Transkript
İnsanın anatomik evrimi hızlanarak devam ediyor.
20 yaş dişleri yok oluyor.
Kolumuza yeni damarları oluşuyor.
Yüzler kısalıyor. Kemik bağlantıları değişiyor.
Yazar Çağrı Mert Bakırcı Seslendiren Ahmet Berke Candan Birçok insan, türümüzün artık yabancı hayat içerisinde olmamasından ve
artık gerçek anlamda hayatta kalma mücadelesi vermiyor olmamızdan ötürü evrimimizin durduğuna inanır.
Bunun doğru olmadığını biliyoruz.
Türümüz son 2000 yılda da birçok evrimsel değişim geçirdi ve değişmeye devam ediyor.
Journal of Anatomy dergisinde yayınlanan yakın geçmişte insan kolundaki medyan damarın görünme sıklığının artışı mikro evrimsel bir değişim.
Başlıklı bir makalede Avustralyalı araştırmacılar insan türünde kısmen kısa bir süre içinde hızlı evrimsel değişimler yaşandığını gösterdiler.
Makaleye göre bu evrim son 250 yılda daha da hızlandı ve artık anatomik olarak net bir şekilde gözlenebilir değişimlere sahibiz.
Bunun bir örneğini ortanca damar veya medyan damar olarak bilinen bir damarın evriminde görüyoruz.
Medyan damar normalde embriyolojik gelişimin erken evrelerinde oluşur.
Kol boyunca gelişir.
Ancak 8.
haftadan sonra insanların ezici çoğunluğunda yok olur.
Yapılan araştırmalar 1880'lerde yaşayan insanların sadece %10 kadarında bu damarın doğumdan sonra da vücutta bulunmaya devam ettiğini gösteriyordu.
Bu kişilerde bu damar radyal damarla ulnar damar arasında bulunuyor ve bile daha fazla kan taşınmasını sağlıyor.
Ancak Adelaide Üniversitesi ve Flinders Üniversitesi'nden araştırmacıların 20.
yüzyılda yaşamış 51 ila 101 yaş aralığında bulunan 80 insan kadavrası üzerinde yaptığı araştırmaya göre 1900'lerin sonunda Bu damarın insan toplumlarında görünme oranı %38
.1 dolaylarına çıktı.
Yani eskiden nadir bir varyasyon olarak görülen bir durum insanın evrimi içerisinde %50'nin üzerine doğru hızla evrimleşiyor.
Bu %50'lik bariyer aşılacak olursa artık nadir bir varyasyon olarak değil standart özellik olarak görülmesi gerekecek.
Araştırmacıların söylediğine göre bu artış trendi devam edecek olursa 2100 yılına kadar insanların büyük çoğunluğunda bu damar var olacak.
Evrim, bir türün popülasyonu içerisindeki gen ve özelliklerin dağılımının nesiller içinde değişimi olarak tanımlanır.
Yani ortanca damar gibi bir özelliğin popülasyonda görünme sırtının değişmesi evrimin yaşandığının net bir ispatıdır.
Araştırmacılar bu evrimsel değişimin kökeninde Medyan damarın gelişimini etkileyen genlerde meydana gelen mutasyonlar ve gelişim sırasında yaşanan sorunlar olduğunu düşünüyorlar.
Bu damara sahip insanların daha hızlı parmakları ve daha güçlü kolları olabilir.
Ancak her evrimsel değişim gibi bu evrimsel değişim de bazı dezavantajlarla da birlikte geliyor.
Örneğin bu damara sahip kişilerde Karpal Tünel Sendromu görülme ihtimali artıyor.
Evrimsel süreçte önemli olan yeni özelliklerin avantaj sağlayan taraflarının dezavantajlardan daha çok olması veya dezavantajların türün yaşamını veya üremesini
tehdit edecek boyutta olmaması.
Bu şartlar sağlandığı sürece belli başlı dezavantajlı özellikler de popülasyon içinde daha sık görülebiliyor.
Bu damarın evrimi insan anatomisinin evrimindeki bir diğer değişim olan fabella kemiğini hatırlatıyor.
Dizlerde bulunan bu kemiğin Günümüzde insanlarda bulunma sıklığı bundan bir asır öncesine göre 3 kat kadar daha fazladır.
