İnsanlarda Tek Eşlilik Nasıl Evrimleşti ve Bu Kadar Yaygınlaştı?
11 Eylül 2019 · 7 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Tek Eşlilik
ve İnsan Evrimi Yazar Carl Zimmer Çevirmen Fatih Birinci Editör Şule Ölez Cambridge Üniversitesi'nden Dieter Lukas 2013 yılında gerçekleştirilen
bir telekonferansta tek eşlilik bir problem dedi.
Dr. Lukas'ın muhabirlere de açıkladığı gibi kendisinin yanı sıra başka biyologlarda tek eşliliği evrimsel bir muamme olarak görüyor.
Tüm memeli türlerin %9'unda erkekler ve dişiler bir üreme döneminden daha uzun süreliğine ortak bir bölgeyi paylaşır.
Bazı örneklerde bu bağ ömür boyu sürer.
Bu bilimsel açıdan bir problemdir.
Çünkü teorik olarak erkek memeliler tek eşliliği bırakıp birçok dişiyle birlikte olurlarsa daha fazla yavru sahibi olabilirler.
Ayrıca bu konuyla ilgili hazırlamış olduğumuz İnsanlar Tek Eşli Midir Çok Eşli Mi?
başlıklı videomuzu ister bu yazımızdan isterseniz de YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.
Dr. Lucas ve meslektaşı Tim Klatenbrock, 2013 yılında yaptıkları araştırmaya dayanarak tek eşliliğin dişilerin geniş bir alana yayılmasıyla evrimleştiğini söylüyor.
Çünkü bu durum erkekler için bir yandan uzak yerlere gitmek, bir yandan da rakip erkekleri savuşturmak bakımından zorluk oluşturuyor.
Bu araştırmanın yayınlandığı gün Londra Akademisi'nden Kit Opie ve meslektaşları da tek eşliliğin daha fazla görüldüğü primatlarla ilgili benzer bir çalışma yayınladılar.
Primat türlerin dörtte birinden fazlasında erkekle dişi bu tür bir bağ oluşturur.
Londralı bu bilim insanları farklı bir sonuca ulaştılar.
Yeni doğan yavruların öldürülme riski erkekleri sadece tek dişiye bağlanmaya yönlendiriyor.
Böylece dişiyi diğer erkeklerden koruyorlar.
Bu bilimsel problemin çözülmekten çok uzak olmasının yanı sıra bu türden araştırmalar bizi kaçınılmaz olarak narsist yerine koyuyor.
Gris elle gece maymununun neden tekeşli olduğunu anlamak güzel olabilir.
Bunun nedeni olarak şu ileri sürülüyor.
Gruptaki baskın erkeklere rekabet edemeyen ya da etmek istemeyen erkeklerin gruba ait bölgeden uzaklaşarak kendisine bir dişi bulması ve bu dişiyi de kaybetmek istemeyerek tekeşliliği benimsemesi.
Dişinin de bundan erkeğin de bulduğu kaynaklara erişiminin olması ve tehditlere karşı ekstra koruma olarak faydalanması.
Ancak biz şunu bilmek istiyoruz.
Bu durum erkekler ve kadınlar hakkında ne söylüyor?
İnsan duygularıyla ilgili her şeyde olduğu gibi bu konuda karmaşık.
Montreal Üniversitesi'nden Bernard Chappey's Evolutionary Anthropology isimli derginin 2013 sayısında insanın çiftleşme sisteminin çok yüksek seviyede esnek olduğunu yazdı.
İnsan kültürlerinin sadece %17'si katı biçimde tek eşlidir.
İnsan topluluklarının çoğunda çeşitli evlilik tipleri görülür.
Bu evliliklerdeki kişilerin bir kısmı tek eşli yaşarken diğerleri çok eşlidir.
Ancak bu kültürlerdeki evliliklerin çoğu tek eşlidir.
Hatta kimi toplumlarda bir kadın birkaç erkekle birden evlenebilir.
Ayrıca bazı kadınlar ve erkekler birisiyle evliyken başka birisiyle yıllarca süren gizli beraberlikler yaşar.
Bu da bir tür ikili tek eşliliktir.
