Geri Evrim (Tersine Evrim, Devolusyon): Evrimsel Sürecin Atasal Formlara U-Dönüşü!
5 Şubat 2022 · 7 dk
PlatformlardaSpotify
Transkript
Altyazı M.K.
Evrimsel biyolojiyle ilgili en sık duyduğumuz esprilerden birisi maymundan mı geldik bilmiyorum ama maymuna gittiğimiz doğru lafıdır.
Çok tekrar edildiği için komedi değerini yitirmiş olan bu cümle bilimde en gereksiz gibi gözüken şeylerin bile arkasından ilginç şeyler çıkabileceğini göstermektedir.
Gerçekten de geri evrim kavramı evrimsel biyolojinin oldukça tartışmalı ama bir o kadar da ilgi çekici alanlarından birisidir.
Geri evrim denince aklınıza insan gibi bir canlının maymun gibi daha atasal bir forma evrimleşmesi gelmemelidir.
Benzer şekilde son derece lakayık bir tavırla belirli fiziksel özelliklere sahip kişilerin bakın bu adam bildiğiniz maymun tarzı yaklaşımlar da geri evrim ile ilgili değildir.
Keza bir canlının örneğin karasal bir canlının bir kasetin geri sarılmasında görebileceği gibi kolları bacakları kısılarak yok olması gibi de düşünülmemelidir.
Evrinde bu şekilde zamanın geri sarılması gibi bir olay söz konusu değildir.
Böyle bir evrimsel değişim asla gözlemlenmemişti.
Bunun olabileceğine dair herhangi bir veri bulunmamaktadır.
Ve elimizde böyle bir evrimi gösteren tek bir örnek dahi bulunmamaktadır.
Ancak bir canlının bütün özellikleri bakımından değil de spesifik bir veya birkaç özelliği düzeyinde bakıldığında atalardan torunlara evrimleştiğini bildiğimiz bazı özelliklerin tekrardan atasal formlara evrimleşebildiklerini
görmek mümkündür. Örneğin kurbağaların neredeyse tamamı milyonlarca yıl içerisinde üst çenelerindeki dişleri yitirmiştir.
Ancak günümüzde tespit edilen yeni kurbağa türlerinde bu atasal dişlerin yeniden evrimleştiği görülmektedir.
Bu geri evrimin en tipik örneklerinden birisidir.
Geri evrim sürecini zamanın geriye sarılması olarak hayal etmek hatalıdır.
Yani örneğin kıllarını nesiller içerisinde yitirmiş bir türün birebir aynı şekilde kıllarını geri kazandığını hayal etmek sizi yanlış yönlendirebilir.
Geri evrimde olan teybin geri sarılması değildir.
Evrimin oku zamanın okuyla aynı yöndedir.
Her zaman ileriye doğru akar.
Çünkü evrim tanımı gereği popülasyonların zaman içerisindeki genetik dağılımlarının değişmesidir.
tanım içerisinde geçen zaman içerisinde kalıbı evrimin zamanda ileriye doğru olmasını zorunlu kılmaktadır.
Dolayısıyla evrimsel bir değişimin analizi de zamanın daima ileriye aktığı gerçeğini unutulmaksızın yapılmalıdır.
Bu durumda karşımıza çıkan vaziyet aslında oldukça anlaşılırdır.
Doğada kimi zaman bazı çevresel şartlar eskiden oldukları konuma dönebilirler.
Örneğin buzullar altında kalan bir coğrafya tekrardan eskiden olduğu gibi yeşillenebilir.
Çevreyi sadece iklim açısından düşünmek de şart değildir.
Örneğin bir avcı belirli bir coğrafyada yok olduktan sonra göçler dolayısıyla yeniden ortaya çıkabilir.
Bu değişimler milyonlarca yıla yayılmış süreçler olabilir.
