Kişiliğe Saldırı (Ad Hominem) Neden Bir Mantık Hatasıdır?
29 Ağustos 2021 · 15 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
İlk argümanımız, üzücü bir şekilde günümüzde insanların en sık düştüğü, en affedilmez mantık hatalarından birisidir.
Bu hata, özellikle ülkemizde pek çok tartışmanın anlamsızlaşmasına ve sonuç çıkmayacağının daha en başından belli olmasına sebep olmaktadır.
Bu safsata temel olarak tartışmanın taraflarından birinin karşındakinin iddiasını, karşısındakinin kişisel özelliklerinden veya şahsından yola çıkarak reddetmesine ya da güvenilir bulmamasına denmektedir.
Yani bu mantık hatasındaki kişi, düşünceleri tartışmayı bırakarak kişiliğe ve düşüncelerin sahiplerinin özelliklerine saldırmaya başlar.
Bu da konunun dışına çıkılmasına ve yersiz veya anlamsız tartışmalara sebep olur.
Atominem'in genellikle iki basamağı vardır.
Bir, argüman sahibinin karakterine, içinde bulunduğu durumlara veya yaptığı davranışlara saldırı kısmı.
İki, bu saldırıyı karşıdakinin argümanına karşı bir kanıt içeriği taşıyormuş gibi gösterme kısmı.
Bir örnek verelim.
Ayşe, Ali bana düşük kalorili bir diyet yapmamı tavsiye etti.
Böylece kilo kaybetmem mümkün olabilirmiş.
Hasan, Ali, düşük kalorili diyetin kilo kaybettireceğini söylüyormuş.
Hah, o diyet tavsiyesinden ne anlar?
O koca popolu bir şişko.
Darma dağınık. Daha fenası o Galatasaray'ı tutuyor.
Bir Galatasaraylı'dan ne beklersin?
Kendisine baksın o bir önce.
Fark edileceği gibi düşük kalorili diyetlerin kilo kaybına neden olacağı bilgisinin onu söyleyen kişinin kilosundan, sivilcelerinden, saç yapısından, tuttuğu takımdan bağımsızdır.
Argümanı çürütmek istiyorsak düşük kalorili diyetlerin neden kilo kaybına neden olmadığı konusuna odaklanmamız gerekiyor.
Ancak elbette mantık hatalarını bu tip kimi zaman abartılı gelebilecek örnekler üzerinden ifade etmek çok doğru değil.
Zira örneklendirme veya teşbih sırasında da hatalar yapılabilir.
Bu yüzden filozoflar mantık safsatalarını daha formal bir şekilde ifade ederler.
Bir mantık hatasını tanımlamanın en kolay yolu onu formülize etmektir.
Bu örnekte bunu nasıl yapacağımızı öğrenelim.
Ad hominem mantık safsatasının genel formülü şu şekildedir.
A kişisi x iddiasında bulunuyor.
B kişisi A kişisine saldırıyor.
Dolayısıyla A kişisinin X iddiası yanlıştır.
Ad hominem'in mantık hataları arasında yer almasının sebebi açık bir şekilde bir insanın karakterinin içinde bulunduğu durumların veya hareketlerinin kişinin ileri sürdüğü argümanla çoğu zaman ilgili olmamasıdır.
İlgili olsa bile bu, karşıdaki kişinin bu kişinin fikirleri yerine karakterine, içinde bulunduğu durumlara veya hareketlerine saldırmasını meşru kılmaz.
Taraflar her zaman fikirleri tartışıyor olmalıdır, kişileri değil.
Ülkemizde ne yazık ki bu hata çok ciddi ve sık bir şekilde yapılmaktadır.
Tartışmalarda kişilerin bir noktadan sonra fikirler yerine karşısındakinin karakterine, geçmişine veya davranışlarına saldırdığı ve bu sebeple tartışmaların tansiyonunun gereksiz yere yükseldiği, bunun sonucunda da
çoğu tartışmanın sonuçsuz kaldığı görülmektedir.
Ülkemizdeki tahammülsüzlük sorunu bu durumun temel sebeplerinden biridir.
Ancak biz, Bilim insanları ve bilimseverler ve şüpheciler olarak bu sınırları çok iyi bir şekilde belirlemeli ve bu mantık hatasına düşmemeliyiz.
Bu mantık hatası bir kategorizasyona göre tahrik sınıfına da girmektedir.
Kimi zaman karşıdaki kişinin davranışları tartışmanın taraflarının tahrik olmasına ve bunun sonucunda provokasyon temelli öfkenin doğmasına sebep olabilir.
Bu noktada varsa tartışmanın moderatörüne, yoksa da tartışma öncesi kurallar konulmasına ve bu kurallara riayet edilmesine büyük önem düşmektedir.
