İşlerinizi Bitirmek İstiyorsanız, Mükemmelliyetçiliği Bir Kenara Bırakmalısınız!
9 Ocak 2022 · 16 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Bu içerik Bionluk seslendirmenlerinden Çağlar Sansar tarafından seslendirilmiştir.
Yazar Itamar Şat Çevirmen Feyza Emre Editör Çağrı Mert Bakırcı Yeterince iyi, yeterince iyidir.
İşlerinizi bitirmek istiyorsanız, mükemmelliyetçiliği bir kenara bırakmalısınız.
Yeterince iyi ilkesi, bir şeye ne kadar kaynak sunarsanız sunun, onu anlamlı ölçüde iyileştiremiyorsanız, o şeyi olduğu gibi bitirip yolunuza devam etmenizi önerir.
Aslında bu, zaman.
Para ve efor gibi oldukça değerli kaynakları pek de büyük bir fark yaratamayacakları bir yere harcamak yerine, yeterince iyiyse, yeterince iyidir fikrine kucak açmanız gerektiği anlamına
gelir. Örneğin, yazdığınız bir makaleyi gözden geçirdiğinizi düşünelim.
Öyle bir nokta olacak ki, zaten yeterince iyi bir yazı olduğu için ne kadar uğraşırsanız uğraşın, yazının kalitesinde anlamlı bir değişiklik yapamayacak hale geleceksiniz.
Üstelik daha değerli pek çok aktivite yapabilecekken bunu yaparak zamanınızı boş yere harcamış olacaksınız.
Yeterince iyi ilkesi çeşitli durumlarda kullanışlı olabilir.
Özellikle de konu kişisel üretkenliğinizi artırmak olduğunda.
Yeterince iyi kavramının insanların çalışmalarına rehberlik edebileceği bazı örnekler şunlardır.
Spora başlamak isteyen birinin en azından başlangıçta mükemmel bir egzersiz programı bulmaya çalışıp sporu ertelemesi yerine yeterince iyi olan bir başlangıç programı oluşturması spora
başlamasına yardımcı olabilir.
Kitap yazan birinin çalışmasının yeterince iyi olduğu noktada başkalarından geri bildirim istemeye başlayabilmesi, eseri ortaya koymadan onu sürekli yeniden gözden geçirdiği bir durumdan kaçınmasına
yardımcı olabilir. Yeni bir yazılım üzerinde çalışan birinin ilk aşamalarda ilerlemenin ne zaman yeterince iyi olduğunu bulması, daha sonra önemli ölçüde değişmesi muhtemel olan bir kod
için çok fazla zaman ve çaba harcayarak erken optimizasyon yapması yerine iyi bir ilerleme kaydetmesine yardımcı olabilir.
Yeni bir ürünü test etmek isteyen birinin, ürünün mükemmel olmasa da yeterince iyi olduğundan emin olması, ürün pazar uyumuna sahip olmayan bir ürüne fazlaca zaman ve para
yatırmasını önlemeye yardımcı olabilir.
Ancak şunu unutmamak gerekir ki tüm bu durumlarda yeterince iyi olarak tanımlanan seviyenin amaçlarınız için gerçekten yeterince iyi olduğundan emin olmalısınız.
Örneğin egzersiz planınız aslında olması gerektiği kadar iyi değilse etkisiz oluşu yüzünden motivasyonunuzu kaybedip çalışmayı bırakabilirsiniz veya çok tehlikeli olabilir ve
yaralanmanızla sonuçlanabilir.
Aynı şekilde eğer yeterince iyi bir şekilde gözden geçirmeden kitabınızı geri bildirim almak için yollarsanız, insanlar kitabı bitirmek istemeyebilir ya da size yardımcı tavsiyelerde bulunamayabilirler.
Yine benzer şekilde aslında yeterince iyi olmayan bir ürünü piyasaya sürerseniz, ürün yalnızca bazı önemli özelliklerinden noksan olduğu için başarısız olur ve sırf bu yüzden kaynaklarınızı
kaybeder, iyi bir fırsatı kaçırabilirsiniz.
Genel olarak bu örnekler yeterince iyi ilkesinin değerini vurgularken, aynı zamanda bu ilkeyi hayata geçirirken bunu dikkatli bir şekilde yapmanız gerektiğini gösterir.
