Hacamat İşlevsel ve Sağlıklı Bir Tedavi Yöntemi Midir?
6 Mayıs 2026 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Hacamat, işlevsel ve sağlıklı bir tedavi yöntemi midir?
İddia Hiç öyle tıbba falan gerek yok.
Hacemat delilikten cüzdama, gece körlüğünden baş ağrısına, diş hastalıklarından göz hastalıklarına, kanserden kısırlığa, mideden romatizmaya, bağırsaklara, böbreklere ve zehizal hastalıklara
kadar 70'den fazla hastalığın tek başına tedavisidir.
Gerçek mi? Gerçek ne?
Hacemat'ın bugüne kadar istikrarlı bir şekilde tedavi edebildiği herhangi bir hastalık tespit edilememiştir.
Olumlu etkiye sahip olduğu sanılan hastalıklarda plisepodan fazla bir etki gözlememiştir.
Hacemat'la ilgili söylenenler sadece şehir efsaneleri ve anekdotal anlatımlardır.
Bunların bilimsel hiçbir geçerliği olmadığı gibi Hacemat'ı geçerli bir tedavi yöntemi olarak sunmak için kullanılamazlar.
İddianın kökeni Hacematın işe yaradığı iddiası diğer sahte bilim uygulamalarında da olduğu gibi halk arasında yayılan hatalı inançların plasob etkisinden kaynaklanmaktadır.
Bilgiler Hacemat ya da kan kupalama tedavisi içerisindeki hava ısıtılmış ya da eminmiş kapların vücuda yerleştirilmesi sonucunda oluşan basınç farkından ötürü kanın kılcal damarların çatlamasıyla deriden
dışarı sızması yöntemiyle yapılan antik bir alternatif tıp yöntemidir.
Vücuda yerleştirilen bardak benzeri kaplar çeşitli bölgelerde 5-15 dakika boyunca bırakılır ve bu süre boyunca kişi söz konusu kapların içerisine doğru yavaşça kanar.
Bu kanama sayesinde bağ doku ve kaslar gibi yapıların iyileştiği iddia edilmektedir.
Kanamanın varlığına veya yokluğuna bağlı olarak kuru veya ıslak hacamat yöntemleri bulunmaktadır.
Hacamat, Arapçadaki el hacim yani emmek sözcüğünden türetilmiştir.
Her ne kadar din tüccarları tarafından dini bir uygulama gibi pazarlanmaya çalışılsa da söz konusu sahte tedavi yönteminin tarihi M.Ö.
3000'li yıllara kadar yani modern zamanlarda kabul gören dinlerin yaratılmasından çok daha önceye kadar girmektedir.
En güvenilir kanıtlar arasında Hacemat uygulamasının M.Ö.
1550 yılında Antik Mısır'da uygulanma dair bilgiler barındıran Ebers Papürüsleri bulunmaktadır.
Ayrıca Çin'de M.Ö.
1000'li yıllarda bile bu yöntemin uygulanma dair arkeolojik kanıtlar bulunmaktadır.
Antik Yunanlı Hipokrat'ın M.Ö.
400 yılında iç hastalıkları ve yapısal problemleri tedavi etmek için Hacemat yöntemine başvurduğu bilinmektedir.
İslam coğrafyasında ise Hacemat'ın tavsiyesine dair ilk izlere M.Ö.
7. yüzyılda İbni Abbas'a kadar gitmektedir.
Hacemat'a yönelik erken araştırmalar Hacimatın tıbbi faydaları olup olmadığı konusu, yöntemi ciddiye alıp da hakkında araştırma yapan bilim insanı sayısının oldukça az olmasının ötürü bir miktar muğlaktır.
Dahası, böyle bir metodun etkili olup olmadığını anlamakta kullanılan çifte kör testinin uygulanması da mümkün değildir.
Zira terapistin böyle bir konuda kör olarak araştırma yapması imkansızdır.
