İnsanlar Neden İntihar Ediyor? İntihar Düşüncelerini ve Girişimlerini Nasıl Önleyebiliriz?
29 Ekim 2020 · 23 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Yazar Halime Samsa, editör Çağrı Mert Bakırcı, seslendirmen Batuhan Özçiftçi.
Dünyada her 40 saniyede bir kişi hayatına son veriyor ve her 20 intihar teşebbüsünden biri ölümle sonuçlanıyor.
Bir önceki yazımızda insanların kendi kendilerine zarar verme davranışlarını incelemiş, bunu önlemek için neler yapabileceğimize bakmıştık.
Bu yazıda ise intihar kavramına odaklanacağız.
Çünkü insanın ruhsallığı yaşam dürtüsüne yaklaştıkça kurucu, uzaklaştıkça ise yıkıcı bir hal alabilir.
Hangisine daha yakın olacağımızı ise erken çocukluk döneminde kurduğumuz ilişkiler, mizacımız, genetik yatkınlıklarımız ve travmatik deneyimlere verdiğimiz ruhsal tepkilerin tümü belirler.
Akılda tutulmalıdır ki yaşam ve ölüm dürtüsü sadece bir ucunda durabileceğimiz katı ve değişmez ruh halleri değildir.
Ancak intihar, kişinin benliğine yönelmiş olan ölüm dürtüsünün serbest kalarak, maskelerinden arınarak bütün şiddetiyle karşımızda durduğu zorlu bir ruh halidir.
Dünya Sağlık Örgütü'nün yapmış olduğu açıklamalara göre, her yıl intihar nedeniyle 800 bin insan hayatını kaybediyor.
Dünyada her 40 saniyede bir kişi hayatına son veriyor.
Ve her 20 intihar teşebbüsünden biri ölümle sonuçlanıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2018 yılında yayınladığı verilere göre, Ülkemizde 3161 kişi yani günde ortalama 8 kişi intihar ederek yaşamına son vermiştir.
Yine verilere göre hastalık, geçim zorluğu, istediğiyle evlenememe, ticari ya da akademik başarısızlığın en sık rastlanan intihar nedenleri arasında olduğu belirtilmiştir.
Türk Dil Kurumu'nun yapmış olduğu tanıma göre intihar, bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisiyle kendi hayatına son vermesidir.
Psikolojik olarak ise intihar, insanın özbenliğine yönelmiş bir saldırganlık ve yok etme eylemi olup bireyin yaşamına istemli olarak son vermesidir.
İntihar çok gönlü bir eylemdir.
Bu nedenle tek bir nedeni indir yemek mümkün değildir.
Öte yandan yapılan araştırmalara göre intihar ve ruhsal hastalıklar arasında ciddi ilişkiler tespit edilmiştir.
Yaşam boyu risk açısından değerlendirildiğinde, mayor depresyon için intihar riski 20 kat, şizofreni için yaklaşık 9 kat, Panik bozukluk için 10 kat ve kişilik bozuklukları için
7 kat artmaktadır.
İntihar eden bireylerin %90'ı bir ruhsal hastalıkla mücadele etmesine rağmen psikiyatrik tedavi gören hastaların pek çoğunun intihar etmediği akılda tutulmalıdır.
Eski çağ toplumlarının mitlerinde ebedi hayat için ölüm denizini aşmaya çalışan Gılgamış'tan, Makedonyalı İskender'in ağabey hayat için karanlıklar ülkesine gidişine kadar Çeşitli şekillerde ortaya çıkan
ölümsüzlük arayışı ve yaşam arzusu yerini nasıl kendi benliğini yıkmaya bırakır?
Sanıyoruz bu sorunun cevabı bizi derin ruhsal ya da fiziksel acılara götürür.
Kişinin artık taşımakta zorlandığı ve gittikçe artan duygusal yüklerin altında içsel olarak hayatla kurduğu bağlar zayıflayabilir.
Artan bu duygusal yüklerin etkisiyle içine kapanabilir ve sosyal, ilişkisel bağları kopma noktasına gelebilir.
Bu nedenle yaşam boyu intihar ihtimaliyle mücadele ederken hem bireysel, hem sosyal, hem de toplumsal sorumluluklarımız akılda tutulmalıdır.
