İnsanlar Maymundan Geliyorsa Şimdiki Maymunlar Neden İnsan Olmuyor?
27 Nisan 2026 · 31 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
İnsanlar maymundan geliyorsa, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?
Evrimle doğrudan ilgisi olmayan herkesin yakından tanıdığı bir sordur bu.
Madem insanlar maymundan geliyor, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?
Evrimle ilgili o kadar ikonik ve komik bir hale geldi ki, internette şunun gibi oldukça ilginç videolar bulmak bile mümkün.
Buna rağmen, soru aslında son derece önemli ve bilgilendiricidir.
Ancak bu soruyu art niyetli amaçlarına, kendi özel emellerine ve şahsi inançlarına alet eden evrim karşılığı ve bilim düşmanları soruyu o kadar fazla ayağa düşürdü ki evrime yeni giriş yapan birçok insan
soruyu sormaktan ve cevabını aramaktan çekiniyor.
Halbuki bir soruyu anlamak, evrimin insan maymun ilişkisinden ibaret olmadığını anlamak açısından büyük öneme sahiptir.
İşte bu yüzden biz bu makalemizde hem bu soruyu hem de bu sorunun özünde yer alan insanlar maymunlardan mı evrimleşmiştir, maymunlar neden insana evrimleşmiyor gibi sorulara modern bilimin bulguları ışığında
net cevaplar vermeye çalışacağız.
Umuyoruz ki tüm okurlarımıza faydalı olacaktır.
İnsan maymun ilişkisini anlamak için evrim ağacını anlamak.
Evrimsel süreç içerisinde bütün canlılar tek bir atadan dallanarak evrimleşmiştirler.
Her yeni türün farklı popülasyonları, nesiller içerisinde daha fazla sayıda türün evrimine neden olmuştur.
Evrim bu şekilde dallanarak her bir türden yüzbinlerce ve milyonlarca yıl içerisinde yeni türlerin evrimleşmesiyle ilerleyip gitmektedir.
Basit yapılı canlılardan kademeli olarak seçilim mekanizmalarının etkisi altına giderek karmaşık türler evrimleşmiştir.
İnsan, şempanze, martı, orkide, çam ağacı, platibus, Gergedan gibi oldukça karmaşık türlerin evrimleşmesi tüm türlerin orta katası olan tek hücrelilerden sonra milyarlarca
yıl almıştır. Ve bu süreçte on milyonlarca tür yok olmuştur.
Farklılaşmış, türleşmiştir.
Aslına bakarsanız var olmuş bütün türlerin %99.9 civarının yok olduğu düşünülmektedir.
Yani gezegenimizdeki 8.7 milyon ökaryotik ve milyonlarca prokaryotik tür bugüne kadar var olmuş bütün türlerin %0.1 civarını temsil etmektedir.
Bir diğer de işte evrim tarihi, evrimleşmeler tarihinden ziyade yok oluşlar tarihidir.
Var olan ve var olmuş bütün türlerin birbiriyle farklı seviyelerde akrabalık ilişkisi bulunmaktadır.
Tıpkı kardeşlerinizi, anne babanızı, amcanızı, halanızı, kuzenlerinizi, dede ve annelerinizi içeren aile ağaçlarını çıkarıp, bunların birbirinden farklı uzaklıktaki akrabalık ilişkilerini
tek bir ağaç üzerinde ifade edebilmeniz gibi, türleri de birbirinden farklı uzaklıklarda akrabalık ilişkilerine göre bir ağaç üzerine yerleştirmeniz mümkündür.
İlkine soy aile ağacı deriz.
İkincisine ise evrim ağacı.
Farklı kanıtlar aynı evrim tarihine işaret ediyor.
Evrimsel biyolojide türler arasındaki ilişkiler genetik, morfolojik, fizyolojik, anatomik, davranışsal, gamatik, embriyolojik ve daha nice farklı analiz sonucunda ortaya çıkarılır.
Nefes kesici olan herhangi bir tür için bu farklı veri hatlarının her birinin aynı evrim ağacını doğruluyor olmasıdır.
Örneğin morfolojik analiziniz bir ağaç verirken genetik analiziniz bambaşka bir ağaç vermez.
Ne kadar fazla veri hattı kullanırsanız o kadar gerçeğe yakın ağaçlar elde edersiniz ve bulgularınızı bir o kadar fazla desteklemeniz mümkün olur.
Modern bilim içinde evrimin bu kadar kıymetli ve güçlü olması bu nedenledir.
Türler arası akrabalık ve evrimsel ilişkileri ortaya koyma konusunda tartışmaya yer olmayan bir güce ve açıklığa sahiptir.
Evrim ağaçlarını takip ederek türlerin birbiriyle olan her türlü ilişkisini tespit etmeniz mümkündür.
