Kırılgan Erkeklik: Modern Erkeklik Algısı, Erkeklerin Yükünü ve Saldırganlığını Nasıl Artırıyor?
3 Mart 2022 · 14 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Fatma Yaşın Tekizoğlu Editör Çağrı Mert Bakırcı Seslendiren Altay Kenger Ataerkil sistemde erkekliğin doğuştan gelen bir
üstünlük olduğuna inanılır.
Oysa sistemin işleyişine baktığımızda sistemin tüm erkeklere değil yalnızca sözde gerçek erkeklere avantaj sağladığı görülür.
Önemli olan toplumsal cinsiyet beklentilerine uygun şekilde davranarak erkek olmayı hak etmektir.
Hak edilen erkeklik statüsü ise sonsuza kadar kalıcı olmaz.
Aksine gerçek bir erkek gibi davranılmayan ilk anda yitirilir ve gerçek bir erkek olabilmek için toplumun yeniden buna ikna edilmesi gerekir.
Vandello ve Boston tarafından öne sürülen kırılgan erkeklik kuramına göre erkeklerin gerçek bir erkek olmaya ilişkin kaygılarının çoğunun kaynağı erkekliğin yapısına ilişkin temel bir varsayımdır.
Erkeklik kazanılması zor.
Ama kaybedilmesi kolay bir statüdür ve sürekli toplumsal kanıt sunmayı gerektirir.
Erkek doğulmaz, erkek olunur inancının çok eski dönemlerden beri var olduğu Gilmore tarafından dünya çapında yürütülen antropolojik çalışmalarla kanıtlanmıştır.
İlkel kabilelerdeki erkeklik ritüelleri buna örnek olarak gösterilebilir.
Örneğin Brezilya'daki Satır Mave kabilesindeki oğlan çocuklarının erkek olmaya hazır olduklarını ispatlamaları için yaklaşık 30 dakika boyunca ellerini mermi karıncalarıyla dolu bir eldivenin içinde tutmaları
gerekir. Papua Yenigine'deki Chambri kabilesindeki çocuklar ise gerçek bir erkek olabilmek için kabilenin önde gelenleri tarafından ucu sivriltilmiş aletlerle sırtlarına atılan kesiklerin
acısına dayanmalıdırlar.
Kesikler sırta rastgele değil, tamamlandığında timsah derisi görünümü alacak şekilde atılır.
Çünkü timsah bu kabile için gücü temsil eden kutsal bir hayvandır.
Çeşitli bitkisel yağlar ve müziklerle rahatlatılmaya çalışılsalar da bu esnada bazı çocuklar acıdan bayılırlar.
Pek çok farklı kabilede çeşitli şekillerde kendini gösteren bu tür ritüellerin ortak özellikleri genel olarak fiziksel dayanıklılığı, tehlikeli rakiplere karşı yarışmayı ya da çocukluktan erkekliğe geçişi
simgeleyen ve herkesin önünde gerçekleşen riskli gösterileri içermeleridir.
Günümüz modern toplumlarında ilkel kabilelerdekine benzer ritüellerle karşılaşmıyor olmamız, Erkeklikle ilgili kaygıların modasının geçmiş olduğunu düşündürmemelidir.
Bu kaygılar günümüzde de varlığını sürdürmeye devam etmektedir.
Örneğin ABD'de yapılan bir çalışmada, üniversite öğrencileri tarafından erkekliğe geçiş daha çok sosyal faktörlerle açıklanırken, kadınlığa geçiş ise regl olmak ve doğum yapmak
gibi fiziksel ve biyolojik değişimlerle açıklanmıştır.
Ülkemizde yapılan bir çalışmada ise, erkeklere ilk defa ne zaman gerçek bir erkek olduklarını hissettikleri sorulmuş, her zaman sünnet, askerlik ve ilk cinsel deneyim yanıtlarının ilk sıralarda
yer aldığı gözlenmiştir. Dolayısıyla modern toplumlarda erkekliğin sosyal kazanımlarına duyulan ihtiyacın ortadan kalkmadığını, yalnızca şekil değiştirdiğini söylemek mümkündür.
Diğer yandan, tüm bunlar kadınların da geçmeleri gereken dönüm noktaları olmadığı anlamına gelmez.
Kaldı ki kuramın iddiası da bu yönde değildir.
Kırılgan erkeklik yaklaşımı kadınlıkla karşılaştırıldığında erkekliği kazanmak için gereken sosyal dönüm noktalarının sayıca daha çok ve daha kritik olduğunu öne sürer.
Yoksa annelik gibi önemli bir dönüm noktasının kadınlığa geçiş üzerindeki etkisinin göz ardı edilmesi mümkün değildir.
Kısacası gerçek bir erkek ya da gerçek bir kadın olmak için hem biyolojik hem de sosyal kazanımlara atıf yapılmakla birlikte erkekliği geçiş için daha fazla sosyal kazanımlara ihtiyaç olduğu söylenebilir.