İşte bu durumda değişen ortam şartlarına uyum sağlayan canlılar ortam şartlarının eskisine dönmesiyle Bu tür bir evrimde en sık düşülen hatalardan birisi bu tür bir geri
evrimin topyekun olacağının sanırsıdır.
Yani bir X türü Y türüne evrimleştikten sonra çevre şartlarının eski haline dönmesiyle tekrardan ve birebir X türüne evrimleşeceği düşünülmektedir.
Bu büyük bir hatadır. Çünkü evrim aşırı fazla sayıda değişkenden tetiklenen çok bilinmeyenli karmaşık bir denklemdir.
Bu denklemde Bütün parametrelerin birebir eskiye dönmesi pratik olarak imkansızdır.
Bu istatiki imkansızlığa Dolla yasası denmektedir.
Ancak bazı parametreler bazı değişkenlerin atasal formların adapte olduğu hale dönmesi sonucunda eski hallerini alabilirler.
İşte bu geri evrimdir. Geri evrimin bir diğer örneği ev tozu akarları olarak bilinen canlılarda görmekteyiz.
Michigan Üniversitesi'nden araştırmacılar çok geniş kapsamlı DNA dizileme yöntemlerini kullanarak pisoroptit ailesine ait ev tuzu akarlarının detaylı filogenetik geçmişini ortaya çıkardılar.
Son derece parazitik yaşayan bu özelleşmiş akarların evrim geçirerek yeniden özgür ve parazitik olmayan akarlara benzer biçimde değiştikleri ortaya çıkarıldı.
Araştırmacılardan Dr.
Klimov konuyla ilgili şunları söyledi.
Parazitler konaklarını sömürmek için nesiller içerisinde olsa da çok hızlı bir evrim sürecinden geçebilmektedirler ve bu sayede son derece karmaşık özellikler geliştirebilmektedirler.
Aynı evrimi bu özelliklerini yitirerek konaklarından ayrılmak için de geçirebilirler.
Konakların hem yaşam alanı hem de besin sağladığı ortamlarda bu parazitler birçok genlerini ya tamamen yitirirler ya da bu genler işlevsiz hale gelirler.
Çünkü bu genlere artık ihtiyaç yoktur ve bu genlerin sağladıkları özellikler konaktan sömürülerek elde edilebilir.
Birçok araştırmacı böylesine özelleşmiş bir biçimde evrimleşen niteliklerin geri döndürülemez olduğunu düşünmekteydi.
geri evrim olarak bilinen bir değişim döneminin mümkün olduğunu gösteriyor.
Bu oldukça mantıklı çünkü evrim en nihayetinde bulunan ortama adapte olma, uyum sağlama mekanizmaları bütünüdür.
İnsanların sandığının aksine evrimin amacı canları daha kusursuz, daha mükemmel, daha estetik yapmak değildir.
Evrimin yapabildiği tek şey içinde bulunduğu ortamda hayatta kalabilen ve üreyebilen canlı popülasyonları yaratmaktır.
Hepsi bu. Geri evrim sayesinde evrimin sürekli olarak ileri ve yeni, daha gelişmiş özelliklere doğru olmadığı, çevresel etmenlere en uyumlu olacak nitelikler hangileri ise onların evrimleştiği ve gerekirse
eski özelliklerin yeniden evrimleşebileceğini bir kere daha anlamış oluyoruz.
Ha bu arada insanlık olarak maymuna gittiğimiz yok.
Çünkü sitemizdeki yazılarımızda detaylıca anlattığımız gibi insan zaten bir maymun türüdür.
Henüz içerisinden çıkmış olmadığımız bir canlı grubuna evrimleşmemiz mümkün değildir.
İnsan türünün kötülüklerine işaret etmek için son derece masum olan şempanzeleri, gorilleri ve diğer hayvanları kastederek maymun lafını kötü bir anlamda kullanmak, daha insanlık olarak bilişsel kapasitemizi saygın
bir seviyeye çıkarmak için kat etmemiz gereken yolun çokluğunu bizlere göstermektedir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
