Transkript
Yaratılışçıların bitmek bilmez iddialarına bir bakış.
Editör Çağrı Mert Bakırcı Darwin zamanında teorisine getirilen en önemli itirazlardan birisi, kendisinin de Türlerin Kökeni isimli eserinde bahsettiği sorunlardan birisidir.
Kambriyen Jeolojik Devri Bu dönem jeolojik devirlerden Paleozoik çağın ilk periyodunu kapsar ve yaklaşık 541 ile 485 milyon yıl önceki bir zaman aralığına tekabül eder.
Bu dönemde oluşan jeolojik katmanlar daha önceki dönemlere nazaran çok daha fazla fosil içerir.
Cambrian Jeolojik Devri ilk olarak Darwin'in de öğretmenleri arasında bulunan İngiliz jeolog Adam Sedgwick tarafından keşfedilmiş ve isimlendirilmiştir.
Bu döneme ait kayaçların en belirgin olarak görüldüğü yer İngiltere'deki Galler bölgesi olduğu için bu jeolojik dönem Sedgwick tarafından Galler'in latince ismi olan Cambria'ya gönderme olarak Cambrian olarak adlandırılmıştır.
Günümüzdeki canlı şubelerinin çoğunun ilk olarak bu dönemde evrimleştiği düşünülmektedir.
Evrim Teorisinin Cambrian Eleştirisi Darwin zamanında başlayan ve hala günümüzde birçok evrim karşıtı kaynakta sık sık karşılaştığımız kambriyen eleştirisi, evrim teorisinin kambriyen dönemi öncesine ait
herhangi bir fosilin bulunmamasının nedenini ve kambriyen patlaması olarak da bilinen bütün canlıların bu devirde aniden meydana geldiği olgusunu açıklayamadığını ileri sürmektedir.
Az sonra neden hatalı varsayımlara dayalı olduğunu göstereceğimiz bu basit düşünceden yola çıkan evrim karşıtları, Bu gözlemin Darwin'in canlıların en basit yapılardan karmaşık olanlara doğru aşama aşama küçük değişimlere
maruz kalmak suretiyle değişerek evrimleştikleri düşüncesini desteklemediğini söylemektedirler.
Çünkü eğer Cambrian öncesi dönemde canlılar yaşamadıysa, Cambrian döneminde ortaya çıka gelmiş karmaşık canlıların evrimleşebilecekleri ataları da bulunmamalıdır.
Evrim karşıtları bu düşünce silsilesinden geçerek evrimin hatalı olduğunu ileri sürmektedirler.
Darwin'in Cambrian ile ilgili açıklamaları Darwin zamanında Cambrian devri öncesine ait hiçbir fosilin bulunmaması Darwin'i de rahatsız etmiştir.
Darwin bu sorunu türlerin kökeni isimli eserinde şöyle ifade eder.
Silurian yani Cambrian devrine ait trilobitlerin bu devirden çok daha önceleri yaşamış olan ve bilinen hayvanların hiçbirine benzemeyen bir tür kabuklu hayvanla nevrünleştiği konusunda hiç kuşkum yok.
Sonuçta eğer benim teorim doğruysa en eski Cambrian tabakasının oluşumundan önce çok uzun zaman dilimleri geçmiş olmalı.
Cambrian devrinden bugüne kadar olan uzun zaman dilimleri ve henüz bilinmeyen bu zaman dilimleri içinde dünya canlı yaratıklarla dolup taşmış olmalı.
Bu büyük zaman dilimlerine ait fosil kayıtlarını neden bulamadığımız sorusu karşısında ise verilebilecek tatmin edici bir cevabım yok.
Görülebileceği üzere Darwin eserinde Cambrian öncesi fosillerin bulunmadığını açıkça ifade etmektedir.
Hatta eğer birileri teorisine karşı geçerli bir argüman ileri sürmek istiyorsa bunun iyi bir neden olabileceğini de kendisi dürüstlükle dile getirmiştir.
Buradan da görülebileceği gibi Darwin halkı kandırmaya çalışan sinsi bir bilim teorisyeni değil, kapsamlı gözlem ve araştırmalarına dayanarak geliştirdiği güçlü teorinin zayıf taraflarını bilip, bir bilim insanına yakışır şekilde üzerine
örtmek yerine tüm insanlığa açıkça ilan etmiş mütevazi bir insandı.
Ancak türlerin kökeni Victoria'nın döneminin ağdalı diliyle yazılmış edebi bir eserdir.
Dolayısıyla tekil paragrafları cımbızlamak hatalı algılar uyandırabilir.
Kitabın tamamı bir bütün olarak okunmalıdır.
Örneğin yukarıda verdiğimiz alıntının geçtiği bölümün devamında Darwin, kambriyen öncesi fosil kayıtlarına rastlanmamasının nedenini, kısaca fosil kayıtlarının çok yetersiz olduğuna, başka bir deyişle yeteri kadar fosilin henüz bulunmadığına
bağlamaktadır. Bu son derece mantıklıdır çünkü fosilleşme gerçekten de çok nadir olan bir olaydır.