İntiharla mücadele ederken akılda tutulması gerekenler İntihar önlemeye yönelik girişimler birincil, ikincil ve üçüncül düzey önlemler olarak sınıflandırılabilir.
Birincil düzey önlemler Toplumsal düzeyde alınacak önlemlerdir.
Toplumda intihar riskini artıran etmenlerin tespit edilerek ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.
Çevresel olarak kişiyi intihara yönlendirebilecek işsizlik, eğitimine ulaşamama ve sık kullanılan intihar araçlarına kısıtlama getirilmesi gibi risk faktörlerini azaltmayı hedeflemektedir.
İngiltere'de sık kullanılan intihar araçlarına ulaşmada kısıtlamalar getirilmesiyle birlikte intihar hızında anlamlı oranda düşme tespit edilmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü, intihar haberlerinin medyada romantize edilerek, normalleştirerek ve kullanılan yöntem, fotoğraf gibi ayrıntılarıyla sunulmasının intihar riskini arttırdığını bildirmiştir.
Bununla ilgili Dünya Sağlık Örgütü, sorumlu habercilik gereği intihar haberlerinin topluma ulaştırılırken sunum şekliyle ilgili önerilerde bulunduğu bir kılavuz yayınlamıştır.
Viyana metrosunda yaşanan intiharın sorumlu habercilik kapsamında bildirilmesi amacıyla, Avusturya İntiharı Önleme Derneği tarafından hazırlanan kılavuz sayesinde, sonraki 6 ayda metro intiharlarının
%80 azaldığı tespit edilmiştir.
Türkiye'de intiharla ilgili internet haberlerinin sunum şeklinin incelendiği çalışmada, 2016-2017 yılları arasında internette yer alan toplam 106 intihar haberi Dünya
Sağlık Örgütü kriterlerine göre incelenmiştir.
Araştırmanın sonuçlarına göre ise %92 oranında uygunsuz, %8 oranında uygun haber sunumu yapıldığı tespit edilmiştir.
Bu sayılar, yapılan haberlerin intiharı önlemek yerine intihar riskini arttırabileceğini gözler önüne sermektedir.
Ek olarak, intihar ve yöntemleri ile ilgili yapılan internet aramalarının intiharı önleme ve bu yoğun duyguyla baş etme konusunda destek alınabilecek kurum ve kuruluşlara yönlendirilmesi
oldukça önemlidir.
Bir yandan ise, sosyal medyanın gelişimiyle birlikte herkesin intiharla ilgili haberleri paylaşırken sorumlu habercilik kriterlerini göz önünde bulundurması hayati bir önem taşımaktadır.
İkincil düzey önlemler İkincil düzey önlemlerin temelinde risk gruplarını belirlemek ve önleyici tedbirler almak vardır.
İntihar riskini temel aldığımızda en başta gelen risk grupları psikiyatrik hastalığı olan bireyler ve ergenlik döneminde olan gençlerdir.
Psikiyatrik hastalıklar kişiyi hem ruhsal hem de sosyal olarak oldukça derinden etkileyen zorluklardır.
Bu nedenle bir süre sonra kişinin sosyal hayatını, çalışma kapasitesini olumsuz etkileyerek sosyal izolasyona neden olabilir.
Tüm bu zorluklar ise kişinin intihara yönelik yatkınlığını arttırabilir.
Ergenlik dönemi ise gelişimsel olarak krizlerin fazla olduğu baş etme yöntemlerinin, alternatif çözümlerin ise yeni geliştiği bir dönemdir.
Bu nedenle Ergenlik dönemindeki gençler ruhsal olarak daha dürtüsel ve krizlere daha yatkın haldedir.
Çözüm üretilemeyen ve gittikçe boğucu hale gelen problemler ise ergenlik dönemindeki gençleri intihara daha yatkın hale getirebilir.
Uluslararası Ruh Sağlığı Enstitüsü, intiharı, intihar fikri, intihar girişimi ve tamamlanmamış intihar olarak 3 gruba ayırır.
İntihar fikrinde, birey yaşamına son vermek için çeşitli girişimlerde bulunacağına dair ipuçları verebilir.
Yani artık bu duygusal yükleri taşımakta zorlandığını belirtmeye başlayabilir.
Yapılan araştırmalara göre, intihar edecek kişilerin %80'inin bu ipuçları verdiğini belirtmiştir.
