İnsanlık Tarihinin En Güçlü 5 Ekonomik İmparatorluğu Hangileridir?
25 Ocak 2024 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Uyarlayan Çağrı Mert Bakırcı.
Seslendiren Batuhan Özçiftçi Günümüzün birçok önemli ölçüt açısından en önde gelen süper gücü ABD'dir.
Ama Amerikalılara, özellikle de muhafazakar Amerikalılara soracak olursanız birçoğunun endişesi ülkelerinin bu liderlik pozisyonunu giderek kaybediyor olduğu yönündedir.
Büyük bir mali kriz, sonrasında gelen ılımlı bir toparlanma, 20 yıldır maaşların artmamış olması, Buna ek olarak sınırsız bir potansiyele sahip 1.3 milyar nüfuslu
ve hızla yükselen Çin'den gelen sürekli haber akışını düşünecek olursak, Amerikalıların dünyadaki yerleri konusunda endişelenmeleri belki de kaçınılmazdır.
Ve gerçekten de Amerika'nın göreli gücünün her açıdan düşüşte olduğu da doğrudur.
Ancak Amerika'nın durumuna dünya tarihinin geniş kapsamı bağlamında bakıldığında, Amerika'nın ekonomik açıdan ne kadar baskın hale geldiği yine de şaşırtıcıdır.
İnsanlık tarihinin büyük bölümünde en güçlü ekonomik güçler ya da daha spesifik tabiriyle küresel ekonomik çıktığının en büyük payını üretenler, en fazla insanı barındıran
ve en fazla toprağı kontrol eden ülkelerdi.
Bunun nedenlerinden biri sanayileşmenin çok yeni bir olgu olmasıdır.
Yaklaşık 300 yıl öncesine kadar dünya genelinde ekonomiler ağırlıklı olarak tarım saldı ve üretilen değerin çoğu topraktan elde ediliyordu.
Dolayısıyla ne kadar büyük nüfus o kadar büyük ekonomik çıktı demekti.
Bununla birlikte bazı medeniyetler rakiplerine karşı büyük avantajlar geliştirdi.
Ekonomi tarihçisi I.N.
Morris, insanlık tarihinin büyük bir bölümünde bir uygarlığın ekonomik gücünün büyük ölçüde ne zaman bir tarım devrimi yaşandığına bağlı olduğunu söylüyor.
Bu aşamadan sonra bir ulusun gerçek bir ekonomik güç merkezine dönüşmesi ise genellikle binlerce yıl alıyordu.
Ta ki endüstriyel devrim her şeyi alt üst edene kadar.
İşte kronolojik sırayla tüm zamanların en güçlü beş ekonomik imparatorluğu.
Yüzlü Yıllar Roma İmparatorluğu Küresel üretimin %25'i, %30'u.
Günümüz Irak topraklarında gerçekleşen ilk tarım devriminin uzaktan torunu olan Roma, birkaç yüzyıl içinde küçük bir cumhuriyetten baskın bir küresel imparatorluğa hızla yükselmiştir.
Antik Kartaca ile yaptığı ve Pön Savaşları olarak bilinen bir dizi savaşla süper güç statüsünü pekiştirmiştir.
Bu çatışmalar Roma'ya, Roma şehri ve Mısır gibi imparatorluğun ekonomik olarak canlı bölgelerinden ticaretin kolayca akmasını sağlayan bir su kütlesi olan Akdeniz'de tam bir hakimiyet
sağlamıştır. Bugün ekonomistlerin de bildiği gibi ticaret, ekonomik büyüme için hayati bir unsurdur ve Romalılar en parlak dönemlerinde bu konuda herkesten daha iyiydiler.
Ayrıca Romalıların, tüccarların değerli metalleri uzun mesafeler boyunca taşımalarına gerek kalmamasını sağlayan banka senetlerini ve diğer kredi biçimlerini yaygın olarak kullanan sofistike bir
finansal sisteme sahip olduklarına dair kanıtlar da vardır.
1200'ler, Çin'deki son khanedanlığı, küresel üretimin %25'i, %30'u.
Tarım, Çin'e günümüz Orta Doğu'sundan daha geç gelmiştir.
Ancak Çin uygarlığı tarım toplumunun faydalarını iyi bir şekilde kullandığı M.S.
1200 civarında dünyanın gördüğü en görkemli uygarlıklardan birini yaratmıştı.
Tam Kang Üniversitesi'nde Çin'in son karnedanlı üzerine çalışan ekonomi tarihçisi Ronald A.
Edwards gibi bazı akademisyenler dünyanın ilk sanayi devrimini yaşayan ülkenin İngiltere değil Çin olduğunu savunmaktadır.
Edwards tarafından ileri sürülen ve bazı Japon ve Çinli akademisyenler tarafından da sürdürülen bu iddia, Çin'in Avrupa'nın daha yüzlerce yıl boyunca başaramayacağı bir şekilde nüfusu artarken
aynı zamanda kişi başına ekonomik büyüme yaşadığını gösteren araştırmalara dayanmaktadır.
1700'ler.
Hindistan'daki Babür İmparatorluğu.
Küresel üretimin %25'i.
Hint medeniyeti dünyanın en eski medeniyetlerinden biridir.