Bir canlının fosilleşmesi bir yana, fosilleşen bir canlının insanlarca tespit edilmesi günümüzün teknolojisiyle bile oldukça zor bir iştir.
Dahası Darwin bununla da kalmamıştır.
kambriyen canlılarının kendilerine benzer kambriyen öncesi canlılardan geldiğinden kuşkusunun olmadığını özellikle ifade etmiş ve kitabında bunun neden böyle olması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde açıklamıştır.
Tüm bunlara rağmen gerek Darwin'in detaylı açıklamalarına gerekse de az sonra detaylarına gireceğimiz kambriyen dönemiyle ilgili günümüze kadar yapılan bilimsel çalışmaları görmemeyi tercih eden evrim karşıtı kaynaklar, Bu iddialarına
art niyetli bir şekilde devam etmekte ve Darwin'in sadece ve sadece yukarıda verilen paragraftaki koyu ile gösterilen sözlerini alıntılayarak sanki Darwin'in bile kendi teorisinden kuşku duyduğunu ileri sürmektedirler.
Darwin zamanındaki fosil eksikliğinin nedenleri Günümüze kadar fosil bilimi dahil Cambrian dönemi ile ilgili yapılan birçok bilimsel çalışmalar, Darwin zamanında Cambrian devri öncesine ait neden fosil bulunamadığını
açıklığa kavuşturmuştur. Öncelikle fosil bilimi ile ilgili az çok bilgisi olan birinin, bırakın yüzlerce milyon yıl önceki kambriyen öncesi döneme ait oldukça basit ve yumuşak yapılı
canlıları, sadece 1 ila 2 milyon yıl önceki omurgalı, sert, karmaşık ve gelişmiş bir canlının bile fosilleşmesinin oldukça zor ve nadir bir olay olduğunu bilecektir.
Fosilleşme özünde canlının omurga ve kemik yapısıyla ilgilidir.
Yalnızca omurgalı ve sert vücutlu canlıların gerçek anlamıyla fosilleşme şansları vardır.
Yumuşak doku fosilleşmediği için yüzeyde hareket ederken bıraktığı iz fosilleri haricinde geriye pek bir iz bırakmazlar.
Ancak omurgalı ve sert vücut parçalarına sahip canlılar da öldükten sonra hemen fosilleşivermezler.
Fosilin oluşması için bazı özel şartların oluşması gerekir.
Örneğin canlı öldükten hemen sonra üzerinin kaplanmasını sağlayacak ve dış dünya ile direkt temasını kesecek bir ortamın oluşması gerekir.
İnce kil tabakasıyla kaplanmak gibi bu durumlar çok özel durumlarda ve yerlerde mümkün olabilmektedir.
Fosilleşme zor ve şansa dayanan bir süreç olmasaydı dünya üzerinde yaşamış türlere dair çok sayıda örnek bulmamız mümkün olacaktı.
Ancak doğa ne yazık ki bu şekilde çalışmıyor.
Bunlara ek olarak Gambriyen devri öncesi fosillerin bulunamaması ile ilgili bazı diğer ciddi nedenler de vardır.
Kambriyen devri öncesi canlıları çoğunlukla tek hücreli, çok daha basit yapılı deniz anıları ve süngerler gibi veya bunların ataları veya akrabaları gibi omurgasız yani kemiksiz ve yumuşak vücutlu canlılardı.
Çünkü bu dönemde canlıların omurgaları henüz oluşmamıştı.
Fosilleşecek sert yapıları bulunmadığı için diğer fosilleşme şartları oluşsa bile fosilleşmeleri çok daha zordu.
Bu da oldukça mantıklıdır ve evrim teorisinin genel kronolojisiyle uyumludur.
Eğer ki sert kabuklu veya omurgalı türler yumuşak dokulu veya omurgasız hayvanlardan evrimleştilerse, bu sert kabuklu veya omurgalı türlerin atalarının fosillerinin çok daha kesintili hatta neredeyse bulunamaz olmasını
bekleriz. Bunlara ek olarak kambiyen öncesi jeolojik devirler dikkati değer miktarda yaşlıdır.
Kambiyen öncesi dendiğinde ilk etapta anlaşılmıyor olabilir.
Ancak bu dönem 4.54 milyar yıl ile 585 milyon yıl öncesi arasını kapsar.
Yani kambriyen öncesi dönem yaklaşık 4 milyar yıllık bir süreye yayılırken, kambriyen sonrası dönem sadece 600 milyon yıllık bir süreye yayılır.
Zaten oldukça zor şartlarda meydana gelebilecek fosillerin bu kadar uzun süre geçtikten sonra günümüze kadar bozulmadan gelebilmesinin istatistiki olarak açıklaması daha da zor olmaktadır.