Fabela kemiği de bir yandan tendonlardaki sürtünmeyi azaltıp kas kuvvetlerini dağıtarak daha güçlü dizlere sahip olmamıza yararken diğer yandan diz ağrısı ve artrit
ile ilişkilendirilmektedir.
Ancak bu yapıyla diz rahatsızlıkları arasındaki nedensellik kesin değildir.
20 yaş dişleri yok oluyor.
Daha önceden detaylıca izah ettiğimiz gibi 20 yaş dişlerimiz atalarımızdan kalma evrimsel bir artıktır.
Bir körelmiş organ örneğidir.
Aslen selilozla beslenen atalarımızdan kalma 20 yaş dişlerimiz, meyvecil bir diyetten et ağırlıklı hepçil bir diyete gelişimizle birlikte ve giderek irileşen beyin büyüklüğümüz dolayısıyla
törenmiştir. Sadece 20 yaş dişlerimiz değil, apandis organımız da aynı şekilde diyet değişimine bağlı olarak evrimsel süreçte körelmiş organlardan birisidir.
Ancak insanın 20 yaş dişleri, körelme sürecinin sonuna ulaşmamıştır.
Yani tamamen işlevsizleşmemiş veya tamamen yok olmamıştır.
Bir organın körelmiş organ olarak nitelendirilmesi için işlevini yüzde yüz yitirmesi veya tamamen işlevsiz olması gerekmez.
Belli başlı işlevleri olsa bile ana görevini yerine getirmeyen organlar körelmiş organ olarak nitelendirilir.
İşlevini tamamen yitirmiş organlarsa işlevsiz organlar olarak nitelendirilir.
Bazı organlar henüz tamamen yok olmadıkları için körelme sürecinin içerisindedir.
İnsan kuyruğu gibi bazı diğerleri ise tamamen körelerek yok olmuşlardır.
Körelmiş organlarla ilgili çok daha fazla bildiği evrimağacı.org'daki körelmiş organlar nedir, neden köredirler, neden hala canlılarda bulunurlar başlıklı makalemizden
veya evrim kuramı ve mekanizmaları başlıklı kitabımızdan edinebilirsiniz.
20 yaş dişlerimizde henüz tam olarak körelmemişlerdir.
Ve bu nedenle körelme süreci içerisinde olan evrimsel değişimi bizzat gözleyebileceğimiz organlardır.
Flinders Üniversitesi'nden Dr.
Tegan Lucas şöyle diyor.
20 yaş dişlerimizi yitirme nedenimiz ateşi kontrol edip besinleri giderek daha fazla işleyebilmemizdir.
Artık insanlar hiç 20 yaş dişleri olmadan doğuyorlar.
İnsan anatomik olarak evrimleşmeye devam ediyor.
Araştırmacılar, bunun haricinde insan evriminde son 2-300 yılda hızlı değişimler yaşanmış birçok özellik olduğunu vurguluyor.
Şöyle yazıyorlar. Tıpkı ön kollarda ortancı damarların görünme sıklığının artması gibi, son 2-3 yılda görünme sıklığı artan Spina bifida okulta, tarsal koalisyon ve
fabela kemiği gibi birçok anatomik özellik vardır.
Elimizdeki kanıtlar, doğal seçilimin bu anatomik özellikler üzerindeki baskısının mikroevrimsel süreçlere neden olmuş olabileceğini bu nedenle de görülme sıklıklarının artmasına neden olduğunu göstermektedir.
Tüm bu değişimler insanın halen evrimleşmekçi olduğunun net göstergeleridir.
Bu evrim kimi zaman doğal seçilim gibi çevre şartlarının yönlendirmesiyle olabilir.
Örneğin insanın son 2000 yıldır geçirdiği evrimsel değişimleri evrim ağacı nokta ortaki Hala evrimleşiyor muyuz?
İnsan türünün 2000 yıldaki evrimi başlıklı makalemizden öğrenebilirsiniz.
Ancak doğal seçilim etkisiyle olmasa bile sadece genetik sürüklenme gibi mekanizmaların etkisiyle de insan ve diğer tüm türler evrimleşmeyi sürdürmektedir.
Dr. Lucas şöyle diyor.
Birçokları insanların evriminin durduğunu düşünüyor.
Ama bizim çalışmamız halen evrimleştiğimizi gösteriyor.
Hatta son 250 yıldaki herhangi bir zamandan çok daha hızlı evrimleşiyoruz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