Bu ipuçları, geleceğe yönelik artan umutsuzluk, yalnızlık, çaresizlik duygularından bahsetme, ölüm ve intiharla ilgili yazılar yazma, eşyalarını düzenleme, arkadaşlarla vedalaşma,
vesayet işlemlerini düzenleme şeklinde olabilir.
Ergenlik döneminde intihar girişiminde bulunan 15 yaş altı gençlerle yapılan bir araştırmaya göre, gençlerin intihar girişimi öncesinde okula devam etmemeye başladıkları tespit edilmiştir.
Bu tespit ise rehber öğretmenler tarafında olası bir risk faktörü olarak değerlendirilmesi açısından oldukça önemlidir.
Üçüncül düzey önlemler Üçüncül düzey önlemler ise yakın zamanda intihar girişiminde bulunmuş bireylere yöneliktir.
Çünkü intihar girişiminin tekrarlanması kişinin ölümüne sebep olabilen en önemli sorundur.
Yapılan uzun süreli takip çalışmalarında intihar girişiminde bulunan bireylerin %10-15'inin sonraki dönemlerde intihar eylemini tamamladıkları tespit edilmiştir.
İntihar eylemini tekrar etme riskinin en yoğun olduğu dönem ise intihar girişiminden sonraki ilk 3 aydır.
Ancak intihar girişiminde bulunmuş bireyler damgalanma, ve dışlanma kaygısıyla intihar girişiminden sonra psikiyatrik destek almaya yönelmemektedir.
Bu nedenle, intihar girişimiyle acil serviste bulunan biriyle acil müdahaleye ek olarak psikiyatrik müdahale de sağlanmalıdır.
Psikiyatri servisine yönlendirilen bireylerin ise düzenli takibi yapılmalıdır.
İntihar girişiminden sonra devam eden bu takip ve psikolojik desteğinde yeni bir girişimde bulunmayı azalttığı tespit edilmiştir.
Bireysel olarak intiharla mücadele ederken yapılabilecekler.
İntihar davranışı, sosyal, psikolojik ve biyolojik yönleri olan karmaşık bir davranıştır.
Yine de bireysel olarak hem kendimiz hem de intihara yatkınlığı olan yakınlarımız ya da hayatına şahit olduğumuz bireyler için yapabileceğimiz koruyucu önlemler vardır.
Kendi hayatınızın sorumluluğu artık sizde.
Geçmişte çok zorlu deneyimler yaşamış olabilirsiniz.
Herhangi bir sebeple geçmişte sağlıklı bir anne çocuk ilişkisi kuramamış olabilirsiniz.
Tekrar eden travmatik ilişkiler labirentinde kendinizi sıkışmış hissediyor olabilirsiniz.
Kendinizi rahatlatmak için bulduğunuz yöntemler acınızı ve ıstırabınızı dindirmiyor olabilir.
Şimdiye kadar böyle sürmüş olsa da hayatınızın devamı böyle olmak zorunda değil.
Siz artık sadece travmalara, ihmale, istismara maruz kalan, öfkeli ve çaresiz hisseden küçük bir çocuk değilsiniz.
Öyle hissetmeye devam ediyor olabilirsiniz.
Ama bir yandan da artık yetişkin ya da genç bir bireysiniz.
Bundan sonraki hayatınızı nasıl yaşayacağınıza karar verebilirsiniz.
Travmatik deneyimler her zaman kişiyi ruhsal bir çöküşe götürmezler.
Kimi zaman ileriye doğru atılan adımların başlangıç noktası da olabilir.
Travma sonrası büyüme kavramı, insanların travmatik bir deneyim sonrasında psikolojik olarak gelişebileceğini, hayatını ve ilişkilerini geliştirecek adımlar atabileceğini göstermiştir.
Dolayısıyla ruhsal acılar içinde kalsa da uçmak için hazır bekleyen bir kuş gibi varlığını sürdüren ruhunuzdaki yaşam dürtüsüne kulak vermeye çalışın.
Bu zorlu deneyimlerin üstesinden tek başınıza gelmek zorunda da değilsiniz.
İçinizdeki o çocuksu yanın elinden tutup bunları dönüştürmek için psikolojik destek almaya götürebilirsiniz.