Bunların hiçbiri yetmezmiş gibi şans eseri bulunması mümkün olan kambriyen devri öncesi fosillerin büyük oranının az önce söz ettiğimiz gibi iz fosillerinden meydana gelmesi, bu kadar eski fosillerden sonuçlar çıkarmayı iyice
zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla Darwin'in zamanında fosiller konusunda eksiklikler olması çok normaldir.
Şöyle düşünün, eskiden yaşamış türlerin belli bir noktada yok olabilecekleri kavramı, yani soy tükenmesi kavramı, Darwin'in türlerin kökenini yazmasından sadece birkaç on yıl önce keşfedilmişti.
Darwin döneminde fosil arama çalışmaları yeni yeni başlamıştı.
Hangi fosillerin nerede, hangi kayaçlarda nasıl çıkarılacağı, nasıl inceleneceği bilinmiyordu.
Zaten büyük şans eseri bulunabilen fosilleri inceleyebilecek, analiz yapabilecek ne ehliyetli kimse vardı ne de böyle bir teknoloji mevcuttu.
Yani bir açıdan bakılacak olursa henüz fosil bilimi diye bir bilim dalının resmi olarak yerleşmediği bir dönemde Darwin'in evrim teorisini geliştirebilmiş olması daha da etkileyici bir başarıdır.
Günümüzde bile teknolojinin ve fosil biliminin oldukça ileri olmasına rağmen bulunan bir fosilin incelenmesi son derece hassas teknolojik cihazlarla, konusunda uzman palyantoklar ve taksonomlarla oluşan bilim insanları tarafından
yapılmaktadır. Bir fosilin kayadan ayrılması, temizlenmesi, analiz edilmesi ve tanımlanması fazlasıyla uzun zaman alabilmektedir.
Bazı fosillerin tespit edilebilmesi için 10 yılı aşan süreler boyunca onlarca kişilik ekipler tek bir fosilin tespiti üzerinde çalışabilmektedir.
Böyle bir durumda bırakın kambiyen devri öncesini, yani 540 milyon yıldan önceki dönemi, birkaç milyon yıl önceki döneme ait fosillerin bile son derece az miktarda bulunduğunu göz önüne alırsak, evrim teorisinin sadece fosillere
dayanarak ortaya atılmış bir kuram olmadığı ve olamayacağı ortadadır.
Hiçbir fosil bulunamasaydı bile bugünkü teknolojimiz sayesinde sadece genlere bakarak evrim teorisini doğrulamamız mümkün olurdu.
Fosiller genlerin anlattıkları hikayeleri doğrulamamızı sağlayan ikinci bir kanıt konumundadır.
Ve Tiktaalik'in keşfi gibi örneklerde gördüğümüz üzere evrim tarihinin öngördüğü geçişleri keşfetmemiz mümkün olmuştur.
Dolayısıyla evrim teorisi sadece fosillerin eksikliği üzerinden eleştirilemez.
Ancak daha önemli bir problem var.
Kambriyen öncesi dönemlere ait fosiller bulundu.
Dahası her biri evrim teorisinin bütün öngörülerini doğruluyor.
Kambriyen öncesi döneme ait bilimsel çalışmalar.
Darwin zamanındaki kambriyen öncesi döneme ait karanlık perde sonradan yapılan bilimsel çalışmalarla yavaş yavaş aralanmıştır.
Fosil bilimi diye bir bilim dalının oluşması, kayaç tarihlendirme tekniklerinin gelişmesi ve son derece hassas teknolojik aletlerin kullanılmasıyla beraber iddia edilenin tersine karmaşık hayatın kambriyen döneminden çok önceleri
başladığını ortaya çıkarmıştır.
Kambriyen öncesi döneme ait çok sayıda fosil bulunmuş, incelenmiş ve bilim dünyasına sunulmuştur.
Bu fosiller günümüzde halen bulunmaktadır.
Araştırmalar evrim karşıtlarının iddialarının aksine tam da Darwin'in de öngördüğü şekilde kambriyen devrinden önce de canlıların yaşadıklarını ortaya çıkarmıştır.
Ancak bu canlılar çoğunlukla tek hücreli, küçük yapılı, yumuşak vücutlu, omurgasız gibi özelliklerinden dolayı fosilleşmeye uygun olmayan canlılardı.
Haliyle bu canlıların fosilleşebileceği sert yapıları olmadığından çok büyük bir kısmı zaten fosilleşmeden kaybolmuşlardı.
Yani Darwin'in teorisinin öngördüğü beklenti yeterince araştırma yapılıp doğru yerlere doğru zamanda bakılarak doğrulanmıştır.
Fosil biliminin gelişmesiyle kambriyen öncesi döneme ait alplerin, deniz anılarının, solucan benzeri canlıların, kurtçukların hatta tek hücreli bakterilerin bile fosilleri ortaya çıkarılmıştır.