Şimdi bir örnek daha verelim.
Kemal, bence kürtaj ahlaki olarak yanlıştır.
Necla, tabii ki böyle söylersin.
Sen bir dindarsın. Kemal, peki ya bu iddiamı savunmak için ileri sürdüğüm argümanlara ne demeli?
Necla, onlar sayılmaz.
Dediğim gibi, sen dindar birisin ve bu yüzden kürtajın yanlış olduğunu söylemen gerekiyor.
Ayrıca sen cemaate hoş gözükmek istiyorsun.
Dolayısıyla söylediğin şeye inanmıyorum.
Burada Necla, Kemal'in önceden iddiasına savunmak için ileri sürdüğü tüm argümanları Kemal'in şahsi bir özelliğinden dolayı reddederek mantık hatasına düşmektedir.
Görülebileceği gibi bu tip safsatalar o kadar yaygındır ki ilk okuduğunuzda argümanda hiç de hata yokmuş gibi gelebilir.
Zaten tehlike de buradadır.
Safsatalar öyle alışığızdır ki tartışmalarımız safsatalardan öteye gidememektedir.
Halbuki Kemal'in ileri sürdüğü iddialar son derece mantıklı ve bilimsel olabilir.
Burada onlara yer vermedik elbette.
Upuzun bir tartışma olurdu bu.
Ama bir kişinin savunusu kişinin dindar olmasından bağımsız olarak bilimsel ve geçerli olabilir.
Hatta kişi genel olarak bir mesleğin ya da grubun yaygın savunusunu tekrar ediyor olsa bile.
İtiraz ettiğinizi duyar gibiyiz.
İyi ama bu tip ahlaki sorunları içeren konularda kimi zaman kişiler gerçekten de inançlarından ötürü düzgün argümanlar üretemeyecek kadar bağnaz olabiliyorlar.
Evet, haklısınız.
Ancak konu siteminizin geçerli olup olmaması ile ilgili değil, argümanınızın zayıf olmasıyla ilgili.
Karşıdakinin kişiliğine veya mesleğine saldırarak münazara anlamında bir yere varmanız mümkün değildir.
Eğer ki konu profesyonel donanım gerektiren bir konu değilse tabii ki o durumda bile argümanlara odaklanmak daha sağlıklı olacaktır.
Dolayısıyla kişiye saldırmak yerine sakin olun ve argümanlara saldırmaya devam edin.
Eğer haklıysanız ve sakin kalırsanız karşı tarafın iddialarını hiçbir mantık safsatasına düşmeden çürütebilmelisiniz.
Korkunuz olmamalı. Tukook ve ikiyüzlülük.
Sen de şöyle yapmıştın.
Atominem ile doğrudan kişinin kendine sözlü saldırı haricinde yaygın olarak iki formda karşılaşmaktayız.
Durumsal argüman ve tukook.
Durumsal argüman, bir kişinin içinde bulunduğu durumun onun argümanlarını geçersiz kıldığını ileri süren safsatadır.
Buna en sık mahkeme salonlarında rastlarız.
Bir avukat, zanlının argümanını görmezden gelmek için tabii ki öyle diyeceksin, sonuçta yakalanan sensin şeklinde bir cümle kurabilir.
Halbuki bir kişinin yakalanmış olması, bir iddiasının otomatik olarak yanlış veya yalan olmasını garanti etmemektedir.
Argüman veya iddia her neyse ona odaklanılmalıdır.
Bunun yanı sıra, Argumentatum, Atominem Tukook ya da kısaca Tukook olarak bilinen versiyonu ise dilimize sende safsatası olarak çevrilebilir.
Bu belki de Atominem'in en yaygın versiyonu.
Kişinin bir davranışının veya niteliğinin argümanı ile çatışmasından ötürü argümanın geçersiz olduğunu iddia etme safsatasıdır.
İki versiyonu bulunmaktadır.
İlki, kişinin bir söylediğinin bir diğer ile çelişiyor olmasından ötürü bir argümanın geçersiz olduğunu ileri sürmektir.
Halbuki çelişkili beyanatlardan en azından 1'e doğru olabilir.
Sırf çelişki olmasından ötürü her ikisi de yanlış olmak zorunda değildir.
İkinci versiyonda ise kişinin söylediklerinin davranışlarıyla uyuşmamasından ötürü argümanlarının geçersiz olduğunu iddia etme hatası görülür.
Tuquok'un genel formülü şu şekildedir.
A kişisi X iddiasında bulunur.
B kişisi X iddiasının A kişisinin önceki iddiaları ile tutarsız olduğu konusunda ısrar eder.