Aynı cinsiyetten insanların evlilikleri yasal olmadan önceki dönemlerde bile bu insanlar arası sadakat sıklıkta görülmüştür.
Her bir türün kendine özgü zorlukları vardır.
Bu zorluklar türün içinde yaşadığı iklim, hayatta kalmasının temel dayanağı olan besin ya da kendisiyle beslenen avcı hayvanlar olabilir.
Belirli koşullarda tüm dezavantajlarına karşı tek eşliliği teşvik edebilir.
İnsan çiftleşmesinin kökenlerine ilişkin bir ipucunu en yakın akrabalarımız olan şempazelerde ve bonobolarda görebiliriz.
Bu türler dişilerin yumurtlama döneminde birçok erkekle çiftleştiği büyük gruplar içinde yaşar.
Erkek şempazeler çiftleşme ihtimali için diğer erkeklerle kavga eder ve bir dişiden yavru sahibi olabilme olasılığını arttırmak için ekstra sperm üretir.
Bizim atalarımızla şempazelerin ataları birbirinden yaklaşık 7 milyon yıl önce ayrılmıştır.
Fosiller bu yol ayrımından sonra çiftleşme sistemlerimizin nasıl evrimleştiğine ilişkin ipucu verebilir.
Tekeşli primatlarda hormon seviyelerinin izlediği süreç diğer türlerden farklıdır.
Bunun olası nedeni erkeklerin dişler için sürekli savaşmak zorunda kalmamasıdır.
Hormonlardaki bu fark primatların gelişimini de dikkate değer biçimde etkiler.
Örneğin parmak uzunluklarının oranları farklıdır.
2011 yılında Liverpool Üniversitesi'nden Emma Nelson ve meslektaşları antik hominid fosillerinde parmak kemiklerini incelediler.
Bulgularına göre hominidler 4.4 milyon yıl önce birçok dişiyle çiftleşiyorlardı.
Ancak parmak uzunluk oranlarının gösterdiğine göre 3.5 milyon yıl önce hominidler tekeşliliğe geçmeye başladı.
Soy hattımız asla sıkı bir şekilde tek eşli olmamız yönünde evrimleşmemiştir.
Ancak çok eşli ilişkilerde bile erkekler ve kadınlar şempazelerdekinden çok farklı bir biçimde uzun süreli bağlar oluşturur.
Bahsettiğimiz iki çalışmada tek eşliliğin evrimine yol açan faktör farklı açıklanmıştır.
Ancak önemli bir noktada uzlaşırlar.
Dr. Oppin'in ifadesiyle tek eşlilik evrimleştikçe erkeklerin de çocuk yetiştirmeye katkıda bulunması çok daha olasıdır.
Tek eşli primat bir baba etraftayken kendi yavrularının hayatta kalma olasılığını arttıracak fırsatlara sahip olur.
Onları taşıyabilir, tüylerini temizleyebilir ve onları saldırılardan koruyabilir.
Ancak bizim soy hattımızda babalar daha da ileriye gittiler.
Avcılık ve et toplayıcılığı yeteneğini evrimleştirdiler.
Temin ettikleri bu yiyeceklerin bir kısmını da çocuklarına götürdüler.
Dr. Opie konu hakkında, tek eşli primatlar için olağan olan şeyin ötesine gittiler, diyor.
İnsanlarda çocukların edinmeye başladığı bu ekstra protein ve kalori evrimimizde bir kırılma noktası olarak geniş kabul görür.
Bizim neden diğer memelilerden daha büyük beyinlerimiz olduğunu açıklayabilir.
Beyinler aç organlardır.
Benzer bir kas parçasından 20 kat daha fazla kalori gereksinimi duyarlar.
Dr. Oppin'in konuyla ilgili sözleri şöyle.
Sadece enerji yönünden zengin ve sürekli bir et teminiyle büyük beyinler ve onunla birlikte tüm bu zihinsel kapasiteyi geliştirebilirdik.
İnsanlarda beyin boyutunun bu kadar artmasının nedeni tek eşlilik gibi görünüyor.
Seslendiren Ekin Baran Sunar Bu içerik Evrim Ağacı'nda yayınlanmıştır.
Evrimağacı.org üzerinden daha fazla bilimsel içeriğe ulaşabilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