Keşfedilen kambriyen öncesi fosillere örnekler.
Ortaya çıkarılan ilk mikrofosiller 3,5 ila 3,8 milyar yıl öncesine kadar geri gitmektedir.
Bu da günümüzden 4 milyar yıl kadar önce ilk defa evrimleşmekte olan tek hücreli yapıların olduğu anlamına gelmektedir.
Buna ek olarak günümüzden 3.5 milyar yıl öncesine ait stromatolit fosilleri de yaşamın tek hücreli olarak başlayıp katmanlar olarak karmaşıklaştığını doğrulamıştır.
2.7 milyar yıl öncesine ait ökaryotik hücre fosilleri tek hücreli bakterilerin giderek karmaşıklaştığını göstermiştir.
Avustralya'nın Stirling Range bölgesinde bulunan 1.2 milyar yıl öncesine ait fosiller bu bulguları doğrulamıştır.
750 milyon yaşında Testate amoabea fosilli kademeli olarak karmaşıklaşan yaşamı göstermiştir.
Yine Çin'deki Doğu Shantou Formasyonu'nda 590 ila 560 milyon yıl öncesine ait çok hücreli yaşamı gösteren ilk fosiller, 555 milyon yıl öncesinden çıkarılarak ek fosillerle karmaşık yaşamın
izlerini ortaya koymuştur.
Örneğin bu döneme ait Vernani Malkula isimli canlının ağız, bağırsak ve anüs ve benzeri gibi organların bulunduğu çift yönlü canlıların fosili bulunmuştur.
Kimyasal fosiller, hayvanların en erken temsilcileri olarak görülen süngerlerin yaklaşık 635 milyon yıl önce yani kambriyen döneminden 90 ila 100 milyon yıl önce evrimleştiğini ortaya koymuştur.
Sonradan keşfedilen yeni fosiller, çok hücrelilerin evrimini 670 milyon yıl öncesine kadar çekmiştir.
Bu da çok hücreli karmaşık yaşamın 542 ila 530 milyon yıl önce kambriyen döneminde değil, bundan yaklaşık 130 milyon yıl önce evrimleşmeye başladığını göstermektedir.
2006 yılında bulunan ve kambriyen öncesinden 10 milyon yıl öncesine ait embriyo fosillerinin tamamı, karmaşık canlıların kambriyen döneminden değil de öncesinden evrimleşmeye başladığını doğrulamıştır.
Evrim karşıtlarının sıklıkla örnek olarak ileri sürdükleri trilobitlerin kambriyen öncesi olası hataları da keşfedilmiştir.
Sprigina flondersi isimli trilobit benzeri analit solucanlar buna ek olarak gösterilebilir.
Ayrıca oldukça fazla çeşidi olan trilobitler arasında bile ara formların mevcut olduğu tespit edilmiştir.
Sadece bu örnekler bile kendi başına kambriyen döneminin kompleks yaşamın başlangıç noktası olmadığını göstermektedir.
Zaten canlı şubelerinin bir anda ortaya çıktığı iddiası sadece fosillerle değil, aynı zamanda genetik verilerle de çelişmektedir.
Canlı genomlarında biriken mutasyonlara dayalı moleküler saat çalışmaları, kambriyen döneminde evrimleşen canlıların ataların ilk olarak 800 milyon ile 1.2 milyar yıl önce evrimleştiğini göstermektedir.
Bu da tamamen genetik verilerden yola çıkarak bile fosil kayıtlarındaki geniş boşluğu görmemizi sağlar.
Yani burada saydığımız birkaç fosil örneği kambiyen dönemin devrimleşmiş türlerin atalarını tanımamızı sağlamaktadır.
Öyle ki bazı bilim insanları bu dönemde özel bir patlamadan bahsetmenin mümkün olup olmadığını sorgulamaktadır.
Bilimsel araştırmalar ilerledikçe kambiyen devri ve öncesiyle ilgili birçok yeni olgular da tespit edilmektedir.
Bunlardan en önemlilerinden biri Oxford Üniversitesi Jeoloji Bölümü tarafından Cambrian öncesi devirle ilgili yapılan güncel çalışmalardır.
Bu araştırmanın sonuçları 2009 yılında Darwin'in sorununa çözüm başlıklı bir bilimsel makalede yayınlanmıştır.
Darwin'in sorununa çözüm.
Kambiyen dönemi canlıları birdenbire ortaya çıkmamıştır.
Bu canlılar da milyonlarca yıllık evrimin ürünüdürler.
Cambrian döneminde meydana geldiği iddia edilen canlı şubelerinin çoğu aslında Cambrian öncesi dönemde birbirinden çoktan ayrılmaya başlamıştır.
Cambrian öncesine ait fosillerin gösterdiğine göre yaklaşık 575 milyon yıl önce okyanuslarda Ediacaranlar olarak bilinen bir hayvan topluluğu Cambrian türlerinin atasıdırlar.
