Transkript
Altyazı M.K. Ayşenur Günaydın Editör Çağrı Mert Bakırcı Belleğimize her zaman güvenemeyeceğimizi biliyoruz.
Deneyimlerimizin üzerinden geçen zaman arttıkça anılarımızın bulanıklaştığını, ayrıntıların kaybolduğunu biliyoruz.
Ancak hayatımızdaki çok önemli olaylarla ilgili anılarımızdan genel olarak çok daha emin hissederiz.
Üniversiteyi kazandığınızı öğrendiğiniz o anı düşünün.
Ya da annenizin ölüm haberini aldığınız o an.
Patlamanın olduğu o an.
Bebek sahibi olacağınızı öğrendiğiniz o an.
Bu türden olaylar oluştukları anda bizi olumlu ya da olumsuz yönde duygusal açıdan çok etkilemişlerdir.
Bu yüzden üzerlerinde oluştukları andan itibaren çok düşünür, aklımızda çok döndürür, hatta birçok durumda kendimize yakın hissettiğimiz insanları anlatırız.
Öyle ya, insana zaman durmuş gibi gelen bir an nasıl unutulur?
Gerçekten hepsinin dün gibi hatırınızda olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Evet mi? O zaman bunu tekrar düşünmeniz gerekebilir.
Otobiyografik bellek Anılarımız mutlu olduğumuz güzel zamanlara veya bizi sarsan kötü zamanlara ait olabilir.
Bunlar bizim hayatımızı tümüyle değiştirmiş ve etkilemiş olabilir.
Bu piyangoyu kazandığımız bir günün anısı olabileceği gibi yaşadığımız çok sarsıcı bir deprem deneyimi de olabilir.
Yaşadığımız anıların tutulduğu ve geri çağrıldığı bellek türüne otobiyografik bellek deniliyor.
Adından da anlaşılacağı üzere otobiyografik bellek kişiyle ve kişinin deneyimleriyle ilgili olan bilgilerin tutulduğu bellektir.
Sinirbilimsel plaj bellek Brown ve Kulik, 1997 yılında kişiyi aparlatacak, sarsacak ölçüde kuvvetli duygusal izler bırakan anılarımızın oluşturduğu bellek
türünü plaj bellek olarak adlandırdılar.
Plaj bellek, otobiyografik belleğin bir türüdür ve kişinin yaşamındaki duygu yükü yüksek olan anıları hatırlamasını içerir.
Anılarımıza neden güvenemeyiz?
Bazı deneyimlerimiz diğerlerine göre çok çarpıcıdır.
Çünkü bu yaşantılarımız sırasında yoğun duygulara maruz kalmışızdır.
Örneğin bir kadının tecavüze uğradığı gün ya da ilk çocuğunu doğurduğu gün çok yoğun duygular yaşamıştır.
Bu durumda kadın olayın olduğu günü dün gibi hatırladığını ifade edecektir.
Ancak çalışmalar gösteriyor ki dün gibi hatırlamıyoruz.
O anın şoku sonrasındaki psikolojik durumumuz.
Yaşadığımız olaya benzer olaylara ilişkin dinlediklerimiz, okuduklarımız, izlediklerimiz o anıyı zaman ilerledikçe yavaş yavaş modifiye edip orijinal halinden uzaklaştırıyor.
O anı asla unutamam, dün gibi tüm ayrıntılarıyla hatırlıyorum dediğimiz anları aslında zaman ilerledikçe farklı biçimde hatırlıyoruz.
Bununla ilgili en öğretici çalışma 11 Eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezi Kulelerinin yani İkiz Kulelerin yıkılması sonrasında.
gerçekleştirilen bir çalışmadır.
O sırada travmatik olayı yaşayanlardan olaydan bir hafta sonra alınan bilgiler, 11 ay sonra alınan bilgiler ve 35 ay sonra alınan bilgiler farklılık göstermiştir.
Örneğin olaydan bir hafta sonra ifadesine başvurulan bir kişi kulelerin yıkılması sırasında okul kantininde olduğunu söylemiştir.
Ancak aylar sonra çalışma tekrarlanınca o an sınıftaydım ve ders dinliyordum şeklinde ifade vermiştir.