Ancak 2008 yılında Viyana Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü eski başkanı ve Ekster Üniversitesi tamamlayıcı tıp bölümü eski profesörlerinden olan akademik hekimi araştırmacı
Esther Sons'un kaleme aldığı Kandır Ya da Tedavi Et başlıklı kitapta anlatıldığı üzere Hacemat'ın herhangi bir tıbbi fayda sağladığına dair bugüne kadar ortaya konmuş hiçbir bilimsel araştırma bulunmamaktadır.
Kitapta, bugüne kadar yapılan konu ile ilgili tek kontrol deneyi sonucunda Hacemat'ın Arif acıda herhangi bir azalmaya neden olmadığının test edildiğini ilan etmektedir.
Amerikan Kanser Derneği, Hacemat'ın kanseri tedavi etmek bir yana dursun, herhangi bir sağlık faydası olduğuna dair hiçbir bilimsel veri olmadığını ilan etmiştir.
Dahası, söz konusu uygulamanın deride yanıkları neden olarak hastalıklara daha fazla zarar verebileceği konusunda halkı uyarmışlardır.
Hacemat savuncularının favori araştırması, Hacemat savuncularının bilimsel aranada kendilerine yer bulabilmek adına en sık kullandıkları kaynak, 2012 yılında yapılan ve Plosvan dergisinde Heejin Tasu, Shunli
ve Jianpig Liu tarafından yayınlanan Hacemat'ın verimliliğine dair güncellenmiş bir araştırma başlıklı makaledir.
Söz konusu makalede, Hacemat'ın birkaç tıbbi sorunu tedavi ettiğine dair bulgular ortaya konmuştur.
Her ne kadar Hacemat savunucuları bu veriye heyecanla sarılmış olsalar da, makalenin tümünü okumamış olmalarından kaynaklı bir sorun bulunmaktadır.
Araştırmacılar, bulgularının istisnasız her birinin çok yüksek miktarda istatistiki ön yargı riski taşıdığını, dolayısıyla nihai bir cevap bulmanın mümkün olmadığını makalelerinde belirtmişlerdir.
Bunun nedeni şu. Araştırmacılar pasif kontrol grubu denen bir grup kullanmak durumunda kalmaktadırlar.
Bu kişilere hiçbir tedavi uygulanmamaktadır.
Sahte bir kupalama girişimi bile yapılmamaktadır.
Ancak bu durumda hacamat yaptırılan kişilerin gerçekten hacamatın etkileri nedeniyle mi yoksa sadece plesopa etkisi dolayısıyla bileştikleri tespit edilememektedir.
Bu da hacamatın işlevselliğine yönelik istatistikleri kuşkuya düşürmektedir.
Öte yandan bilimsel araştırmaların olmazsa olmazı olan kör testi uygulanamamaktadır.
Kör teste denekler tedavi alıp almadıklarını bilmemelidirler.
Hacımatta kör test uygulanamaz.
Çünkü hastaya kupalama yapıp da tedavi almadığını söylemek mümkün değildir.
Dahası kupalama yapılan bireylerin fiziksel görümünde bariz değişimler oluşmaktadır.
Bu durumda bir grup deneyin kör olarak test edilmesi imkansız olmaktadır.
Bunun üstesinden gelmeye çalışan uzmanlar sahte tedavi denen bir yönteme başvurarak hacamatın işlevselerini teste tabi tutmaya çalışmışlardır.
Bu yöntemde kontrol grubu olan ve gerçek tedavi alamayacak olan hastalara da kupa bağlanmıştır.
Ancak bu kupaların tepesinde bir delik vardır ve gerçek anlamda hacamat uygulaması yapılamaz.
Yine de kişiler derilerinin çekildiğini ve tedavinin uygulandığını sanırlar.
Ne var ki böyle yapılan çalışmalarda sonuçsuz kalmıştır.
Çünkü 2015 yılında Almanya'da yapılan bir çalışmada sahte tedavi alan kişilerin...