Hatta evrim ağaçları ile soy ağaçlarını birbirine bağlamak da mümkündür.
Tipik bir evrim ağacı üzerindeki her bir dala eğer ki yüzlerce ve binlerce kat yaklaşacak olursanız o dalların aslında milyonlarca bireyin birbiriyle akrabalığını gösteren karmakarışık soy hatlarından oluştuğunu görürsünüz.
dallanmalar uzun vadede evrim ağacı üzerindeki dallanmalara neden olur.
Yani birkaç nesil geriye giderek büyük babalarınızı ve ikinci derece kuzenlerinizi tespit edebilirsiniz.
Bu noktada evrimsel olarak yeterli geçmişe gitmiş olmalısınız.
Ancak birkaç yüz nesilde yeryüzünde yaşayan bütün insanların yine insan olan ortak atalarına ulaşırsınız.
Bir Zimbabveli veya bir Avustralya yerlisiyle ortak dedeleriniz veya annelerinize yani.
Bunu daha da geriye devam ettirecek olursanız, diğer türlerle olan, ortak olan, artık insan olmayan ortak dede ve annelerimize ulaşırsınız.
İşte evrim ağaçları bu yüzden etkileyici ve güçlüdür.
Bu ağaçların nasıl yaratıldığıyla ilgili olarak evrim ağacı nedir?
Nasıl tasarlanır? Soy ağaçları ile evrim ağaçları arasındaki ilişki üzerine ve evrim ağacı nasıl yaratılır?
Başlıklı makalelerimizi okuyabilirsiniz.
İnsanlar ve yakın akrabalarının evrim ağacı.
Örneğin insanlar ve yaşayan en yakın akrabalarının evrim ağacını şöyle verebiliriz.
Görüldüğü gibi biz homo sapiens en sağ taraftayız.
En yakın akrabalarımız arasında Homo habilis, Homo erectus, Homo nian, Dertelansis gibi türler yer almaktadır.
Dikkat edebileceğiniz gibi bunların isimleri de bizler gibi Homo ile başlamaktadır.
Bu sözcük Latince'de insan demektir.
Bunun ne kadar büyük bir farkındalık olduğunu bir düşünün.
Türümüz var olmuş tek insan türü değildir.
Tarihte bizler gibi başka insan türleri de var olmuştur.
Ancak bunların soyu tükendi ve geriye sadece bizler kaldık.
Şu anda dünya üzerinde var olan bütün türler tek bir istisnası bile olmaksızın homo sapiens türüne aittir.
Ancak bu her zaman böyle değildi.
Bir zamanlar türümüz başka insan türlerini bir arada yaşadı.
Hatta niyan dertelen sisiyle çiftleştik bile.
Bunların detayları başka yazılarımızın konusu.
Ancak insanın tek insan türü olmadığını anlamak bile hayat görüşünüzü kökünden değiştirecek bir konudur.
Homo cinsi içerisindeki türlerden sonra bize en yakın olan türler yukarıdaki ağaç üzerinde sırayla sağdan sola verilmiştir.
Ardipithecus, Australopithecus ve Kenyan Trapus gibi cinsler insan değildir ama insansı türlerdir.
Bunlardan ilerleyen kısımlarda bahsedeceğiz.
Ne yazık ki bu kuzenlerimiz ve atalarımız da artık aramızda bulunmamaktadır.
Kuzenlerimiz ve atalarımız diyoruz.
Çünkü Australopithecus gibi bazı cinsler biz insanların doğrudan atasıdır.
Kenyan Trapus gibi cinsler ise atamız değil, sadece kuzenlerimizdir.
Tıpkı dedenizin sizin atanız olması, ancak amca kızınızın kuzeniniz olması gibi.
Bir basamak daha öteye gittiğimizde artık aramızda halen bulunan kuzenlerimize ulaşırız.
Pan cinsine, yani şempanzelere ve bonobolara.
Sonrasında ise sırayla goriller, Orangutanlar ve gibonlar gelir.
Sonrasında ise örümcek maymunları gibi kuyruklu maymunlar.
Daha sonra ise lemurlar gibi ön maymunlar.
Görebileceğiniz gibi insandan uzaklaştıkça türlerin insana benzerliği de giderek azalmaktadır.
Aslına bakarsanız bu süreci bir miktar daha devam edecek olursanız primatlardan tamamen çıkarak kemirgen benzeri sürüngenlere ulaşırsınız.
Bu canlılar artık maymun görünümlü canlılar bile değildir.
Ancak yine de bizim akrabalarımızdır.
Neden? Çünkü var olmuş ve var olan bütün türler birbirleriyle çeşitli derecelerde akrabadır.