Yani yeterince iyi olarak belirlediğiniz seviyenin gerçekten yeterince iyi olduğundan emin olmalısınız.
Yeterince iyi ilkesini uygulamak Yeterince iyi ilkesini uygulamak, mutlaka düşük kalitede işler yapmaya gayret etmelisiniz anlamına gelmez.
Aksine çalışmanızın sonucuna ve neyi başarmak umduğunuza pahalı olarak kendinize özgü koşullarınızda yeterince iyiyi açıkça tanımlamanız gerektiği anlamına gelir.
Bu tanım farklı senaryolarda çeşitlilik gösterecektir ve bazı durumlarda yeterince iyi standartınız oldukça yüksek olabilir.
Örneğin, akademik bir makaleyi yayına hazırlarken prestijli bir dergide kabul edilebilmesi için sonucun genellikle yüksek kalitede olması gerekir.
İlk taslağınız genellikle yeterince iyi olmayacağından muhtemelen makaleyi gerekli düzeye getirene kadar onu birden fazla gözden geçirmeniz gerekecektir.
İşte yeterince iyi kavramı tam da burada devreye giriyor.
Makaleyi gözden geçirmek kesinlikle gerekli olsa da eninde sonunda yazının üzerinden geçmenin artık kalitesinde kayda değer bir iyileşmeye yol açmadığı azalan getiriler noktasına ulaşacaksınız.
Bu üçüncü, beşinci hatta onuncu taslağınız da ortaya çıkabilir ancak sonunda bütün bu ek gözden geçirmelerin yalnızca küçük ve önemsiz değişikliklerle sonuçlandığı, makalenin
kalitesinde önemli ölçüde artış sağlamadığı bir noktaya ulaşacaksınız.
Bu durumda yeterince iyi ilkesini kullanmanın kilit noktası, hangi aşamada makale üzerinde yapılacak ek çalışmalardan artık fayda sağlayamayacağınızı belirlemek ve o noktaya geldiğinizde
onu hedef derginize göndermektir.
Yeterince iyi noktaya ulaştığınızda genellikle bırakmakta zorlandığınızı biliyorsanız, önceki deneyiminize dayanarak işe başlamadan önce zorlu bir zaman sınırı belirlemeye karar verebilirsiniz.
Örneğin, araştırma makalesi yazılması durumunda alabileceğiniz bazı kararlar, Makaleyi yazmaya, totalde ne kadar zaman ayırmak istediğinize karar vermek, makaleyi teslim etmeniz
gereken bir tarihe karar vermek, son versiyona karar vermeden önce kaç tane taslağa gözden geçireceğinize karar vermek, ikinci taslak yazıldıktan sonra bunu geri bildirim almak için
bir meslektaşınıza göndereceğinize ve ardından bu geri bildirime dayalı olarak durumu yeniden değerlendireceğinize karar vermek.
En önemlisi zaman, para.
Çaba veya başka bir kaynak açısından ekstra iş yapmanın her zaman bir maliyeti olduğunu unutmamalısınız.
Maliyet yapılan işe değmediğinde çalışmayı bırakmanız ve yapmanız gereken bir sonraki şeye geçmeniz gereken noktadasınız demektir.
Genel olarak yeterince iyi ilkesini uygulamanın anahtarı yeterince iyi noktanızın ne olduğunu belirlemek ve oraya vardığınızda durmaktır.
Sizin için yeterince iyi anlamına gelen standart, gerektiği kadar düşük veya yüksek olabilir.
Önemli olan bu standardı uygun bir muhakeme süreci kullanarak belirlemektir.
Bu ilkeyi pratikte uygulamanıza yardımcı olabilecek bir şey, kendinize uygun zaman geldiğinde, hali hazırda bitmiş olan işin, mükemmel olandan çok daha iyi olabileceğini hatırlatmaktır.
80 bölü 20 kuralı ve yeterince iyi noktanız 80 bölü 20 kuralı, herhangi bir durumda sizin için yeterince iyinin ne anlama geldiğini belirlemeye gelince, akılda
tutulması gereken yararlı bir kavram olabilir.
Spesifik olarak bu kural, yaptığınız işin kabaca %20'sinin, sonuçların %80'inden sorumlu olacağını belirtir.
