İnsanlar, Toplamda 50 Milyar Yıllık Evrime Denk Gelen Biyoçeşitliliği Yok Etmek Üzere!
2 Ocak 2022 · 5 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
İnsanlar toplamda 50 milyar yıllık evrime denk gelen biyoçeşitliliği yok etmek üzere.
Yazar Tessa, çevirmen Arzu Recep, editör Çağrı Mert Bakırcı, seslendiren Akın Karahasan.
En tuhaf ve en harika türlerimizden bazıları insan kaynaklı bir kriz dönemi olarak tanımlanan 6.
kitlesel yok oluşta yok olmak için sırada bekleyen türler arasında.
Faaliyetlerimiz poposuyla nefes alan, punk saçlı, Mary River kaplumbağasından büyük gözlü, fazladan ve garip bir baş parmağı olan ay aylara kadar birçok önemli canlıyı yok ediyor.
Imperial College London ve Laudra zooloji topluluğundan filogenetikçi Ricky Gumps şöyle diyor.
Bunlar gezegenimizdeki en inanılmaz en göz ağrıda edilen hayvanlardan bazılarıdır.
Bacaksız kertenkele ve küçük kör yılanlardan kurçuklara benzeyen ayaksız amfibilere kadar çoğu yok olma yolunda ilerleyen bu büyüleyici canlılar hakkında çok az şey biliyoruz.
Ancak yok ettiğimiz sadece bu türler değil.
Ne risk aldığımızı Ve özellikle günümüzdeki Covid-19 salgını ile birlikte daha da kötüleşen yetersiz kaynaklara en iyi şekilde nasıl öncelik vereceğimizi anlamaya çalışan bilim insanlarına göre evrimsel hayat ağacındaki bütün
dalları kesiyoruz. GAMS ve uluslararası araştırmacılardan oluşan bir ekip bu evrimsel tarihin ne kadarını yok ettiğimizi tahmin etmek için yaşayan ve soyu tükenen türler arasındaki ilişkiyi gösteren bir modelle birlikte 25.000'den
fazla tür için yok olma riski verilerini kullandı.
Pangolinler ve Tapiller gibi yakın akraba olan türlerin grupları hayat ağacının bir dalı boyunca uzun yıllar süren ve yakında sonsuza dek yok olabilecek evrimsel tarihi temsil eder.
Diğer taraftan çok uzun bir evrimsel darın geriye kalan tek sonucu olan eşsiz, evrimsel açıdan farklı olan türler de mevcut.
Tıpkı ayaylar gibi.
Bu kayıpların evrim ağacında incelenmesi toplamda 50 milyar yıldan uzun bir süreye denk gelen evrimsel mirasın risk altında olduğunu gösteriyor.
Birçok tür hakkında henüz yeterli veri olmadığı göz önüne alındığında bu muhtemelen eksik bir tahmin olabilir.
Çünkü sadece karada yaşayan omurgalı hayvanlara yöneliktir.
GAMS şöyle diyor. Analizlerimiz küresel biyoçeşitliliği korumak için daha fazla çalışmazsak karşılaşacağımız kayıtların akıl almaz sayısını ortaya çıkardı.
Bazı sayıları değerlendirmeye alırsak sürüngenlerin kaybettiği evrimsel biyoçeşitliliğin tarihinin toplamda en az 13 milyar yıllık eşsiz bir evrimsel tarih olduğunu görüyoruz.
Bu evrenin başlangıcından bu yana kadar geçen yıl sayısına kabaca eşittir.
Evrimsel açıdan farklı türler hayvanlar aleminde başka yerde görülmeyen özelliklere ve niteliklere sahiptirler.
Eşsiz çevresel işlevlere sahip türlerin kaybı farklı ortamlarda yaşamağının daha da çözülmesine yol açabilir.
Örneğin tapillerin tohum çimlenmesi ve dağılmasında önemli bir rolü vardır.
Bu nedenle onların kaybı ormandaki yuvalarını oluşturan bitkileri de etkileyebilir ve karşılığında bu bitkilere ihtiyaç duyan hayvanlar da etkilenebilir.
Ve bu böyle devam eder.
Bu durum sevimsiz bir domino yığını gibidir.
Ekip makalelerinde şöyle yazıyor.
Analizlerimiz yeri doldurulamaz sürüngen çeşitliliğinin yokluğunun artan insan baskısıyla çakıştığını gösteriyor.
Sürüngenler filogenetik çeşitliliklerinde amfibiler, kuşlar ve möbelilerden daha fazla kayıpla karşı karşıya.
Koruma çabalarına öncelik verildiğinde daha çok gözden kaçan alanlarda, örneğin kurak ve yarı kurak bölgelerde, özellikle de Orta Doğu ve Afrika'nın bazı bölgelerinde yaşamaktalar.
Ayrıca bilinen sürüngenlerin yarısından fazlasına yönelik yok olma riski verileri elimizde henüz bulunmuyor.
Karayipler ve Batı Getz gibi yerlerdeki temsilcileri insan faaliyetlerinden en ağır şekilde etkilenme riskiyle karşı karşıyalar.
Araştırmacılar, habitat yenileme faaliyetlerinin bu alanlara en büyük faydayı sağlayacağını söylüyorlar ki bu hepimiz için büyük faydalar sağlayabilir.
GAMS, CNN'den Amy Woodyet'e şunları anlatıyor.
Tehdit altındaki türler hakkında sahip olduğumuz tüm verilerden, tarımsal gelişimin ve küresel et taleplerinin en büyük tehditler olduğunu biliyoruz.
Çok geç değil, bu alanları...
ve türlerin nereye dayandığını hale tanımlayabiliriz.
Bunları korumak ve bu alanları yeniden canlandırmak adına yapılan koruma faaliyetlerini etkileyebileceğimizi umuyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