Neredeyse her seferinde sahte tedavi aldıklarını fark ettikleri tespit edilmiştir.
Dolayısıyla kör test burada da işlevsiz kalmıştır.
Ayrıca yapılan bazı diğer araştırmalar, hacamatın çok zayıf ve obez insanlarda son derece riskli bir uygulama olduğunu göstermektedir.
Hacamatın olası yararları.
Bugüne kadar etkili bir şekilde hiç gösterilmemiş olsa da hacamat gibi kan akıtımı yöntemlerinin faydaları arasında olan tek unsur ağrıları azaltması olabilir.
Burada olan etki masaj yoluyla kas ağrılarının azaltılmasından çok farklı değildir.
Kupalanan kaslar masajda olduğu gibi sündürülüp gerdirildiği için kişide gevşemeye neden olabilir.
Yerel olarak kan akışının artmasının iltihaplanmaları iyi geldiğine dair ise herhangi bir mantıklı açıklama bulunmamaktadır.
Ve böyle bir ilişki bugüne kadar gösterilememiştir.
Mayo Klinik tamamlayıcı ve entegresif tıp programı direktörü Dr.
Brent Bauer şöyle diyor. Bence acımatın nasıl çalıştığını bilimi henüz çözülebilmiş değil.
Bu yöntem kısmen daha güvenli olduğu için egzersiz, beslenme, yaşam biçimi müdahaleleri gibi diğer kapsamlı tedavi yöntemler arasında uygulanabilir.
Eğer bu yöntem bana fayda sağlıyorsa, eğer acımı dindiriyorsa o zaman hastalara bir miktar tercih hakkı bırakmakta ve açık fikirli olmakta fayda var gibime geliyor.
Hacematın yan etkileri Her gerçek tedavi yönteminin olduğu gibi bu tarz bilimsel olmayan sözde tedavi yöntemlerinde yan etkileri bulunmaktadır.
Hacematın yan etkileri arasında baş dönmesi, halsizlik, terleme, mide bulantısı, Kupalanan bölgede açık yaraların oluşmasına bağlı bakteriyel enfeksiyonlar, deri yaralanmaları ve hematon bulunmaktadır.
Özellikle de hijyensiz bir şekilde yapılan hacamat işlemi sırasında hepatit ve HIV gibi hastalıklar hasta da oluşacak açık yaralarla bulaşabilir.
Güncel çalışmalar hacamatın işlevsiz olduğunu gösteriyor.
Hacemat ile ilgili günümüze kadar yapılmış en kapsamlı araştırma 2014 yılında yapılmıştır.
Bu araştırmada klinik uygulama yönergesi takip edilerek o tarihe kadar konuyla ilgili yapılmış sistematik inceleme ve meta analiz sonuçları değerlendirilmiştir.
Araştırmaya katılan toplamda 13 kuyudan sadece bir tanesi Hacemat'ın işlevsiz olabileceğini ileri sürerken 12 tanesi ya tamamen işlevsiz olduğu ya da herhangi bir şey belirtmek için yeterli veri bulunmadığı sonucuna varmıştır.
University College London'dan farmakoloji profesörü David Cullen şöyle söylemektedir.
Hacematın hiçbir mantığı bulunmamaktadır.
Kanamayla tedavi etmek 18.
yüzyılda yaygın olarak kullanılan bir yöntemdi.
Ta ki bu yöntemin zararlı olduğu test edilene kadar vücudunuza bir emek kabı koymak derinin sıkışmasına neden olur ve bu da kan akışını arttırır.
Ancak bunun herhangi bir hastalığı tedavi ettiğini düşünmek gülünçtür.
Bunun hiçbir geçerli yolu bulmamaktadır ve insanları kandırarak onların paralarını çalmak için uydurulmuş dahiyane yöntemlerden bir diğeridir.
Placebo, tedavi yöntemi demek değildir.