Oxford Üniversitesi'nden Richard Callow ve Martin Brazier, İngiltere Shropshire bölgesinde çıkarılan kayaç oluşumlarının üzerinde araştırmalar yapmışlardır.
Bu kayaç oluşumları Darwin zamanında da incelenmiş ve o zamanın jeoloji C.W.
Walter bu kayaçlarda Cambrian devri öncesi yaşamı içerdiğini tahmin etmiştir.
Organizmalar tarafından bırakılan bu iz fosillerini bulmuş ancak bunların ne olduklarıyla ilgili bir tespitte bulunamamıştır.
21. yüzyıl teknolojisini kullanan bilim insanları hem bu bölgeden yeni çıkarılan örnekler üzerinde hem de Walter'ın örnekleri üzerinde yeniden incelemeler yaptılar.
Bu çalışma sonucunda bu kayaçlarda gerçekten de mikroskobik fosillerin bulunduğunu göstermeyi başardılar.
Bu mikroskobik fosiller, Kambriyan devrinden önceki devir olan Ediakaran devri, yani 630 ila 542 milyon yıl öncesi boyunca oluşan bir seri mikroskobik yaşama aitti.
Bu canlıların yaşamlarına yönelik bilgilerimiz halen çok kısıtlı.
Ancak derin olmayan, sulu bir bölgede yaşadıkları için ya bitkiler gibi ışığı enerjiye dönüştürerek ya da hayvanların yaptıkları gibi organik maddeleri enerjiye dönüştürerek hayatta kalmayı başardıkları düşünülmektedir.
Bu mikrobik organizmaların alp, mantar veya ipliksi bakterilerle akrabalıkları olabilecekleri düşünülmektedir.
Darwin, kambiyen öncesi fosillerin bir şekilde bulunacağından emindi.
Çünkü böyle bir devrin canlılarla dolu olduğunu düşünüyordu.
Bu kayaçlar içerisindeki fosillerin gizemi ancak günümüzdeki fosil örneklerin incelenmesi ve ileri tekniklerin kullanılmasıyla çözüldü.
Evrimin Hızı Yine kambriyen devriyle ilgili İngiltere'deki Ulusal Tarih Müzesi tarafından yapılan bir başka bilimsel araştırmanın sonuçları da Eylül 2013 tarihinde bir makaleyle yayınlandı.
Bu araştırma sonuçları da Darwin'in kambriyen patlamasıyla ilgili öngörülerini desteklemektedir.
Paleontolog Dr. Greg Edgecombe öncülüğünde bir grup bilim insanı bu devirde canlıların evrimleşme hızını ölçmek için yeni bir metot geliştirdiler.
Bu devirden önce çoğu organizma genelde basit ve sadece tek hücredeydiler.
Ancak 20 milyon yıllık bir süreç içerisinde ilk gerçek hayvan yaşamının belirdiği, sonrasında ise solucanlara benzeyen analitlerin ve bitişik eklen bacaklılar gibi daha karmaşık canlıların oluştuğu bilinmektedir.
Darwin, teorisinde bu şekilde canlıların evriminin sürekli olması gerektiğini öngörmüştür.
Şimdiye kadarki yaygın görüşe göre Darwin'in teorisini desteklemesi için kambiyen devri boyunca meydana gelen evrimsel hızın çok hızlı olması gerektiği kabul ediliyordu.
Bu araştırma ile ilk defa Dr.
Edgecock ve takımı dış iskelet, sert çenelerin, birleşik bacakların ve karmaşık gözler gibi hangi dış organların ne zaman belirmiş olabileceğini gösteren güvenilir bir zaman çizelgesi oluşturmayı başardılar.
Ayrıca bu araştırmada yaşayan canlıların genetik değişimlerine de baktılar ve bu canlıların atalarının ortaya çıktığı zamanı belirlemeye çalıştılar.
Araştırma sonuçları kambiyen devrindeki değişimlerin başka herhangi bir zamanda meydana gelen değişimlerden 5 kat daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Dr. Edgecombe bunun hızlı olduğunu ancak inanılmaz veya makul olmayan bir hız olmadığını vurgulamaktadır.
Morfolojik saat kullanılarak geliştirilen bu yeni yaklaşımın diğer bilimsel alanlarda da kullanılabileceği belirtilmiştir.
Bu çalışmaya öncülük eden bilim insanlarından Dr.
Michael Lee şöyle diyor. Sonuç itibariyle bu çalışmalarla bazı biyologların 530 milyon yıl önce aniden ortaya çıkagelmiş hayvanların standart evrim açıklamasına meydan okuduğu gibi eleştirilerinin de yanlışlığını kanıtlamış
olmaktayız. Dr.