Bu, belirli bir noktadan sonra bir şeye ne kadar çok emek harcarsanız, harcadığınız zaman ve emekten o kadar düşük getiri elde edeceğiniz anlamına gelir.
Yeterince iyi ilkesini uygularken bu kuralı göz önünde bulundurabilirsiniz.
Böylece, maliyet-fayda oranı açısından verimliliğinizin hangi noktada yeterince düşük olduğuna ve ek çalışmanın buna değecek kadar fayda sağlamayacağına karar verebilirsiniz.
Bunun tam olarak 80 bölü 20 oranında olması gerekmez.
Örneğin, sizin durumunuzda işin %30'u size %90 fayda sağlayacaktır ve bu nedenle yeterince iyi noktanızı bu orana koymayı seçmiş olabilirsiniz.
Bunun yeterince iyi noktanızın ne olduğunu belirlerken yalnızca elde etmeyi umduğunuz sonuca bakmaktan biraz farklı bir yaklaşım olduğunu unutmayın.
Çünkü bu aynı zamanda kullanmanız gereken kaynakları da aktif olarak hesaba katar.
Bu avantajlı olabilir çünkü yeterince iyi noktanızın ne olduğunu belirlerken durumu yeni bir perspektiften değerlendirmenize yardımcı olabilir.
Bununla birlikte bu tür düşüncelerin yeterince iyi noktanızın kabul edilemez bir düzeye indirmesine izin vermemek önemlidir.
Çünkü bu oraya ulaşmak için yapmanız gereken işi vurgular.
Bu gizli tehlikeden kaçınmak için kendinize daima başarmayı umduğunuz şeyi göz önüne aldığınızda bu noktanın gerçekten yeterince iyi olup olmadığını sorun.
Ve neredeyse yeterince iyi olanın sizin için yeterince iyi olana dönüşmesine izin vermeyeceğinizden emin olun.
Yeterince iyi ilkesi ve Parkinson yasası Parkinson yasası, bir iş tamamlanması için verilen zamanı dolduracak şekilde genişler, şeklindeki vecizedir.
Bu, belirli bir göreve önceden ne kadar çok zaman ayırırsak daha kısa sürede tamamlansa bile verilen süre kadar uzun süreceğini gösterir.
Yeterince iyi ilkesini uygulamak bazı durumlarda bu sorundan kaçınmanıza yardımcı olabilir.
Spesifik olarak başlangıçtan itibaren yeterince iyi olan noktayı belirleyerek bir göreve gerçekten ne kadar zaman ayırmanız gerektiğine karar verebilirsiniz.
Bu da en başından kendiniz için gerçekçi zaman kısıtlamaları belirlemenize yardımcı olacaktır.
Ayrıca yeterince iyi bir nokta belirleyerek ve ona ulaşır ulaşmaz durarak, başlangıçta bunu planlamamış olsanız bile, projeyi erkenden bitirdiğinizde zamandan tasarruf
edebileceksiniz. Mükemmelliyetçilik, kusursuzluk için çabalamakla karakterize edilen bir kişilik özelliğidir.
Voltaire, mükemmel iyinin düşmanıdır der.
Bu özellik insanları yüksek standartlar belirlemeye ve çok çalışmaya ittiğinde nispeten olumlu bir şekilde kendini gösterebilir.
Öte yandan insanların ulaşılamaz hedefler peşinde koşmasına veya önemsiz ayrıntılara odaklanarak zaman kaybetmesine ve çoğu zaman aşırı eleştirel olmasına neden olduğunda nispeten
olumsuz bir şekilde kendini gösterebilir.
Mükemmelliyetçiliğin bu olumsuz biçimi hem doğası gereği sorunludur hem de stres, kaygı ve depresyon gibi çeşitli mental sağlık sorunlarıyla ilişkilidir.
Ek olarak, çoğu durumda mükemmelliyetçilikle ilgili genel bir sorun, harekete geçmemiz ve başarısızlık riskini göze almamız gereken durumlarda işleri ağırdan almak ya da ertelemek için
kendimize bahane sunmamıza hizmet edebilmesidir.
Örneğin kötü bir şekilde kabul edileceğinden endişe ettiğimiz çalışmamızı herkese açık hale getirmekten korkarsak onu mükemmelleştirmeye çalışma kılıfı altında çalışmamızı süresiz
olarak geliştirmeye devam edebiliriz.