Kendi psikolojik durumunuzu takip edin.
İntihar girişimi dürtüsel bir davranış gibi görünse de çoğunlukla bir dizi duygusal ve düşünsel adımlar sonucunda ortaya çıkar.
İntihar eden bireylerde bunalmışlık hissi, baskılanan agresyonun kendine yönelmesi ve intihar fantezileri olmak üzere üç ön adımın olduğu belirlenmiştir.
Çoğunlukla kendinizi yetersiz, umutsuz, değersiz hissetmeye başladıysanız, günlük faaliyetlerinize karşı ilginizi kaybettiyseniz, yeme ve uyku düzeniniz değiştiyse, Aile ve arkadaşlarınızla artık görüşmek
istemiyor ve gittikçe iş dünyanıza kapanıyorsanız, kendinize fiziksel ya da ruhsal olarak zarar vermeye başladıysanız, bir sonraki adımda ölüm düşüncesi gittikçe yoğun bir hal alabilir.
Böyle hissetmeye başladığınızda mutlaka kendinize yakın gördüğünüz biriyle bu duygularınızı paylaşın.
Sonrasındaysa psikiyatrik destek alabileceğiniz bir merkeze ya da hastaneye başvuruda bulunun.
İntihar etmeyi düşünüyorsanız, kendinize biraz zaman verin.
Eğer ki yoğun bir duygusal ve fiziksel acı yaşıyorsanız, başa çıkması zor bir kriz deneyimliyorsanız, bu acıya son vermek isteyebilir ve intihar etmeyi düşünebilirsiniz.
Ancak acıya son vermekle yaşamınıza son vermek aynı şey değildir.
Rahatlama, yalnızca hayattayken yaşayabileceğiniz bir duygudur.
İntiharı düşünmek zayıflık değildir.
İntiharı düşünmek ve ölmek istemek illaki bunu yapmak anlamına da gelmez.
Unutmayın, düşünmek ve eyleme koymak birbirinden farklı şeylerdir.
Bu nedenle kendinize en az bir haftalık bir zaman dilimi verin.
Bu zaman diliminde, kendinize zarar vermek için kullanabileceğiniz tüm eşyaları bir kutuda toplayın ve o kutudan uzak durun.
Bu dönemde çok fazla alkol ya da başka bir uyuşturucu madde kullanmamaya çalışın.
Çünkü bu maddeler sizi daha dürtüsel yapabilir ve kendinize verdiğiniz bu zaman dilimini verimli kullanmanızı engelleyebilir.
Sizi kesinlikle yargılamayacak ve bu zor zamanda yanınızda olabilecek insanlar var.
Bu bir terapist, bir psikiyatrist, yakın gördüğünüz bir arkadaş ya da aile bireylerinizden biri olabilir.
Bu bir haftalık zaman diliminde onlarla bu duygularınızı paylaşın.
Evden çıkmakta ya da yemek yemekte zorlanıyor olabilirsiniz.
İsteksiz olsanız da…
Günde bir kere evden çıkmaya çalışın ve en az bir öğün düzenli yemek yemeye çalışın.
Kendinizi güvende hissettiğiniz arkadaşlarınızla görüşmeye çalışın.
İnsanlarla yan yana olmak biraz sizi rahatlatabilir.
Unutmayın ki her insan hayat yolculuğunda bazen karanlık bir tünele girebilir.
Hissederken hiç geçmeyecek gibi görünen tüm duygular, öfke, çaresizlik, anlamsızlık, değersizlik, suçluluk ve diğer tüm duygular sonsuza kadar devam etmez.
Bu karanlık duygu tünelinin de bir sonu olduğunu anımsamaya çalışın.
İntihar etmeyi düşünen bir yakınınız varsa, kendinizi kurtarıcı pozisyonuna sokmadan dinlemeye, anlamaya, riski değerlendirmeye ve çözüm önerileri sunmaya çalışın.
Yakınınızla sakince konuşun, bu konuşma sırasında yargılayıcı olmaktan ve müdahale etmekten kaçının.
Ona kendini ifade edebileceği, istediği gibi duygularını açabileceği bir alan sağlayın.
Tartışmaktan, öğüt vermekten, hayatın kıymetini anlatmaya çalışmaktan kaçının.
