Hang Son Doong Mağarası: Milyon Yıllık Bir Gizem ve Doğa Harikası!
17 Aralık 2020 · 8 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Altyazı M.K. Bir mağara düşünün.
İçinde kendine ait bir ekosistem, iklim ve yağmur ormanları mevcut.
Henüz bilimsel kayıtlara geçmeyen ve keşfedilmeyi bekleyen birçok hayvan ve bitki türü bulunmakta.
O kadar büyük ve geniş ki içine koskoca New York şehrini sığdırabilmektesiniz.
Sonu henüz bulunamadı ve bu durum birçok macera perest ve kaşrifi her yıl bu mağaraya sürüklemekte.
Bu mağara aslında bir mağara değil, mağaralar bütünü olarak geçiyor.
İçinde yeraltının derinliklerine doğru birbiriyle bağlanan onlarca küçük mağara mevcut.
Küçük dediğimize bakmayın, o mağaraların hepsi ortalama bir mağaranın boyutlarının kat ve kat üzerinde.
Bu mağara her anlamda gerçekten çok ilginç.
Keşfedilmesi, sonra ortadan kaybolup yıllar sonra tekrardan bulunması, mağaranın iç yapısı, içeride duyulan garip, korkutucu hava akımı sesleri ve dünyadaki diğer mağaralara göre çok farklı özellikleri bu
mağaranın zaten büyüklük olarak sıra dışı olması durumuna daha da sıra dışılık katmakta.
İşte karşınızda tüm sıra dışılığı ve gizemiyle Hansondong.
Hansondong mağarasının keşfi.
Mağaranın ilk keşfedilme hikayesi 1990 yılına dayanıyor.
Hukan adında Vietnamlı bir adam, Vietnam ormanlarının derinliklerinde bir mağaraya rastlıyor.
Mağaranın girişinden çıkan buhar benzeri bulutlar ve uzaktan duyulan nehir sesi adamın ilgisini çekiyor ama mağaranın girişinin büyüklüğünden korktuğu için içeri girmekten vazgeçiyor.
Yaklaşık 5 yıl sonra kendisini rehber ve hamal olarak işe alan mağara bilimci gezgin Howard Limbert ile otururken, Hukan, Howard Limbert'a 5 sene önce bulduğu mağaradan bahsediyor ve mağaranın girişini önündeki
kumlara çiziyor. Hu'nun mağaranın girişinde gördüğü bulgulardan bahsetmesi ve Howard'ın önüne çizdiği resim, Howard'ın mağara biliminde tanıdığı bütün işaret tanımlamalarına uyuyordu.
Bu ikilinin keşif macerasını başlattı.
Howard ve yanındaki mağara bilim ekibi Orta Vietnam'ın Phonia Ke Bang Ulusal Parkı'nda büyük bir mağara olduğunu biliyorlardı.
O civarda bulunan yerel bir nehir bir bölgede bir anda ortadan kayboluyor ve 10 kilometre ötede yeniden ortaya çıkıyordu.
Suyun bir yerden akması gerekiyordu.
Howard'ın ekibi şu soruyu sordu.
Bu akan su neredeydi?
Bir mağarayı araştırıp bulmanın en kolay yolu içinden geçen bir nehri takip etmektir.
Ancak uzun zaman önce nehrin kaybolduğu yer üzerine büyük kayalar çökmüştü.
Ekip mağarayı bulmak için tamı tamına üç sefer düzenledi.
Ama her sefer başarısızlıkla sonuçlandı.
Görevin başarısız olması Howard ve ekibini görevi iptal etmeye ve geri dönmeye zorladı.
Bunun üzerine Hukan tek başına mağarayı aramaya koyuldu ama şöyle bir sorun vardı.
Hu ne yazık ki yıllar önce bulduğu mağara girişinin yolunu hatırlamıyordu.
Yaklaşık bir hafta boyunca geldiği yolları işaretleye işaretleye ormanda dolaştı.
Ve sonunda Hu bir dağın kenarında 90 metre yukarı tırmanarak girişi buldu.
Bu keşiften sonra geldiği yolu ezberleyerek köyüne döndü.
Ama bu mutlu keşif haberini Howard ve ekibine anlatması biraz zaman alacaktı.
Yıllar sonra Howard 2009'da Vietnam'a geri döndüğünde Hu bir tercüman aracılığıyla iyi haberi Howard'a iletti.
Howard ve ekibinin geri kalanı çok mutlu oldular.
Bu haber üzerine hemen Hu'nun rehberliğinde mağaranın girişine doğru yola koyuldular.
Mağaraya yaklaştıkça girişteki rüzgar akımının çıkardığı ses karmaşası ve sis şeklindeki bulutların her yeri kaplaması çok net bir şekilde görülüp duyulmaya başlanıyordu.
Mağaranın girişindeki tüm ağaçlar ilginç bir şekilde 45 derecelik açıyla eğimli duruyordu.