Bir Amerika yerlisinin size benzer deri rengine ve saç yapısına sahip olmaması onunla akrabalığınız olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
Benzer şekilde bir balığın ilk etapta bize benzer olmaması akraba olmadığımız anlamına gelmez.
Zaten eğer ki yeterince dikkatli ve eğitimli bir şekilde bakacak olursanız balıklar ile insanlar arasındaki sayısız benzerliği de görmeye başlarsınız.
Bu benzerlik akrabalık ilişkisinin bir sonucudur.
Bu konuyla ilgili olarak Neil Shubin'in İçimizdeki Balık başlıklı kitabını tavsiye ederiz.
Canlıların birbirine benzer olmasının neden evrimsel akrabalık ilişkisi anlamına geldiğini öğrenmek içinse aşağıdaki videomuzu izlemenizi tavsiye ederiz.
Evrim Ağaçları ve Ortak Atalar Uzun lafın kısası, farklı türler arasındaki evrimsel ilişki bir evrim ağacı figürüne bakarak anlayabilirsiniz.
Geriye doğru gittikçe bu türlerin yukarıda bahsettiğimiz analizleri giderek birbirine benzer olur ve sonunda tek bir ortak atada buluşurlar.
Unutmamak gerekiyor ki evrim ağaçları üzerine tüm ortak atalar ve bütün türler yazılmaz.
Bu durum söz konusu ortak ata ve geçiş türlerinin bilinmediği anlamına gelmez.
Tek amaç... Ağacı fazla kalabalıklaştırmadan gerekli bilgileri aktarabilmektir.
Örneğin insanlar ile şempanzelerin son ortak atası Ororentuganensis isimli bir maymun türüdür.
Onun en yakın akrabalarından birisi Sahalantropus chadensis isimli bir diğer türdür.
Bunların her ikisi de günümüzden yaklaşık 6 milyon yıl önce Afrika'da yaşamıştır.
Bu ortak ata yaşarken gezegen üzerinde ne insanlar vardı ne de şempanzeler.
Ortak atalar, torun türlerin evrimini mümkün kılacak ara basamaklardır.
Gerçekten de Orlerin cinsinin Afrika'daki popülasyonun izolasyon mekanizmaları ve sonrasında gelen seçilim mekanizmaları ile birbirinden ayrışması sonucu 6 milyon yıllık bir süre zarfı sonunda insan ve şempanze
dediğimiz türler evrimleşmiştir.
Ve tabi ki insan altındaki 14 farklı tür de bu süreçte evrimleşmiştir.
Yani bu evrimleşme süreci bir anda olmamıştır.
Örneğin Orlerin dediğimiz orta katadan insanı giden yolda şu anda 30 farklı tür bilmekteyiz ve muhtemelen daha fazlası da zaman içerisinde keşfetmiştir.
İnsanın evrimine zoom yapmak.
Bunlardan anlaşılabileceği gibi evrimsel süreçte birçok dallanma ve birçok yeni tür oluşur.
Birçokları başarısız olarak elenir.
Sadece bazıları günümüze ulaşabilir.
Örneğin insana giden kolda sadece modern, düşünen insan türü hayatta kalmışken şempanzelere giden kolda iki tür.
Pantrokletes ve Pampaniskus hayatta kalabilmiştir.
Daha iyi anlamanız için o 6 milyon yıl önceki atadan sadece insana giden kola dair bir görsel sunalım.
Hatırlayacak olursanız ilk görselde şempanzeler ile insanın orta katasından insana giden kol tek bir çizgi olarak gösterilmekteydi.
Çünkü evrim ağacının o dalına yeterince yakınlaşılmamış, yeterince data yaranmamaktaydı.
Ancak o evrim ağacı dalına daha yakından bakacak olursanız yani adeta okul içerisine zoom yaparak girecek olursanız yukarıdakine benzer daha detaylı bir ağaç göreceksinizdir.
Bu, son 6 milyon yıldaki insan türlerinin bir kısmını göstermektedir.
Ki burada birçok türe yer verilmemiş, sadece meşhur ve evrimsel biyoloji camiasına genel geçer kabul gören türler gösterilmiştir.
Eğer 30 tür konulacak olsaydı ağacın okunması zor olabilirdi.
İşte birkaç paragraf geride, eğer homo sapiens'e giden tekildala daha da yakınlaşırsak, bugüne kadar yaşadığı tahmin edilen 109 milyar insanın birbirine bağlı soyadlarını görürüz dememiz de bundandı.
Bu kadar çok bireyin hepsinin tek bir ekranda gösterilmesi imkansız olduğu için tüm homo sapiens bireyleri evrim ağacı üzerinde tek bir dal olarak gösterilir.
Hem her bir canlı türünün her bir bireyi hem de o türlerin kendileri zamansal ve akrabalık ilişkilerine bağlı olarak birbirine harika bir şekilde bağlanıyor.
