Hız, Neden İnsana Haz Verir? Bazı İnsanlar İçin Hız Sınırına Uymak Neden Bu Kadar Zor?
2 Ocak 2022 · 10 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Hız neden insana haz verir?
Bazı insanlar için hız sınırına uymak neden bu kadar zor?
Yazar Enes Kocabey, editör Dilan Emektar, ikinci editör Çağrı Mert Bakırcı, seslendiren Akın Karahasan.
Hız sınırının aşılması trafikte en çok yapılan ihlallerden biridir ve trafik kazalarının gerçekleşmesinde büyük bir etkisi vardır.
ABD'de gerçekleşen ölümcül trafik kazalarının %30'una yüksek hızın sebep olduğu ve yalnızca 2012'de gerçekleşen 10.000'in üzerindeki ölümün bununla ilişkili olduğu tahmin edilmektedir.
Peki tüm bu tehlikenin farkında olmamıza rağmen hız yapmamızın arkasındaki sebepler neler?
Neden hız yapmaktan haz duyuyoruz ve buna engel olamıyoruz?
Bu sorulara cevap bulabilmek için belki de şu soruyu sormamızda yarar var.
İnsanlık ne zaman hızdan haz duyar hale geldi?
Birkaç yüzyıl önce atalarımızın ulaşabildiği en yüksek hız bir atın hızıyla sınırlıydı.
Otomobillerin hayatımıza girmesiyle birlikte herhangi bir yere ulaşmamız daha hızlı gerçekleşir oldu ve artık bu yeni normalimiz haline geldi.
Algılarımız da hızla ilişkili olarak dönüştü diyebiliriz.
Günümüzde hız hayatımızın her alanında önemli bir yar kaplamaya başladı.
Her ne kadar bunu sürekli olarak bilincinde olmasak da tercihlerimiz buna uygun olarak gerçekleşmekte.
Özellikle otomobil reklamlarına baktığınızda araçların özellikleri arasında en çok hızın ön plana çıkarılmaya çalışıldığını kolayca görebilirsiniz.
Öte yandan hızın toplumda olumlu bir anlam bulması hıza karşı arzu duymamıza sebep oluyor olabilir mi?
Hız testosteron seviyesini arttırır.
Hızlanmak için pedala bastığınızda vücudunuzda ani bir adrenalin patlaması gerçekleşir.
Bunun sonucunda kan basıncınız yükselir ve kalp atışlarınız hızlanır.
Vücut ısınız yükselir.
veya vücudunuzda karıncalanmalar hissedebilirsiniz.
Hız karşısında ortaya çıkan bu etkilerin hem kadın hem de erkeklerde gerçekleştiğini görebiliriz.
Ancak erkeklerde bu etki daha belirgindir ve bunun nedeni erkeklerde daha yüksek miktarda bulunan testosteron hormonu olabilir.
2009 yılında Organizational Behavior and Human Decision Processes dergisinde yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar iki gruba ayırdıkları erkeklerin testosteron seviyelerini karşılaştırdı.
Birinci grupta yer alan erkekler hızlı bir Bir spor araba kullanırken ikinci gruptaki erkekler normal bir sedan araba kullanıyordu.
Gruplardan birinin araçları kullandığı caddeye kadınlar varken diğer grubun kullandığı cadde tamamen sakin ve boştu.
Araştırmanın sonucunda spor araba kullanan grubun testosteron seviyesinin diğer gruba göre daha yüksek olduğu gözlemlendi.
Ayrıca kadınların varlığının testosteron seviyesinde bir değişiklik yaratmadığı yalnızca arabanın hızının testosteron seviyesini etkilediği sonucuna ulaşıldı.
Toplumun hıza bakışı bizi hıza yöneltebilir.
Hız ve alkol trafik kazalarına en çok sebep olan iki faktör olsa da genellikle alkollü araç kullanımı daha büyük bir suç olarak görülür.
İnsanların büyük bir çoğunluğu hızlı araç kullanmayı alkollü araç kullanmaktan daha kötü olarak algılamaz.
Hatta hızın limitlerinin biraz üstündeki bir hızı normal olarak bile karşılayabilir.
1980'lerde ABD'de alkollü araç kullanmanın yanlış olduğunu ve ehliyet kemeri takmamanın aptallık olduğunu vurgulayan reklamlar yapıldı.
Ancak bu reklamlarda trafikte hız yapmanın tehlikeli olabileceği ile ilgili hiçbir uyarı yoktu.
Bu konuda yeterli vurguların yapılmaması, insanların çoğunda hızın tehlikeli olmadığı algısının oluşmasına hatta olumlu bir anlam kazanmasına sebep olmuş olabilir.
2020 yılında yapılan bir incelemede 4 akademik veri tabanı kullanarak 1970-2018 yılları arasındaki makalelerde literatür taraması yapıldı.
Bu incelemede normlar ve riskli sürüş davranışları gibi terimler arama için kullanıldı.
Ulaşılan sonuçlarda sürücülere güvenli bir şekilde araç kullanmaları konusunda yapılan tedbirlerin hız gibi trafik suçlarının önüne geçmede etkili olmadığı kanıtlandı.
Özellikle genç sürücülerin çevrelerindeki aile ve dost gibi önemli kişilerin hızlı araç sürmesi sürücülerin bunun mantıklı bir davranış olduğunu düşünmelerine sebep olduğu gözlemlendi.
sürücülerin gelecekteki davranışlarını etkilediği sonucuna ulaşıldı.
Hız kanatlarımız olduğu hissini verebilir.
Psikologların hız konusundaki arzumuzu açıklamadaki yaklaşımlarından biri de hızın bizler için kanat görevi görüyor olmasıdır.