Not Pozitif mükemmelliyetçilik kavramına yönelik olarak, olumlu mükemmelliyetçiliği tanımlama ve kavramsallaştırma girişimleri, mükemmelliyetçilik ve vicdanlılık arasındaki
ayrımı bulanıklaştırmış olabilir gibi bazı eleştiriler vardır.
Mükemmelliyetçiliği bırakmak ve yeterince iyiyi kabul etmek Yeterince iyi ilkesini uygulamak söz konusu olduğunda, mükemmelliyetçilik hem bu ilkeyi uygulamak istemenizin bir nedeni,
hem de bunu başarılı bir şekilde yapmak için aşmanız gereken bir engel olabilir.
Esasen mükemmelliyetçiliğe yatkınsanız, yeterince iyi ilkesini uygulamak, işinizi halka duyurmadan önce çok uzun süre bekleme eğilimi gibi bu özellikle ilişkili yaygın tuzakların
çoğundan kaçınmanıza yardımcı olabilir.
Ancak aynı zamanda mükemmelliyetçi olmanız bu ilkeyi uygulamanızı da zorlaştırabilir.
Çünkü bu ilke her şeyin olabildiğince mükemmel olduğundan emin olma arzunuzla çelişir.
Mükemmelliyetçiliğinize rağmen bu ilkeyi başarıyla uygulamak söz konusu olduğunda kullanabileceğiniz çeşitli teknikler vardır.
Örneğin, uygulamada hedeflerinizin ne olması gerektiğini net bir şekilde belirleyin.
ve kendinize onlara ulaşmak için çalışmanızın mükemmel olması gerekmediğini gösterin.
İşinizi yeterince iyi bir noktada bitirmekle ilgili olarak kendinize neyden korktuğunuzu sorun ve ardından kaygılarınızın temelsiz olup olmadığını anlamak için düşünün.
Zaman ve emek gibi kaynaklarınızı yeterince iyi noktasını geçen projenizle boşa harcamak yerine nasıl değerlendirebileceğinizi düşünün.
Karar verme söz konusu olduğunda ilgili olan bir diğer kavram, tatmin etme kavramıdır.
Bu kavram, koşullar göz önüne alındığında yeterince iyi kararlar almaya çalışmayı içerir.
Öte yandan yine bu kavram, maliyeti ne olursa olsun her durumda mümkün olan en iyi kararı vermeyi içeren maksimize etme kavramıyla da çelişir.
Özet ve Sonuçlar Yeterince iyi ilkesi, bir şeye daha fazla kaynak harcamanın onu anlamlı bir şekilde iyileştirmeyeceği bir noktayı belirlemenizi ve bu noktada olduğu şekliyle
bitirip devam etmenizi önerir.
Örneğin, yazdığınız bir makaleyi gözden geçirdiğinizi düşünelim.
Öyle bir nokta olacak ki, zaten yeterince iyi bir yazı olduğundan ne kadar uğraşırsanız uğraşın, yazının kalitesinde anlamlı bir değişiklik yapamayacak hale geleceksiniz.
Üstelik daha değerli pek çok aktivite yapabilecekken bunu yaparak boşa zamanınızı harcamış olacaksınız.
Yeterince iyi ilkesini uygulamak, mutlaka düşük kalitede işler yapmaya gayret etmelisiniz anlamına gelmez.
Aksine çalışmanızın sonucuna ve neyi başarmayı umduğunuza bağlı olarak kendinize özgü koşullarınızda yeterince iyiyi açıkça tanımlamanız gerektiği anlamına gelir.
Yeterince iyi, Bir noktaya ulaştığınızda genellikle bırakmakta zorlandığınızı biliyorsanız, çalışmaya başlamadan önce önceden zorlu son tarihler belirlemeye karar verebilirsiniz.
Bu ilkeyi uygulamanızda yardımcı olabilecek diğer teknikler, özellikle mükemmelliyetçiyseniz, uygulamada hedeflerinizin ne olması gerektiğini net bir şekilde belirlemeyi ve işinizi
yeterince iyi noktada bitirme konusunda neyden korktuğunuzu kendinize sormayı içerir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