Ve bugün Hindistan'ın bulunduğu alt kıtada yüzyıllar boyunca birçok imparatorluk yükselmiş ve çökmüştür.
Ancak ekonomik açıdan en canlı imparatorluklardan biri 16.
yüzyıldan 19. yüzyılın ortalarında İngiliz rajının kurulmasına kadar süren Babürlülerdir.
Merhum ekonomi tarihçisi Angus Madison'a göre Babür dönemi Hindistan'ında kişi başına düşen üretim muhtemelen o dönemde İngiltere veya Fransa'dakiyle aynıydı.
Madison şöyle yazıyor.
Öyle ki Hindistan'daki yönetici sınıfın savurgan yaşam tarzı Avrupa toplumunun kini bile aşıyordu.
Ne var ki bu yüksek savurganlık nüfusun inanılmaz bir şekilde sömürüye maruz bırakılması nedeniyle mümkün olmuştur.
Bu dönemde Hindistan'ı ziyaret eden Avrupalı tüccarlar, Madison'ın dünyanın en parlak saraylarından biri olarak tanımladığı Babür Sarayı'ndan, duvarlarla çevrili şatolarından, bahçelerinden,
çeşmelerinden, Edebiyatından ve resimlerinden etkilenmiş olsalar da Hint halkı batılıların ticaretini yapmak zorunda oldukları mallara altın dışında ilgi duymuyordu.
Bu durum yeni keşfedilen Amerika kıtasının değerli metal zenginlikleri için yağmalanmasını körüklemiştir.
Babür dönemi boyunca da Avrupalı kaşifler Hint toplumunun içine daha fazla girmeye devam etmiştir.
Babür İmparatorluğu 19.
yüzyılın ortalarında alt kıtayı resmen sömürgeleştiren sanayileşmiş Britanya İmparatorluğu'nun yükselişiyle birlikte yavaş yavaş çökmüştür.
1870 Britanya İmparatorluğu Küresel üretimin %21'i Ekonomistlerin elinde insanlık tarihinin büyük bölümüne ait tarihsel gayri safi yurt içi
hasılayı tahmin etmek için çok az kanıt vardır.
Bu durum kapsamlı vergi ve diğer kayıtların işi biraz daha kolaylaştırdığı Britanya İmparatorluğu'nun zirvesine ulaştığında değişmiştir.
İngilizler aynı zamanda küresel nüfusun eşit derecede büyük bir yüzdesini sıkı bir şekilde kontrol etmeksizin dünyaya ekonomik olarak hükmeden ilk imparatorluktur.
Britanya'nın avantajı sanayi devriminin getirdiği muazzam teknolojik gelişmenin yanı sıra sömürgelerinden kar elde etme konusundaki becerisinden kaynaklanmaktadır.
Britanya İmparatorluğu doruk noktasındayken toplam üretiminin yaklaşık %6'sı sömürgelerinden geliyordu ve bu oran diğer tüm batılı güçlerinden daha fazlaydı.
1950 Amerika Birleşik Devletleri küresel üretimin %50'si Bazı tahminlere göre 2.
Dünya Savaşı'nın sonunda ABD dünyadaki ekonomik çıktığının yarısını üretiyordu.
Ancak bu istatistik biraz yanıltıcı olabilmektedir.
Bu oran ABD'nin bu listedeki diğer devletlerden iki kat daha baskın olduğu anlamına gelmemektedir.
Sonuçta ABD'nin kısa bir süre için bu kadar baskın olmasının nedeni gelişmiş dünya ekonomilerinin çoğunun 2.
Dünya Savaşı sırasında tahrip edilmiş olmasıdır.
Evet, Amerika büyük olasılıkla büyük nüfusu, geniş doğal kaynakları ve girişimci ruhu sayesinde 19.
yüzyılın sonlarında dünyanın en büyük ekonomisi haline gelmiştir.
Ancak geçen yüzyılın ortalarındaki bu topyekun ekonomik hakimiyeti aslen savaşın bir üründür.
O zamandan bu yana Amerika'nın göreli gücü ülkedeki yavaş büyüme nedeniyle değilse bile dünyanın geri kalanının Amerika'yı yakalaması nedeniyle azalmıştır.
Ancak bu makalemizdeki önceki örneklerden de görebileceğiniz gibi bu, geniş bir tarihsel kalıbı takip etmektedir.
Ekonomik devrimler dünyanın bir yerinde meydana gelmektedir ve sonra başka yerlere yayılmaktadır.
Ekonomik tepenin krallarını tahttan indirmek zordur ve genellikle ancak büyük çatışmaların ardından ya da başka bir yerdeki ekonomik devrim nedeniyle devrilirler.
İngiltere bu statüsünü tarım ekonomilerinin karşı karşıya kaldığı büyüme tavanın aşmasını sağlayan sanayi devrimi sayesinde kazanmıştır.
I.N. Morris şöyle diyor.
Fosil yakıt toplumları içinde benzer bir tavanla karşı karşıya kalabiliriz.
Aynı tarihsel ritimler devam ederse o zaman bunu aşmanın tek yolu işleri yapma şeklimizde de devrim yapmamız olacaktır.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