Aslında hacamat uygulama olarak işe yaramamaktadır.
Ancak bunun işe yaradığına fazlasıyla inanan insanlar tarafından bu tedaviye başvurulduğu için hiç tedavi olmamaya göre kısmen yüksek bir iyileşme oranı görülmesi olasıdır.
Lakin bir yöntemin tıbbi olarak geçerli bir tedavi yöntemi olabilmesi için sadece tedavi olmamaya nazaran daha yüksek iyileşme oranlarına sahip olması yeterli değildir.
Zira bunu herhangi bir plesa bu yöntem ile rahatlıkla başarabiliyoruz.
Bir metodun geçerli bir tıbbi tedavi yöntemi olması için o metodun plesobe tedavisinden de en azından istatistiki olarak dikkate değer bir miktarda daha etkili olması gerekmektedir.
Hacematın bu şekilde bir yöntemi olduğuna dair hiçbir güvenilir bilimsel veri bulunmamaktadır.
Dolayısıyla Hacematın işlevsel bir tıbbi tedavi yöntemi olduğunu düşünmek tamamen hataldır.
Prof. Dr. Edzirs Ernst şöyle söylemektedir.
Hacematın herhangi bir hastalığı tedavi etine dair hiçbir iyi kanıt bulunmamaktadır.
Tabi ünlerin dikkat çekme merakını tatmin etmekten başka.
Anekdotal anlatımlar kanıt değildir.
Bu tip konulardaki en yaygın itiraz, ama ben yaptırdım, harika çalıştı, her türlü şikayetim geçti şeklindeki iddialardır.
Hatta internetin bu tarz görgü şahitine dayalı sesleri katlayarak arttırması sayesinde bu iddialar kolaylıkla destekçi de bulabilir.
Ancak bir şeyi denediğinizde sizin için çalışmış olması, o şeyin gerçekten çalıştığı anlamına gelmemektedir.
Bilim, bir kere çalıştıysa kesinlikle çalışıyordur şeklinde bir yaklaşıma sahip değildir.
keza görgü şahitliği bilimsel kanıt seviyesinin en düşük seviyeli olanıdır.
Ben gördüm ya da ben de çalıştı demenin neredeyse hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur.
Evet sizde çalışmıştır.
Belki plasobe etkisinden ötürü, belki henüz keşfedilmeyen bir faydası olduğundan ötürü.
Ancak her iki durumda da kulak vermemiz gereken, kontrollü bir şekilde yapılmış ve çok sayıda deneyi, denemeyi içeren çalışmaların sonuçlarıdır.
Çünkü bu çalışmalara katılan insanların %90'ında bu işe yaramamış olabilir.
Ancak o %10'luk dilim halen vardır.
Bu %10 çeşitli diğer sebeplerle de iyileşiyor olabilir ve siz o diğer sebeplere sahip kişilerden biri olabilirsiniz.
Bu demek değil ki hacamat çalışmaktadır veya normal bir tıbbi prosedür olarak tavsiye edilmelidir.
Önemli olan %90'da çalışmıyor olmasıdır.
Dahası plasobi etkisi gibi etkileri görmezden gelecek olursanız istatistiki ön yargılar dolayısıyla çok hızlı bir şekilde tamamen hatalı sonuçlara ulaşabilirsiniz.
Bilim insanları kör bir şekilde bu tarz alternatif tedavi yöntemlerini reddetmemektedirler.
Alanda yeni araştırmalar yapıldıkça bilim de görüşlerini günceller ve gerçeğe en yakın görüşü doğru kabul eder.
Eğer bir gün Hacımat'ın müthiş işlevsel olduğunu keşfedecek olsak bile şu anki veriler ve bilgiler ışığında tamamen işlevsel olduğunu söylemek durumundayız.
Çünkü akademik çalışmalar bunu gösteriyor.
Yanlış bir tıbbi tavsiyenin kişilerin hayatlarını karartabileceğini asla unutmayınız.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