Hızlı bir sürüş esnasında zihnimizde anlık bir değişim gerçekleşir.
Aracınız sanki kişiliğinizin veya vücudunuzun bir uzantısıymış hissi uyandırabilir.
Yaşadığınız bu his daha hızlı gitmeye karşı büyük bir arzu duymanıza ve böylece egonuzu güçlendirmenize sebep olabilir.
Bu davranış genellikle erkeklerde daha fazla görülür.
Bu yüzden erkeklerin spor arabalara karşı kadınlardan daha fazla iyi Hız tutkusunun
diğer nedenleri. Hızın kimyasal kökenleri Hız arzumuzu tetikleyen sebeplerden biri de dopamin ve kısaca MAO olarak bilinen monoamin oksidazdır.
Monoamin oksidaz bir enzim türüdür.
Dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterleri parçalar.
Eğer düşük bir monoamin oksidaz seviyeniz varsa maceraya meraklı biri olma ihtimaliniz oldukça yüksektir.
Bu yüzden hız gibi tehlikeli heyecanları yaşamanız büyük bir alışkanlığa dönüşebilir.
Hız kendimizi gerçekleştirmek için bir araç olabilir.
Kişinin hayatında bir şeyin eksikliğini yaşaması, bir duyguya ait olma ya da kendi varlığını ortaya çıkarmak için hızın verdiği hazda yönelme ihtiyacı hissedebilir.
Birçok insan için hız yapmak alkol gibi bir kaçış yolu olabilir.
Daha güçlü bir sebep olarak kişinin yaşadığı öfke ve hayal kırıklığı gibi yüksek duygular onu hızlı ve tehlikeli bir heyecana sürükleyebilir.
Hızlanma ihtiyacı nereden geliyor?
2007 yılında National Public Radio kanalında gerçekleşen Talk of the Nation adlı programda dinleyicilere neden hızı sevdikleri soruldu ve buna karşılık programa katılan dinleyicilerden birçok farklı yanıt geldi.
Bu yanıtlardan biri birçok genç kadının arabayla hız yapmayı tahrik edici bulması nedeniyle genç erkeklerin hız yapmaya meyilli olduğuydu.
Program konuklarından Hawaii Üniversitesi'nde de psikoloji profesörü olan Leo James ergenlik dönemindeki sosyalleşme sürecinde bunun etkili olduğunu ve sonrasında da devam edebildiğini ifade etti.
Programda emniyet kemeri, hava yastığı gibi güvenliği sağlayan cihazların hızlı araç kullanmaya etkisi de konuşuldu.
Leo James, sürücünün güvenliği hissettiği ölçüde risk almaya hazır olduğunu ifade etti.
Yani herhangi bir tehlikeden kurtulma şansınızın yüksek olduğunu fark ettiğimizde alacağımız riskler de büyüyecektir.
Araçların daha donanımlı hale geldiği bir koşulda hız konusundaki sınırlarımızı daha fazla zorlayacağımızı söyleyebiliriz.
İyimserlik Önyargısı Bu noktada ilişkili olabilecek şu kavramdan söz etmemiz gerekebilir.
İyimserlik Önyargısı Bu kavram kişinin olumsuz bir olayı kendisinin yaşamasına düşük bir ihtimalle inanması olarak tanımlanabilir.
Psikologların görüşüne göre sürücü tehlikenin ne kadar farkında olsa da yılların sürüş deneyimine güvenerek bir kaza yapacağına inanmayabilir.
Bu sebeple hızlı araç kullanmayı sürdürebilir.
Programa katılan başka bir dinleyicinin söyledikleri ise oldukça ilginçtir.
Dinleyici, Almanya'da her yerde hız limitleri olmadığını, bu yüzden de bazı sürücülerin hızını...
geçerken bazıları tarafından da geçildiğini söyler.
Amerika'daki hız limitlerinin tek tip olması sebebiyle sürücülerin düzenli bir şekilde heyecansız bir sürüş deneyimi yaşadığı ve bu yüzden ilerleme kaydettiğini hissetmediğini ifade eder.
Bazı dinleyicilerin ise trafikte hız yanma sebepleri daha farklıdır.
Trafiğin yoğun olduğu saatlerde kalabalığın hızını ayak uydurmak zorunda hissedip hızlanma ihtiyacı duyanlar da olmuştur.
Bilissel psikoloji hızlanma ihtiyacını frenleyebilir.
Yaklaşık 10 yıl önce Yeni Zelanda'nın Ankulund kentinde ufak bir mahallede şehrin diğer bölgelerine kıyasla çok daha fazla trafik kazaları gerçekleşiyordu.
Yetkililer bu sorunun önüne geçmek için Valkato Üniversitesi'nden trafik psikologları ile birlikte çalışmaya başladı.
Bölgeye basketbol sahası, park ve ortak alanlar ekleyerek bölgedeki hissiyatı değiştirdiler.
Çalışmaların tamamlanmasından yaklaşık 4 ay sonra yaşanan kazaların %30 azaldığı görüldü.
Sonuç Sonuç olarak hız tutkumuzun ardında bir dizi biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve kimyasal neden yattığı söylenebilir.
Bu faktörleri iyi anlamak ve hangi şartlar altında bunların nasıl değiştiğini tespit etmek hız kaynaklı trafik kazalarını ve ölümlerini azaltma konusunda doğru adımları atmamızı sağlayabilir.
Hız, direksiyonun arkasındaki kişiye kanatları varmış hissini veriyor olsa da sebep olduğu trafik kazaları dolayısıyla başkalarının özgürce uçabilmelerini sağlayan kanatlarını ellerinden zorla almadığından emin olmamız sağlıklı
bir toplum için en iyi.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