Bu bakış açısını erkeklik kaybının nasıl açıklandığı bağlamında ele alan bir çalışmada, 75 heteroseksüel üniversite öğrencisinden uzun bir otobiyografik öyküden alıntılandığı söylenen kısa bir
ifadeyi okumaları istenir.
Katılımcıların yer aldığı koşula bağlı olarak bu ifade, hayatın beklediği gibi değil, ben bir erkektim ya da kadındım, artık ben bir erkek ya da kadın değilim şeklindedir.
Ardından katılımcılar bu hikayenin yazarının bu ifadeyle neyi kastetmiş olabileceğine ilişkin açık uçlu bir soru yanıtlarlar.
Çalışmanın sonuçlarına göre artık erkek değilim ile ilgili ifade, cinsiyet değişim operasyonu, menopoz ve benzeri fiziksel nedenlerden çok iş kaybı, hayal kırıklığı gibi sosyal nedenlerle
açıklanırken artık kadın değilim ifadesi ise daha çok fiziksel gerekçelere dayandırılır.
Beklendiği üzere kadınlık kaybı daha çok fiziksel, erkeklik kaybı ise daha çok sosyal faktörlerle ilişkilendirilmiştir.
Bunların yanı sıra, kadınların toplumsal cinsiyet statülerini tamamen yitirme tehdidiyle karşılaşma olasılıkları erkeklerinkinden çok daha düşüktür.
Toplumsal cinsiyet normlarıyla tutarlı davranışlar sergileyemeyen bir kadın, genellikle kötü, ahlaksız, yetersiz bir kadın olmakla itham edilirken ve nadiren gerçek bir kadın olmadıkları
söylenirken, toplumsal cinsiyet normlarına aykırı davranan erkekler, erkeklik statülerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar, gerçek bir erkek olarak görülmezler.
Bu da erkekliğin sürekli kırılgan bir zeminde olmasına yol açar.
Erkekliğin neden kadınlıktan daha kırılgan olduğu ve sosyal kanıt gerektirdiğine ilişkin farklı bakış açıları bulunmasına karşın, Evrimsel
Yaklaşım Evrimsel
yaklaşıma göre kırılgan erkekliğin temelinde sosyal statünün rekabetçi kazanımı ve arzulanan partneri elde etmek için gereken kaynakların azlığı yer almaktadır.
Atasal çevrede başkalarının önünde erkekliklerini kanıtlayan bireylerin arzulanan olası partnerlerle eşleşme şansları diğerlerinden daha yüksekti.
Hatta çok eşliliğin yaygın olduğu dönemler göz önüne alınırsa statü hiyerarşisinin en üstünde yer alan erkeklerin çok sayıda kadınla eşleşme, ve böylece soyunu devam ettirme olasılığı hiyerarşinin
altında yer alanlardan çok daha fazlaydı.
Statü kazanmanın yolu da erkekliğini kanıtlamaktan geçmekteydi.
Sosyal rol yaklaşımı Sosyal rol yaklaşımı ise kadınlar ve erkeklerdeki fiziksel farklılıkların öngörülebilir bir iş bölümüyle sonuçlandığını ve bu durumun erkeklik hakkında çeşitli normatif inançlar
gelişmesine yol açtığını ileri sürmektedir.
Erkekler fiziksel güçleri nedeniyle iş bölümünde daha zorlu ve tehlikeli işlerde yer almışlardır.
Daha riskli ve daha zor işlerde çalışan erkekler daha yüksek sosyal statüye sahip olurken, daha az risk gerektiren işlerde çalışanlar daha düşük statü elde etmişlerdir.
Kadınların iş gücüne katkıları da aynı düzeyde önemli olmasına rağmen erkeklerinkine benzer riskler içermemektedir.
Başka bir deyişle, kadınların iş gücüne katkılarındaki farklılıklar ya da çeşitlilik, erkeklerin katkılarındakinden daha azdır.
Buna karşın, kadınların iş gücüne katkıları ne kadar olursa olsun, dünyaya çocuk getirmek ve o çocuğu yetiştirmek için verdikleri emek nedeniyle çok nadiren bir işe yaramaz olarak değerlendirilirler.
Erkeklerin iş gücüne katkılarındaki risk ve çeşitlilikten kaynaklanan statü çeşitliliği ise, gerçek bir erkek ünvanını, kazanılması zor ama kaybedilmesi kolay bir hale getirir.
Erkeklik statüsünü kaybetmekten korkan erkeklerin saldırganlığı.
Erkekler başkaları tarafından görülecek şekilde zor ve riskli davranışlar sergileyerek gerçek bir erkek olduklarını yeniden ispatlamaya çalışırlar.
Bu süreç bazen daha fazla finansal risk alma olarak kendini gösterir, bazen de kendi cinsel deneyimlerini abartma eğilimi olarak.
Saldırgan kelimeler.