Ayrıca hislerini ya da bir kriz halinde ise verdiği tepkileri küçümsemekten kaçının.
Fikrini değiştirmek için ona baskı yapmayın.
Ayrıca kesinlikle kendini öldürmeyeceğini söylemeyin.
Bu tutumlar yalnızca onun kendini daha kötü hissettirecek içine kapanmasına, sizinle kurduğu paylaşım bağını kesmesine neden olacaktır.
Sakince dinleyin.
Bu duygularını sizinle paylaştığı için çok teşekkür edin.
Yalnız olmadığını hatırlatacak, destekleyici şeyler söyleyin.
Yardım alabileceğini, bu duygularının sonsuza kadar sürmeyeceğini, birçok insanın aklından intihar etmenin geçebileceğini ama bu düşüncelerin geçici de olabileceğini vurgulayın.
Riski değerlendirin.
İntihar etmeyi düşünüp düşünmediğini sormaktan çekinmeyin.
İntihara yönelik planı olup olmadığını araştırın.
Sizin de belirlediği bir tarihin olup olmadığını, ne şekilde yapmayı planladığını, kullanmayı düşündüğü araçları belirleyip belirlemediğini, bunlara ulaşıp ulaşamayacağını değerlendirin.
Eğer ki yakınınızın zihninde net bir plan varsa, ne zaman ve nasıl yapacağına karar vermişse bu acil bir risk olduğunu gösterir.
Acil risk olduğunu tespit ettiyseniz, etrafında kendine zarar vermek için kullanabileceği eşyaları uzaklaştırın.
Acil risk durumlarındaki kişiyi mutlaka bir psikiyatri uzmanı görmeli, Bunun için acil psikiyatri polikliniği olan hastanelerden birine birlikte gitmeye onu ikna etmeye çalışın.
Eğer ki ikna edemezseniz, onun için endişelendiğinizi, yardım almasını istediğinizi, önceliğinizin bu kriz geçene kadar onun yanında olmak olduğunu belirterek bir ambulans çağırın.
Bu süreçte yanından ayrılmayın.
Kendinizi kurtarıcı pozisyonuna koyarak tüm sorumluluğu üstünüze almayın ve yardım isteyin.
Asla bir intihar planını sır olarak saklamayın.
Bir arkadaşınız ise bu anlattıklarını aile bireylerinden biriyle paylaşın.
Sizin yakınınız ise diğer aile üyelerine mutlaka bu durumu anlatın.
Bu tek başına taşıyabileceğiniz bir sorumluluk değil.
Bunu unutmayın. Eğer acil bir risk olmadığını düşünüyorsanız mutlaka profesyonel yardım alınması için destekleyin.
Bir uzmandan randevu almasını sağlayın.
Mümkünse ilk görüşmeye giderken onun yanında olun.
Sonrasında da yakınınızın durumunu takip edin ve desteğinizi özellikle ilk bir ay sürdürün.
Bir yakınınız ya da siz depresyondaysanız, en az iki haftadır devam eden şekilde kendinizi mutsuz hissediyorsanız, günlük hayatta yaptığınız aktivitelere ilginiz azaldıysa, uyku
ve yeme düzeniniz bozulduysa, daha az ya da daha çok yemek yiyip uyuyorsanız, değersizlik, umutsuzluk ve suçluluk duyguları yaşıyorsanız, konsantre olmakta ve karar vermekte
zorlanıyorsanız, kendinizi sürekli olarak yorgun hissediyorsanız, duygusal olarak bir şey hissetmemeye başladıysanız, ölme isteği, intihar düşünceleri aklınızdan geçmeye başladıysa, mutlaka
bir psikiyatriste başvurun.
Depresyonda olabilirsiniz.
Psikiyatristinizin size verdiği ilaçları düzenli kullanın.
İlaç tedavisine başladıktan sonra bedensel belirtiler, Uyku bozukluğu, iştahsızlık, ilgisizlik ve enerji azlığı çok hızlı düzelir.
Ancak değersizlik ve suçluluk duygularının düzelmesi biraz daha zaman alır.
Bedensel belirtilerin hızla düzeldiği ama duygusal belirtilerin kaldığı bu dönemde intihar riski oldukça yoğundur.
Bu nedenle yakınınız depresyon tedavisine başladıysa, düzeldiğini gözlemlemenize rağmen en az bir ay boyunca destek ve bakımınızı sürdürün.
