Kaygı Bozukluğu ve Depresyon, Beyin Hacmini Değiştirebiliyor!
17 Ağustos 2020 · 6 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Seslendiren Dinçar Arslan Depresyon yaygın bir zihinsel bozukluktur.
Depresyon bir kişinin günlük faaliyetlerine müdahale eden üzüntü, kayıp veya öfke duyguları olarak tadımlanabilir.
Her insan için farklı seviyelerde etki eden depresyon iş hayatından sosyalleşmeye, fizyolojik ihtiyaçlarımızdan bakmakla yükümlü olduğumuz kişilere kadar çok geniş ve farklı alanlarda hayatımıza
etki edebilir. İş verimliliğini etkileyen ve aktif bir çalışmayı azaltan depresyon birçok hastalığı tetikleyebilir.
Journal of Psychiatry and Neuroscience dergisinde yayınlanan yeni bir çalışma depresyon ve anksiyetinin beyin hacmi üzerindeki etkilerini bulmak için 10 binden fazla kişiyi değerlendirmiştir.
Hayatımız boyunca bizleri üzebilecek ve derinden sarsan olaylar ile karşılaşmak olağandır.
Özellikle uzun süreli veya orta veya şiddetli yoğunlukta olduğunda depresyon ciddi bir sağlık sorunu haline gelmektedir.
Düzenli olarak kendinizi kötü veya umutsuz hissetmeniz, ansiyete semptomları, bozuk uyku ve iştahtan müzdarip olmak, suçluluk duygusu, özgüven eksikliği, zayıf konsantrasyon
belirtileri depresyonla baş ettiğinizin kanıtlarındandır.
Depresyon ve depresyonun evrimsel süreci hakkında detaylı bilgi için Evrim Ağacı sitesine gidebilirsiniz.
Depresyon Prevalansızlığı Dünya gelininde her yaştan 264 milyondan fazla insan depresyon ile mücadele etmek zorunda kalmaktadır.
Araştırmacılar ayakta tedavi gören hastaların önemli bir kısmının depresyon veya depresif neplomlar gösterdiğini belirtmiştir.
Yaşam boyu depresyon döngüsü kadınlarda %20 ile %25, erkeklerde %7 ile %12 arasında değişmektedir.
Depresyon yaşam kalitesinin önemli bir belirleyicisidir.
Ve psikiyatri konsültasyonlarının yaklaşık %50'sini hastane başvurularının %12'sini oluşturur.
Amerika Birleşik Devletleri'nde 12-17 yaşları arasında tahmini, 3,2 milyon ergen en az bir defa depresif dönem geçirmektedir.
Bu sayı 12-17 yaş arası ABD nüfusunun %13,3'ünü temsil etmektedir.
2013-2016 dönemlerinde Amerikalı yetişkinlerin %8,1'i belirli bir zaman diliminde 2 haftalık dönemde depresyon yaşamıştır.
Depresyon kadınlarda erkeklere göre neredeyse 2 kat daha yaygın olarak gözlemlenmiştir.
Hispanik olmayan Asyalı yetişkinler en düşük depresyon oranına sahiptir.
Lakin önemli bir fark gözlemlenmemektedir.
Aile gelir düzeyinin azalması ile depresyonlu yetişkinlerin oranı artmıştır.
Depresyona olan yetişkinlerin yaklaşık %80'i depresyon semptomlarından dolayı iş, ev veya sosyal hayatlarında zorluklar çektiklerini bildirmiştir.
Depresyon hipokampusu küçültür.
Araştırmalar depresyonun beynin hafıza ve öğrenme ile bağlantılı kısmı olan hipokampus üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu ve onun küçülttüğünü ortaya koymuştur.
Depresyon dünya çapında en zayıflatıcı bozukluklardan birisidir.
Ve 6 Avustralyalı'dan birisinde depresyon, ansiyete veya her ikisi ortak olarak yaşanmaktadır.
Avustralya Ulusal Üniversitesi araştırmacılarından Daniela Espinoza-Oyarz çalışma hakkında şöyle demiştir.
Sadece depresyona olan Anksiyete olmayan kişilerin beyninin birçok bölgesinde özellikle de hipokampusta daha düşük beyin hacimlerine sahip oldukları görülmektedir.
Bu hayatın ilerleyen dönemlerinde çok daha önemli bir hale gelmektedir.
Çünkü küçük bir hipokampusa sahip olmak Alzheimer hastalığı için risk faktörüdür ve demans gelişimini hızlandırabilir.
Depresyon ve anksiyete kombinasyonu amigdalayı büyütür.
Depresyon ve anksiyete birlikte ortaya çıktığında, beynin duygularla bağlantılı olan amigdalanın boyutunda bir artışa yol açmaktadır.
Avustralya Ulusal Üniversitesi araştırmacılarından başyazar Daniela Espinoza Oyarz çalışma hakkında şunları söylemiştir.
Depresyonun beyin üzerindeki etkisine bakan birçok çalışma depresyona olan kişilerin de sıklıkla anksiyete yaşadıkları gerçeğini hesaba katmıyor.
Anksiyete depresyonun beyin hacmi üzerindeki etkisini ortalama olarak %3 düşürüyor.
Bir şekilde depresyonun gerçek küçültücü etkilerini gizliyor.
Lakin anksiyetenin depresyonun etkilerini nasıl azalttığı konusunda daha fazla araştırmaya gerek duymaktayız.
Bu araştırmanın önemli özelliklerinden birisi hem depresyon hem de anksiyetesi olan kişilerin farklı beyin bölgelerinde daha az küçülme ve hatta amigdala da artışa neden olmasıdır.
Yapılan bu araştırma amigdaladaki ters etki nedeniyle depresyonun beyin üzerindeki gerçek etkisinin hafife alındığını göstermektedir.
Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