Dolayısıyla X iddiası yanlıştır.
Bir örnek verelim. Merz, Can'ın bu yeni yasa taslağının ekonomiyi düzelteceğiyle ilgili söylediklerine inanmanı aklım almıyor.
Daha onun kendisinin düzenli bir geliri bile yok.
İlk etafta mantıklı gelebilecek olan bu ilişkilendirme bir mantık safsatasından ibarettir.
Zira işsiz birinin ekonomiyle ilgili bir argümanı sırf kendisi işsiz olduğu için görmezden gelinemez.
Odaklanılması gereken argümanın kendisidir.
Örneğin yasa taslağının ekonomik boyutlarıdır.
Birçoklarına tanıdık gelecek bir diğer örnek verelim.
Zühal Sigara sağlığa son derece zararlıdır ve pek çok probleme sebep olur.
Dolayısıyla beni dinle ve sakın başlama.
Mete, pekala. Zaten kansere kesinlikle yakalanmak istemiyorum.
Zühal, sigara içmeye gidiyorum.
Bana katılmak ister misin Mete?
Mete, sigara içmek o kadar da kötü bir şey olamaz.
Sonuçta tüm dediklerine rağmen sen de içiyorsun.
Görüldüğü gibi burada tutarsız bir iddia vardır.
Ancak sigaranın sağlığa son derece zararlı olduğu bilimsel bir gerçektir.
Yani Zühal'in sigara içiyor olması, sigaranın zararlı olduğuna yönelik argümanı geçersiz kılmamaktadır.
Bir başka örnek. Mert, sunduğum argümanlara dayanarak söyleyebilirim ki, hayvanların yiyecek ya da kıyafet üretiminde kullanılması ahlaken yanlıştır.
Süleyman, ama şu anda deri bir ceket giyiyorsun ve elinde biftekli sandviç var.
Hayvanların yiyecek ve giyecek üretiminde kullanılmasının ahlaken yanlış olduğunu nasıl iddia edebilirsin?
Burada da görüldüğü gibi Mert'in biftekli sandviç yiyip deli ceket giyiyor olması argümanın hatalı olduğunu değil kendisinin ikiyüzlü olduğunu gösterir.
Argüman Mert'in yaptığından bağımsız olarak doğru veya yanlış olabilir.
Bir diğer örnek siyasetten verilebilir.
Candan, Nihal'in otopark cezalarıyla ilgili sistemin değiştirilmesiyle ilgili önerisini duydun mu?
Çok işe yarar bir plan olacağa benziyor.
Kamil, evet duydum ama Nihal'den böyle bir öneri gelmesi çok saçma.
Kendisinin de 2003 yılında yediği bir otopark cezası var.
Elbette örnekler çoğaltılabilir.
Defne Joy Foster alkol kullanımından dolayı öldü.
Dolayısıyla sanatının bir değeri yoktur.
Orhan Pamuk Ermeni soykırımını savunmaktadır.
Dolayısıyla kitaplarını okumanın bir anlamı yoktur.
Clinton'ın şimdi eşcinsel haklarını savunması gülünç.
1980'lerde eşcinsellere karşıydı.
Mustafa basketboldan ne anlar ki?
O şişkunun teki. Tabii ki bir kişinin tutarlılığa verdiği öneme bağlı olarak Atominem'den, özellikle de Tukook'tan kaçınması çok zor olabilir.
Çünkü evet, tutarsızlıklar ve ikiyüzlülük tartıştığınız tarafa olan güveninizi sarsan özelliklerdir.
Ancak yine de eğer ki amaç gerçeğe ulaşmak ve sonuçlara varabilmek ise olabildiğince argümanlara odaklanmak en sağlıklı tutum olacaktır.
Çünkü bir kişinin tutarsız iddialarda bulunması o iddianın geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Kendinizi size karşı argüman öğreten kişinin birey özelliklerinden yalıtmayı ne kadar başarabilirseniz, yalnızca ve yalnızca argümanlara odaklanmanız o kadar kolay olacaktır.
Böylece en yaygın mantık safsatalarından biri olan atominemden korunmanız da mümkün olacaktır.
Buna ne diyeceksincilik?
Sende safsatasının ya da kısaca sendeciliğin ikinci versiyonu, modern dünyada karşımıza sıklıkla, peki buna ne diyeceksin ama siz de şöyle yapmıştınız, şeklinde çıkmaktadır.
Özellikle politik tartışmalarda, Taraflardan birisi diğerini eleştirdiğinde, karşı taraf eleştireye cevap vermek yerine eleştiren kişinin daha önceden yaptığı bir olumsuzluğu gündeme getirmeye çalıştığı sık görülür.