Büyüleyici öyle değil mi?
Evrimsel biyoloji olmasaydı bu gerçeklerin hiçbirini anlamlandırmamız mümkün olmazdı.
Yani insan türü evrilmesene kadar sadece birkaç milyon veya birkaç on milyon öncesine kadar gidecek olursak bile birkaç ara türü evrilmeşmiştir ve çeşitli sebeplerle yok olmuşlardır.
Eğer evrim tarihi için önemsenemeyecek kadar kısa, insan yaşamı için akıl almaz derecede uzun bir zaman dilimi olan 6 milyon yıl öncesine kadar gidecek olursak yolda toplamda 30 civarına insan ve
insansı türle karşılaşırız.
Homo sapiens bu süreçteki şimdilik en başarılı türdür.
Bu yüzden hayatta kalmıştır. 20 milyon yıl kadar geriye gidersek, ortak atalarımızdan ayrılan bazı diğer türlerinde birçok ara türden geçtikten sonra günümüze kadar ulaştığını, başarılı olduğunu görürüz.
Şempanzeler, goriller, orangutanlar bunlardan bazılarıdır.
Bir diğer makalemizde açıkladığımız üzere, insanın evrimi özellikle doğal seçilim mekanizması açısından dikkate değer miktarda yavaşlamış olsa da durmuş değildir.
Türümüz de önünde sonunda değişecek.
Ciddi çevresel değişimler ve hatta diğer gezegenlerin kolonize edilmesi sırasında yaşanacak tür içi izolasyonlar nedeniyle yeni türler evrimleşecektir.
Muhtemelen bu yeni insan türlerinden sadece bir kısım başarılı olacak ve evrim bu şekilde sürüp gidecektir.
Bu açıdan bakıldığında görüleceği üzere modern insan türü olan homo sapiens de bir ara türdür.
Esasında bu videomuzda, bu makalemizde ve bu yazımızda açıklayacağımız gibi zaten her tür bir ara türdür.
Bir çilek bitkisi de, yoldan geçen kirpinin türü de, biz modern insanlarda, evlerimizdeki köpeklerde.
Dolayısıyla zaman geçip nesiller değiştikçe türler evrimleşir.
Bu evrimsel sürecin şimdiki zamanı ile geçmiş zamanı arasındaki zaman diliminde sayısız ara tür evrimleşir ve yok olur.
Yok olan türler günümüze kadar ulaşamayan türlerdir.
Bunlar evrim ağacının en dış katmanlarına ulaşamayan dallar olarak gösterilirler.
Bu türlerin her biri kuzen ve ata ilişkileriyle birbirine bağlıdır.
İşte bu bağ görsele dönüştürüldüğünde bize de adını veren evrim ağacı denen ağaçlar elde edilir.
Örneğin aşağıdaki görselde Çok sayıda tür grubunun birbirleriyle olan evrim ilişkilerine tek bir görselde yer verilmektedir.
Unutmayın ki bu tür grupları altında da sayısız tür bulunur.
Eğer ki ağacın o kısımlarına zoom yapacak olursanız bu türlerin de birbirleriyle ilişkilerini görürdünüz.
O türlerden herhangi birinin evrim ağacı üzerindeki tekil dalına da yakınlaşacak olursanız bu durumda o türün tüm popülasyonları içerisindeki her bir bireyin birbirleriyle olan akrabalık ilişkilerini görmeniz teorik olarak
mümkün olurdu. Bu devasa ağacı takip ederek birçok tür grubu arasındaki ilişkiyi ve yaklaşık zamanları okuyabilirsiniz.
Evrimde ortak ataları ve ara türleri anlamak.
Önemli olan şudur.
Bu devasa ağaçta her canlının bir değeriyle farklı bir ortak atası bulunmaktadır.
Bu hata o ikisinin karışımı şeklinde değildir.
Genellikle evrimsel süreçte birbirinden çok ayrılmış iki türü ve bunların ortak hatasını inceleyecek olursanız evrim ağacı üzerinde oldukça geriye gitmeniz gerekir.
Örneğin muz ile insanın ortak hatası günümüzden yaklaşık 1.5 milyar yıl önce yaşamış basit yapılı bakterilerdir.
1.5 milyar yıl öncesinden bu iki türü ulaşana kadar binlerce, on binlerce ara tür var olmuş ve yok olmuştur.
Bu ara türlerden evrimleşen başka ara türler günümüze kadar ulaşabilmiştir.
Bugüne ulaşabilen bu türler muz bitkisine ve insana farklı uzaklıkta akrabalığa sahiptirler.
Bu yaşayan her iki tür için de aynen geçerlidir.