İlaç tedavisine ek olarak terapi desteği alması için destekleyin.
Siz depresyon tedavisi gören bir bireyseniz, en az bir aylık zaman diliminde hem ilaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin hem de size iyi gelecek kişilerle görüşmeye çalışın.
Kendinizi yalnız bırakmayın.
Bu süreçte ilaç tedavisine ek olarak terapi desteği de almaya çalışın.
Depresyon tedavisinde en etkili tedavi şekli hem ilaç hem de psikoterapi sürecinin birlikte sürdürülmesidir.
Bir yakınınız şizofreni tedavisi görüyorsa, psikiyatristinin yazmış olduğu ilaçlarını düzenli kullanmasını ve randevularına düzenli devam etmesini sağlayın.
Bazı randevularına onunla birlikte giderek doktorundan bilgi alın ve duygusal olarak destekleyin.
Siz tedavi görüyorsanız, tedavi sürecinizi sürdürün.
Şizofreni tedavisi gören bireylerde, iyileştikçe ve hastalıklarına dair iç görüleri arttıkça intihar riski de artmaktadır.
Bu paradoksal gözükse de şizofreni tedavisi gören birey aslında iyileştikçe ruhsal olarak kayıplarının, değişen hayat düzeninin ve beceri yitiminin daha fazla farkına varır.
Bu kayıplarla tek başına yüzleşmesini engellemek ve sosyalleşmesini sağlamak adına mutlaka tedavisinin sürdürüldüğü hastanede grup ve sanat terapileri yapılıp yapılmadığını araştırın ve katılmasını
sağlayın. Sosyal ilişkilerinin sürdürülmesi ve sanat terapileri hem hastalığın seyri hem de intihar riskinin azaltılması açısından oldukça önemli adımlardır.
Siz tedavi sürecindeyseniz, destekleyici tedaviler için yakınınızdaki toplum ruh sağlığı merkezlerinde araştırabilirsiniz.
Siz ya da yakınınızda artan intihar fikirleri ya da riskli davranışlar gözlemlerseniz, mutlaka bir acil psikiyatri polikliniğine başvuruda bulunun.
Sorumlu Habercilik Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte, Her sosyal medya hesabı bir haber verme aracı haline geldi.
Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü'nün yayınladığı sorumlu habercilik kılavuzunu inceleyebilir ve intiharla ilgili yaptığınız paylaşımlarda bu kılavuzdaki önergeleri dikkate alabilirsiniz.
Sosyal medya, intihara yönelik düşüncelerin artmasına neden olabilen unsurlardan birisidir.
Ancak aynı zamanda önlenmesi konusunda da öneme sahiptir.
Bu nedenle bir yandan da Twitter gibi sosyal medya sitelerinin uygulamış olduğu intihar ve kendine zarar verme politikasını inceleyebilir, Twitter'da gördüğünüz kendine zarar verme veya intihar niyetini ifade eden
paylaşımları bildirebilirsiniz.
Bildirim sonrasında Twitter tarafından ilgili kişiyle irtibata geçerek yardım alması konusunda teşvik edilen, yardım hattı ve destekler konusunda bilgilendirilen bir politika izleniyor.
Böylece intihar riski taşıyan kişiye yardım edebilirsiniz.
Sonuç, herkesin hayatında bazı dönemlerde ölüm dürtüsü öne geçebilir.
Herkes ruhsal olarak karanlık bir duygu tünelinde olduğunu hissedebilir.
Ancak bu duygular iyi bir psikolojik tedavi süreciyle çoğunlukla dağılır ve dönüşür.
Travmatik deneyimler bile bizi hayata bağlayan ögeler haline gelebilirler.
Çin'de yaşanan şiddetli bir deprem sonrasında ergenlik döneminde olan gençlerde yapılan bir çalışmaya göre, deprem öncesinde intihar düşüncesi olanların %57,4'ünün düşüncelerinde azalma
olduğu belirlenmiştir. Hepimiz hayatımızın başından itibaren ölümü de ölmek zorunda olduğumuzu da biliriz.
Bu nedenle de yaşamak ve yaşamamızı amaçlarla dolu canlı bir hale getirmek gerçekten ciddi alınası zorlu bir yolculuktur.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