Bazı örnekleri şu şekilde verilebilir.
Peki ya sizin yaptığınıza ne demeli?
Kendi ideolojiniz nedeniyle çeteleri savundunuz.
İyi ama siz kaybettiğinizde seçimleri tekrarlamak istemiştiniz.
Şimdi de bizim istediğimizi yapacaksınız.
Siz asıl Orta Doğu'da yaptıklarınıza bir bakın.
Sonra bizim yaptıklarımızdan söz edersiniz.
Peki buna ne diyeceksin?
Sen de o sefer bana küsmüştün.
Suyu bulandırma safsatası.
Ad hominem safsatasının meşhur bir alt başlığı suyu bulandırma safsatasıdır.
Bu alt başlığı ayıran en temel fark tartışma sırasında saldırının karşıdakinin kişiliğine doğrudan yöneltilmemesi ancak ortamda bulunmayan birinin kişiliğine saldırarak ileri sürülen iddiaların geçerliliğinin ispatlanmaya
çalışılması sırasında ortaya çıkmasıdır.
Temel form şu şekildedir.
A kişisi hakkında hoş olmayan bir bilgi ileri sürülür.
Dolayısıyla A kişisinin yapacağı herhangi bir iddia geçersizdir.
Bu mantık hatasına düşen kişiler, tartışma sırasında adı geçen kişileri kötüleyerek yani suları bulandırarak o kişilerden gelecek herhangi bir iddianın geçersizliğini önceden garantilemeyi hedefler.
Tartışmadaki kişiler üzerine önyargı yaratmak hedeflenir.
Elbette ki insanların olumsuz pek çok özelliği olabilir.
Ancak bu özellikler o kişilerin iddialarının geçerliliğini etkilemek zorunda değildir.
Örnekler verelim. Yiğit, elbette sizin şahsi görüşlerinize değer veriyoruz.
Ancak Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi, hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir.
Şahin, yani Atatürk'ün ülke için yaptıkları ortada.
Ama eminim biliyorsunuz ki kendisi bir alkolikti.
O yüzden o lafına ne kadar değer verebiliriz bilmiyorum.
Bu tartışmada Şahin'in cümlesinde Atominem'in özel bir durumu olan suları bulandırma mantık hatası bulunmaktadır.
Çünkü Şahin'in yaptığı bir kişinin sözlerinin veya argümanının o kişinin konuyla tamamen ilgisiz, olumsuz bir özelliğinden dolayı geçersiz olduğunu iddia etmektir.
Bir diğer örnek verelim.
Evet arkadaşlar, okul yönetim sisteminin değişmesiyle ilgili düzenlediğimiz toplantıda bana verilen sözleri bitirip sözü karşıt görüşü savunacak olan arkadaşıma devrederken sizleri hatırlatmak isterim ki ne yazık
ki beni desteklemeyenlerin terfisi pek kolay olmayacaktır.
Görüldüğü gibi burada da iki mantık adası vardır.
İlki, ilerleyen bir yazıda anlatacağımız korkuya başvurma safsatasıdır.
Ama daha önemlisi, bir kişinin beceri ve yetkinliğinden kaynaklanması gereken terfi ile demokratik bir seçimdeki kararlar birbirleriyle ilişkilendirilerek sular bulandırılmaktadır.
Son bir örneği de evrim tartışmalarından verelim.
Biliyorsunuz ki Darwin, Biliyorsunuz ki Darwin, türlerin kökenini yayınlayarak evrim kuramını bilim dünyasına ilan etmiştir.
Ve o gün bugündür. Bilim ciddi şekilde evrim kuramını kullanmakta ve geliştirmektedir.
Ancak bu adama saygı duymadan önce şunu da unutmamak gerekir ki Darwin bir ateist ve bir Türk düşmanıdır.
Bu sebeple Darwin'in ortaya atacağı bir kuramı desteklemek, bu görüşlerini desteklemek olacaktır.
Bu tip bir argümanda mantık hatalarından önce bilgi hataları vardır.
Darwin ne ateistti ne de Türk düşmanıydı.
Bunlar kitabının veya teorisinin konusu da değildi.
Darwin'in bilimsel iddiaları, kişisel görüşleri ne olursa olsun bunlardan bağımsızdır.
Darwin kötü gösterilerek önyargı yaratılmaya çalışılmaktadır.
Darwin, en çılgın ve kabul edilemez görüşlere sahip olsaydı bile evrim bir doğa yasası, evrim teorisi ise geçerli bir bilimsel teori olacaktı.
Kişilerin alakasız görüşlerinden yola çıkarak bu gerçekleri görmezden gelmek mümkün değildir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