Elbette evrim ağacı üzerinde birbirine daha yakın yerleştirilen türler daha yakın akraba olan türlerdir.
Soy ağacınız üzerinde kardeşinizin amca kızınızdan daha yakın olması gibi.
Buna bir örnek şempanzelerle ortak atamız olan orrerin türüyle insanın ve şempazenin büyük oranda birbirine benziyor olmasıdır.
Muz bitkisiyle insanın ortak atası milyarlarca yıl önce yaşamış çok daha basit yapılı hücrelerken insan ile şempazelerin ortak atası bu iki türe çok daha fazla benzeyen bir diğer maymun türüdür.
Modern insan ile Neandertal insanlarının ortak atası olan Homo heidelbergensis türü ise bize, Ororin'in bize benzediğinden kat kat fazla benzemektedir.
Çünkü bu kuzenlerimiz sadece birkaç yüz bin yıl önce yaşamıştır, Ororin ise 6-7 milyon yıl önce.
Sadece insan ve şempanze için değil, örneğin Serçe ve Martı'nın ortak atası olan tür, Serçe'ye ve Martı'ya, Serçe ve Iguana'nın ortak atası olan türden çok daha benzerdir.
Serçe ve iguana'nın orta katası ise bir serçeye serçe ile karanfilin orta katasından kat kat daha benzeyecektir.
Çünkü serçe ve karanfilin orta katası gene milyarlarca yıl önce yaşamış tek hücreler olacaktır.
Tüm bunların sebebi şudur.
Evrimsel süreçte ele aldığınız türlerden başlayarak evrim ağacı üzerinde geriye giderseniz ve dalların kesiştiği nokta türün orta katasına işaret eder.
Evrim ağaçları ya da filogenetik ağaçlar bu şekilde okunuyor.
Ancak kat ettiğimiz yol baş döndürücüdür.
Son verdiğimiz evrim ağacından yapabileceğimiz bir diğer önemli çıkarım da var olmuş, olan ve olacak olan tüm türlerin ortak atasının 4 milyar yıl önce yaşamış ilkin yapılı bir canlı olduğudur.
Bu canlıları biz koaservatlar diyoruz.
Bunun nasıl cansızlıktan doğal süreçlerle evrimleştiğini merak ediyorsanız makale arşivimizdeki Abiogenez yazı dizisini okumanızı tavsiye ederiz.
Maymun nedir? Bu konuyu etraflıca aşağıdaki videomuzda izah ettik.
Öncelikle onu izlemenizi tavsiye ederiz.
İnsanları maymundan ayıran eski ekol.
Ama videoda anlattıklarımızı daha iyi anlamak için şu ağaca bir göz atalım.
Eskiden yaygın olarak kabul edilen bir ekole göre maymunlar taksonomi dahilinde parafilatik bir gruptadırlar.
Parafilatik gruplar ortak bir ataya ait tüm torun türleri içerisine almayan taksonomik gruplardır.
Yukarıdaki görselde bu görülmektedir.
Görselde eski dünya maymunları ile yeni dünya maymunlarına hep birlikte maymun adı verilmekte.
İnsansı maymunlar veya daha doğru bir şekilde kuyruksuz maymunlar olarak bildiğimiz homine idea ise özenle bunun dışında bırakılmaktadır.
İşte bu yüzden yani böyle bir dışlanma yapıldığı için maymunların parafletik bir taksonomi grubu olduğu söylenmektedir.
Yani incelenen grupların ortak atasından evrimleşmiş tüm turunlar aynı gruba alınmamaktadır.
Bu eskimiş ekole göre insansılar veya insansı maymunlar veya kısaca insa maymunlar olarak bilinen Ama daha doğru isimlendirmenin kuyruksuz maymunlar olacağı hominoidea yani
insanlar, insansı ataları ve yakın akrabaları birer maymun değildir.
Biz her ne kadar bir şempanzeyi düşünmeden maymun diyor olsak da eskiden yaygın olarak kabul edilen bilimsel terminoloji açısından şempanze de tıpkı insan, orangutan ya da goril gibi bir maymun
değildir. Bunlar insansı maymun olarak bilinirler.
Evet maymun değil insansı maymun.
Hani adeta bu ekoli savunan bilim insanları şöyle demektedir.
Tamam insanın, şempanzenin, gorilin, orangutanın da maymun olduğunu biliyoruz ama biraz ayrı tutalım onları.
Böyle biz de varız da içerisinde daha bir üstün olmalıyız sanki.
Açıkçası evrim ağacı olarak biz pek bir bilimsel arka planı olmayan halk tepkisini önlemeyi yönelik bu korkak tutumu bilim insanlarına yakıştırmamaktayız.
İnsanı maymunlardan dışlama çabası ve yarattığı sorunlar.