Edgecombe ise, Darwin'in içi hesaplamalarımız sayesinde rahatladı, diyerek bu çalışmalarının Darwin'in kambriyen dönemiyle ilgili öngörülerini desteklediğini söylemiştir.
Uzun lafın kısası, kambriyen patlamasına aslen meşhur kılan durum, ilk etapta 12 milyon yıl kadar süren, aslen 50 milyon yıl kadar sürmüş olabileceği düşünülen kambriyen döneminde, kafadan bacaklılar ve tribolitler gibi fosilleşmeye
yatkın ilk kabuklu ve omurgalı organizmalar ortaya çıkmış olmalarıdır.
Bunların atalarına göre çok daha kolay bir şekilde fosilleşebiliyor olmaları, fosil kaydında sanki birdenbire ortaya çıkan canlılar varmış gibi bir izlenim yaratmıştır.
Bu da kambiyen patlaması kavramını doğurmuştur.
Kabuklu ve fosilleşmeye daha uygun türlerin neden kambiyen döneminde ve neden daha hızlı evrimleştiğini henüz tam olarak bilememekteyiz.
En yaygın görüş, kambiyen döneminde çevre koşullarının hızlı bir şekilde değişmesi ve böyle bir canlı oluşumla ortam hazırladığı görüşüdür.
Ayrıca buzlarla kaplı dünya ve atmosferdeki oksijen miktarının yükselmesiyle iri cüsteli canlıların artmasına neden olduğunu ileri sürenler de bulunmaktadır.
Bir diğer neden olarak ise genlerin düzenlenmesindeki değişiklikler ileri sürülmektedir.
Nedeni ne olursa olsun konumuz açısından önemli olan nokta, fosilleşmeye yatkın kabuklu ve omurgalı canlıların kambriyen devri boyunca meydana geldiği belgelenmiş bilimsel bir olgu olmasıdır.
Bu dayanıklı sert yapılar fosilleşmeye çok daha elverişli olduğu için kabuklu ve omurgalı organizma fosilleri bu dönemden itibaren meydana gelmeye başlamış ve biz de bu nedenle bu devirden itibaren bu fosil bulgularına rastlamaktayız.
Günümüzdeki yaratılışçıların iddiaları Kambriyen öncesi canlıları ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar, bilimsel literatürdeki yerlerini alırken, Darwin zamanındaki yaratılışçıların değil, günümüzdeki yaratılışçılar ya
bir daha Kambriyen öncesi devir ile ilgili evrime karşı eleştirilerinden vazgeçmeleri ya da bu bilimsel çalışmalar ile ilgili bir şeyler söylemeleri beklenirdi.
Ancak günümüzdeki yaratılışçıların eleştirilerine baktığımızda Darwin zamanındaki eleştirilerden pek de farklı olmadıklarını görürüz.
Sanki Darwin'den beri geçen son 150 yıldır bu konuyla ilgili hiçbir çalışma yapılmamış, hiçbir fosil bulunmamış gibi yapılan bunca bilimsel çalışmalar ve bulgular görmezden gelinerek aynı eleştirilere devam ettikleri görülmektedir.
Bunun nedeninin günümüz yaratılışçılarının yapılan bu bilimsel çalışmaları takip etmedikleri ve bulunan fosillerden haberdar olmadıkları olduğunu düşünmek saflık olacaktır.
Aslında yaratılışçı kaynaklar incelendiğinde evrim teorisine karşı getirdikleri diğer iddialarda da genellikle kendi düşüncelerine desteklemeyen, kendi inançlarını doğrulamayan bilimsel çalışmaları pek umursamadıklarını kolaylıkla
görebiliriz. Maalesef kendi farklı amaçları için bilim insanlarının büyük özveriler ve emekler sonucu elde ettikleri bu önemli bilimsel çalışmaları göz ardı etmek, bir vurdum duymazlık örneği sergilemek bilime ve bilim insanlarına
karşı en hafif şekliyle saygısızlıktır.
Bahsettiğimiz gibi yapılan birçok bilimsel araştırmaya ve bulunan birçok fosile rağmen halen kambriyen devri öncesine ait hiçbir fosilin bulunmadığı, canlıların bu devirde ortaya çıktığı, hayatın kambriyen devriyle başladığı gibi temelsiz
iddialar günümüzde halen devam etmektedir.
Bu örnekler o kadar çok yaygın ki biz burada sadece birkaç örnek vermekte yetineceğiz.
Örneğin yaratılışçı yazarlardan Jonathan Wells, Icons of Evolution adlı kitabında şöyle söylemektedir.
Kambriyan patlamasında hayvan grupları evrimin yaşam ağacına ters düşecek şekilde ortak bir atadan ayrılarak gelmek yerine fosil kayıtlarında hep beraber ortaya çıktığı görülmektedir.
Yine yaratılışçı akımın en önemli teorisyenlerinden olan Henry Morris, Bilimsel Yaratılışçılık adlı eserinde şöyle demektedir.
