri düşecektir.
Yoksunluk belirtilerinin yaşanması durumunda nikotin kullanımıyla ilişkili hale gelen uyarıcı John
Garcia ve Bob Koehling
olumsuz tat koşullanmasını ilk olarak fareler üzerinde gözlemlediler.
Mide bulantısına sebep olan radyasyona maruz kalan farelere radyasyon ve suyu birlikte sunduklarında farelerin tatlı suya karşı isteksizlik geliştirdiğini fark ettiler.
Elbette bu koşullu davranışı ifade ediyordu.
Benzer şekilde başka bir çalışmada araştırmacılar koyun leşlerini hasta eden fakat öldürmeyen bir zehir enjekte edip çakalların bunu yemesini beklediler.
Elbette buradaki amaç çakallara zarar vermek değil, koyun yetiştiricilerinin koyunlarını kaybetmesini önlemekti.
Deneyin sonunda gerçekten de çakalların koyunlara karşı isteksizlik gerçekleştirdiği görüldü.
Öyle ki bazı çakallar koyunların görüntülerinden bile tiksinti duyup kaçma isteği duymuştu.
Bu konudaki başka bir örnekte ise Afrika'da önce çiftçilerin sığırlarını katleden aslanlara sığırları avlamamaları için sığır etinin tadını sevmemeye şartlandırılmışlardır.
8 aslana hazımsızlığa sebep olan bir madde ile işlenmiş sığır eti verildi.
Bu işlem birkaç oyun tekrar edildi.
8 aslandan 7'si yemeği reddetti.
Sonuç bir
süre sonra ortada ödül kalmasa bile köpek bu komutlara uymaya devam eder.
Bu belirgin örneklere rağmen bazı psikologlar Klasik koşullanmanın bazı davranışların açıklanmasında kullanılmasını indirgeyici ve mekanik bir yaklaşım olduğunu ileri sürmektedirler.
Yine de klasik koşullanma, modern bilimde halen büyük bir hayranlık uyandıran bir konudur ve modern psikolojideki geçerliliğini korumaktadır.
Gerçek dünyada insanlar, küçük Albert deneyi gibi ekstrem örnekler haricinde aslında tam olarak Pavlov'un köpekleri gibi tepki vermezler.
Bununla birlikte, klasik koşullandırma için çok sayıda gerçek dünya uygulaması vardır.
Örneğin bu teknikler...
insanların fobiler veya kaygı sorunları ile başa çıkmalarına yardımcı olmak için yararlıdır.
Terapistler, kaygı uyandıran bir uyarana yönelik tepkiyi zayıflatmak için o uyaranla birlikte kaygı yerine gevşemeyi getireceği bazı koşullandırma teknikleri kullanabilirler.
Öğretmenler de öğrencilerin kaygı veya korkularının üstesinden gelmelerine yardımcı olmak ve olumlu bir sınıf ortamı yaratmak için klasik koşullamayı uygulayabilirler.
Bir grubun önünde performans sergilemek gibi öğrencilerde kaygı uyandırabilen bir durumu, eğlenceli ve hoş hale getirerek öğrencilerin sahne performansı ile daha pozitif duyguları eşleştirmesi sağlanabilir.
Bu sayede çocuklar endişeli ve gergin hissetmek yerine daha rahat ve sakin kalmayı öğreneceklerdir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