Eskiden yaygın olarak kabul edilen, günümüzde giderek terk edilmiş bu ekole göre yeni dünya maymunları arasında bulunan marmosetler, tamarinler, kapucin maymunları, sincap maymunları, baykuş
maymunları, titiler, saki maymunları, uakariler, Örümcek maymunları, bağıran maymunlar, eski dünya maymunları arasında bulunan babunlar, makaklar, vervetler, kolobus
maymunları, lutunglar, suriller, langurlar, doklar, proboscisler, domuz kuyruklu maymunlar isimlerinden de anlaşılabileceği üzere birer maymundur.
Bunlardan başka onlarca maymun türü bulunmaktadır.
Biz burada sadece bazı örnekler verdik.
Ne var ki bu kullanım kafaları karıştırabilmektedir.
Çünkü insanların dahil olduğu insa maymunlar eski dünya maymunlarıyla yakın yeni dünya maymunlarıyla daha uzak akrabadır.
Dolayısıyla eski dünya maymunları ve yeni dünya maymunları içine alan maymun sözcüğü insanları ve yakın akrabaları olan kuyruksuz maymunları dışlamaktadır.
Modern taksonomide sınıflandırmalar en küçük gruptan başlayarak en yakın akrabaları içine alarak genişleyerek yapılmaktadır.
Buna rağmen maymun sözcüğü bu genel yaklaşıma ters bir isimlendirme olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bunun sebebi ne yazık ki bilim insanlarının günümüzden 10 yıllar önce şahsi görüşlerinin yanılgılarına düşmeleridir.
Tıpkı bilim düşmanı olan kitlelerinin kendi düşüncelerinden yola çıkarak doğayı kafalarına göre yorumlayıp isimlendirme merakları gibi.
Bu şekilde çok çok nadir de olsa bilimin içerisinden gelen insanlar da düşünceleri, ahlaki yaklaşımları, şahsi inançları ve kimi zamanda insanları korkutup galeyanı getirmeme meraklarının ötürü
bilimsel tarafsızlıklarını yitirmektedirler.
İnsanları maymun olarak saymamak ve isimlendirmemek adına maymun sözcüğü insanları içine alan bir grup olarak kullanılmamış ve tamamen anlamsız ve kafa karıştırıcı bir şekilde sadece eski dünya maymunları
ile yeni dünya maymunlarını kapsamıştır.
Bunun kültürel sebepleri oldukça anlaşılırdır.
Ancak bilimsel bakıldığına bu tam bir saçmalıktır.
Bunun bir diğer sebebi de genetik bilimi güçlendirmeden önceki zamanlarda yapılan taksonomik sınıflandırmaların sadece kemiklere ve antropolojiye göre yapılmış olmasıdır.
Ancak sonradan genetiğin güç kazanması ve yaygınlaşmasıyla, evrimsel biyolojiyle bir araya gelmesiyle birlikte gerçek çok net bir şekilde ortaya çıkmıştır.
İnsanların da içerisinde bulunduğu insansı maymunlar da eski dünya maymunları ve yeni dünya maymunları ile birlikte bir bütün olarak maymunlar ifrat akımının bir üyesidirler.
Dolayısıyla biyolojik olarak bir insan memeli olduğu kadar, hayvan olduğu kadar bir maymundur da.
Bu gerçeğe alışmakta fayda var.
Gerçek, insan bir maymun türüdür.
Ancak neyse ki bilim hatalarından ders almayı bilen ve kendini geliştirmekten çekinmeyen bir bilgi türü olduğu için günümüzde modern ve gerçekçi bilim insanları bu kavramı değiştirmeye başlamışlardır.
Evrim ağacı olarak biz de bu korkusuz, gerçekçi ve modern bilim insanları arasında onlara destek olmaktayız.
Yazılarımızda insanın bir maymun türü olduğunu açıkça belirtmekteyiz.
Çünkü bu sadece bir isimlendirmedir ve maymun kelimesi sanılanın ve düşünenin aksine bir hakaret değil, bilimsel bir terimdir.
Maymun kelimesi günümüzde artık parafletik bir grubu değil, monofletik bir grubu ifade etmektedir.
Yani tüm ataları ve torunlarıyla birlikte evrimsel süreçteki birbiriyle yakın akraba olan türlerin hiçbiri dışlanmaksızın tamamı aynı gruba dahildir.
Filogenetik olarak anlamlı olabilmesi için simiyen infra takımı ile eş anlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Yukarıdaki fotoğrafta simiformis'in kapsadıklarını görebilirsiniz.
Bu sayede maymun sözcüğü eski dünya maymunları, yeni dünya maymunları ve insansı maymunlar gruplarını kapsayacak hale gelmiştir.
Evrim ağacı olarak bizler bu bilimsel duruşun Türkiye'de yayılmasını sağlayacak kaynak olmak üzere çalışıyoruz.