Karmaşık yaşam formları, kambriyan patlaması sırasında fosil ataları olmadan aniden ortaya çıktıkları görülmektedirler.
Benzer iddialar başka bir yaratılışçı grup olan Watchtower Bible and Tract Society tarafından yayınlanan Yaşam Nasıl Buraya Geldi adlı kitapta bolca kullanılmaktadır.
Diğer birçok yaratılışçı kaynakta benzer ifadeler görmek mümkündür.
Geçen bunca zamanda fosil kayıtlarının oldukça artmasına rağmen Kambriyen öncesi fosillere rastlanılmamaktadır.
Bu da Kambriyen canlılarının evrimleşeceği hataların olmadığı, yani bu canlıların bu dönemde aniden ortaya çıktıklarını, yani yaratıldıklarını ispatlamaktadırlar.
Bu da evrimleşmenin olmadığının kanıtıdır.
Benzer şekilde, kambiyen dönemiyle ilgili sır açıklanmış değil ve bu döneme ait hiçbir fosil bulunmadı veya kambiyen patlaması ile canlı filmlerinin ortaya çıktığı veya kambiyen dönemi kompleks
hayatın başlangıcı ve benzeri gibi iddialar hiç değiştirilmeden aynen tekrarlanmaktadır.
Yaratılış delili Yaratılışçı kaynakların eleştirilerine baktığımızda kambiyen patlaması konusunda neden bu denli ısrarcı olduklarını ipuçlarına rastlayabiliriz.
Bu eleştirilerde kambiyen devri süresiyle ilgili özellikle kullandıkları terimler ve ifadeler dikkat çekicidir.
Yaratılışçılar, kambiyen patlamasını evrimi çürüten ve yaratılışın güçlü bir delili olduğunu ileri sürmektedirler.
Bilindiği gibi kutsal kitaplarda yaratılış bir süreç değil, aniden meydana gelen bir olay şeklinde anlatılır.
542 ila 530 milyon yıl dilimine denk düşen kambiyen döneminde çok sayıda çok hücreli, farklı, sert kabuklu, omurgalı birçok canlı şubesi ortaya çıkmıştır.
Bu dönemin uzunluğu yaklaşık 20 milyon yıl olarak kabul edilir.
Ancak bazı paleontologlara göre bu dönem 50 milyon yıl kadar uzamış olabilir.
İşte bu yaklaşık 20 milyon yıl, bazı bilim insanlarına göre ise 50 milyon yıla kadar uzanan devasa zaman aralığı, evrim karşıtı yaratılışçı kaynaklarda pek telaffuz edilmemektedir.
Yani ortada, bir anda olan herhangi bir şey yoktur.
Halen milyonlarca yıllık devasa süre dilimlerinden bahsedilmektedir.
Bunun yerine özellikle şu ifadeler vurgu yapılarak kullanılmaktadır.
Canlıların zamana dağılarak aşama aşama değil de aynı anda bir bütün halde şimdiki yapılarıyla aniden birdenbire oluştuklarını.
Bugün bilinen hemen hemen bütün canlı filmleri kambriyen döneminde çok kısa bir süre içerisinde aniden oluşmuşlardır.
Canlıların çoğunun yeryüzüne kambriyen devrinde birdenbire eksiksiz ve kusursuz bir şekilde meydana geldiği ortaya çıkarılmıştır.
Bilim insanlarının kambriyen devriyle canlıların aniden yaratıldığının ispatlandığının kabul ettiklerini.
Görüleceği üzere bu cümlelerde asıl vurgu aniden, bir anda, patlama, birdenbire gibi kelimeler üzerindedir.
Bu sözcükler özellikle kullanılarak 20 ila 50 milyon yıllık bu devasa zaman aralığı sanki bir an, birkaç saniye veya dakika veya gün imiş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.
Tabii ki burada amaç canlıların bir süre içinde aniden ortaya çıktıklarını özellikle ifade etmeye çalışarak aniden yaratıldıklarına delil olarak göstermeye çalışmalarıdır.
Bu da okuyucuyu bir çeşit yanlış yönlendirme niyetinden kaynaklanmaktadır.
Temel yaratılışçı argüman yöntemi, cımbızlama ve hatalı alıntı.
Aslında Cambrian öncesi devir ile ilgili bu kadar bilgi sürecin özünü anlamak için fazlasıyla yeterlidir.
Ancak sırası gelmişken bu devir ile ilgili eleştirilerde de sıkça görüldüğü gibi yaratılışçıların sık sık kullandıkları bir yöntemden bahsedelim.
Yaratılışçıların bilimsel verilere dayanarak ortaya atılan evrim teorisini eleştirmek için bilimsel yöntemler yerine çok daha farklı ve bilim dışı yöntemlere başvurmaktadırlar.