O zamanlar haberleri yoktu ama önlerindeki giriş tüm dünyadaki en büyük ve karmaşık mağaralar ağını ortaya çıkaracaktı.
Han Song Dong mağarasının yapısı ve özellikleri Han Son Dong, diğer anlamıyla Dağ Nehir Mağarası, Orta Vietnam'da bir bölgede bulunuyor.
Mağaranın dış tarafında kalan yerler çok engebeli ve tehlikeli olduğu için mağara inmek zaman alıyor.
Ana tünel geçit bölümü 5 kilometreden uzun ve en büyük bölümleri ise 200 metre yüksekliğinde ve 150 metre genişliğinde.
Kırk katlı bir gökdelen veya bir şehir bloğu mağaranın içine sığabilir.
Son doğunun büyüklüğü iki faktöre bağlıdır.
İçinden geçen nehir ve üzerinde oturduğu fay hattı.
Onun dışında sıcaklık olarak ortalama 22 santigrat derecede sabit kalan mağara sıcaklığı mağaranın dibine doğru inildikçe azalmaktadır.
Mağaranın yaklaşık 2.3 milyon yaşında olduğu tahmin ediliyor.
Ama çevresindeki kireç taşının 400 milyon yaşında olduğu düşünülürse mağara nispeten daha genç kalıyor.
Mağara şekilsel olarak hiç düz bir yapıya sahip değil.
Karmaşık sistemlerle çevrili bu mağarada derinlere inildikçe şekil bozukluğunun daha da arttığı gözlemleniyor.
Bu mağarada aynı zamanda 350 milyon yıllık beyaz fosillerin karanlık kireç taşına göre ön planda olduğu fosil geçidi adıyla anılan bir yer de mevcut.
Hansondong o kadar büyük ki kendi hava durumu sistemine sahip erime ve çökme sonucu oluşan dolinler mağaraya gelen ışınların içeri girmesine izin vererek mağara içindeki bulutların oluşumunu sağlayan
nehir sularını ısıtır. Şu ana dek kimse mağaradaki dolinlerin tepesini görmedi.
Çünkü mağarayı oluşturan kireç taşı çok keskin ve tehlikeli.
Bu nedenle tırmanmayı çok zorlaştırıyor.
Hansondong'da öyle büyük bir dolin vardır ki güneş ışığını neredeyse tamamen mağaranın içine doldurarak harika manzaralar oluşmasını sağlayabilir.
Mağaranın derinliklerinde mağara çatısının son bulduğu bir noktada yer seviyesinin hemen hemen 200 metre altında büyüyen bir yağmur ormanı mevcuttur.
Çok tehlikeli bir inişe sahip olan ve etkileyici bir ekosistem yaratan bu yağmur ormanı gerçekten tam anlamıyla bir doğa harikasıdır.
Bu yağmur ormanına Eden Bahçesi de denmektedir.
Hayvanlar ve bitkiler bu ormanda gelişmektedir.
Ağaçlar 45 metreden fazla uzunluğa erişebilirken yılanlar, maymunlar ve en az bir kartal, baykuş o ağaçları yuva olarak kullanır.
O ormanda ilginç olan durum ise iki tür uçamayan kuş türüne ev sahipliği yapmasıdır.
O kuşların oraya nasıl geldiğine dair sorular şimdilik cevapsız kalmıştır.
Bunun dışında edam bahçesi, uçan tilkiler, nesli tükenmekte olan kaplanlar ve ender görülen langurlara da ev sahipliği yapmaktadır.
Mağarada balıklar, kırkayaklar, örümcekler ve yengeçler gibi toplam yeni 7 tür bulunmuştur.
Bu yeni keşfedilen türlerin hepsi beyaz renktedir.
Çünkü bu canlılar tamamen karanlıkta yaşadıklarından ortamlarına uyum sağlamak için renge ihtiyaç duymuyorlardı.
Bu karanlık ortamda bazı balıklar yarı saydam derilidir ve bazı böcekler evrimsel süreçte gözlerini yitirmiştir.
Yağmur mevsimlerinde mağaranın içinde 600 metre genişliğinde bir göl meydana gelir.
Haziran başında kaybolur.
Bu göl Vietnam Çin Seddi adıyla da anılan 300 metrelik dikey bir uçurumun yanında bulunuyor.
Ve bu gölün en yüksek seviyede olduğu dönemlerde yeraltı su tünelleriyle diğer mağaralara bağlandığı tahmin ediliyor.
Yakın bir zamanda dalgıçların yaptığı bir araştırmada ilk Dolin'in yakınlarındaki dar bir sualtı geçidinin yakındaki bir mağara olan Hangtun'a bağlandığı teyit edildi.
Bu araştırmaların devamı şüphesiz gelecek ama bildiğimiz bir şey var ki bu mağara sandığımızdan çok daha fazlasını içeriyor ve gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor.
Bu haliyle bile dünyanın en büyük mağarası konumunda olmaya devam edecektir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