İnsan türü olarak kendimizi diğer hayvanlardan ve maymunlardan dışlamaya çalışmanın anlamı yok.
İnsan türü yeni gelişen ve benimsenen bilimsel terminolojiye göre bir primattır, bir maymun türüdür ve daha spesifik olarak bir insansı maymundur.
Bunda alınacak, darılacak, bozulacak bir taraf bulunmamaktadır ve bulunmamalıdır da.
İşin özü şudur, insan maymunlardan evrimleşmiştir.
Diğer maymunlarla ortak ataları vardır ve şu anda halen maymunlar olarak bilinen Simiformes infra takımının üyesi olan yani maymun olan bir türdür.
İnsanın geldiği yer şempanze ile ortak atası olan Orrorin'dir.
Hatta daha yakın zamana gidilecek olursa yukarıdaki ikinci evrim ağacından görülebileceği gibi Neander teller ile ortak atası olan Homo heidelbergensis'den gelmektedir.
Bunlar şempanzelerden çok daha uzak olan insana oldukça benzeyen canlılar olmakla birlikte hala semiformis infra takımı altındadırlar.
Eğer çok rahatsız oluyorsanız kendinizi bir insansı maymun olarak görebilir ve diğer aşağılık, zavallı, acınası, tipsiz, şebelek hayvanlardan ayırabilirsiniz.
Ancak sizin duygularınızın kırılması veya rahatsız olmanız ne yazık ki gerçekleri değiştirmeyecektir.
Bu taksonomiyle ilgili daha fazla bilgi alabilmek için insanlar ve yakın akrabalarının taksonomik sınıflandırması üzerine başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Peki insan bir maymun türü ise diğer maymun türleri neden insan olmuyor?
İlk olarak bilmeniz ve hatırlamanız gereken nokta şudur.
İnsan günümüzde yaşayan hiçbir maymundan gelmemektedir.
Hiçbir bilim insanı bunu iddia etmemiştir, etmeyecektir.
Ve böyle bir düşünce komik olmanın yanı sıra evrim kuramıyla, dolayısıyla biyolojiyle, dolayısıyla da bilim ile çelişmektedir.
Çünkü maymunlar bizden daha az modern olan canlılar değillerdir.
Şu anda var olan bütün canlılar moderndir ve hiçbiri bir diğerinden meydana gelmemiştir, gelmeyecektir.
Çünkü bu canlıların tamamı aynı zaman dilimde varlıklarını sürdüren canlılardır.
Modern türler birbirlerinden evrimleşmezler.
Sadece ortak bir rahatlığa sahiptirler.
Dolayısıyla insan da günümüzdeki maymunların hiçbir türünden gelmemektedir.
Başta da anlattığımız gibi insanın yaşayan en yakın kuzenleri bonobo maymunları ve şempanzelerdir.
Günümüzde yaşamayan türler arasındaki en yakın kuzenleri ise neandertaller gibi diğer insan türleridir.
Ancak genellikle yaşayan türlerden bahsedildiği için insanın ismi şempanzelerle birlikte anılır.
Daha sonra goriller gelir ve bu böyle geriye doğru gider.
İnsan muz bitkisiyle de, kaplanla da, Kaplumbağayla da kuzendir.
Ancak bu, teyzenizin halasının babasının anneannesinin, altıncı göbekten kuzeninin kardeşinin, yedinci dereceden kuzeninin görümcesinin baldızı gibi bir durumdur.
Çünkü herhangi bir bitkiyle olan atamız, hayvanlarla bitkilerin ortak atası olan ve en son milyarlarca yıl önce yaşamış olan bir ilkel bakteridir.
Günümüzde bu bakteriler ve onlardan evrimleşmiş torunları binbir farklı türüne evrimle sebep olmuşlardır ve artık yaşamazlar.
Ancak onlara ait iki devasa...
Hayvanlar ve bitkiler binbir türü içerisine barındıracak şekilde varlığını sürdürmektedir.
Benzer şekilde kaplanlarla da ortak atalarımız vardır ve bu ata papatyalarla olan atalarımızdan çok daha yakın bir zamanda yaşamıştır.
Maymunlardan geriye doğru gidersek dört ayaklı başka canlıların en sonunda da küçük, fareye benzeyen ve 65 milyon yıl önce yaşayan atalarımızın bütün memelilerin atası olduğunu görebiliriz.
Kısacası var olan bütün canlılar ile ortak atamız mevcuttur ki bunlar arasındaki ilişkiye biz evrim ağacı diyoruz.
Peki maymunlar neden insana evrimleşmemektedir?
Buna bir miktar cevap verdik.
Şimdi bu cevabı şu soruyla biraz daha geliştirelim ve irdeleyelim.