Bunlardan en bilineni, en yaygın ve en ucuz olanı ünlü bilim insanlarının sözlerini hatalı, eksik, çarpıtılmış veya düpedüz yanlış bir şekilde alıntılayarak, sanki bu bilim insanları kendileriyle aynı fikirdeymiş, yaratılış inancını
destekliyorlarmış gibi gösterme çabasıdır.
Mantık felsefesinde cımbızlama denen bu mantık safsatası, kamu algısını yönetmek için oldukça faydalı ve bir o kadar da üzücü bir araçtır.
Yaratılışçılar, Kambiyen dönemiyle ilgili olarak başta Darwin olmak üzere birçok saygın evrimsel biyoloğun sözlerini cımbızlayarak, bağlamları dışında kesip biçerek veya bilerek eksik vererek bu kişilerin sözlerini kendi argümanlarına delil olarak
gösterirler. Herhangi bir yaratılışçı kaynağı alıp incelediğimizde bu örneklerin oldukça fazla olduklarını görebiliriz.
Ancak biz burada sadece okuyucuya bir fikir vermesi açısından birkaçına yer vereceğiz.
Öncelikle yazımızın başında verilen Darwin'in Cambrian devriyle ilgili söylediği sözlere geri dönelim ve nasıl anlamlar yüklendiğine bir bakalım.
Darwin'in alıntısına bir bütün olarak değil de sadece şu kısmını paylaştığımızı düşünün.
Bu büyük saman dilimlerine ait fosil kayıtlarını neden bulamadığımız sorusu karşısında ise verilebilecek tatmin edici bir cevabım yok.
Yaratılışçılar bu eksik alıntıyı kullanarak Darwin zamanından günümüze kadar devam eden bir eleştiri kampanyası yaratmışlardır.
Hatta birçok yaratılışçı yayın Darwin'den sadece bu sözleri alıntılayarak sanki Darwin'in Kambriyen devrinden önce hiçbir canlının yaşamadığını ileri sürdüğünü, Darwin'in bile kendi teorisine güvenmediğini itiraf ettiğini göstermeye çalışmaktadırlar.
Evrim teorisini ortaya ten Darwin'in teorisini açıkladığı eserinde kendi teorisini çürüttüğünü ileri sürmek, hatta bunu ima etmek bile absürttür.
Bu makalemizde de izah ettiğimiz gibi Darwin, kambiyen öncesi devir ile ilgili fosillerin bulunmama nedenlerini detaylı bir şekilde açıklamıştı.
Gördüğümüz gibi günümüze kadarki yapılan bilimsel çalışmalar Darwin'in bu öngörülerini doğrulamıştır.
Ancak yaratılışçılar işlerine gelmeyen bu çalışmaları görmezlikten gelip eleştirilerine aynen devam etmektedirler.
Yaratılışçıların cımbızlamalarından bolca çekmiş olan Richard Dawkins'ten bir diğer alıntı ile sonlandıralım.
Yaslı solucanlar grubuna birçok solucan çeşidi girer.
Bunlardan en muhteşem görünüşe sahip olan silli solucanlardır.
Bunların da hem karada hem suda yaşayan binden fazla türü vardır.
Sadece bunlar bile dünyadaki memeli türlerin toplamı kadardırlar.
Büyük olasılıkla çok uzun bir zamandır yaşamlarını sürdürmektedirler.
Buna dayanarak solucan çeşitlerinin ne kadar fazla olabileceklerini bir düşünün.
O zaman çok zengin bir solucan fosil kaydı bulmayı bekleyebilirsiniz.
Ama fosil çalışmaları boyunca pek belirgin olmayan birkaç iz fosili dışında hemen hemen hiçbir solucan fosiline, tek bir yatsı solucan fosiline bile rastlanmamıştır.
Şimdi buna dayanarak yaratılışçıların ileri sürdükleri iddialar ne olacak?
Bu arada yaratılışçılara göre solucanlar da dahil bütün canlılar aynı anda yaratılmışlardır.
Bu durumda fosilleşmek için bunların da diğer canlılar gibi zamanları ve koşulları aynıydı.
Ancak neden diğer canlıların fosillerine rastlıyoruz da hiçbir solucan fosilini göremiyoruz?
Bu, solucanların geçmişinin olmadığını mı gösterir?
Kambriyen öncesi boşluğun, Kambriyen döneminde birçok canlının aniden ortaya çıktığına delil olarak görülüyorsa, aynı şekilde bu, yassı solucanlarında daha dün yeni meydana geldiklerini ortaya çıkarmaz mı?
Sadece bu ispat bile, yaratılışçıların Kambriyen öncesi fosil kayıtlarındaki boşluğun evrimle ilişkin kanıtları zayıflatacağı iddiasını bir kalemde yıkmaktadır.
Seslendiren Ekin Baran Sunar Bu içerik Evrim Ağacı'nda yayınlanmıştır.
Evrimağacı.org üzerinden daha fazla bilimsel içeriğe ulaşabilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