Daha da çarpıcı olan Hatırladıklarından emin olma oranı da oldukça yüksektir.
Çalışmaya katılan diğer kişilerde de benzer doğrultuda etkiler gözlenmiştir.
Nasser ve Harsh, Challenger uzay mekiğinin patlamasından sonra kişilere bu olayı duydukları günle ilgili bir takım sorular sormuştur.
Bu sorular nerede oldukları, ne yaptıkları gibi olayın yaşandığı anı ilişkin belleklerini sınamaya yönelik sorulardır.
Aynı kişilere 2-3 yıl sonra tekrar aynı sorular sorulmuştur.
Araştırmanın ilk adımında olayı televizyondan öğrendiklerini söyleyen katılımcı sayısı %21 iken ikinci adımında %45'e çıkmıştır.
Bu da bize belleğimizin zaman içinde günlük yaşamımızda duyduklarımız ve gördüklerimizden etkilenmekte olduğunu gösterir.
Bu durumda görgü tanıklarına ne kadar güvenebiliriz?
Bu yanılma adli olaylarda da karşımıza çıkmaktadır ve plaj belleğe dayanan tanıklıkların sonuçları daha ciddi bir hal alabilmektedir.
Suçsuz bir kişinin ceza alması ya da suçlu bir kişinin serbest bırakılması gibi.
Buna en iyi örnek 1995 Oklahoma bombalı saldırısıdır.
Saldırıyı düzenleyen kişi bunu kiralık bir araçla yapmıştır.
Kiralama şirketinde çalışan 3 kişinin ifadesi alınır ve bir tanesi suçlunun bir de ortağı olduğunu söylerken suçlunun tek başına olduğunu belirtir.
Aradan bir zaman geçtikten sonra ikinci bir ifade için çağrıldıklarında diğer ikisi de suçlunun bir ortağı olduğunu belirtir.
Ancak suçlu yakalandığında bir ortağının olmadığı ve olayı tek başına yaptığı anlaşılmıştır.
Bu kişiler yalan mı söylemişti?
Aslında pek sayılmaz.
İlk sorgudan sonra kendi aralarında yaptıkları sohbetlerde aralarından birisi bir ortağa ilişkin bir şeyler hatırlayıp bu yönde ifade verdiğini belirtince diğerlerinin de hatıralarında aynı şey yer almaya başlamıştır.
Bizi önemli ölçüde etkileyen anılar zaman içerisinde değişmekte ve şekil almaktadır.
belleğimiz devamlı gelişim ve değişim halinde olan bir yapıdır.
Yaşamış olduğumuz olayı tekrar tekrar anlatmak, başkalarının benzer yaşantılarını dinlemek, zaman içinde edindiğimiz ilgili diğer anılar ve benzeri etkenler belleğimizi büyük ölçüde etkileyebilir.
Bir arkadaşınıza eşinizin sizi aldattığını öğrendiğiniz an iş yerinde olduğunuzu anlattınız.
Ancak aylar sonra aslında arkadaşınızla aynı anıyı paylaşırken bu sefer Doğan tatilde olduğunuzu söyleyince arkadaşınız bu çelişkiyi yakaladı.
Yalan mı söylediniz?
Hayır. Sizin belleğinizde anı gerçekten de artık bu şekilde.
Yani o sırada tatilde olduğunuzu hatırlıyorsunuz.
Özetlersek, önemli anlarda belleğinize yerleşen, sanki o anın fotoğrafını çekmiş gibi hatırladığınızı düşündüğünüz olaylar çok da doğru olmayabilir.
Öyle ki anılarınıza her eriştiğinizde onları birazcık daha bozuyor olduğunuz gerçeği anı ironisi olarak bilinmektedir.
Belki de hafızamız gerçekten kendisine çok da güvenmememiz gereken bir yapıdır.
Herkes hatırladığı şeyden emindir.
Ancak bu nesnel bir ölçüt değildir.
Bu yüzden anılarınıza körü körüne inanarak hareket etmeden önce bir defa daha düşünün.
Seslendiren Altay Kenger Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