Her zaman başkalarının önünde gerçekleşmese de saldırganlık da erkeklerin kendilerini ispatlamak için en çok tercih ettikleri stratejilerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Erkekliğinin tehdit altında olduğu algısı ve saldırganlık arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla üniversite öğrencileriyle yürütülen bir çalışmada hatalı geri bildirimi yöntemi kullanılarak cinsiyet
tehdidi manipülasyonu yapılır.
Bu yönteme göre katılımcılara bir cinsiyet bilgi testi uygulanır, ve test sonucu çalışmanın amacı doğrultusunda manipüle edilerek kişilere verilir.
Detaylandırırsak, çalışmada algılanan erkeklik tehdidi yaratılmak istenen deney grubu ve herhangi bir müdahale yapılmayan kontrol grubu yer almaktadır.
Deney grubundaki erkeklere testten aldıkları puanların kadınsı cinsiyet kimliğini yansıttığına dair geri bildirim verilir.
Ayrıca, deney grubundaki erkeklere test puanlarının ortalama bir kadının puanına yakın olduğu bir grafik ile ekranda gösterilirken, Kontrol grubundakilere puanlarının ortalama bir erkeğin puanına yakın
olduğu gösterilir. Böylelikle deney grubunda yer alan katılımcıların erkekliklerine yönelik bir tehdit algılamaları beklenir.
Ardından katılımcılardan görünüşte alakasız bir kelime tamamlama testi yanıtlamaları istenir.
Bu testteki 28 kelime bölümünün 8'i fiziksel saldırganlıkla ilişkili ya da ilişkisiz bir kelime olarak tamamlanabilmektedir.
ve uçurtma olarak tamamlanabilen bir kelime ya da GU, İngilizce'de silah ya da sakız olarak tamamlanabilen bir kelime.
Araştırmacılar tarafından asıl incelenen de bu kelimelerin hangi grup tarafından nasıl tamamlanacağıdır.
Çalışma sonuçları kontrol grubuyla karşılaştırıldığında deney grubundaki erkeklerin fiziksel saldırganlıkla ilişkili daha fazla kelime tamamladıklarını gösterir.
Yani erkekliklerine yönelik tehdit algılayanların fiziksel saldırganlıkla ilişkili bilişlerinin etkinleştiği söylenebilir.
Saldırgan aktiviteler Saldırganlık ve algılanan erkeklik tehdidi arasındaki ilişkiyi davranışsal düzeyde inceleyen başka bir araştırmada ise, katılımcıların yarısından cinsiyetsiz bir eylem
olan halat örmeleri, diğer yarısından ise kalıp yargısal, kadınsı bir eylem olan cansız bir mankenin saçını yapmaları istenir.
Bu eylemler esnasında kamera kayda alınacağı, Ve sonrasında 10 ila 20 öğrenciye bu kayıtların izletileceği belirtilir.
Aslında herhangi bir kayıt alınmaz.
Bunun söylenmesinin amacı eylemleri görünür hale getirmektir.
Sonrasında başka iki aktivite için katılımcılara seçenek sunulur.
Boks ya da basketbol.
Boksu seçen katılımcılara kum torbası yumruklatılır ve yumruklama şiddeti ölçülür.
Basketbol görevinde ise katılımcılar duvara takılı plastik potaya basket atarlar.
Seçilen aktivite bittikten sonra Geriye zaman kaldığı bahanesiyle her katılımcıya diğer görev de yaptırılır.
Bunun amacı, aktivite seçimi ve yumruklama şiddeti açısından gruplar arasında farklılık olup olmadığına bakılmak istenmesidir.
Sonuç olarak, aktivite seçimi arasında farklılık bulunmaz.
Ancak yumruklama şiddetinin gruplar arasında anlamlı farklılaştığı gözlemlenir.
Nötr bir eylem gerçekleştiren katılımcılarla kıyaslandığında, kadınsı eylemler gerçekleştirdiğine inanan Yani erkekliğine yönelik tehdit algılayan katılımcılar kum torbasını daha şiddetli yumruklamıştır.
Katılımcıların ilk önce hangi aktiviteyi seçtikleri kontrol edildiğinde dahi sonuç değişmez.
Şüphesiz kum torbası yumruklama zarar verme amaçlı bir saldırganlık değildir.
Ancak yine de bu durum saldırganlığa istekliliğin geçerli bir davranışsal göstergesi sayılabilir.
Sonuç olarak algılanan erkeklik tehdidi ve saldırganlık arasındaki ilişkiyi inceleyen deneysel çalışmalar Genel olarak erkekliklerinin zarar gördüğünü düşünen erkeklerin bir baş etme mekanizması
olarak saldırganlığa başvurduğuna ilişkin kanıtlar ortaya koymaktadır.
Şüphesiz bu bulgular şiddeti meşrulaştırmaz.
Ancak erkek şiddetinin nedenlerinin anlaşılması, azaltılması ya da ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalara sağlayacağı katkılar açısından oldukça önem taşımaktadır.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