Neden evrimleşmesinler ki?
İnsana evrimleşmek veya insanların özelliklerini kazanmak evrimsel açıdan ekstra bir avantaj mı sağlamaktadır?
İnsanlar bir şempanze gibi ağaca tırmanabilir mi?
Kaç tane insan saatte onlarca kilometre hızla bir ağaçtan diğerine sıçrayarak avcudan kaçabilir?
Kaç tane insan orman dokusunda bir maymun kadar iyi saklanabilir?
Kaç tane insanın vücudu maymunların yaşam ortamında yaşamaya elverişlidir?
Bunların cevabı açıktır.
Neredeyse hiçbiri.
Bu durumda evrim neden bu tür bir evrimi istisnasız her tür için desteklesin ki?
Her canlı yaşadığı ortama ve o ortamın zaman içerisinde değişen koşullarına adapte olacak şekilde evrimleşir.
İnsanların ataları da Orrurin Tuganensis gibi bir atadan ayrıldıktan sonra değişen çevreyle birlikte belli bir yönde evrim geçirmişlerdir ve bu evrimin sonucunda bizler homo sapiens ortaya çıkabilmiştir.
Ancak bu evrim her diğer türde aynı şekilde gerçekleşmez ve gerçekleşmek zorunda da değildir.
Bunun neden böyle olduğunu, insan zekasının evrimi, neden sadece insan beyni bu kadar evrimleşmiştir, başlıklı makalemizde detaylarıyla ele almaktayız.
İnsana evrimleşmek, evrimin nihai bir amacı değildir.
Bu, böyle görüldüğü müddetçe tüm canlıların yöneldiği noktanın insan olduğu yanılgısına düşülür.
Halbuki evrimsel süreçte bir toprak solucanı ne ise insan doğudur.
Beynimizin gelişmesinin evrim ya da doğa açısından hiçbir önemi veya faydası yoktur.
Zaten evrimin kendisine yararlı olan türleri üretmek gibi bir amacı da yoktur.
Hatta basitçe evrimin bir amacı bile yoktur.
Dolayısıyla hiçbir maymun insana evrimleşmez ve evrimleşmeyecektir.
İnsan bir türdür. Diğer modern maymunlar başka türlerdir ve birinin bir diğerine evrimleşmesini sormak bilimsel bir soru dahi değildir.
Çünkü evrim kuramının anlaşılmadığını gösterir.
Evrimsel biyolojide aynı çağda yaşayan çağdaş türler birbirlerine evrimleşmezler.
Özet Kısaca şimdiki maymunların neden insan olmadığı konusunu özetleyecek olursak tek bir soru sormalıyız.
Neden evrimleşsinler ki?
Yukarıda anlattıklarımız anlaşıldığında insan ile şempanzenin arasında atı torun değil kuzen kuzen ilişkisi olduğu görülecektir.
Bu da maymunların örneğin şempanzelerin neden insana evrimleşmediğini net bir şekilde gösterecektir.
Çünkü onlar farklı türlerdir ve insana evrimleşmek gibi bir amaçları bulunmamaktadır.
Onlar bizim filogenetik kuzenlerimizdirler ve doğrudan bizimle bir ilgileri yoktur.
Bir ayı, bir ata neden evrimleşmiyorsa bir şempanze de bir insana o yüzden evrimleşmemektedir ve asla da evrimleşmeyecektir.
Şempanzeler gelecekte belki bizler kadar zeki olabilirler ancak o zaman bile insan olarak anılmayacaklardır.
İnsandan farklı, yeni bir türe evrimleşmiş olacaklardır.
Bu durumda artık insan gibi zeki iki tür var denilecektir.
Şempanzeler artık insan oldu denmeyecektir.
Tarihte insana oldukça yakın zekaya sahip birçok ata ve kuzen türü bulunmuştur.
Ancak bunların hiçbiri homo sapiens değildir.
Homo sapiens de onlar değildir.
Onların torunları veya kuzenleridir.
Bu atasal türlerde insan olarak anılırlar.
Ancak insan kelimesi bile tıpkı maymun kelimesi gibi bir gruba işaret eder.
Homo cinsinin tamamı insandır.
Bizler var olmuş tek insan türü değiliz.
Onlardan sadece bir tanesiyiz.
Bir zamanlar diğer insan türleriyle bir arada yaşadık, veri aktarımında bulunduk, mücadele ettik.
Ancak onlar tamamen farklı insan türleriydi.
İşte evrimsel biyolojinin bize kattığı bilgiler böylesine derin bir anlayışı kazandırmış ve bin yıllardır sorulan biz nereden geldik sorusuna tek bilimsel ve tek gerçek ve tek tatmin edici
cevabı verebilen dal olmuştur.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
